Babacan: Rant gözlüğüyle baktığınız Kanal İstanbul projesindeki inadınızdan vazgeçin

0

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde yaptığı açıklamada Marmara Denizi’ndeki deniz salyası sorununa dikkati çekti. Babacan, şunları söyledi:

“Ülkemizin iç denizi olan Marmara, aylardır müsilaj, yani diğer adıyla ‘deniz salyası’ artışıyla alarm sinyalleri veriyor. Görüntüler içler acısı. Onlarca senedir, evsel atık sularının ve sanayi atik sularının hiç arıtılmadan veya yetersiz arıtmayla denize boşaltılması sebebiyle Marmara Denizi hızla kirleniyor. Öte yandan da iklim değişikliğinin ve küresel ısınmanın, hem bugünlerimize hem de yarınlarımıza yönelik tehdidine karşı ise hükümet kayda değer hiçbir tedbir almıyor. Denizimizin hunharca ve sorumsuzca çölleşme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu maalesef üzülerek görüyoruz.

Konunun uzmanları uyarıyor: Şu an Marmara Denizi’nin altında, dibinde, bir ölü tabaka oluşmaya başlamış durumda. Derinlerde yaşayan balıklar ve diğer pek çok canlı türü ölüyor, yok oluyor. Eğer derhal önlem alınmazsa, Marmara Denizi’nin ekosistemi geri dönülemez bir zarar görecek. Balıkçılık ve turizm sektörleri ise büyük bir risk altında.”

İktidara acil önlem çağrısı yapan Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmara Denizi’ne sahipsiz çöplük muamelesi yapmaktan vazgeçin. Bu ülkenin doğal kaynaklarına saygı duyun, doğaya saygı duyun. Atık yönetimini yeniden yapılandırın. Sanayi tesislerinin ve belediyelerin tam arıtma yöntemine geçmesini sağlayın. Marmara Denizi’ne dökülen atık suların tamamını, ileri biyolojik arıtmadan geçmesini zorunlu hale getirin. Bu hedef doğrultusunda gerekli tüm eğitimi ve desteği ilgili kuruluşlara sağlayın. Atık su arıtma tesislerinde kullanılan teknolojinin geliştirilmesi için yatırım yapın. Kirletici tesislerin tarafsız ve sıkı denetimi sağlayarak, kurallara uymayanlara cezai yaptırımları tavizsiz bir biçimde uygulayın. Bir çalıştay yapacaksanız yapın. Ancak Marmara Denizi bu hale geldikten sonra çalıştay için çok geç değil mi? 

Tamamen rant gözlüğüyle baktığınız Kanal İstanbul projesindeki inadınızdan da artık vazgeçin. Bilim insanları endişelerini sürekli dillendiriyorlar. Feryat ediyorlar. Madem çalıştaylar yapmaya başlıyorsunuz, madem iş işten geçtikten sonra Marmara Denizi bu hale düştükten sonra, zarar olduktan sonra çalıştay yapmaya başlıyorsunuz, diyorum ki bir çalıştay da Kanal İstanbul için yapın. Ama sadece yandaşları davet etmeyin. İlgili tüm kurumları, muhalefet partilerini, akademisyenleri ve meslek odalarını da toplayın. İstanbul hepimizin. İstanbul sadece bir kişinin duygularıyla, dürtüleriyle yönetilen bir şehir olamaz ki. Akılla hareket edin, bilimin ışığında karar verin. Rant dürtülerinin esiri olmayın. Gelin, yol yakınken durun.

Doğaya sadece rant gözlükleriyle bakan bu zihniyet, ‘İstanbul’a ihanet ettiğini’ itiraf edenlerin zihniyetidir. Bu zihniyet ihaneti itiraf eden, ama hâlâ inadından vazgeçmeyen bir zihniyettir. Her ne kadar bugünkü iktidar önemsiz gibi göstermeye çalışsa da, iklim krizi maalesef hemen yanı başımızda. Ülke çapında bütüncül bir deniz, göl ve akarsu eylem planı hazırlanması için biz buradayız.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here