Babacan: Şu anda devletin kriz masasını yönetenler krizin tam kendisidir

0

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin 3. İl Başkanları Toplantısında konuştu. Gündemi değerlendiren Babacan, şunları söyledi:

“Manavgat’taydım. Genç arkadaşımız ‘Yangının başladığı günden itibaren burada devlet yoktu’ dedi. Vatandaşımızın evi yanarken, ülkenin ormanları, hayvanları yanarken ‘devlet yoktu’. Bu yangınlar komşumuz Yunanistan’da da çıktı. İstanbul’un nüfusunun yarısı kadar olan, on yıl önce iflasın eşiğine gelen Yunanistan yangını kontrol altına alabildi.

Hani nerede bizim uçaklarımız? Nerede yerli ve milli helikopterlerimiz? Cumhurbaşkanlığı filosundaki 16 kişilik en küçük uçağın fiyatına en az 10 tane yangın söndürme uçağı alabilirsiniz. Geniş gövdeli uçağın fiyatına en az 50 tane alabilirsiniz. Bir yandan Cumhurbaşkanı telefonu alıyor eline, başka ülkelerin liderlerinden yangın söndürme uçağı talep ediyor. Öte yandan propaganda aygıtı, dışarıdan yardım eden vatandaşlarımızı devleti aciz göstermekle suçluyor. Bırakın şu laf cambazlığını.

İktidarın ‘yükseliş’ masalı yangın karşısındaki çaresizliğiyle beraber küle dönmüş durumda. 99 depremini hatırladım. O gün de bir ortaklık hükûmeti vardı biliyorsunuz. O hükûmetin bir ortağı vardı; Sayın Bahçeli. Bugün yine ülkede ekonomik kriz var, doğal afetler yaşıyoruz ve krizlerin ortağı yine ortak.

Yaşadığımız bu felakete hazırlıksız yakalanmamızın tek sorumlusu vardır. Bu sorumluluğun sahibi yetkiyi tek elde toplayan insandır. Şu anda devletin kriz masasını yönetenler krizin tam kendisidir. Bıraksanız yangından mal kaçıracaklar, külleri kâra çevirecekler. Orman ve kıyı alanlarında imar planı yapma yetkisinin Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan alınıp Kültür ve Turizm Bakanlığı’na verilmesi kadar tehlikeli bir adım yok.

Toplumun fay hatlarını kaşımaktan uzak durmalıyız. Etnik, dini, mezhebi herhangi bir provokasyona da asla müsaade edilmemeli. Bu işin şakası yok. Konya’ya gittik. Eğer adalet hissi hakim olsa, vatandaşlarımız ‘ben bu ülkenin adaletine güveniyorum’ dese oradaki iklim daha farklı olurdu. Dürüst değiller, adil değiller, ayrıştırıyorlar, ötekileştiriyorlar. Bu hükûmet yönetemiyor. Siyaset tarihimizde bir sayfa kapanıyor, yerine tertemiz bir sayfa açılıyor. Adı bolluk, huzur, eşitlik, barış olan yepyeni bir hikaye yazılıyor. İşte sizler, tüm DEVA kadroları; bu hikayenin bizzat yazarlarısınız.”

Orman yangınlarına müdahalede yetersiz kaldığı gerekçesiyle iktidara yüklenen Babacan, şöyle konuştu: “Geçtiğimiz pazar Manavgat’taydım. Genç bir arkadaşımız ‘Yangının başladığı günden itibaren burada devlet yoktu’ dedi. Bu çok ağır bir ifade. Vatandaşın evi yanarken, ülkenin ormanları, hayvanları yanarken ‘devlet yoktu’. Aklıma 99 depremi geldi. O gün de vatandaşımız ‘Nerede bu devlet’ diye feryat ediyordu. O gün de halkımız zaten ekonomik krizin içinde tek başına can mücadelesi verirken göçük altında da yalnız bırakılmıştı. Tablo farklı değil.

“CUMHURBAŞKANLIĞI FİLOSUNDAKİ EN KÜÇÜK UÇAĞA 10 TANE YANGIN SÖNDÜRME UÇAĞI ALABİLİRSİNİZ”

Cumhurbaşkanlığı envanterinde bildiğimiz kayıtlı sekiz makam uçağı var. Yangın söndürmek için bir tane uçak yok. Cumhurbaşkanlığı filosundaki en küçük uçağın fiyatına en az 10 tane yangın söndürme uçağı alınabiliyor. Geniş gövdeli uçağın fiyatına en az 50 tane alabiliyorsunuz.

Bir de tuttular, ‘ülke dışından yardım alalım – almayalım’ polemiği başlattılar. Bir yandan Cumhurbaşkanı telefonu alıyor eline, başka ülkelerin liderlerinden yangın söndürme uçağı talep ediyor, yardım gönderenlere teşekkür ediyor. Öte yandan kendisine bağlı propaganda aygıtı, dışarıdan yardım talep eden vatandaşlarımızı devleti aciz göstermekle suçluyor. Gerçekten büyük bir ayıp. Bırakın şu laf cambazlığını diyorum, bu memleketin çözülecek sorunları var.

Orman yangınlarını tabiat koşulları tetikleyebilir, kaza olabilir, kasıt olabilir. Ancak hükûmetin görevi, sebebi ne olursa olsun yangına karşı hazır olmaktır, tedbir almaktır. Çok açık söylüyorum; tedbirden tasarruf olmaz. Hani vatandaşlarımız şatafatlarına işaret edince ‘itibardan tasarruf olmaz’ diyorlar ya; hayır, esas tedbirden tasarruf olmaz. Bir ülkenin itibarı, o ülkenin vatandaşının hayat kalitesidir. Bir ülkenin itibarı, o ülkedeki insanların güven ve sağlık içinde yaşamasıdır. Bir ülkenin itibarı, o ülkedeki canlı cansız tüm varlıkların korunmasıdır. Öyle konvoylar dolusu arabalarla, lüks seyahat uçaklarıyla siz itibar oluşturamazsınız. Yoksulluğun, yokluğun, açlığın böylesine derinleştiği bir ülkede şatafatla itibar olmaz. İtibar, vatandaşın evinin yanmasına engel olmaktır. Ormanlarımızın, hayvanlarımızın ölümüne engel olmaktır. Tedbirden tasarruf edemezsiniz. Tedbirden tasarruf ederseniz işte böyle afetlere de gafil avlanırsınız, hazırlıksız yakalanırsınız. Onun için önce tedbir alacaksınız.

Bu hükûmet ne koruyucu tedbirlerde başarılı olabildi ne de yangına hızlıca müdahale edebildi. Ne ormanlarımızı koruyabildiler ne de ateşi söndürebildiler. İktidarın ‘yükseliş’ masalı, yangın karşısındaki çaresizliğiyle beraber küle dönmüş durumda. İrili ufaklı ortaklarıyla bugünkü iktidar, ülkemizin yangın yerine dönmesine sebep oldu şu anda.

“DEVLET MİLLET SAHİPSİZ KALMIŞTIR”

Türkiye kötü yönetiliyor. Şu son bir hafta yaşadıklarımız bize tekrar gösterdi ki Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi artık çökmüştür. Bu ülke artık yönetilememektedir. Tüm yetkiyi tek elde toplamak, sorunları sadece büyütmüştür. Devlet, millet sahipsiz kalmıştır. İşte bu nedenle iktidarın yangın yerine çevirdiği ülkemizi, DEVA Partisi’nin damlalarıyla buluşturmamızın vakti geldi. Kaybedecek bir günümüz, boş geçirecek bir dakikamız yok. Bu kötü yönetime bir an evvel son verip emaneti teslim almaya geliyoruz. Artık yeter! Vatandaşının canını önemsemeyen bu kötü yönetime artık yeter! Ormanları, hayvanları, ülkenin doğasını hiçe sayan bu kötü yönetime artık yeter! Kendi keyfi dışında kimseyi umursamayan bu kötü yönetime artık yeter! Biz geliyoruz. Ülkemizi layık olduğu gibi yöneteceğiz.

Merkezi hükümetle belediyelerin beraber çalışması gerekiyor. Vatandaşlarımız bir araya geliyorlar. Fakat iş belediyelere gelince şu andaki hükümetin ‘öteki-beriki belediye’ diye ayrımcılık yaptığına da maalesef duyuyoruz. Afetin ortasındayız. Yanıyor ülke, yanıyor. Kim bu işi daha iyi yapacaksa o yapsın bırakın. Bir ülkenin cumhurbaşkanı, Anayasamız gereği ülkenin birliğini temsil eder. Afet döneminde belediyelere ‘öteki, beriki’ diye bakılmaz. Vatandaşlarımızdaki dayanışma ruhunu ülkeyi yönetenlerde görmüyoruz. Bu kötü yönetim ülkeyi yönetebilecek bir kapasiteye sahip değil.

“YENİ MOTTOLARI; KAYYUMA ZEVAL OLMAZ”

Haber kanalında THK’nın başındaki kişiyle diyaloğu görmüşsünüzdür. ‘Bu uçaklara niye bakım yapılmadı’ diye soruyor, ‘Ben kayyum heyeti başkanıyım’ diyor. Elçiye zeval olmaz’ diye bir laf vardır. Herhalde onların yeni mottosu ‘Kayyuma zeval olmaz’. Öyle anlaşılıyor. Niye bu kurumu ayağa kaldırmıyorsunuz? Sebebi varsa, kapatacaksanız kapatın. Duruyorsa da ayağa kaldırın, bu ne vurdumduymazlık.

Yetkinin merkezden yerele doğru devredilmesi gerekiyor. Yerinden yönetim anlayışı bu tür doğal afetlerde çok daha önemli şekilde ortaya çıkıyor. Yangın söndürme faaliyetinin başlaması için Cumhurbaşkanı’nın talimatı beklenmez. Sistemin otomatik yürümesi lazım. Ona ulaşana, talimat alana, Cumhurbaşkanı yurt dışında sağa sola telefon edip bulana kadar memleketin ciğerleri yandı.

Sağda solda tedbirsizliğin sorumlusu kim diye aramaya hiç gerek yok. Propaganda aygıtı, ilgiyi kurumlara çeviriyor. Sık sık bakanları gösteriyor. Projektörler başkalarının üzerinde ama Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nde yetki ve sorumluluk tek bir kişinin elinde toplanmış durumda. Gittiği yangın yerinde acılı insanlara çay fırlatması, Sayın Erdoğan’ın adeta bir akıl tutulmasına düştüğünü gösteriyor. Devletin kriz masasını yönetenler, krizin tam kendisidir.”

“THY’YE YANGIN SÖNDÜRME UÇAĞI İŞLETMECİLİĞİ VERECEĞİZ”

Havadan yangın söndürme filosu oluşturacaklarını söyleyen Babacan, bir adım da Türk Hava Yolları’nda atacaklarını duyurdu. Babacan şöyle devam etti:

“Bayrak taşıyıcı Kurum’umuza, Türkiye’nin ihtiyaçlarını görecek sayıdaki yangın söndürme uçağının işletilmesini ve yönetilmesini, işletmecilik açısından vereceğiz. Masrafları ilgili bakanlık tarafından ödenecek.

Biz o düzenlemenin Anayasaya uygun olmadığını düşünüyoruz. Burada ciddi bir anayasa ihlali var. Ve üstelik yanan orman alanlarıyla ilgili o alanların tekrar başka amaçla kullanıma açılmamasını da çok sağlam düzenlemelere bağlamak gerekiyor. Gerçekten bıraksanız bunlar yangından mal kaçıracaklar. Külleri neredeyse kara çevirecekler. Biz bunları çok yakında takip ediyoruz ve engel olmak içinde elimizden ne geliyorsa bu süreç içerisinde yapacağız.”

“HAYSİYETLİ İNSANLAR EŞİTLİK, BARIŞ VE ADALET ANLAYIŞINDAN SAPMAMALI”

Geçtiğimiz hafta sonu Konya’da 7 ferdi öldürülen Dedeoğlu ailesine taziyeye gittiğini anlatan Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Herkesi itidalli olmaya davet ediyorum. Toplumun fay hatlarını kaşımaktan uzak durulmalıyız. Etnik, dini, mezhebi bir provokasyona asla müsaade etmemeliyiz. Böylesine dönemlerde en önemli konu, toplum olarak sağduyumuzu muhafaza edebilmektir. Türkiye’nin haysiyetli insanları eşitlik, barış, adalet anlayışından bir an bile sapmamalıdır. Ülkemizde iç gerginliğin oluşmasına hizmet eden sorumsuz açıklamalara itibar edilmemeli. Bu konuların şakası yok.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here