Aşkın Doğası

0

Aşk doğadan ilham alır, bizler ise aşktan.

Hangimiz bir denizin manzarasına aşkla bakmadık?

Yahut bir yeşillik karşısında büyülenmedik?

Aşk bize nimetlerini sunarken kayıtsız kalmadık. İnsanların doğası aşk ile başladı. Bir elma ağacına temasla başlar birçok yaradılış hikayesi. Dünya düzeninin geçtiği son düzene bakarsak, yaşanan toplum erozyonu ile artık elma ağacında suç buluyor gibi doğanın katliamına mâni olmak yerine, doğa ile savaşı teşvik ediyoruz.

Cennettin kapılarından kovulan Âdem ile Havva’nın suçlusu bir elma ağacı mıdır?

Yoksa aç gözlülük müdür?

Cevabı hepimiz biliyoruz. O halde bu ağaçlara ve doğaya düşmanlık nedir?

Doğa bizim cennetimiz oldu asırlardır lakin şu an yine bir aç gözlülük ile doğayı talan etmeye çalışıyoruz.

İstanbul Beykoz’da 1,8 milyon metrekarelik özel orman alanına imar izni verilerek, 14 bin 916 adet ağacın yok edilmesine de izin verildi. Bu hırsın, bu aç gözlülüğün karşılığı bize çok ağır bedeller ödetecek farkında değil miyiz?

Geçtiğimiz yaz aylarında, Türkiye ve diğer ülkelerin çoğunda meydana gelen toplu orman yangılarının bir sonucu olmayacak mı sanıyoruz?

Kıtlıkların ve kuraklığın ekonomilerden daha önemli olduğunu ne zaman fark edeceğiz? Elinizdeki altın ya da paranın bir yudum temiz su için bir önem arz etmeyeceği günler çok uzak görülüyor belki sizlere. İnanın çok uzak değil, fosil su kaynakları tükenmeye başladı. Birçok köylünün sondaj su kaynakları kurumaya başladı. Nehirler kuruyor ya da kirliliği ile faydadan çok zehir saçıyor. Bunların temelinde yine aç gözlülük ve hırs var. Daha çok kazanma hırsını terk etmedikçe hiçbir nehir ve doğal alanımız temiz kalmayacaktır.

Bu kısır döngünün yine temelinde aşk vardır. Nasıl ki insanlığın cennetten kovulmasının arkasında aç gözlülük ve buna bağlı aşk varsa, bu tüketim çılgınlığının temelinde yine aşk vardır. Nasıl mı? Aşkı öylesine basite aldık ki toplum olarak, aşkı hissiz yaşayarak tatmine dayalı bir alışveriş gibi görüyoruz. Bunun da sonucunda kırık kalpler ve mutsuz insanlar ordusu yarattık. Bu mutsuz insanlar, kapitalizm dayatması ile sadece alışveriş yaparak mutlu olmaya endekslendiler. İnternet alışverişini o kadar yaygınlaştırdık ki, en kötü anında sosyal medya hesaplarında dolaşırken insanlar, o reklamlar ile alışveriş yaparak tatmin olma duygularını tamamladıklarını sanıyorlar.

Aşkın da tanımlarını öyle yerle bir ettik ki, sadece tüketmeye dayalı ilişkiler ağı kurduk. Kafelerde, alışveriş merkezlerinde buluşmalar, tatiller ve özel günlerin kıskacında kalmış ilişki ağları ile doğanın da kalbinin kırıldığının farkında mıyız? Unutmayın, doğanın kalbi vardır. Eğer onun kalbi kırılırsa bizi asla affetmez.

Bu insanların çoğu bir sevgili ile sadece doğada yürüyüş yapmanın, pikniğe gitmenin, birlikte üretebilmenin hazzını bilmiyorlar. Bir dikili ağacı olmadan, ağaçların doğasını anlamadan, bir ağacın ne kadar yüce emekler gerektirdiğini bilmeden yaşanan ilişkiler maalesef mevsimlik bir papatya kadar oluyorlar.

Birlikte kök salınabilecek ilişkiler ağı için doğanın kalbine yolculuğa çıkmalısınız. En azından bir fidan sahiplenerek, onu toprağa kavuşturma mevsimine kadar balkonunuzda büyütebilirsiniz. Onunla duygusal bir bağ kurduktan sonra bakın bakalım hayatınızdaki değişime. Kendiniz için en kısa zamanda bir fidan sahiplenin ve onunla birlikte büyümeyi ve yeşermeyi deneyin.

Farkında değiliz ama Âdem ile Havva için gidebilecekleri bir dünya vardı. Fakat bizlerin artık gidebilecekleri bir gezegen yok. Ne kadarda araştırmalar yapılıyor olsa da ufukta görünen bir kara hala yok. Bizler ya dünyamıza sahip çıkacağız ya da onunla birlikte yok olacağız.

Haydi tam mevsimi, etrafınızda bir incir ağacı varsa, sonbaharla birlikte incir ağaçları yapraklarını döker dökmez, bir bahçe makası ile uç dallarından birkaçını budayarak yanınıza alın, sonrasında hazırlayacağınız toprak dolu saksılara, kestiğiniz yerden beyaz halkaların olmayacağı açık yeşil alana kadar kesin ve sonrasında toprağa saplayın, can suyunu verin ve bahara kadar ara ara sulayın. Belki şanslı olursanız çoğu ya da tamamı baharda yapraklanacak ve sizin de bir fidanınız olacak. Sonrası size kalmış, isterseniz 2 yıl balkonunuzda ya da uygun gördüğünüz bir zaman sonra toprakla buluşturabilir yahut dostlarınıza hediye edebilirsiniz.

Bir fidanda siz sahiplenin, doğanızı koruyun.

Selamlarımla

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here