- Kadir Has Üniversitesi’nin ‘Kadın’ raporu açıklandı - 29 Mart 2022
- KÜSTÜM ÇİÇEĞİ VE ASLAN AĞZI - 29 Mart 2022
- Rusya Ukrayna krizi nereye gidiyor? - 29 Mart 2022
Öğütülmüş bir alfabenin İçinden damıtmak sözcükleri
Denize düşen güneşin batışı
Kanımıza dokunan hüzün Kısalan hayatların öyküsünde
Devrile devrile giden
Yağmur sularının büyüsünde
Gözlerimin bakıp gözbebeklerine “Bir şeyler yapmalı”
Deyişini anımsıyorum şimdi.
Şiir yolculuklarında idik oysa
Değişmez devinimlerin
Ritmik, boynu bükük serzenişlerinde
Dinlenmiş telefonların Şaşkın ve mahçup bakışlarında
Utancını taşıyorum
İnsansı hallerimin
Arsızın güçlü gülümseyişi
Dolanıyordu ayaklarımıza
Kanla besleniyordu dünya
Kadınlar satılıyordu pazarlarda
Çocukların başı kesiliyordu
Tanrı adına yapılan kötülüklerde
Yılanlar Hira Dağı’na yürüyordu
Çakallar uluyordu uluorta
Korkuluk kargadan korkuyordu
Sen “bir şeyler yapmalı” diyordun
Geceyle konuşan bir pencereyim
Ölüler geçiyor önümden Elsiz, ayaksız, başsız
Çocuklar açlıkla dokunuyorlar
Duvarlar dilsiz
Karanlığın hiçliğinde
Yürüyoruz işte Bir şeyler yapmalı.
Ölmeliyiz mesela
Yarını doğurabilmek için
Ve bulutları dolaşmalıyız
Sevgi olup yağmalıyız dünyaya
Döndükçe savrulan hayaller
Kitaplarda saklı katiller
Sokaklarda Köpekleşmeli çığlıklar
Ölüm atı koşumlanmadan
Çocuklar ölüme yatırılmadan
Kurşunlar hedefini bulmadan
Kızın kızlığı için
Oğlanın yere düşen bakirliği
Gelecek düşler için
Ölüm için Yıkım için
Savaş için Barış için Senin için, benim için
Gülümseyerek Uyanabilmek için
Bir şey yapmalı.
MUSTAFA GÜLCAN












