Bir Ömer vardı adaleti arayan

1

Ülkemiz başta olmak üzere dünya her açıdan bir çöküntü yaşıyor.

Virüs çöküntüsü değil insani, ahlaki ve inanç çöküntüsü.

Sadece Türkiye değil dünya adaleti arıyor.

Ancak adalet sırra kadem basmış.

Tıpkı Merkez Bankası’nın 128 milyar doları gibi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu diyor ki;

“128 milyar bir tarafa…

Adalet ve ahlak nerede?

Liyakat ve istişare nerede?

Şeffaflık ve denetim nerede?

Plan ve program nerede?

Özet olarak soruyorum; vicdan nerede?”

‘Nerede?’ diye sorulan bu özelliklerin hiçbiri maalesef dünyamızda yer edinemiyor.

Düşünün ki bir bakanın eşinin yönetim kurulu başkanı olduğu şirketten, Ticaret Bakanlığı’na dezenfektan alımı yapılabiliyor.

Olayın açığa çıkmasının ertesinde bakanın görevden alınması bu ticarete bağlanıyor.

Ancak geçmişimize hafif bir göz attığımızda aslında kazın ayağının hiç de öyle olmadığı anlaşılıyor.

Öyle olsaydı görevden almakla kalınmaz derhal gerekli soruşturma mekanizması devreye sokulurdu.

Bu ülkede hırsızlık, yolsuzluk ve de arsızlık geçmişten günümüze üzülerek belirtmeliyim ki sorun teşkil etmedi.

Bunun en iyi ispatı da sandık sonuçları.

Muhalefet hala bunu anlamamış olacak ki gece-gündüz 128 milyar sayısını sayıklıyor.

Buradan bir sonuç elde edileceği düşünülüyorsa nafile.

128 sayıklanırken dolar 8,19’da Euro ise 9,88’lerde geziniyor.

Fiyatlar uçmuş, insanlar işsiz ve çaresiz.

Bu ülkede adalet dediği için fırsatı bulunup içeri tıkılanlar var.

Son örneğini 3 Nisan’da cezaevine gönderilen Ömer Faruk Gergerlioğlu‘nda yaşadık.

O tarihten bu yana içeride.

O da Anayasa Mahkemesi’nden adalet bekliyor.

Tıpkı kanser hastası 11 yaşındaki Hakan Dağdeviren‘in anne ve babasını beklediği gibi.

Demir parmaklıklar arkasına düşeni toplum unutuveriyor.

Sosyal medya hesabından “Adalet Nöbeti’ne devam edin. Bu nöbeti tutmazsak kökleşen zalimlik, tutarsak adalet diye bir sevdamız olur.” diyen Gergerlioğlu da “128 milyar dolar nerede?” diye soruyor.

Boşuna tüketmeyin nefesinizi 128 milyarın hikayesi şöyle:

Ağaç nerede?

Balta kesti.

Balta nerede?

Suya düştü.

Su nerede?

İnek içti.

İnek nerede?

Dağa kaçtı.

Dağ nerede?

Yandı, bitti kül oldu.

Dikkat ederseniz hayatımız “Nerede?” sorusunu sormakla geçiyor.

Hala bu ülkenin, Adnan Menderes örneğini vererek siyaset yapıp iktidarın değirmenine su taşıyan ana muhalefeti var.

Bu ülkenin belediyeleri, gri pasaportla yurt dışına insanları iltica ettiriyor ve bunu da çıkıp “insanlık namına ülkem adına yaptık” diyorlar.

Cumhurbaşkanı, Diyanet İşleri Başkanı, İçişleri Bakanı, Sağlık Bakanı olunca sosyal mesafede safları sıklaştırıyoruz.

Ancak kâğıt toplayarak geçimini sağlayan kişiye gelince basıyoruz cezayı.

Anlayacağınız yolumuz yol değil, virüs ne yapsın.

Cenazede bile ayrımcılığın dibini delmişiz.

Bir Ömer vardı adaleti arayan.

Onu da sabah namazında hançerle şehit ettiler.

1 YORUM

  1. merak ediyorum o kağıt toplayıcıya ceza kesen dünkü cenazeye gidip ön safta saf tutanlara ceza kesebilir mi.ön safı bırak en arka safa ceza kesebilir mi.
    ama merak etmesin kağıt toplayıcısının bir sahibi var.o sahip kainatın mutlak sahibi yüce Rabbimizdir.
    kağıt toplayıcısının ahı ızdırabı arşı alaya ulaştığında o cezayı kesenin hali ne olacak bakalım.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here