Babacan: Ülkemize musallat olan bu parti-devlet modeline son vereceğiz

0

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul Sancaktepe ilçe başkanlık binası açılışında konuştu. “Hani sürekli ‘Sağlık çalışanlarımızın hakkı ödenmez’ diyoruz ya… Hükûmet herhalde yanlış anladı. Sağlık çalışanlarımızın hakkını gerçekten ‘ödememeye’ karar verdi.” diyen Babacan, şunları söyledi:

“DEVA Partisi kim hakkını arıyorsa onun yanında olur. Ankara sokaklarında beyaz önlüklerini giyerek hakkını arayan sağlık çalışanlarımızı buradan İstanbul’dan selamlıyorum. Nasıl ki bir zamanlar devlet eliyle vatandaşlarımızın yaşam tarzına müdahale edildiyse; şimdi de birilerinin kamusal hayatta, dinimizin kutsallarını istismar edecek bazı uygulamalara kalkıştıklarını görüyoruz.

Biz haksızlığa uğrayanın, mazlumun kim olduğuna bakmayız, kimliğine bakmayız. Kimliğine bakmadan, bu ülkenin her bir ferdinin onuruna sahip çıkarız. Türkiye; bir grubun tek başına, kendi doğrularını dayatarak yönetebileceği kadar küçük bir ülke değildir.

Önümüzdeki ilk seçimde iktidarın büyüklü küçüklü ortaklarına ayrılan sürenin artık sonuna geleceğiz. Ancak Türkiye asla 1990’lı yılların kodlarına geri dönmeyecek. Türkiye’yi toplumun tüm kesimlerinin ortak iradesiyle yöneteceğiz. Ülkemize musallat olan bu parti-devlet modeline son vereceğiz.

Kendisi gibi düşünmeyenlere ‘yargı sopası’yla saldıranların o sopalarını sadece ellerinden almayacağız. Biz o sopaları kırıp atacağız. Kırıp atacağız ki bir daha kimse yargı sopasıyla bu memleketi yönetmeye kalkmasın. Bizim bir hayalimiz var: ‘Tam demokratik’ bir Türkiye hayali! Bu maratonu azimle, sebatla, kararlılıkla, koşmak gerekiyor.

Geçen ay sağlık çalışanları ile ilgili bir ceza yönetmeliği yayınladı. ‘Bu yapılan düzenleme haksızlıktır, hukuksuzluktur’ diyoruz. ‘Bu yönetmelikle sağlık çalışanlarının koşulları kötüye gidiyor’ diyoruz. Hani sürekli ‘Sağlık çalışanlarımızın hakkı ödenmez’ diyoruz ya hükümet herhalde bunu yanlış anladı. Sağlık çalışanlarımızın haklarını gerçekten ödememeye karar verdi. Biz ‘Onların hakkı ödenmez’ derken ‘Haklarını ödemeyin’ demedik. Yanlış anlıyor bunlar. Sağlık çalışanlarımıza yeni cezalar reva görüldü. Keyfiliğin önü açıldı. Mevcut iktidar yine en iyi bildiği şeyi yapıyor, yasaklıyor. Daha evvelde sordum yine soruyorum, aile hekimi başına düşen insan sayısını azaltmak için, hekimlerin iş yükünü hafifletmek için, aile sağlığı merkezlerine yeterli kaynak ayırmak için bir planınız var mı, onu söyleyin. İşleri güçleri yasak bunların. Aile sağlık merkezlerinin fiziki ve teknik ekipman koşullarını iyileştirmeyi düşünüyor musunuz diye onlara soruyorum. Asıl sorunlar burada, bunlara bir eğilin. Siz eğer vatandaşın haklarına göz dikersiniz karşınıza dikilecek olan ilk DEVA Partisi’dir.

NÖBETLEŞE ZORBALIĞA ARTIK SON VERECEĞİZ

Cumhuriyetimizin 100. yılına yaklaşıyoruz. Biz DEVA Partisi olarak, acısıyla tatlısıyla geçen bu yüzyıldan esaslı bir ders çıkarıyoruz. Ülkemizde bir daha asla gücü ele geçirenlerin zayıfı ezdiği bir dönemi yaşamak istemiyoruz. Nasıl ki bir zamanlar devlet eliyle vatandaşlarımızın yaşam tarzına müdahale edildiyse, belli bir yaşam tarzı dayatılmak istendiyse şimdi de birilerinin kamusal hayatta dinimizin kutsallarını istismar edecek bazı uygulamalara kalkıştıklarını görüyoruz. Biz, bu nöbetleşe zorbalığa artık son vereceğiz. Üste çıkanın alttakini ezdiği dönemleri bir daha açılmayacak şekilde kapatacağız. Türkiye’nin öfkeyle, rövanş anlayışıyla yönetildiği dönemlerin artık geride kalması gerekiyor. Yeter artık. Biz DEVA Partisi olarak, bir toplum kesiminin bir başka kesim üzerinde tahakküm uygulamasına asla göz yummayacağız. ‘Biz bu ülkenin hakikat demokrat sesi olacağız’ dedik.  Ben şimdi sizlere sormak istiyorum. Bir haksızlığa karşı çıkmak için illa o haksızlığın mağduru mu olmak lazım? Hayır. Bakacağız, kim haksızlığa uğradıysa hemen orada olacağız.

Türkiye, bir grubun tek başına kendi doğrularını dayatarak yönetebileceği kadar küçük bir ülke değil. Ama biliyorsunuz bugüne kadar birileri sürekli bu toplumu tek tipleştirmeyi denedi. Güç kimin eline geçtiyse ‘herkes bana benzesin’ istedi. Böyle bir şey yok. Keyfi uygulamalarla, yasaklarla bu milletin özgürlüğünü ve refahını çalmadılar mı? At gözlükleriyle bakıp sırf kendi doğrularını bu millete dayatmadılar mı? Bunların hepsini yaptılar. Peki biz böyle gelmiş böyle gider diyecek miyiz? Diyemeyiz. Kendimizi bir an bile çaresiz hissetmeyeceğiz. ‘Bu ülke bizim, bu ülke hepimizin’ diyeceğiz. Biz bu ülkenin çok sesliliğiyle, çeşitliliğiyle gurur duyanların partisiyiz. Bu ülkenin farklılıkları bizim zenginliğimizdir. İşte bu nedenle kimseye öteki beriki demeyen, kimseyi ayrıştırmayan bir Türkiye’yi mutlaka hep beraber inşa edeceğiz. Hiçbir evladına üvey muamelesi yapmayan bir Türkiye’yi mutlaka inşa edeceğiz.

Önümüzdeki ilk seçimde, iktidarın büyüklü küçüklü ortaklarına ayrılan sürenin artık sonuna geleceğiz. Ancak Türkiye, asla 1990’lı yılların kodlarına geri dönmeyecek. Ülkemiz bir yanlıştan başka bir yanlışa gitmeyecek. Bizim gözümüz hep ileride olacak. Bizim gözümüz hep tam demokrasi de olacak.

Bizler, devlet yönetimine hakim olan çarpık zihniyeti topyekun değiştireceğiz. Devlet yönetiminde her türlü tektipçiliğe, her türlü vesayete, her türlü çete faaliyetine son vereceğiz. Biz bir karar verdik; Türkiye’yi, toplumun tüm kesimlerinin ortak iradesiyle yöneteceğiz. Sorunlarımızı karşılıklı diyalog ve uzlaşı ile çözeceğiz. Bu amaçla ülkemize musallat olan bu parti devlet modeline son vereceğiz. Siyasi partiler ayrıdır, devlet ayrıdır. Bunu iç içe geçirmeye meraklı olanlar çok. Buna son vereceğiz. Yeni bir parlamenter demokratik sisteme geçeceğiz. Milletin kalbi olan TBMM’yi toplumun taleplerinin açıkça, rahatça dillendirildiği bir Meclis haline getireceğiz. Üste çıkıp alttakini ezenlerden asla ama asla olmayacağız. Ülkemiz için herkesle el ele vereceğiz. İçi boş kavgalarla zamanımızı hiç kaybetmeyeceğiz. Meclisin üstünde vesayet kurmak isteyenlere göz açtırmayacağız. Ve yargıyı, yürütmenin bir parçası olmaktan çıkaracağız. Kendisi gibi düşünmeyenlere yargı sopasıyla saldıranların o sopalarını sadece ellerinden almakla kalmayacağız, biz o sopaları kırıp atacağız.

Bizim bir hayalimiz var. Tam demokratik Türkiye hayali. Ama biliyorsunuz, demokrasi uzun soluklu bir maraton. Bu maratonu azimle, sebatla, kararlılıkla koşmamız gerekiyor. Öyle 100 metrede nefesi kesilen, 1000 metrede nefesi kesilenlerden biz olamayız. Biz uzun soluklu bir yola çıktık. İyi günü var, kötü günü var; havanın güzel olduğu günler var, yağışın, karın, soğuğun, olduğu günler var; biz bunlara aldırmayacağız. Hedefimiz belli, o hedefimizden hiç kimse bizi saptıramaz.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here