‘Askıda ekmek’… Sessizliğin çığlığı

2

Bu, politik bir yazı değil.

Sizlerin de benim gibi artık siyasetle ilgili yazılardan sıkıldığınızı tahmin ediyorum çünkü.

Gazetemiz Ocak Medya’yı daha da geliştirmek ve görünür kılmak için yoğun çalışma içindeyiz.

Görüşmeler yapıyorum.

Bu görüşmelerin birisinde Almanya ile Türkiye arasındaki habercilik anlayışı konusu geçti. Türkiye’deki hızlı gündem değişimlerinden bahseden dostuma, ‘son dakika’larla toplumun sürekli olarak abartılı uyarıldığını söylediğimde, bana şu cümleyi kullandı: ‘Toplum olarak büyük bir anormalliğin ve stresin içindeyiz, herkes gergin’.

Toplumların sağlığı, bireylerin sağlığıyla çok ilintili.

Bireyler sağlık ve normal düşünüyorlarsa, toplumlar da aynı orantıda sağlıklı ve normal olurlar.

Toplumun gergin olması, toplumu oluşturan bireylerin topyekün gergin olması sonucunu da ortaya çıkarıyor.

Bireyler gergin mi?

Bu sorunun objektif ve samimi cevabını bulmak zor, hele ki Türkiye gibi bir ülkede.

Hepimiz birbirimizi çok iyi tanıyoruz, bu yüzden rol yapmamıza gerek yok diye düşünüyorum.

Görünüşe önem verdiğimiz kadar, içeriğe yani öze önem vermiyoruz.

O yüzden şu cümle meşhur olmamış mıdır zaten: ‘Kol kırılır, yen içinde kalır’.

Bu atasözünün olumlu olduğunu söyleyenler çıkacaktır. Ancak problemler konuşulmadığında toplumsal bazda yalancılık hali oluşuyor ve bu, bir süre sonra toplumun kodlarına işlenen bir özelliğe dönüşüyor.

Bireysel yalancılık, toplumsal yalancılığı tetikliyor desem sanırım yanlış olmaz.

‘Askıda Ekmek’ projesi de böylesi bir durum gibi geliyor bana.

Ekonomik sıkıntılar yüzünden vatandaş bir valiye şunu söyleyebiliyor: ‘Gebermek istiyorum….’

Toplumun geldiği noktanın resmi…

Ne kadar farklı yorumlar yaparsak yapalım, mikrofon uzatılan vatandaşlarımız ne kadar uç örneklerle durumu iyi göstermeye çalışırlarsa çalışsınlar, görünen bir gerçek var ki; ekonomi kötüyse, düşünce ve normal zihin faaliyetinden bahsetmek güç.

Şevki Yılmaz’ı tanırsınız.

Almanya’dan ülkeye dönmeden önceydi.

Görüştüğümüzde sürekli vurguladığı konu ekonomiydi.

Asıl ve tek görevimiz ekonomiyi düzeltmek demişti.

‘Ekonomi düzelince her şey düzelir’ cümlesi hala kulaklarımda.

Bilmiyorum şimdi neler düşünüyordur…

Toplumun bir kesimi uzun süredir sessiz.

Olumsuzlukları dillendirmemek için sessizler.

Ekonomik sorunları konuşmamak için sessizler.

İktidara toz kondurmamak için sessizler.

Fakat ‘askıda ekmek’ projesi, biriken sessizliğin çığlığı olarak sokakları inletiyor.

Eleştirmek ya da eksik bulmak için değil, insanlarımızın refah ve mutluluğu ve ayrıca rahat yaşayabilmeleri için lütfen biraz duyarlı olalım.

Sizler yüksek ücretler alarak rahat bir şekilde yaşıyor olabilirsiniz.

Koltuk ısıtmalı ya da soğuk üfürmeli deri koltuklu lüks araçlarda zaman geçiriyor da olabilirsiniz.

Ama insanımız zor durumda…

Ekonomik zorluk kader değildir.

İnsanlarımızın ekonomik sıkıntıları da aynı şekilde.

Mutlaka bir çözümü vardır.

Ama bu ‘askıda ekmek’ projesi olmamalı…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

2 YORUMLAR

  1. Bu toplumda “ekmek” dedinmi akan sular durur.
    Ekmek ev dir ailedir eştir çocuklardır ana baba kardeştir, hatta siyasilerimiz sayesinde son keşfimiz: komsudur, aç açıkta kalan kimsesiz sahipsiz tüm diğer canlılardır.
    O kadar çok severiz ki, yiyecegimizden fazlasını alır, hergün apartmanın grisindeki demirlere poşetlere koyar sergiye çıkarırız gösteririz herkese.
    (Ben her defasında halk ekmekten 5 tane alıyorum çünkü gücüm ona ytiyor, fakirlere verecek kısmı kalmıyor bende. Zaten benim değil devletin işidir sosyal yardımları yönetmek)
    Eskiden ortadirektik kendi yağımızda kavruluyorduk. Tiyatromuza, camimize, hatta AVM ye bile gidebiyorduk. Simdi piramidin diplerine doğru hızla yolaldığımız ayan beyan görülüyor. İşin üzücü kısmı, piramidin tepesinde görünen güneş te güneş değil artık, kurşun kalemle çizilmiş AY resmi imiş.
    Lakin, çocuk isten çıkarıldı, diğer çocuk okul, kaldık emekli maaş ına.
    Birinden gidip ekmek isteme kültürü bizde olmaz, Aç kalırırız yine durumumuzu belli etmeyiz. Arada belediyeler eliyle tanzim satış magazalarında bazı ekonomik ürünler temin edilir. Hem enflasyonun yükselmesini önler, hem de halkı kısa bir süre rahatlatır.
    Biz nasıl davranmamız gerektiğinin eğitimini almadık, lakin yönetenlerimizin psikolok eğitiminden, davranış bilimlerinin öğretiminden geçmesini isteriz.
    Benim vergimle ve oyumla ülkem ve insanımı yönetmesi için tayin ettiğim kişilerin en üst seviyede de eğitimli, bilgili, donanımlı, kültürlü ve üstün ahlaklı meziyetlere sahip olması benim gururum olur.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here