Babacan: Türkiye Cumhuriyeti, kötü yönetim sebebiyle kapasitesini yitiren bir devlete dönüşüyor

0

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, 54 maddelik “Afet Eylem Planını” açıkladı. “Hayat İstanbul” projesini başlatacaklarını açıklayan Babacan, şunları söyledi:

“Koskoca Türkiye Cumhuriyeti, kötü yönetim sebebiyle maalesef kapasitesini yitiren bir devlete dönüşüyor. Vatandaşlarımız selin ve ateşin karşısında çaresizlik içinde kalıyor. İklim kriziyle ilgili tedbirleri temel bir öncelik olarak görüyoruz. Çünkü işin ucunda insan var, can var, doğa var, yaşam var ve nesiller arası adalet var.

Merkezi yönetimin afet yönetimi ile ilgili yetkileri ‘yerinden yönetim’e önem veren bir yaklaşımla gözden geçirilmeli. Tüm yükü AFAD’a ve valiliklere bırakmayacağız. Belediyelere yerel afet tehlikesi ve risk haritaları hazırlama yükümlülüğü getireceğiz.

Yıkılan veya ağır hasar gören binada mülkiyet hakkı afetzede vatandaşımızın olmayabilir. Bu tanımları bir engel olmaktan çıkartmamız gerekiyor. Afetzedelerin mal sahibi olmasına bakmayacağız, konut veya işyeri edinebilmeleri için alternatif çözümler üreteceğiz.

Son haftalarda yaşadığımız yangın ve sel afetleri şunu çok açık gösterdi: Allah korusun, olası bir İstanbul depreminde, şu andaki yönetim zihniyeti bunun altından kalkamaz. Projemizin adı ‘Hayat İstanbul’. Amacı, İstanbul’da kentsel yenilenmeyi deprem ve sel gibi afet risklerini bertaraf etmek üzere uygulamaktır. ‘Hayat İstanbul’ projesi ile uygun şehir planlama, mühendislik ve finans ortamını İstanbul’a sağlayacağız.

Güvenli konutta yaşama hakkını en temel insan hakkı olarak görüyoruz. Gerçekleştireceğimiz tüm eylem programlarıyla ekonomimizi topyekûn güçlendirerek, güvenli bir konutta yaşamayı hayal olmaktan çıkartmak için çalışacağız.”

Ali Babacan, Taliban’ın Afganistan’da yönetimi ele geçirmesinin ardından Türk askerinin Afganistan’dan çekilmesi tartışmalarına ilişkin de konuştu.

“Şu anda Afganistan’da gerçekleşen tablo, bizim hükümetimizin, yani şu anda Türkiye’yi yöneten ortaklığın ne kadar büyük bir hesap hatası içinde olduğunu gösterdi.” diyen Babacan, şöyle devam etti: “Bu kadar kısa bir zaman içerisinde Taliban’ın Afganistan’a hakim olabilmesi, Afganistan yönetimini ülke genelinde ele geçirmesi ve hakimiyet kurması, şu anda karşı karşıya olduğumuz bir gerçek. Ama öyle anlaşılıyor ki Türkiye’yi yöneten bu ortaklık bunun farkına varamadı. Bu hesabı yapamadı. Daha geçtiğimiz haftalarda Kabil Havaalanı’nı koruması görevini üstlenmeye hevesli görünen, gönüllü görünen hükümet, bu tablo karşısında ne yapacak, izleyeceğiz.

Biz, biliyorsunuz defalarca sormuştuk zamanında; ‘Türkiye’nin ulusal çıkarları nedir? Yani Afganistan’da asker bulundurmanın ve Kabil Havaalanı’nı koruma görevinin, Türkiye tarafından üstlenilmesinin bizim milli çıkarlarımız, ulusal çıkarlarımız açısından lütfen açıklamasını yapın’ dedik. Biz hükümete defalarca bunun çağrısını yaptık. Hiçbir cevap yok. Hiçbir açıklama yok. Böylesine şeffaflıktan uzak, kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerle, gizli görüşmelerle ve müzakerelerle yürüyen bir sürecin sonucunu şu anda maalesef görüyoruz. Afganistan’da görmüş olduğumuz tablo, bugün ülkeyi yöneten hükümetin ne kadar büyük bir hesap hatası içinde olduğunu bütün gerçekliği ve açıklığıyla gözler önüne şu anda sunmuş durumda.

Afganistan’dan yaşanan insan hareketi, gerçekten ayrıca sorgulanması gereken bir konu. Şu ana kadar sayılarını tam net bilemesek de on binlerce Afgan vatandaşının geçtiğimiz birkaç ay içerisinde sınırlarımızı geçip Türkiye’ye geldiğini görüyoruz. Bunların çoğu genç, erkek; bir kısmının üzerinde askeri üniforma var. Ve bu gelen insanlar, sınır güvenliği olmadığı için mi rahatça elini kolunu sallayarak geldi? Bunu hükümetin açıklaması lazım. Yok, sınır güveliği var, ama bir anlaşma, bir pazarlık sonucunda mı bu insanlar Türkiye’ye geldi? Bunun da açıklanması lazım. Yani iki tane olasılık var burada. Ya şu andaki hükümet sınır güveliğini sağlayamıyor; onbinlerce insan böyle elini kolunu sallaya sallaya Türkiye’ye geliyor. Veya bir müzakere, bir pazarlık sonucunda bu insanlar bilinçli olarak Türkiye’ye kabul ediliyor. Burada iki tane alternatif var. Bu iki alternatiften hangisinin doğru olduğunu hükümetin bir an önce açıklaması lazım. Fakat ne olursa olsun, görmüş olduğumuz tablo kabul edilebilir bir tablo değil.

Üstelik Türkiye’ye gelen Afgan vatandaşlarıyla ilgili açıklamanın Kanada’dan, Amerika’dan yapılması, gerçekten bir başka büyük problem. Yani biz kendi hükümetimizden, Türkiye’yi yöneten ortaklıktan hiçbir açıklamayı duymuyoruz; Kanada hükümeti, Amerikan hükümeti Afganlara ‘Siz gelin başvurun, biz size vereceğiz’ diyorlar. Ve bütün bu açıklamalarda sanki bu insan hareketinin daha önce yapılmış bir gizli müzakerenin, bir pazarlığın sonucu olduğu izlenimini bizde oluşturuyor. Böyle değilse, hükümetin açık bir şekilde bunu ortaya koyması lazım. Hükümetin bunu açıklaması lazım.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here