Basiret Bağlanması

0

Her siyasi konuşmada sürekli dile getirilen “ehliyet” ve “liyakat” kavramları artık dile pelesenk oldu. Anlamlı anlamsız her yerde kullanıla kullanıla verbal bir kelime oldu ve gerçek manası hayatımızdan çıktı gitti.

​Eskiden de bürokratlar atandığında falan siyasi görüşten ya da filan siyasinin yakını cümlesini duyardık. Ancak en azından atanan kişinin o konu ile ilgili eğitimi ve o kurumla ilgili çalışması olduğu bilinir, fakat yükselmenin ani olduğuna dair söylemler dile gelirdi. Böyle birinin mesela genel müdür yardımcılığı yapmadan genel müdür olması ya da müsteşar olarak atanması yadırganır ve siyasi bir atama olarak görülürdü.

​Bugünün siyasi gücünün en çok kullandığı “ehliyet ve liyakat” sözcüğünü sözlük dağarcığından çıkardığını görüyoruz. Artık öyle büyük makamların değil ufacık şehirlerin bir kurumunun il müdür yardımcılığı hatta ne iş yaptığı iş tanımlamasında net olmayan şube müdürlüklerinin dahi atamasında siyaset hançer gibi kullanılmakta ve “bağlılık” bağının hangi oranda ve ne kaynaklı olduğu hep sorgulanmaktadır. 

El hak, bir bürokrat, devletin, devlet kurumunun aleyhine çalışamaz, ayrıca tabii ki siyasi iktidarın uygulamaya koyduğu projeleri geciktirme ve sabote etme hakkına da sahip değildir. Bunları yapan bürokrat görevden alınır ve gerekiyorsa cezai işlem uygulanır. Ama dokuz ay önce kararname ile atadığın bir bürokrat neyi beceremedi de haydi sana güle güle şarkısı söylendi kendisine? İşin daha ilginci, yerine gelenin o kurumun yanından bile geçmeyen ve dahi o işle ilgili hiç bir eğitimi olmayan birinin, parti ve maalesef bir cemaat bağı çok güçlü olduğu için atamasının yapılması bürokrasinin ruhuna Fatiha okumaktır.

“İşi ehline veriniz”, “Kâbe’nin anahtarı bir Yahudi’ye teslim edilmişti.”, “İlim Çin’de dahi olsa alınız.” vs… Bunlar sırdan Milliyetçi-Muhafazakâr, Ehli Sünnet ve Türk seçmen kitlesini yani kısaca klasik camii cemaatini kafalamak için kullanılan argümanlar olmasın? 

Siyasilerin her türlü bürokrasi atamalarının seçmen tarafından gözetim altında tutulduğu unutulmamalı. Bir kurul başkanının twet’inde dile getirdiği gibi; üniversiteye atadığınız ya da atayacağınız rektörün dudağının üzerine tipine hiç yakışmayan bıyık bırakması, derhal hacca gitmesi ve hemen camii yapımına başlaması sadece alay konusu olmaktadır. Çünkü daha içtiği rakı bardağı kurumamıştır. Ya da siyasi akrabalarının gölgesine sığınarak ve bir cemaati kullanarak yüksek bürokrasiye gelmiş basiretsizlerin söylenen her söze “danışmam gerek” diyerek kendi yetkinliğinin olmadığını fütursuzca sergilemeleri sadece bu devlete yazık oluyor söylemini haklı çıkarıyor.

Sadece şunu bir daha tekrarlamak istiyorum: “Ehliyet” ve “liyakat” gibi iki müstesna kelime incitilerek, çiğnenerek, anlamsızlaştırılarak bir yere varılmaz.

Sefa ile…

Reklam

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here