Bir şey olarak insan

0

Siz bir insan için “O insanın gerçek yüzünü gördüm” dersiniz.

Bu doğru değildir, bu yalnızca o esnada görmek istediğinizdir, siz yalnızca görmek istediğinizi görüyorsunuz ve aslında olan hakkında değil, olanda gördüğünüz, görmek istediğiniz hakkında bir hüküm veriyorsunuz.  

Gerçekte insanın yüzü diye bir şey yoktur, bu bir aldatmacadır; siz ne görmek istiyorsanız onu görüyorsunuz, belirli şartların buna etken olması yalnızca o şekilde görmenize nedendir, ama siz nedenin olanı var ettiği bir düşünce sistematiğinden geldiğiniz için bunun böyle olması gerektiğini düşünüyorsunuz; oysa nedeni var edende, hüküm oluştururken parçalardan bütünü meydana getirende sizsiniz.  

Bütünlükte su götürür bir konudur, çünkü oda sizdeki kıyaslara esas dönemsel bir sentezlemedir. 

Bu eksik bakış açısı kişinin kendisi içinde geçerlidir, yani kişi kendisini nasıl görüyorsa o kendisi için odur. 

Ama gerçek anlamda o kişi kimdir veya nedir onu kendisi de bilmemektedir, onun kendisini ne şekilde gördüğü ve çevresinin ona ne şekilde kabul verdiği bütünüyle insani kabullere esas bir görü şeklidir. 

Bu görüde kişilerin birbirlerinin kafalarındaki kişilerle çelişmelerinin nedeni basit anlamda herkesin kişiyi kendi kafasına göre almasının bir sonucudur.  

Birinci kişi ikinci kişide bıraktığı intibaa ya göre onun kendi hakkında bir kanıya varmasına katkı verir; ikinci kişi ise birinci kişiden aldığı intibaa ya göre o kişinin kendisindeki imajını tamamlama yoluna koyulur ve böylece her suret kişilerin katkıları sonucu birer kişiliğe bürünür.

Ancak ne var ki o kişi artık ne ilk kişinin söylediği kişidir ne de ikinci kişinin söylediği kişi, o öylece iki kişinin gördüğü ve görmek istediği üzerinden görüş tamamlamaya çalışırken yarattıkları üçüncü bir kişidir.

Basit manada ifade edecek olursak, o artık ne ilk kişinin söylediği kişidir ne de ikinci kişinin söylediği kişi, o artık iki kişilik bir eser olmasına karşın iki kişinin kafasında tamamlamaya çalıştığı iki farklı kişidir.  

Şimdi bunun hayattaki karşılığına gelelim: gerçekte her davranışın bir geçmişi olsa da karar yine de ana dairdir, bunun kişinin karakteriyle özdeşleştirilmesi yalnızca geçmiş tecrübelerin husule getirdiği birer intibaadır.

Kaldı ki her davranış karakter adını verdiğimiz bir maske altında hayat bulur ve doğrusu ancak bir maske altında verildi mi, kişide anlama esas bir intibaa yaratır. 

Bu anlam her kişide bir farklılık gösterir ama nihayeti pek değişmezdir; çünkü her kişinin baktığı yerden görmesi, anlamı gördüğü üzere kafasındaki bir kişilikle özdeşleştirmesi doğal bir neticedir.  

Ama yukarıda da ifade etmeye çalıştığım gibi, bu kişi artık ne ilk kişinin söylediği kişidir ne de kendisini ifade etmeye çalıştığı kişi, o artık baştan sona iki sanının bir sentezi, eksik ve fazlasıyla üçüncü bir kişilik soyutlamasının kendisidir.  

İnsan böylesi kendi gerçekliğine esas kendisinin tamamlamaya çalıştığı bir kurgu dünyasının neferidir ya da diğer bir deyişle kendi kurgusu üzerinden hayatının efendisi olmaya çalışan biridir. 

Yani aslında biz kimsenin gerçek yüzünü görmüyoruz, gördüğümüz baştan sona gördüğümüzü sandığımız bir surettir, çünkü biz zaten bir sanı dünyasının tutsağı olarak görüyor, görmek istiyor ve istediğimize gördüğümüz üzere bir gerçeklik izafe ediyoruz.

Muhtemelen bizim bir şey olduğumuz sözü doğrudur, ancak şey olarak ne olduğumuz konusunda pek çok savımız olsa da muhtemelen onların hiçbiri doğru değildir, ama zaten kendimizi veya başkalarını durmadan şey olarak soyutlama yoluna gitmemizin nedeni de o değil midir? 

Daha basit bir ifadeyle ifade edecek olursak, aslında kendimize dair tüm soyutlamalarımız bizim kendimizi nasıl görmek istediğimizle ilgili bir neticedir.

Bu kural karşınızdaki kişi içinde geçerlidir, yani o da kendisini nasıl görmek istiyorsa şey olarak odur. 

Ancak şey nedir, emin olun onu kendisi de bizim gibi bilmemektedir; o da en fazla sizin kadar bir kişilik modellemesi yaratmış, onu kendisince ete, kemiğe büründürmeye çalışıyor.

Belli ki insanın kafasında et, kemik ve elbise olmadı mı, anlam eksik kalıyor, kişi kafasındaki kişiyi arzuladığı şekilde bir yere oturtup tamamlayamıyor. 

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here