Böl, bölüştür, vuruşturarak kontrol edilebilir hale getir

0

Yer yer anlatırım da duyulmaz sesim, çünkü hırslarım yok, yaşam için gaye denilen şeyden vazgeçmiş, sizleri ikna etmek için kendimi artık o genç yaşların canhıraş bulmaya çalıştığı hikmetli sözler bulmak zorunda görmüyorum; ne de olsa anlayan anlar, anlamayana sözler hikmetle dolu olsa ne yazar. 

Öncelikle sağ veya sol diye bir şey yoktur, insan vardır ve insanın içinde bulunduğu halden mütevellit fikir geliştirmesi veya davranması vardır.

Siz sağ ve sol diye bölünmediniz, sizi öyle böldüler, çünkü birini kontrol altında tutmak için diğerinin yedekteki kolluk gücü olarak el altında tutulması gerekmektedir, çünkü onların kendi başına sizlerle başa çıkmaları olasılığı yoktu.

O zaman böl, bölüştür, vuruşturarak kontrol edilebilir hale getir. 

Peki, diyeceksiniz, biliyorum, bu sağ nedir, bu sol nedir, nereden geldiler?

Tabi ki farklılıklarınızdan, siz bahçedeki iki çiçek bile olsaydınız sizleri bölecek, şu çiçek şu çiçekten daha güzel veya üstün diye sizleri bölecek ve her birinizi bir diğerine karşı kullanarak sizleri kendi elinizle kontrolleri altında tutmaya çalışacaklardı.

Hala uyanmadınız mı, her fikir bir çiçektir, fikirler farklı çiçeklerin süslediği bir çiçek bahçesidir ve siz bir çiçek olarak farklı olduğunuz için diğer çiçeklerde size güzel ve albenili görünmektedir.

Muhtemelen “Allah muhafaza her taraf aynı çiçekle dolu olsaydı ne yapacaktık?” diyorsunuzdur.

Peki hiç düşündünüz mü sağ nedir, sol nedir diye?

Hani derler ya sağ yalnızca siyasal politikaları, yani ifade ettikleri anlamda mali politikaları esas alır, sol ise sosyal politikaları; inanmayın, külli yalan, o anlamda bile olsa ne sağ sosyal politikalardan bağımsız ayakta durabilir ne de sol mali imkan ve politikalar; kaldı ki anlam bilim açısından da ne sağ sol  olmadan bir ifade geliştirebilir ne de sol sağ olmadan, ikisi de hayatın bir gerçeği, biriyle diğeri tamamlanmakta, fikri anlamda olsa bile biri bir diğeri sayesinde varlık kazanmaktadır. 

Kaldı ki, sağ dediğiniz insanların çoğu davranış ve yaşam tarzları itibariyle solcudur veya solcu dediğiniz insanların çoğu davranış ve yaşam tarzları itibariyle sağcıdır; hayat ne salt ekonomik politikalarla anlam bulabilir ne de sosyal politikalarla, ikisi de hayatın gerçeği, birini yok saydığınızda diğeri de var olma koşulunu kaybetmektedir.

Bilim bilim içindir masalındaki gibi, kim demiş ekonomi ekonomi içindir veya sosyal politikalar sosyal politikalar içindir, ikisi de birbirinin bütünleyeni, merkezinde insan olmak üzere hayatı bir ele alış şeklidir, biri olmadan ne diğeri varlık kazanabilir ne de anlama esas bir ifade bulabilir; kaldı ki birinin o iki önermeden birine inanması farklı düşünüyor olmasından öte başka bir şey değildir, varsın öyle düşünsün, varsın öyle inansın, bunda ne var?

Ama bir sorun var, oda birilerin farklı önermelerden birine inanması, onu ön plana çıkarması, hayatın amacına doğru o şekilde gidersek bizi aradığımıza ulaşacağımıza inandırmaya çalışmasıdır. 

Bırakın, varsın o insanda öyle inansın, onun farkı da o olsun, çünkü sizin inandığınız şeyde sizin farkınızdır; ama yanlış olan sizin farkınız üzerinden başkalarını ötekileştirmeniz veya onların sizi farkınız üzerinden ötekileştirmesidir ki, farkında değilseniz bile birileri sizleri bu farklarınız üzerinden ayrıştırmakta, sizleri birbirilerinize karşı ötekileştirmektedir. 

İnsanın insandan farkı gördüğünü farklı görmesi, farklı inanmasıdır ki buda beni ben, seni sen, onu o yapan temel bir özellikten başka bir şey değildir; ama tüm bu fark yine de birinin balkonunda kardelen ve birinin de fesleğen yetiştirmesinden öte bir şey değildir, bunu abartan ve sizi o farklarınız üzerinden karşı karşıya getiren birileri var, onlarda sizleri sizlerin elleriyle bölüyor ve bölerek kontrol edilebilir bir hale getiriyor.

Biliyorum niye kontrol? Diyeceksiniz.

Kontrol etme tutkusu korkakların işidir, onlar insanları kontrol altına aldıkları oranda kendilerinin güvende olduklarını düşünmektedirler ve bu güvenlik kaygısı bir güdü olarak hiçbir zaman giderilemediğinden onlarda durmamakta ve durmadıkları içinde hiçbir zaman tam olarak o güven duygusunun bu şekilde giderilemez olduğunu öğrenme şansına nail olamamaktadırlar.  Tabii bu güvenlik duygusuna tam olarak erişemedikleri içinde bu kontrol mekanizmasını her gün biraz daha geliştirme ve güçlendirme yoluna gitmekte ve böylece başta kendileri olmak üzere hayatı herkes için çekilmez bir hale getirmektedirler. 

Korkunun ecele faydası var mı, bilemem ama bu korkakların size yalnızca korktukları için huzur vermediklerini biliyorum.

Sağ, sol bunlar boş laf, sağınız sağ tarafınız, solunuz sol tarafınızdan başka bir şey değildir, farklı düşündüğünüz veya farklı inandığınız için birbirinizden uzaklaşmıyorsunuz, farkınızın üstün olduğuna inandırıldığınız için bölünüyor ve birbirinizden uzaklaşıyorsunuz.

Devam edelim; siz sağa dönerken sağcı veya sola dönerken solcu olmuyorsunuz, siz ancak o birilerin sağın soldan veya solun sağdan daha iyi veya kıymetli olduğuna ikna edildiğiniz için ayrışıyor, birbirinizden kopuyorsunuz ve birbirinizden koptuğunuz için birbiriniz için öteki oluyorsunuz, çünkü artık ayrışıp bölünmüş, onların istediği gibi karşı karşıya gelerek onlara sizi istedikleri gibi yönetme ve kontrol etme şansını vermiş oluyorsunuz.

Sizin farklı bir dine veya farklı bir ideolojiye inanmanızda öyledir, bu bütünüyle sizin bir diğerinden farklı olarak bir çiçeğin diğer bir çiçekten daha güzel veya çekici olduğunu savunmanızla ilgilidir; ama bir çiçeğin diğer bir çiçeğe o ifadeyi kazandırdığını ya şartlandırıldığınız üzere görmüyorsunuz ya da işinize öyle geldiği için görmezden geliyorsunuz.

Nasıl kimse balkonunuzda yetiştirdiğiniz bir çiçeği kasımpatı olduğu için eleştirmiyorsa, akşam sefası olduğu içinde eleştirmemelidir, çünkü zevkiniz bu, size bu çiçek güzel görünmekte veya siz bu çiçeğin diğer çiçeklerden daha güzel koktuğuna inanmaktasınız; siz farkınızı abartmadığınız ve “benim farkım senin farkından daha iyi bir özelliktir” diyerek müstakil farkları görmezden gelmediğiniz sürece bir sorun yoktur, ama farkınızı bir üstünlük vesilesi olarak görüyor ve onu başkalarına dayatıyorsanız bir sorun vardır, çünkü artık başkalarının müstakil algılama ve anlama biçimlerine müdahale etmeye bağlamış bulunuyorsunuz.

İster inanın ister inanmayın farklı bir yemek, farklı bir din, farklı bir çiçek veya farklı bir ideoloji arasında kişisel okuma veya beğeni dışında özel bir fark yoktur, onu sizden farklı kılan ve farka fark katarak sizi ondan uzaklaştıran bir başkasıdır; kaldı ki hiçbir farkın özel bir ayrıcalığı yoktur, ta ki siz o farkın bir ayrıcalık olduğu tuzağına düşene dek.

Sizin bu farka düşünce üreterek varmanız bir şeyi değiştirmemektedir, çünkü onlarda tersini düşünerek karşı sonuca varmış bulunmaktalar, ama bu reel bir durumun neticesi değildir, yalnızca ait olunan bir farkın tasarlı bir aidiyet üzerinden savunulmasıyla ilgilidir; oysa sebep ve sonuca bakın, kendi ırkını önceleyen, kendi ırkının diğer ırklardan daha üstün olduğunu savunan yaratıkları saymazsak geriye kalanların bütünü insanlığa huzur, refah ve aydınlık günler getirmekten başka bir şeyi ifade ediyor değiller.   

Anlayacağınız yollar farklı olsa da amaç aynıdır ve o yol farkı da farklı görme, farklı duyumsama ve benzer şeylerden farklı sonuçlar çıkarmanın dışında başka bir şey değildir; kaldı ki zaten birine diğeri anlamını vermekte ve biri bir eksikliğe işaret ederken, diğeri de başka bir eksikliğe işaret etmektedir; o nedenle birinin diğerinden daha mükemmel olması olasıdır, ama bu en fazla kullanımda bir fikrin diğer bir fikirden daha kullanışlı olmasıdır; dahası, hayat akıyor, mükemmel olanda sürelidir, daha mükemmel olanda, her şeyin ömrü en fazla daha bir mükemmel olanı çıkana ve gördüğü kabul sayısı bir önceki mükemmelin kabul sayısını aşana kadardır. 

İnsan geçmişinden ders almıyor, onca değişmez denilen yasayı değiştirmesine, onca yıkılmaz dediği fikri yıkmasına, onca farklı dini yerle yeksan etmesine rağmen; yani nice değişmez dedikleri fikirler değişti, nice yıkılmaz dedikleri dinler yıkıldı, nice yeri doldurulamaz dedikleri ideolojiler yerle bir oldu ve insanlık buna rağmen hala ne “en iyisini ben bilirim” iddiasından vaz geçti ne de değişmez bir “en iyi” getirdi.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here