Beyaz Saray’daki sığınağa teftiş için indim..

0

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü siyahi George Floyd’un polis şiddetiyle ölmesinin ardından düzenlenen gösterilerde, Beyaz Saray içindeki sığınağa götürüldüğü iddialarına ilişkin, “Beyaz Saray’daki sığınağa teftiş için indim. Çok az bir süre orada kaldım. Yalancı basın, olayı yanlış aktarıyor.” açıklamasında bulundu.

Trump, Fox News Radyo’da Brian Kilmeade’in programına katılarak, Floyd’un polis şiddetiyle ölmesinin ardından ülke genelinde düzenlenen protestolara ve gündemdeki diğer maddelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Pazartesi Beyaz Saray karşısındaki St. Johns Kilisesi’ne gitmesi için güzergah üzerindeki göstericilere biber gazıyla müdahale edildiği haberlerine ilişkin Trump, “Polis, biber gazı kullanmadı. Ben de ‘hadi göstericileri buradan çıkarın’ demedim. Orada kim olduğunu bilmiyordum.” ifadesini kullandı.

Trump, pazar akşamı Beyaz Saray önündeki gösterilerin şiddet eylemlerine dönüşmesinin ardından sığınağa götürüldüğü iddialarına karşılık, “Beyaz Saray’daki sığınağa teftiş için indim. Çok az bir süre orada kaldım. Yalancı basın, olayı yanlış aktarıyor.” şeklinde yanıt verdi.

Ülkedeki protestoların şiddet eylemlerine dönüşmemesi ve yağmaların engellenmesi için polis birimlerinin daha iyi bir iş çıkarması gerektiğini vurgulayan Trump, gösterilerde tansiyonun düşmesine rağmen hala birçok provokatörün sahada bulunduğunu ifade etti.

Trump, “Göstericiler arasında provokatörler olduğuna dair birçok kanıtımız var, yakın zamanda siz de bunları göreceksiniz. Belirli yerlerde insanlara taşlar dağıtıyorlar, bu taşları cephane gibi yığıyorlar. Attıkları bu taşlar, Ulusal Muhafızları ve bazı askeri personeli yaralıyor.” eleştirisinde bulundu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i sonbaharda düzenlenecek G-7 Liderler Zirvesi’ne davet etmesine ilişkin Trump, bu hareketinin “sağduyulu” bir davranış olduğunu ve oturup meseleleri konuşabileceklerini vurguladı.

ABD Savunma Bakanı Esper: İsyan Yasası’nın devreye sokulmasını desteklemiyorum

ABD Savunma Bakanı Mark Esper, ülkede devam eden protestolara karşı askeri güç kullanmanın yolunu açan İsyan Yasası’nın devreye sokulmasına destek vermediğini açıkladı.

Siyahi Amerikalı George Floyd’un Minnesota eyaletinde gözaltına alınırken ölmesinin ardından ülkede başlayan protestolar 10’uncu gününde devam ediyor. Pazartesi günü Genelkurmay Başkanı Mark Milley ile ABD Başkanı Donald Trump’ın arkasında yürüyerek protestolarda yakılan St. John Kilisesi’ne gitmesi ve başkent Washington üzerinde askeri helikopterlerin alçak uçuş yapması dolayısıyla eleştirilen Bakan Esper, bugün kameraların karşısına geçti.

Amerikan ordusunun olaylara müdahil olmasına ilişkin tartışmalara değinen Esper, Ulusal Muhafızların siyasi otoriteye destek vermesinin daha uygun olduğunu ve askerin sadece son çare olarak kullanılması gerektiğini söyledi. Esper, “Asker ancak çok acil ve zor durumlarda kullanılabilir. Biz şu anda o zor durumlardan birinde değiliz. İsyan Yasası’nın devreye sokulmasını desteklemiyorum.” diye konuştu.

1807 yılında çıkarılan İsyan Yasası, kolluk kuvvetlerinin yetersiz kalması durumunda iç karışıklılara karşı ordu kuvvetlerinin sokağa çıkmasına imkan veriyor. Bu arada, ABD ordusundan 182’inci Hava İndirme Tümeninde ve 10’uncu Dağcı Tümeninde 1600 asker Washington bölgesine tedbir amaçlı konuşlandırılmıştı.

Pazartesi günü Beyaz Saray’a brifing vermek için gittiklerini dile getiren Esper, Trump’ın konuşmasından sonra St. John Kilisesi’ne gideceklerini bildiğini ancak nasıl gideceklerini bilmediğini ifade etti.

Bakan Esper, “Bizim, Orgeneral Milley ile amacımız, Ulusal Muhafızları da ziyaret etmek ve teşekkür etmekti. Başkan Trump da bunu yapmak isterdi.” dedi. O gün eleştirilere neden olan birkaç konuya da dikkati çeken Esper şunları kaydetti:

“Birincisi, haber yapıldığı gibi Ulusal Muhafızlar, (Trump’a yol açmak için) göstericilere karşı plastik mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanmadı. İkincisi, muhafızlara, bir tür yıldırma amacı için değil, kendi güvenlikleri için miğfer ve diğer koruyucu kıyafetleri giyme emri verildi. Üçüncüsü, Genelkurmay Başkanı Milley ve komutanlar kamuflaj giymişlerdi çünkü bir komuta merkezinde veya sahadaki askeri ziyaret ederken bu kıyafeti giymeleri daha uygundur. Dördüncüsü, dün öğle saatlerine kadar Ulusal Muhafızlara bağlı bir askeri helikopterin Washington DC’deki bir sokak üzerinde alçak uçuş yaptığından haberim yoktu. Haber aldıktan sonra yarım saat içinde Kara Kuvvetleri Genel Sekreterliğine soruşturma için talimat verdim.”

Esper, Pentagon’u siyasetin dışında tutmaya çalıştığını belirterek, Kuvvet Komutanlarının kendi kuvvetleri içinde Amerikan tarihi ve sorunlarını konuşmasına destek verdiğini söyledi.

ABD Donanması Avrupa ve Kuzey Afrika’da görevli 6’ncı Filonun komuta kademesi, askerlere bir mektup yollayarak Floyd’un trajik ölümünün ülkedeki derin sorunlara işaret ettiğini belirtti ve askerleri bu konuda kendi aralarında konuşarak birbirini anlama konusunda gayret göstermeye teşvik etti.

Askerlerin birbirine karşı “saygı” ve “anlayışla” yaklaşması uyarısında bulunulan mektupta, taraftarlığın, ön yargının ve hoşgörüsüzlüğün orduda yerinin olmadığına dikkat çekilerek Afro-Amerikalıların sembol ismi Martin Luther King’in “Her zaman doğru şeyi yapmanın tam zamanıdır.” ifadesi kullanıldı.

Hava Kuvvetleri Komutanlığından da havacı askerlere yönelik bir mektup gönderilerek benzer telkinlerde bulunuldu. Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral David Goldfein de dün yaptığı açıklamada, ülkede ırkçılığın önemli bir sorun olduğunu ve bunun orduda da bulunduğunu kaydetmişti.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here