- Zorunlu Bir Veda - 23 Nisan 2020
- Yunanistan’ın Korona Başarısındaki Sırrı Nedir? - 22 Nisan 2020
- AKP Eski Türkiye’den Şikayetinde Ne Derece Haklı? - 21 Nisan 2020
Bayram için yollara düşecek halkımız aynı yolun eski Türkiye mamullerinde bedava geçiş yaparken, yeni yollarda indirim dahi yok. ‘Bayram benim neyime’ diyen işleticiler bayramda yola çıkacak milyonlardan paylarına düşecek olanları hasretle bekliyor.
Gerçi bu yollardan geçilse de geçilmese de ödenecek ücret belli. Ne kadar çok geçiş olursa hazine o kadar az telafi ediyor kuşkusuz. Bayramda dahi popülizmin gereğini yapamayan iktidarın bu durumdan muzdarip bir görüntüsü yok. Eski yol duruyor bedava geçebilirsiniz diyenlere twitterda rastlıyoruz.
Peki bu kadar basit mi?
Türkiye astronomik ücretli yollarla tanışalı çok olmadı. Türkiye’nin yolları her zaman makul fiyatlı ve ulaşılabilir idi. Avrupalı muadillerinden önemli ölçüde ucuzdu. Şimdi ise asgari ücretlinin aklından bile geçirmemesi gereken rakamlar söz konusu.
Düşünsenize 2 bin lira asgari ücretle otoyola gidiş dönüş 512 TL verdiğinizi. Bu oranlar gerçekten insaf sınırının kat be kat üzerinde.
Akparti iktidarının bizleri tanıştırdığı bu modelin savunulması aslında mümkün değil. Şunun için değil: Dolar bazlı olan geçiş ücreti için üst sınırın limiti yok. Bir diğer ifade ile, olası bir devalüasyonda rakam 1000 de olabilir.
Bu şekilde bir anlaşmayı yapıp ucu açık bir biçimde yol ücretlerini neredeyse sınırsız bir bantta tayin etmek gerçekten akıl sınırlarını zorluyor.
AKP’nin 17 yıllık iktidarının bizleri tanıştırdığı keyfi ve hesap vermez yönetim anlayışının bir neticesi bu. Ne bu projeyi yaparken danıştılar ne de projeyi bugün tartışmaya açıyorlar.
Hesap vermek gibi bir kaygı hiçbir zaman olmadı ve en azından olmayacak gibi görünüyor.
Karne almadan sürekli okula gidip gelen bir çocuğun tavrı ve tarzı ile karşı karşıyayız.
Oysa ki, karne ile hatalarınızı görür ve tekrar yapmamaya çalışırsınız.
AKP’nin sürekli seçim kazandığı argümanı dahi bu gerçeği değiştirmez. Zaten İstanbul seçimlerinde ve genel olarak son belediye seçimlerinde olanlar da aslında hep kazanıyoruz söylemini yerle bir etmişti.
AKP’nin yönetme arzusu ve iddiası anlaşılır bir şeydir. Ama kurumların denetiminden uzak durması akıl alır bir şey değildir. Türkiye’nin ortak kaynakları kullanılmaktadır. Bu kaynaklar insanların alın teri ve emeğinin neticesinde ortaya çıkarılmıştır. Bu kaynakları kullanmak hakkınız ama yaptığınız işin, aldığınız kararın sorumluluğu ile yüzleşmek de ödevinizdir.
Çoğunluk ne derse o olur haklı bir tespittir. Ama akılda tutulması gereken bir şey daha vardır: Kurumları ve denetim mekanizmaları çalışmıyorsa bu keyfi bir yönetime dönüşebilir.
Bayramda dahi bu ülkenin insanına jest yapmaya engel olan bir yatırımı ülkenin tam da en önemli arterlerine yerleştirmek parlak bir fikir gibi durmamaktadır. Üstelik yapılan yatırımlar ve bölgeler arasında da keyfi ayrımlar vardır.
Eğer gerçekten Türkiye yollarını bedeli mukabili inşa ettiriyorsa, bu, ülke sathında geçerli olmalıdır. Sonuçta para hazineden ödendiğine göre ister vadeli olsun ister peşin AKP yaptığı tüm yolları gişe ile donatmalı ve bölge ayrımı gözetmeden parasını talep etmelidir.
Tabii ki Maliyenin temel ilkeleri konusunda beklediğimiz hassasiyetin sınırlarına vakıfız. Bunlar tıpkı bayramda bedava olan yollar gibi Eski Türkiye kavramları.
AKP meşruiyet zırhının arkasında keyfiliğe varan bir modeli bize dikte etti. Ediyor. Otoyollarını dolar bazında yaptıran iktidarın siyasi alanda istikrarsızlığı pekiştirip doları patlatması makul muydu? Dış güçler otoyolu yaparken iyiydi de iş otoyolun parasını ödemeye gelince mi sıkıntı çıkmıştı.
Bütün bu sorular yanıtlanmayı bekliyor. Türkiye bir siyaset laboratuvarı gibi. Çılgın profesörler acaip denemeler yapıyor. Tüpler patlıyor, malzemeler yerlere dökülüyor, arada yangın çıkıyor. Ancak kimse sorumluluk üstlenmiyor.
Tuhaf deneylerin tuhaf sonuçları ile hep beraber yüzleşmek zorundayız.












