Başika Saldırısı ve İran

12

Dün gece geç saatlerde MSB (Milli Savunma Bakanlığı) ve birçok haber ajansının verdiği bilgiye göre; “Kuzey Irak’ta bulunan Başika (Gudu) üs bölgemize düzenlenen roketli saldırıda Topçu Uzman Çavuş Hacı Halil Kızılay’ın şehit olduğunu” okuduk. Şehidimize Allah’tan rahmet, ailesine sabırlar diliyoruz.

Gayri resmi birçok haber ve paylaşıma göre bu roketli saldırının arkasında birçok farklı yapılanmanın olduğunu da okuduk. Hangisi gerçek hangisi kurgu hangisi algı kısmını yazacağım.

Olayları kronolojik olarak incelemekte her zaman fayda vardır. Özellikle bu tip operasyonlarda, olayların gelişimini bu şekilde yapmak sizleri daha gerçekçi sonuçlara çıkaracaktır. Kurgulardan uzaklaştırıp, rasyonel ve realist sonuçlara daha da yaklaştıracaktır.

Geçtiğimiz hafta içinde İran’da Natanz Nükleer Santralinde bir kaza meydana geldi. İran temsilcileri bunun bir kaza değil MOSSAD destekli bir sabotaj olduğunu iddia etti. Bu konuda ispatlar sundular hatta intikam yeminleri de ardı arkasına geldi.

Bununla da kalmadı, Yine geçtiğimiz haftalarda İran’a ait Saviz adlı lojistik üs gemisi Kızıldeniz’de saldırıya uğramıştı. Ve bu olayın devamında İsrail bandıralı Hyperion gemisi de Birleşik Arap Emirikleri açıklarında saldırıya uğradı. Her iki olayda da can kaybı yaşanmadı. Ancak görünen köy için kılavuza ihtiyaç yoktu.

Mustafa Birol Güger’in Cumhuriyet’teki haberine göre İran İslam Cumhuriyetine bağlı, Arapça yayın yapan Al-Amaan televizyonu, “Kuzey Irak’ta MOSSAD’a ait özel bir operasyon harekât merkezine kimliği belirsiz bir grup tarafından saldırı yapıldığını” duyurdu. Bu saldırının zamanı çok manidardı. İsrail’in giriştiği savaşlarda ölen asker ve sivil mağdurları anma günü olan “Yom HaZikaron” gününde yapılmıştı bu saldırı.

Natanz’ın intikamı olabilir miydi?

Evet olabilirdi.

Psikolojik Harp açısından bakıldığında başarılı ama matematiksel ve çıkar bağlamında bakıldığında anlamsız bir “intikam saldırısıydı”

Ve dün gece saatlerinde Başika’daki üssümüze roketli saldırı haberi geldi. Birçok ajansa baktım, birçok yazılı – görsel basını taradım. Ve bu saldırının altında “İran” olduğunu iddia eden tek bir resmi açık kaynağa rastlamadım. Ancak sosyal medya bakıldığında, bu saldırının kesinlikle İran tarafından yapıldığını iddia eden çok ciddi paylaşımlara şahit oldum. Paylaşım sahipleri “İran’a nefret kusmadan” hemen önce Kate Winslet’in Titanik filmindeki çıplak sahnelerini de paylaşmışlar ama saldırıyı İran’ın yaptığı konusunda çok eminler!

Başka bir paylaşım sahibi, bir pop sanatçısının gündem dışı postunu retweet yapmış ama hemen akabinde “Füze saldırısının İran topraklarından yapıldığına dair elinde İHA görüntülerinin olduğunu iddia” etmiş. Daha da ilginci, profil fotosunda genç bir kadın sanatçımızın pembe tavşan kıyafetleri içinde resmi olan bir kullanıcı, “İran’a karşı intikam için” herkesi birlik ve beraberliğe çağırmış. Ve “İRAN” trend-topic listesine yer bulmuş. Doğrusu işinde bu kadar uzman – profesyonel insan varken sanırım söz söyleme sırasını için baya bir beklememiz lazım.

Basit bir soru ile başlayacağım; “İran bunu neden yapsın?”

Stratejik olarak soruları çoğaltayım;

“Kendi bulunduğu bölgede bir cephe daha açmak İran’a nasıl fayda sağlar?

ABD ve İsrail ile olan gerginliği bilinirken bu gerginliğin içine Türkiye’yi katmak ona ne katar? Türkiye ile neyi alıp – verememiştir de kalkıp Türk üssüne roketli saldırı da bulunmuştur?

Çin – Rusya – İran triosuna politik olarak en yakın büyük devletlerden biri olan Türkiye’ye karşı yapılmış bu saldırının İran’a katacağı katma değer ne olabilir?

Dünyanın en eski sınır antlaşmalarından birine sahip olan bu iki devlet her daim birbirini gördüğünde çomağını saklarken neden şimdi savaş sebebi yaratılsın?”

Bunlar basit sorular ve pembe tavşan kıyafetli strateji uzmanımızdan bir cevap bekliyorum.

Peki başka amatör sorular sorayım; “İran ve Türkiye’nin arasının açılması kime fayda sağlar?

İran ve Türkiye’nin birlikteliğini kimler istemez?

Bu iki ülke arasında doğacak ve oluşacak stratejik ortaklıklar kimleri rahatsız eder?”

İşte bu saldırının arkasında İran olduğunu iddia eden kimler varsa tüm bu soruların cevaplarındaki “öznelerde” tam bu kişi, grup ve ülkelerdir. İran’ı bu saldırının altına koyarken kimlere hizmet ettiğinizi iyi düşünün derim.

Mezhepsel tartışmaya girmek istemiyorum ama ağır, besili ve baskıcı Sünni doktrin altında olan Türkiye Müslümanları ile Şii inanışa sahip İran Müslümanları arasında doğacak, oluşturulacak bu kriz çok ağır faturalar çıkartabilir. Bu tuzaklara, bu algılara düşmemek, mayınlara basmamak lazım. Sosyal medya da ki algılarda tam bu başlık üzerinden yürütülmektedir zaten. Bu da ap açık ortadır.

Ben tüm bu hain saldırı da dikkatleri, İran’a değil, başka bir yere çekmek istiyorum. Irak Resmi Hükümeti tarafından onaylanmış Paramiliter Askeri Güç olan “Haşdi Şabi”ye bakmanızı ısrarla öneriyorum.

Lojistik, ikmal ve mühimmat kaynağını Irak Devletinden karşılayan, Irak Silahlı Kuvvetleriyle omuz omuza olan, ABD yardımlarıyla, MOSSAD İstihbarat Desteği ile hayat bulan bu Silahlı Resmi çetenin saldırıdan üç gün önce Akra ve Şeklave’deki karargâhlarından Başika’ya intikal eden birliklerine ve intikal etmiş hallerine bakmak lazım. Haşdi Şabi’nin neden böyle bir taktik harekât yaptığını incelemek lazım. Haşdi Şabi’nin politikasına, kimlere ve neye hizmet ettiğine, neden böyle bir saldırı yapmasına gerek duyduğuna girmek lazım. Haşdi Şabi Bağdat’taki karargâhına 11 Nisan günü MOSSAD üst düzey bir yöneticisinin neden ziyaret ettiğini irdelemek lazım. Sünni sivillere karşı girdikleri kanlı katliamlara bakmak, onları tekrar incelemek ve hatta tekrar masaya yatırmak lazım. Yüzde 60’ı Şiilerden oluşan Haşdi Şabi’nin İran adına birçok yerde girdikleri ve yakayı kaptırdıkları, ardından da itiraf ettikleri başarısız operasyonları okumak lazım. Ve ondan sonra tekrar düşünmek lazım.

Haşdi Şabi isimli silahlı çetenin bu saldırıyı yapıp, İran üzerinden yürüyüp, algı ve toplum mühendisleri ile hedefleri şaşırtıp, İran ve Türkiye’nin arasında oluşacak krizin kimlere fayda sağlayacağını çok çok iyi görmek lazım.

Pembe Tavşan Kostümlü “Strateji ve Güvenlik Uzmanlarına” inanmamak gerektiğini bir kez daha görmek lazım.

Naçizane görüşüm şudur ki; bu saldırının ardında İran değil Resmi Irak Hükümeti tarafından tanınmış, ABD ve MOSSAD destekli, Haşdi Şabi Paramiliter gücü vardır.

12 YORUMLAR

  1. Yazar yazıyı ne zaman yazdı bilmiyorum ama dün Haşdi Şabi siyasi lideri Khazali saldırıyı dolaylı olarak üstlendi. Yazarı tebrik etmek lazım.

    Fakat yazar ısrarla Haşdi Şabi’nin İran değil Irak destekli olduğunu iddia ediyor? Tamamen Şii’lerden oluşmuş bir örgütün Irak’la ne alakası var?

    • Haşdi Şabi için tamamen Şii’lerden oluşmuş diyemeyiz. İçinde %40 oranında Sünni, Yezidi hatta Hıristyan bile vardır. Ve örgüt Irak Silahlı Kuvvetleri tarafından resmi olarak tanınmıştır.

  2. bir yazınızda mossadı övüyorsunuz,diğerinde yeriyorsunuz.bir yazınızda amerikancı olduğunuzu düşündürüp başka bir yazınızda amerika karşıtı oluyorsunuz.bu yazınızda iran yanlısınızı.sizin kıbleniz neresi ALLAH aşkına?

    • Bu güzel yorumunuz için öncelikle teşekkür ederim. Hayatımın hiçbir döneminde “bir kıbleye ihtiyaç duymadım” Ama ille de bir kıble şartsa bu “Bilim – Mantık – Tarih ve Felsefe” olurdu sanırım.

      Teşekkür ederim, eksik olmayın.

  3. Sayın Serkan Yıldız, öncelikle tebrik ederim.tahmin ediyorum ki Haşdi Şabi saldırıyı üstlenmeden önce yazılmış bir yazı bu.ancak tebriğim bu yüzden değil.olayları çok güzel geri sarıp kimin nerede nasıl parmağı var çok çok iyi görmüşsünüz.ellerinize sağlık.

    • Tam olarak cümlede yazdıklarım, yazıldığı gibi anlaşılan manalardır kastettikler Sayın Erzurumlu. Teşekkür ederim yorumunuz ve değerlendirmeniz için.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here