Bilincin sınırları ve algı dünyamız

0

Bilincin perdesi, duyuların algı birliği içinde gördüğünü bir gerçeklik sayması ve almadığını yok sayması esasına dayanmaktadır.

Gözün bu görüde görme fonksiyonunu görmesi bilincin görü şartında o duyulardan yalnızca bir tanesidir, bilincin bu görüyü tamamlaması için diğer duyuların birliğine ihtiyacı vardır, çünkü bilinç duyuların birliği üzerinden yapılanmıştır, veri sentezlemesine gittiğinde tümünden birlikte yararlanmaktadır. 

Kuşkusuz bilinç duyuların algılama şartıyla sınırlı değildir, duyuların aldıklarını analiz edebiliyor olması vasfıyla ayrıca bir tahlil etme, ayrımlama ve sentezleme merkezidir, çünkü duyuların algıladıklarını ancak o seçici merkezlerden geçirdikten sonra konumlamakta, bir yere oturtmaktadır.  

Ama bilinç tüm bu dehasına rağmen duyuların aldığına bağlıdır ve her zaman aldığını gerçeklik sayma yanılgısıyla karşı karşıyadır, çünkü bu algı fonksiyonlarının tümü dolaylı bir alma şartına bağlıdır.

Bilincin diğer bir handikabı ise bağlı olduğu tüm duyuların da aldıklarını dolaylı alması ve herhangi bir ayrımlamaya gitmeden ona aktarmasıdır. Örneğin göz bir çeşit kamera gibidir ne gördüğünü biliyor ne de gördüğünü ayrımlayıp bir seçme yoluna gidiyor, hatta göz gördüğünü bile bilmiyor, o da diğer duyular gibi bu seçme ve ayrımlama işini yalnızca bilince havale edip işin içinden çıkıyor. 

Bu duyular yaşama şartına bağlı olarak yapılandığı için yalnızca aldığını ihtiyacına karşılık verecek şekilde alma becerisi kazanmış, her aldığını belirli, alabileceğini tecrübeyle kazandığı bir alma şartına göre işlev görüyor ki, bu işlevi de kendisi değil bilinç tayin ediyor.

Bilinç, alıcı duyuların aldıklarına karşı verdikleri reaksiyonlar üzerinden işliyor ve alıcılar ne almışsa onları duyular değil, bilinç tahlil ediyor ve bir hükme varacaksa onu yine bilinç yapıyor.  

Bilincin sınırları

Duyuların belirli bir şarta göre reaksiyon göstermesi bilincinde o şarta göre kendisine bir anlam dünyası inşa etmesine nedendir ki, bu aynı zamanda duyuların bilince getirdiği bir çeşit sınırlamadır.

Kaldı ki, insanın evrenin bu sınırsızlığı içinde hayatını ve anlamını üzerine inşa ettiği dünya da bu büyük evren içindeki o -duyuların algı sınırındaki- küçük dünyadır.

Şimdilik sizin sorununuz, daha doğrusu sorun algınız bu büyük dünya içinde o kendi yarattığınız küçük dünyada daha mutlu bir şekilde uyumak için bir hayat konforu yakalama için geleceğinize o minvalde yatırım yapmadır.

Bu algı dünyasının sizin kendi duyularınız tarafından resmedilmiş olduğunu unutmadığınızı umarım, çünkü bu tümüyle sizin kendi özel dünyanızdır.

Başkalarında bu dünyada gelecek aramasını doğru yolda olduğunuza yorabilirsiniz, çünkü onlarda aynı yaşama şartına bağlıdırlar ki zaten doğru yolda olduğunuza emin olmanızın nedeni de o başkalarında sizinle birlikte aynı rüyanın içinde gelecek aramasından kaynaklanıyor.   

Şöyle, yerin 500 metre altında, kendi eko-sistemi içinde yaşayan ve yaşama şartını o eko-sistemin döngüsü içinde daha konforlu bir hale getirmeye çalışan bir böcek veya sürüngen türü düşünün; muhtemelen onlarında hayatlarına dair tüm imgelemeleri sizin gibi içinde yaşadıkları bir şarta göre olacaktır, değil mi?

Şimdi tekrar içinde yaşadığımız bu eko-sisteme geri dönebilir ve buradaki hayatında bizim kendi eko-sistemimiz içindeki imgelemelerimizin bir neticesi olduğunu izleyebiliriz. 

Bir şeyler gördünüz mü, bilmiyorum, ama artık göreceğinizi gördüyseniz uyanabilir, görmediyseniz uyumaya devam edebilirsiniz, benim sorunum uyuyup uyumadığınız değil, neden uyuduğunuzdur.

 Bu dünya sizin kendi imgeleminiz olan bir dünyadır, duyularınızı bu görü şartına sabitlemiş, bu şart içinde yaşamaya çalışıyorsunuz ve doğrusu uyanmak istemediğiniz sürece muhtemelen sizi kimse uyandıramaz, çünkü yanlışta olsa -ki yanlıştır- siz istediğiniz şeyin sahibisiniz.

Söyleyebileceğim son şey bu algı dünyası sizden dolayı vardır, söylemeye çalıştığım ise bu algı dünyasından daha büyük olduğunuzdur; bu dünyayı ilahi bir takdir saydığınızda bile o takdirin takdir edeni siz olduğunuz için vardır, çünkü bunu söylemeniz için var olmanız ve böyle düşünüyor olmanız gerekir.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here