- Veysi Dündar’ın Korona Söyleşileri – Mehmet Ali Güller: “ - 5 Eylül 2021
- Her derde deva ‘Tarçın’ - 18 Ekim 2020
- Seyidxanê Boyaci’yla yapılan son röportaj…. Seyda Goyan’ın aktarımıyla… - 7 Temmuz 2020
Rabbime şükürler olsun, daha dikkatle yaşayacağımız, içimiz ve dışımızın istifade edeceği, mazlumları fark edeceğimiz, fakir fukaraya-garip gurabaya nazar edebileceğimiz, azımızdan-çoğumuzdan paylaşacağımız, özü/sözü bir-adaletli- Allah’ın rızasını ve O’nun hoşnutluğunu önemseyen insan olmamıza yardım edecek, Ramazan geldi.
Ramazan Balkanlara da geldi. Prizren’in Ramazan pidesi, akşam ezanını gözleyen çocukları, minarelerindeki çıraları, bülbül sesli ezan okuyanları, aileyi iftarda toparlamaya çalışan anneleri, biraz daha iyi olmaya gayret eden sade insanları, oruç tutmayanların yedikleri içtiklerini saklamaya çalışan halleri ile Kosova’ya da Ramazan geldi.
Müslimanlar bugün ilk oruçlarını Allah rızası için tutacaklar.
Müslimanların diğer dinlerdeki insanlardan farklı bir özelliği daha vardır. “Son Peygamber” ve “dinin ikmali” meselesi, her müslimana bütün insanlık için, mesuliyet yükler.
Müsliman kendisi için yaşayamaz, verilen zamanı bütün insanlık adına kullanmak zarureti vardır.
Müsliman sadedir, basittir, iyileştiremediği her sıkıntı için kederlidir, insanların hangi inanca değer verdikleri onun davranışlarını etkilemez. Gideceği yeri bildiği için telaşsızdır.
Müsliman; sanki olacakları bilircesine sakin ve telaşsız, yetiştiremeyeceği işleri için biraz kederli, ulaşamadığı insanlar için endişeli, üzerine alamadığı yükler için kendisine biraz kırgın bir ademoğludur işte.
Müsliman, kendisine verilen zamanın limitli olduğunu unutmaz.
Müsliman bütün insanların dostudur.
Müsliman silahı, şiddeti, gavgayı sevmez. Ona hayat hakkı tanımayan insanlara, camisini yıkanlara, hor görenlere, iyi şeyler söylemeye gayret eder. İnsanları kategorize etmez. İyilikle kazanılacağını bilir.
Müslimanın bir tek derdi vardır, hiç kimseyi incitmeden, hiç bir düşmanlık ortamı oluşturmadan, “son” ve “kamil” konusunda bir şeyler yapabilmek.
Balkanlara da “Ramazan” geldi elhamdülillah. Kendimiz için kazanmaya çalışırken, kendimizi düzeltmeye çalışırken, etrafımızdaki diğer insanları görmezden mi geleceğiz?
Müsliman hayatın kendisidir. Kendini ve etrafındakileri temizlemeye uğraşan, balı kimin yiyeceğini bilmeden yılmadan koşuşturan, arı gibi hep arayan, bulduğunu yüksünmeden “kovan”a teslim edendir.
Müsliman en iyisi olmak zorundadır. “Son” bizde, “kamil” bizde, daha ne istersiniz. Ahmaklığın alemi yok.
Ramazanınız gerçek manada mübarek olsun.












