Belirsizlik ortamında Diyanet için talep ve haber kanalları

4

Kelimenin tam manasıyla belirsizlik var. Schrödinger’in kedisinin hem ölü hem canlı olduğu gibi; yaşadığımız şu günler hem kriz, hem değil. Hem yaşıyoruz, hem evlerde kapalıyız. Hem risk altındayız, hem değil. 

Belirsizlik. 

Kimse net bir cevap veremiyor. 

Dün maske takmayın diyenler, şimdi maske takın diyorlar. 

İki farklı durumu aynı anda yaşama hali: Panik yapmayın ama ciddiye alın. 

İnsanlar da ne yapacaklarını, nasıl davranacaklarını bilemez oldular. Tam da bu ortamda Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Nuri Ünal bir açıklama yaptı ve belirsizliğin hakim olduğu ortamda kutuplaşma adına net bir gündem oluşturdu. 

Peki ne dedi Nuri bey? 

‘…Bu itibarla, mevcut veya yeni oluşturulacak bilim kurullarında, din konusunda doğru bilginin ortaya konulması açısından, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyelerinden bir kişinin görev almasının yerinde olacağını düşünmekteyiz ve talep ediyoruz….’

Reklam

Evvelinde de ‘Canla başla, gece gündüz demeden hizmet eden sağlık çalışanlarımızın ve vatandaşlarımızın manevi anlamda desteklenmesi de önemlidir’ ifadesini kullanmış. 

Sağlık çalışanlarının desteklenmesi için illa bilim kurulunda olmak gerekir mi, bu da tartışılır. 

1 Nisan günkü yazımda buna değinmiştim.
Bazı yayın organları da bu haberi DİB Ali Erbaş’ın fotoğrafını koyarak servis ettiler. 

Peki ne oldu?
Haberleri okumadan ahkam kesenler hemen şunu düşündüler: ‘DİB, böyle bir demeç vermiş’

Demeci veren Nuri Ünal. 

Diyanet’i resmen bağlar mı? 

Bağlamaz denecektir, bu da doğru olabilir. Ama Nuri Ünal’ın görevlerine bakınca, durumun o kadar bağımsız olmadığını da görüyoruz. 

2018 yılında DİB Yönetim Hizmetleri Gen.Müd. Sosyal Hizmetler D. Bşk’nda şef olarak görev yaparken bugünkü görevine seçilmiş. 

Reklam

Demem o ki, o kadar da dışardan birisi değil. 

Belki de ona ‘böyle bir demeç ver de, bakalım toplumun tepkisi nasıl?’ demiş olabilirler….

Neden bunu diyorum? 

Psikolojik yaklaşım sebebiyle. 

Anlatayım: 

Toplum mühendisliği diye insanları suçlayanların aslında kendilerinin toplum mühendisliği yaptıklarını defalarca ifade etmiştim. 

Kendilerini çok iyi bildikleri için karşıdaki kişide de aynı davranışı hemen tanıyorlar. Bugünkü yönetime akıl hocalığı yapanlar; yurt dışında psikoloji, sosyal psikoloji, sosyoloji gibi sosyal bilimler okuyup gelenler. Bu kişiler de, Avrupa’da öğrendiklerini, gördüklerini aynı şekilde ülkemizde uygulamaya çalışıyorlar. Şurası var ki, onların öğrendikleri şeyler Avrupa’nın yaşayıp geçtiği şeyler ve hele bugün, çok farklı. Bu yüzden de kendileri toplum mühendisliği yapmaya çalışırken, dikkat çekmesin diye bu mühendislik çalışmasını başkasına yamamaya çalışıyorlar ki, başkaları kendilerinde bu suçu göremesin…

Bilmem anlatabildim mi. 

İşte bu sebeple, belki de Nuri Ünal’a birileri ‘bu cümleyi sen söyle’ demiş olabilirler. 

Peki neden? 

Nedeni de şu: Dini alanla birlikte bilim alanında da olma isteği. 

Dayanak da buna hazır: İslam, bilimsel çalışmalara engel bir din değildir. 

Doğru, engel değil. Ama. 

‘Bilimsel çalışma olarak ne hazırladınız da, şimdi bilim kuruluna girmek istiyorsunuz’ demezler mi insana?

Günlerdir haber kanallarında aynı konular ele alınıyor. Bu kanallar da ne yapsınlar, konu ve gündem virüs ve onlar da virüs adına her konuyu masaya yatırmak istiyorlar. 

Sürekli duyduğumuz bir cümler var, yazımın başında da ifade etmiştim. 

Panik yapmayın ama ciddiye alın.

Programlara katılanların kahir ekseriyeti bu cümleyi kullanıyorlar. Haklılar da. Hafife almamak lazım ama boşvermişlik de yapılmasın. 

Her duyduğumda gülüyorum. 

Neden mi? 

O kadar anlatıldı ve insanlar ciddiye alıyor. Hala daha ısrarla ve sürekli olarak bu konuyu ele alıp neden paniğe sebep oluyorsunuz? Madem panik olmasın diyorsunuz neden hala sürekli konuşuyorsunuz?

İyileşenlerden bahsedin biraz o halde. 

Ben size işin aslını söyleyeyim. 

Dengeli beslenin, evde kalın ve HABERLERİ İZLEMEYİN…

Sevgi ve Bilgiyle kalın 

4 YORUMLAR

  1. Canım Veysi bey yaptığı röportajlarında öyle sorular soruyor ki diyanet yetkilileri de endişe etmiş olabilirler, yani…

    İlginç bir soru şu:
    Charles Taylor, ‘seküler çağ’ adlı eserinde bilim çağında inancın hala nasıl mümkün olduğu sorusuna yanıt arar. Camileri İbadethaneleri kapatan virüsün, insanlara inançlarını yeniden tanımlama konusunda bir mesajı olabilir mi? Bundan sonra bilimsel hiçbir kavram dine yenilmeyecek diyebilir miyiz?

    Yani virüs insanlara öylesine bir mesaj veriyorsa, DİB’ da bir temsilci yollayarak işin içinde olmak istemiştir. Gayet doğal…

    https://www.ocakmedya.com/veysi-dundarin-korona-soylesileri-alper-tas-aklin-ve-bilimin-insanin-ve-doganin-uyumunu-esas-alacagi-bir-aydinlanmaya-ihtiyacimiz-var/

    https://www.ocakmedya.com/veysi-dundarin-korona-soylesileri-ferhat-tunc-savasa-butce-ayiran-devletler-hastane-odasi-ekipmani-bulmakta-zorlaniyor/

    Bu koronavirüs günlerinde yurt dışında neler oluyor neler… Misal, Papaz/din yetkilisi helikopter ile şehrin üzerinde dolaşarak koronavirüse karşı şehri kutsuyor. Bir diğeri de su tankerini kutsal su ile doldurmuş şehri dolaşarak su püskürküyor…. Bizimkilerin yaptığının onların yanındakilere kıyasla lafı mı olur?

    Birisi de demiş ki “virüsün sinagoglarda yayılmış olması, Yahudilerin İsa’ya karşı gelmiş olmaları, onu tanımamaları dolayısıyla Tanrının gazabıdır. Bizde böyle şeyler diyecek bir din adamını laikçi mezhebi mensupları aforaz ederler….
    https://www.jta.org/quick-reads/conservative-pastor-says-spread-of-coronavirus-in-synagogues-is-punishment-from-god

  2. Sayin H.K.
    Katkilariniz icin tesekkür ederim.
    Bilim caginda hala daha dine yer vardir. Cünkü insan varligi inanmak istiyor, eger dinler olmasa baska inanclar ararlar ve bulurlar. Bu insanin fitratinda olan bir durum, ama önemli olan Islam in nasil bir din oldugunu ortaya koymak, yani bilimsel gelismelerle zenginlesen yanini.
    Insanlarin dine egilimleri oldugu sirece bilimsel kavramlar dinin gölgesi altinda kalirlar. Bilim de aslinda ontolojik olarak bakarsak bir inanmadir da.
    Dediklerinize katiliyorum, baska ülkelerde cok sacma isler yapildi. Ülkemizde sükür olmadi. Ama din insanlarinin öne cikma gibi bir egilimleri de var.
    Sevgi ve Bilgiyle kalin

  3. Sayin Mehmet.
    Evet dinler de birer toplum mühendisligidir, haklisiniz.
    Diyanetin servetine gelince, gercekten ben de merak ediyorum 🙂
    Sevgi ve Bilgiyle kalin

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here