Besmeleyi kime atfettiğimiz önemli… Besmele hakkı kimin?

2

İşin en başı: Besmele.

Besmele, Bi İsmi … Adı ile…

Kimin adı ile?

Yaratıcı’nın adı ile.

Allah’ın, Rabb`in…

İdealle realite arasında pergel gibi olmak kadar, işin başı ile sonu arasında da aynı şekilde tavır almak benim için önemli.

23 yıllık bir İslam oluşumunu baştan sona tekrar tekrar okumakta yarar var. Güncellemelerle okumak.

Yeni bilgileri ve tecrübeleri üst üste bina ede ede okumak.

Şöyle müşahhaslaştıralım:

15 yaşında yaşadığımız bir olayı, yirmi yaşındayken farklı görürüz, anlarız. Ama otuz yaşında daha farklı ve hatta kırk yaşında çok daha farklı. Belki yetmiş yaşına gelince artık o olay, hayat düzleminde temel yapı taşı halini almıştır.

Bence İslam da böyle. Ya da dinler ve inançlar. Tekrar tekrar elden geçirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Yeni bilgiler dedik, tecrübeler dedik ve buna bir de şunu ekleyelim: Yaşanan olaylar…

Besmeleye bir de bu gözle bakalım isterim.

Yaratan Rabbinin adıyla başlamak. Rahman ve Rahim olan Rabb.

Başlangıç buradan..

Rabb, Allah, Tanrı, kutsal mutlak Varlık, ilk yaratıcı…

O’nu kabul ederek başlamak işin başı ve aslı.

Peki bizler neredeyiz?

Bizler besmeleyi hep Allah’ın haricindekilere atfederek yaşam sürüyoruz. Bu yüzden de kaybeden taraf oluyoruz. Hani hep eleştirdiğimiz Yahudiler var ya… İşte onlar besmeleyi Yaratıcı Rabb’e atfediyorlar. Tam olarak teslim oluyorlar. Biz ise işin hikayesinde kalıyoruz. Ya da gösterişinde, şovunda..

Rahatsız olacaksınız, biliyorum.

Rahatsız olmuyorsanız kötü. O zaman inancınız sizin için ‘öylesine – einfach so’ durumunda demektir.

Besmele hakkı kimin?
Hep beraber tek bir sesle Allah’ın diyoruz, öyle değil mi?

Gerçekte de öyle mi?

Öyle olduğunu sanmıyorum.

Gözlemlerimi aktarayım istereniz.

Yetiştiğim çevre, yani Akevler’de besmele hakkı Kuran’ın ve ilmindi.

İHL’de besmele hakkının Erbakan’da ve tarikat liderlerinde olduğunu gözlemledim.

Üniversitede de bu durum değişmedi ama biri daha eklendi Gülenciler. Besmele hakkı onlara geçti ve besmeleyi anmadan ne işiniz olurdu, ne de sizi dinleyen. Karşısına Kuran’ı da koysanız değişmezdi, çünkü besmele hakkında artık o da vardı.

Bugünlerde de besmele hakkı politikacılarda.

Besmele hakkı olan kişi ya da kişilerin hakkını vermeden sözünüz dinlenmiyor, ortaya koyduğunuz gerçek kabul görmüyor, gün gibi ortada olanlar algılanmıyor.

Neden?

Çünkü önce besmele hakkına sahip olana besmeleyi sunup, sonra söze ve işe başlamak gerekiyor.

Geriye dönüp bakıyorum: Ne değişti?

Sadece insan isimleri….

Besmele hakkı hala gerçek sahibine tevdi edilmiş değil….

Sevgi ve Bilgiyle kalın

2 YORUMLAR

  1. Sinan bey! Aklını kullanmasını bilmeyenler’ın akibeti, araba ehlieti ile uçak kullan’an şöför’ün yolcuları’nın akibetine benzer.
    Sizın verdiğini örnekte’de olduğu gibi
    Besmelenin hakkını veren dünya nufusunun 40 miliyonuna sahip Müseviler’ın durumu ile dünya nufusunun birbucuk miliyar’ına sahip Müslüman’ların haline baktığımız zaman, durumun vahemeti daha iyi anlaşılıyor.

    Aydınlatıcı ve faydalı bir yazı, ellerinize sağlık.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here