Bir Çok Tarîkat Şeyh’ini Saptıran “Mehdi” İnancıdır

0
gündogdu

Bütün tarikat şehleri sapıtmıştır denilemez. Ancak Müslüman tarikatlarının tamamında yer alan Mehdi inancı; bazı şeyh’leri, şah’laştıran,  zamanla  sapkınlığa ve çok büyük trajik olaylara, sosyal ve siyasal kırılmalara sebeb olan bir inançtır.

Kısaca “Mehdi inancı”nın özeti şöyledir.

Mehdi kelimesi sözlükte “hidayete ermiş” kimse demektir. Istılahta ise dünyada fesat ve bozgunculuğun hüküm sürdüğü esnada ortaya çıkıp insanları hidayete erdireceğine inanılan kimse anlamına gelir.

Kur’an-ı Kerim’de mehdilik kavramıyla ilgili her hangi bir ayet bulunmamaktadır.

İki temel hadis kaynaklarından Buhari ve Müslim’in Sahih’lerinde de yine açık bir rivayet yoktur.

Bu bakımdan yaygın İslami anlayışa mensup (Sünni) kelam alimlerinin eserlerinde de mehdilik ile ilgili açıklamalardan söz edilmez.

Ancak Tirmizi, İbn Mace ve Ebu Davud’un Sünen’leri ile Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde Mehdi’nin geleceği, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in soyundan olacağı, adının Peygamber’in adı ile aynı olacağı ile bazı fizik özelliklerine dair çeşitli rivayetler bulunmaktadır.

Bu  rivayetler; özellikle, Hicri III. (IX.) yüzyılda hadislerin toplanıp kayda geçirilmesi ve hadislerin sıhhati konusunda titiz davranmayan muhaddislerce  hadis mecmualarına alındığı şeklinde değerlendirilmektedir.

Özellikle Selefi alimler bu hadisleri sahih kabul ederken diğer bazı ulema bunları zayıf yahut tartışmaya açık bulmuşlardır. Bu sebeple konu, Ehl-i sünnet inanç esaslarından değildir. Erken devir Sünnî literatüründe bu inanca hemen hemen hiç temas edilmemiştir.

Ancak konu daha çok hadisçilerin dahil olduğu Selefiyye’ye ait eserlerde yer almış ve geç dönemde oluşan Sünnî kelâm literatürü ile “fiten ve melâhim” türü eserlerde ise mehdî telakkisinden genellikle kısaca bahsedilmiştir.

Önce Hindistan dinleri (zerdüştlük) etkisi altındaki Şiîler, ardından Emevîler ve Abbâsîler arasında yayılan mehdî inancı, ardından,  özellikle sûfiyye vasıtası ile Sünnîler arasında da benimsenmeye başlanmıştır.

Diğer taraftan Şia mehdiliği “imamet” inancının bir parçası olarak ele almış, On İkinci İmamın beklenen Mehdi (mehdi el-muntazar) olduğuna inanmıştır.

Mehdî inancı hakkında ileri sürülen görüşler, İslam alimleri tarafından çeşitli yönlerden eleştiriye tâbi tutulmuştur.

İslâm öncesi din ve inançlarda,  Mehdî kavramının kökleri ve gelişmesi konusunda bazı  araştırmacılar iki görüş ortaya koyarlar.

“Bunlardan birincisi mehdî inancının Sumerler’de doğduğu, Bâbilliler’de ve Mısırlılar’da geliştiği ve bu iki kanaldan dünyaya yayıldığı düşüncesidir ki ilk örnekleri Kral I. Sargon’da (m.ö. 2350 yılları) ve Hammurabi’de (m.ö. 1728-1686) görülmektedir.

İkinci görüş mehdî inancının her dinin kendi içinde, kendi tarihî, psikolojik ve sosyolojik şartlarına göre doğup geliştiğidir. Meselâ Hinduizm’de mehdîliğin menşei Tanrı Vişnu’nun Kalki ismiyle müstakbel avatarasına ve Hint zaman tasavvuruna dayanır.

İslâmiyet’te de Hulefâ-yi Râşidîn devrinin arkasından başlayan iç savaşların tarihî, siyasî ve psikolojik tezahürleri mehdi inancının doğmasına  sebep olmuştur.

Başta İbn Haldun olmak üzere bir çok İslam alimi tarafından, Mehdî inancının, Yahudilik, Hıristiyanlık ve Maniheizm’e ait “Kurtarıcı”(Mehdî)  kült’ünün,  İslam alemine yansımaları olarak kabul edilmiştir.

Özellikle Şia ve Sufiyye arasında kabul gören Mehdi inancı; İslam tarihinde bir çok trajik  olayların, savaşların çıkmasına sebeb olmuştur. Halen bu tehlike devam etmektedir.

Diyanet İşleri Başkanlığı, Din İşleri Yüksek Kurulu “Mehdilik” konusunda, 20.06.2012 tarihinde bir çalıştay gerçekleştirmiştir.

Bu Çalıştayda “İslam tarihinde ortaya çıkan “Mehdilik” hareketleri nelerdir?”, “Kur’an-ı Kerim’de “mehdilik” ile ilişkilendirilen ayetler var mı?”, “Mehdilikle ilgili hadisler ve bunların senet ve metin yönünden tahlili”, “Kelâmcıların “mehdilik” hakkındaki görüş ve değerlendirmeleri” ve “Günümüzde mehdilik” iddiasında bulunan kişiler ve görüşlerinin tahlili” gibi hususlar ele alınmıştır.

Bu araştırmalar sonucunda; ‘Mehdi inancı’ İslam dinin, asıl yaygın Sünni anlayışının,  akaid/inanç esaslarından olmayıp, daha çok İslam öncesi dinlerdenki “kurtarıcı” anlayışının geç dönemde,  çeşitli sebeplerle  İslam alemine yansıması olduğu ortaya çıkmıştır.

Daha geniş bilgi, Din İşleri Yüksek Kurulundan alınabileceği gibi; Konuyla ilgili olarak, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’nin “Mehdi” (XXVIII, 369–374) ve “Mehdilik” (XXVIII, 384–386) maddelerine bakılabilir.

Vesselam.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here