Babacan: Parti kapatmalara prensip olarak karşıyız

0

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Twitch platformunda Ahmet Sonuç’un (Jahrein) konuğu oldu. Gençlerin teknoloji ile iç içe yetişmesini istediklerini dile getiren Babacan, şunları söyledi:

“Üniversiteleri hayat boyu öğrenim merkezleri haline getireceğiz. YÖK’ü kapatacağız. Meslek değiştirmek de çok önemli. Dünya çok hızlı değişiyor, ömür uzuyor. 18 yaşında gencin seçtiği mesleğe belki 10-15 sene sonra gerek olmayacak. Üniversitelerimizde programlarda yenisini öğrenecek.

Türkiye’de işler düzeldiği anda, ekonomi büyümeye başladığında beyin göçü dönecek. Bu canlılığı, bu güzelliği başka ülkede bulmak mümkün değil. 100’den fazla ülkeye gittim. Çalıştım, okudum. Türkiye’den 3 saatlik uçuş haritası çizin, dünyanın üçte biri yaşıyor. Türkiye çok kültürlü bir ülke. Şu andaki yönetim ayrıştırıp kutuplaştırmasa bir arada yaşama iradesi çok yüksek. Bu iktidar sonsuza kadar devam etmeyecek. Bir sonraki seçimde değişecek.

Uluslararası yatırımcılarla buluşmalarımız oluyor. Geçen ay bir toplantı istediler 170 fon yöneticisi katıldı. Dünyanın en büyük fonu 4,5 trilyon dolar yönetiyor, Türkiye ekonomisinin 8 misli fon yönetiyor. O da vardı. Dünyada parayı yönetenlerin çoğu vardı. Küçük bir ışık görseler oluk oluk para gelecek. Türkiye için finansman sorunu yok 

İHALELERİN YARGI DENETİMİNİN YAPILMASI GEREKİYOR

Yap işlet devret, kamu özel ortaklığıyla yeni bir perspektif getirdik. İlk başlattığımız dönemde pek çok ülkede taklit edilen modeldi. Uygulamasında sorun çıktı. Model doğru. Projeler pahalıya mâl oldu. Garanti rakamları niye yüksek? İhale sonucunda ortaya çıkan rakamlar. Açık, şeffaf, geniş katılımlı yapmazsanız pahalıya mâl olur. Ekonomi Bakanı’na bağlı olan kurumlar Merkez Bankası’dır, Hazine’dir. Harcamacı, yatırımcı 20 bakanlık var. İhaleleri kendileri yapıyor. Bunların hepsinin idari ve yargı denetiminin yapılması gerekiyor, muhasebesinin ortaya çıkması gerekiyor. Ülkeyi yıllarca yük altında bırakacak projeler var.

Parti kapatmalara prensip olarak karşıyız. Şahısların suçu varsa bunun bağımsız ve tarafsız yargı tarafından ele alınması lazım. HDP konusunda yargı süreci var. Hükûmetin siyasi içerikli her yargı sürecinin üstünde etkisi var. Terör örgütüyle kapsamlı bir mücadele verilmeli. Sadece silahlı mücadeleyle olmaz. Örgüt Suriye, Irak, İran ve Türkiye’de var. Türkiye içindeki örgüt elemanlarıyla uğraşırsınız. Çözüm için bölge ülkeleriyle beraber çalışarak örgütü yalnızlaştırmak gerekir.

Yargı hükümetin etkisi altında çalışıyor. Siyasi içerikli davalar nokta atış talimatıyla yürüyor. Yargı hükümetten bağımsız olacak. Tarafsız çalışması da önemli. FETÖ gibi örgütler ya da başka gruplar yargıyı etki altında tutuyorsa bu da yanlış. Çok ciddi bir yargı reformu gerekiyor. Hakim ve savcıların eğitim programından geçirilmesi, performans sisteminin kurulması gerekiyor. Aldığı 100 kararın 95’i üst mahkemede bozuluyorsa çağırıp konuşmak gerekir.

GEZİ’DE BAKANLAR BİR TARAFTA, BAŞBAKAN BAŞKA BİR TARAFTAYDI

Gezi olaylarıyla alakalı o gün bakan olup en ileri ifadeleri kullanan benim. ‘Bunu anlamak, empati kurmak lazım, gençleri dinlememiz lazım’. Gezi olayları bir dönüm noktasıdır. Daha önce bakanlar kurulunda konuları konuşurken bakanların önemli bir kısmı ağırlık koyduğunda, başbakan ‘şunu yapıyorum’ diyemezdi. Bakanların tamamı bir tarafta durdu, başbakan başka bir tarafta oldu. En açık ifadeleri kamuoyunda ben kullandım. Gezi olaylarından sonra dikiş tutmadı.

Gezi olduğunda yurtdışı toplantılarından birisinde ‘Ne oluyor, demokrasi diyordunuz, Türkiye farklı bir yere mi gidiyor’ dediler. ‘AK Parti’nin kurucusuyum; baskıya, yasaklara, yoksulluğa, yolsuzluğa isyan olarak çıkmış siyasi partiyiz. Böyle bir partinin kurulu düzenin kendisi haline gelip başka toplum kesimlerine baskı yapması olamaz’ diye anlatmaya çalışıyordum. Ama süre çok uzayınca olabiliyormuş. Baskıya, yasaklara karşı ortaya çıkan bir hareketin bir kişinin elinde topladığı yetkiyle baskı ve yasak uygulayan rejim haline dönmesine çok üzülüyorum.

BOĞAZİÇİ’NDE OKUYAN İKİ KURUCUMUZ EYLEMCİLER ARASINDAYDI

Sokak hareketleri, şiddet, zarar vermek doğru değil. Boğaziçi’nde okuyan iki kurucumuz eylemciler arasındaydı. ‘Bu hareketiniz bir üniversite öğrenci hareketi olarak çok kıymetli. Sakın parti işine döndürmeyin. Biz gittiğimiz anda siyasallaştırırız, doğal protestoyu değersiz hale getiririz’ dedik. Sağınızda solunuzda hep öğrenciler olsun, dedik.

Ülkenin hukuk ve ekonomisinin gelişmesinde başarılı olan ekibimiz aynı şekilde DEVA Partisi çatısı altında. Gençlerle de sürekli genişliyor. İki tür siyaset var; umut siyaseti ve korku siyaseti. Hükûmet şu an insanları etrafında ancak korkutarak tutabiliyor.”

Her bir vatandaşımızın kendi yaşam tarzını olduğu gibi kabul ediyoruz. Devletin görevinin yaşam tarzına asla müdahale etmemesi olduğunu düşünüyoruz. Ailenin korunması ve güçlendirilmesiyle ilgili anayasa maddemiz var, onu da önemsiyoruz. Bizim partimizin programı özgürlükle başlar. Ülkemizin bir numaralı ihtiyacı özgürlük.

Eğitimi herhangi bir ideolojinin bastırıldığı alan olmaktan çıkarmak gerekiyor. Eğitimin en ileri olduğu ülkeler Singapur ve Finlandiya. İkisinin de başarısının sırrı öğretmen faktörü. Meslek içi eğitimle destekliyor, performans ölçüyor, öğretmenliği saygın meslek yapmak için özel politikalar izliyor. Fırsat eşitsizliği de giderilmeli. Maddi durumu iyi olanla zayıf olan arasındaki fark hiçbir zaman böyle olmamıştı. Yine hayat boyu öğrenimi parti programımıza yazdık. Eğitimi 3 yaşından başlatmak, dil eğitimine anasınıfında başlatmak gerekiyor. Sosyal, psikolojik gelişimin de ilerletilmesi gerek. Üniversite sınavları yılda birkaç defa yapılmalı.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here