Bakan Nebati’nin ekonomi anlayışı ve Lozan’ın gizli maddeleri

2

Ekonomi hepimizi ilgilendiriyor. 

İster siyasi iktidarı yani Ak Parti ve Mhp’yi destekleyin isterseniz siyasi iktidara muhalif olun hiç fark etmiyor. 

Akaryakıt alırken, market alışverişi yaparken ya da dışarda yemeğe çıktığınızda yaşanan ekonomik çıkmazın sonuçlarıyla karşılaşıyoruz. 

Aklı başında insanlar ekonomi bakanlığı ile ilgili yaşananlardan zaten bir çıkarım yapıyorlar. Başkan Erdoğan’ın damadı vardı, gitti.

Lütfü Elvan vardı, gitti. 

Şimdi de Nureddin Nebati Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini yürütüyor. 

Açıklamalarıyla kimi zaman şaşkınlık içinde kalıyoruz kimi zaman da belki de gülüp geçiyoruz. 

Gülüp geçiyoruz diyorum ama aslında hepimizi en merkezden ilgilendiren konunun başındaki kişi. 

Gülüp geçmenin sebebi de artık vatandaşlarımızın bu konudaki çaresizliği belki de. 

18 Mart Çanakkale köprüsü açıldı. 

İcraat olarak sunuldu. 

Halbuki ‘geçiş garantili’ dediğimiz sömürülmenin başka bir örneği. Tıpkı Şehir Hastaneleri gibi. 

Geçiş garantili ne demek? 
Eğer bu yapılanlar kullanılmazsa eksik kalanı devlet karşılayacak. Yani vatandaş kendi cebinden ödeyecek. 

Çanakkale köprüsünden de yeterli araç geçmezse devlet vatandaşların cebinden alıp işi yapan firmaya ödeme yapacak. 

İşi yapan firmalar için o kadar güzel bir durum ki, anlatamam. 

Alacağı ücretin garantisi veriliyor. 

Zaten bu kadar güzel olduğu için Hazine Bakanı Nebati Fransa’da yatırımcılara şöyle demişti: Bir problem mi yaşadınız? Rahat olun. Bize hemen ulaşırsınız. Bürokrasiyi alaşağı ederiz, arkamızda Cumhurbaşkanımız var rahat olun. Mevzuatı da değiştiririz” 

Yatırımcı kim? 
Parası olan dış güçler. 

Türkiye’de yatırım yapsınlar diye Bakan Nebati onları cesaretlendirmek için bu sözleri sarf etti. 

‘Bürokrasiyi alaşağı ederiz’ demek aslında ‘hukuk falan tanımayız’ ibaresinin yumuşatılmış şekli. 

Bakan Nebati memleketinde de bir konuşmasında şunları söyledi: Zorluklar yaşıyoruz. Şu anda dünyada emtia fiyatları, petrol fiyatları yükseliyor. Geçen 2 yıl boyunca yansıtmamaya gayret ettik ve Türkiye dünyada kendisini pozitif olarak ayrıştıran en önemli ülkelerin başında geldi. Dünya küçülürken büyüdü, 2021’de yüzde 11’lik çift haneli büyüme sağladı. Şu anda enflasyonun baskısı altındayız. Çözeceğiz. 20 yılda hangi problemi çözmedik?…’

Bakanı’nın dediklerini anlamak için tekrar tekrar açıklama yapmaya gerek yok. Anlayabilen anlıyor. Mantıklı düşünme yetisine sahip olanlar da öyle. 

Son iki yılda yansıtmamaya çalıştık demek aslında bir yalan. Gelen zamlardan vatandaşlarımız nasıl yansıtıldığını çok iyi biliyorlar.

Bir de benim zihnime takılan şu cümle: ’20 yılda hangi problemi çözmedik?’

Bu cümlenin karşılığı şu: Bütün problemleri çözdük. 

Madem çözdünüz ekonomide neden enflasyon sorunu var? 
Neden ekonomik kriz yaşanıyor? 

Demek ki çözememişsiniz. 

Yani bu da yalan. 

Bütün bu yalanlara inananlar var. 

Neden inanıyorlar? 
Çünkü öyle görmek istiyorlar. 

İlk yazılarımdan itibaren ‘bakış açılarının’ önemini söyler dururum. 

Nasıl görmek istiyorsanız hayat öyledir. 

Ekonomi de öyle. 

Bu yalana inananlar da birbirlerini başka bir yalanla kandırıyorlar. 

‘Lozan’ın gizli maddeleri’ 

‘Lozan’ın süresi 2023’te dolacak’. 

Bu yalanlar olmasa gerçekleri anlayacak olanlar huzurları kaçmasın diye bu yalanların peşinden gittikleri için kitle halinde büyük yalanın içinde yaşıyorlar. 

Önce şunu belirteyim. 

Elinizdeki telefonlardan sosyal medyaya girmeden Lozan antlaşmasını bir araştırın. 

Araştırdığınızda sizler de Lozan Antlaşmasının süresiz olduğunu göreceksiniz. 

Yani daha açık bir ifadeyle anlaşılır olsun: ‘Lo zan’ ın sü re si 2023’te dol mu yor… Lo zan ant laş ma sı SÜ RE SİZ.. 

İkincisi de Lozan antlaşmasının gizli maddeleri YOK. 

Anlaşılır bir ifadeyle: Lo zan’ın giz li mad de le ri YOK. 

Sizler de aşağıda maddeleri okuyabilirsiniz. 

Sevgi ve Bilgiyle kalın 

Lozan’ın Maddeleri

  1. Ankara antlaşmasında belirlenen sınırlar olduğu gibi kabul edilmiştir.
  2. Irak sınırını İngiltere ve Türkiye kendi aralarında ayarlayacaklardır.
  3. Musul sorunu çözülememiştir. (İngiliz Hükumeti ile sonradan çözüldü)
  4. Türk-Yunan sınırı Mudanya Ateşkes Antlaşmasında görüşülüp ayarlandığı şekilde kalacaktır.
  5. Karaağaç istasyonu ve Bosnaköy Türkiye’ye savaş tazminatı olarak verilmiştir.
  6. Gökçeada ve Bozcaada Türkiye’de kalacak ancak özerk bir yönetime geçiş yapacaktır.
  7. Ege adaları İtalya’ya bırakılacaktır.
  8. Türk sınırına yakın olan İtalya adalarında silahsızlandırma yapılması gerektiğine karar verildi.
  9. 12 ada İtalya’ya geri kalan adalar Yunanistan’a bırakılacaktır.
  10. Türkiye-İran sınırı Kasr-ı şirin‘e göre belirlenecektir.
  11. Kapitülasyonlar tamamen ortadan kaldırılmıştır.
  12. Tüm azınlıklar Türk kabul edildi ve şartlarının eşit olacağı hükmü verilmiştir.
  13. Azınlıklar dini açıdan özgür kılınacak, dillerini istediği her ortamda konuşabileceklerdir.
  14. Savaş tazminatı kaldırıldı. Sadece Yunanistan savaş tazminatı olacak şekilde Karaağaç bölgesini vermiştir.
  15. Osmanlı borçları, Osmanlı devletinden ayrılan devletler arasın da eşit bir şekilde paylaştırılmıştır.
  16. Görüşmeler sırasında en çok tartışılan konu boğazlar olmuştur. Sonuç olarak da geçici bir çözüm bulunmuştur.
  17. Barış zamanında askerî açıdan herhangi bir tehdit göstermeyen gemi ve uçaklar geçebilecektir.
  18. Boğazın her iki tarafı da askerlerden arındırılacak ve geçişin sağlanması için başkanı Türk olmak üzere uluslararası bir kurul oluşturulacaktır.
  19. Boğazlara Türk askerinin geçişi Montrö boğazlar Sözleşmesi’ne kadar kesin olarak yasaklanmıştır.
  20. Yabancı okullarının eğitim kanunlarını Türkler belirleyecek.
  21. Patrikhanenin siyasi yetkilerine son verilerek İstanbul’da kalmasına izin verilmiştir.
Önceki İçerikNewroz
Sonraki İçerikNe zaman Rusya-Ukrayna savaşından söz açılsa birilerinin aklına Türkiye geliyor…
Sinan Eskicioğlu
Sinan Eskicioğlu kimdir? (Deutsche Version, Unten) 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun......... Wer ist Sinan Eskicioğlu? Er wurde 1974 in Izmir geboren. Seine schulische Laufbahn begann er an der Agah Efendi Grundschule. Nach seinem Abschluss an der Izmir İmam Hatip High School bestand er die ÖSYM-Prüfungen und wurde an der Theologischen Fakultät der Dokuz Eylül Universität zugelassen. Mit seiner Abschlussarbeit im Fachbereich Theologie mit dem Titel „Allahs Wille und das Problem der Kausalität” schloss er sein Studium im Jahr 2000 mit einiger Verspätung ab. Aufgrund der Auswirkungen des 28. Februar-Prozesses, durch den Absolventen der Theologischen Fakultät keine Lehrstellen erhielten, beschäftigte er sich bis 2002 mit Handel. Im Jahr 2002 begann er ein Masterstudium im Fach Religionsphilosophie an der Theologischen Fakultät der D.E.Ü. Im selben Jahr brach er sein Masterstudium ab und ging nach Deutschland. In Deutschland war er als Ausbilder und Lehrer in verschiedenen Moscheen tätig, die der Diyanet unterstehen. Er studierte Sozialarbeit und Management an der Universität Duisburg-Essen. Von 2007 bis 2011 war er als Direktor des Bildungszentrums der IGMG (Europäische Nationale Sichtweise) in Düsseldorf und als Regionalausbilder tätig. Von 2011 bis 2013 setzte er seine Ausbildung an der Universität Osnabrück im Fachbereich Protestantische Theologie fort. Seit 2016 ist er Kolumnist bei der Zeitung Ocak Medya. Seit 2020 ist er Chefredakteur der Zeitung. Der Autor spricht Deutsch und Englisch. Bislang hat er sieben Bücher veröffentlicht. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam (Beende die Versklavung des Menschen durch den Menschen – Personalisierter Islam), Zeytin Ağacı (Roman) (Der Olivenbaum), Katar istanbul (Katar Istanbul), Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık (Von den Muslimbrüdern zur AKP – Islamismus), Tarihteki Dindar Zalimler (Religiöse Tyrannen in der Geschichte). İbn Sina, İbn Haldun