Bu cinayet göz göre göre gelen bir cinayetti.. Bilinçli, planlı, organize bir saldırıdır

0

HDP Göçmen ve Mülteciler Komisyonu tarafından “Suriye savaşının 10’uncu yılında, Göçmen ve Mülteciler Çalıştayı” düzenlendi. Online çalıştaya çok sayıda kurum, kuruluş ve kişi katıldı.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, şunları söyledi: “Ben de dün toprağa verdiğimiz Sevgili Deniz Poyraz’ı buradan bir kez daha sevgiyle, saygıyla, minnetle anarak başlamak istiyorum. Alçakça bir saldırı sonucu kaybettik arkadaşımızı, yoldaşımızı. Cenaze için İzmir’deydik. Oradan başlayabiliriz ama ondan önce bir iki şey söylemek isterim. Bu cinayet göz göre göre gelen bir cinayetti. Basit bir olay gibi gösterilmeye çalışılıyor. Ancak kim bu olayın sıradan bir saldırı olduğunu, bir meczubun anlık öfkesinin sonucu gerçekleşen bir olay olduğunu söylerse bilin ki cinayetin ortağıdır. Bilin ki bu cinayet planının arkasındadır. Bilin ki bütün bu planların bir parçasıdır.

Bu saldırı başından beri söylüyoruz bilinçli, planlı, organize bir saldırıdır. HDP’ye yönelen saldırıların bir devamıdır. Tek hedef HDP değildir. Burada asıl yapılmak istenen şey bütün demokrasi güçlerini sindirmektir. Bunun yolu olarak da kaos çıkarmak istiyor iktidar ve iktidar içindeki güçler. Biz bu planı tanıyoruz. Sadece 2015 yılı 7 Haziran-1 Kasım arasındaki dönemden değil önceki yıllardan da tanıyoruz.

İzmir Kadifekale’de yaşayan bir ailenin mensubuydu Deniz Poyraz yoldaşımız. Kadifekale iç göçün sembol yerleşimlerindendir. Oraya İzmir’in Mardin’i adı verilir. Bir kısmı farklı nedenlerle de olsa çoğunluğu 90’lı yıllardaki zorla göç ettirme, köy yakma, boşaltma politikalarının sonucu olarak İzmir’e gelmişler ve Kadifekale’ye yerleşmişlerdir. Deniz yoldaşımız o tecrübenin içinde büyüdü. Ailesiyle de konuştum aile bireyleri ile de sohbet etme imkanımız oldu. Faili meçhul diye adlandırılan cinayetlerin, doğrudan köy yakma, boşaltma politikalarının sonuçlarına işaret etmeye çalışıyorum.

Deniz arkadaşımız planlı bir katliam organizasyonun kurbanı oldu. Yaşamı hepimize örnek olabilecek kadar, bize ışık tutabilecek kadar dolu renkli, kararlı ve inançlı bir hikayeye dayanıyor. Onu kaybetmenin acısı, bu saldırının yarattığı acı büyük yaramız da derindir. Her fırsatta vurgulamaya çalışıyorum, anlatmaya gayret ediyorum. Öfkemiz çok büyük, acımız çok derin ama demokratik siyasette mücadele kararlılığımız da en az onlar kadar kesindir. Her alanda bu çalışmalara ihtiyacı vardır Türkiye toplumunun da Ortadoğu’nun da. Yani HDP fikriyatına, HDP fikriyatı üzerinden büyüyen mücadeleye bu ülkenin, bu toplumun ihtiyacı var. Sadece bu ülkenin değil Ortadoğu’nun da ihtiyacı var. Biz bunun farkındayız, bunun bilincindeyiz.

Şimdi Suriye savaşının 10’uncu yılındayız. Mülteci sorunu neredeyse İkinci Dünya Savaşı yıllarının boyutlarına ulaşmak üzere gibi görünüyor. Yani dünyada yerini terk etmek zorunda kalanların çok büyük bir kısmı tarih boyunca da hep savaşlardan etkilenenler olmuştur. İç savaşlar ya da devletler arası savaşlar göçün, mülteciliğin ana kaynağıdır. Esasen 1951 Sözleşmesi de 2’nci Dünya Savaşının tecrübesinin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. O yıllarda 1930’ların sonundan 50’ye kadar olan dönemde toprağını ülkesini şehrini terk etmek zorunda kalan insanların sayısı 20 milyon olarak tahmin ediliyor sadece Avrupa’da. Şimdi Suriye’de iç savaş başladığından ve bu iç savaş çeşitli güçlerce daha çok derinleşecek biçimde kışkırtıldıktan ve manipüle edildikten veya kullanıldığından beri göç ve mültecilik sorunu da büyük yara, büyük sorun haline geldi.

Mültecilere yönelik yaklaşım bakış hem toplumun ve hem de tek tek bireylerin bilinç ve duyarlılığını ölçme konusunda çok güvenilir testtir. insanlık bilincinin gelişkin olduğu yerlerde elbette mülteciler bambaşka karşılamayla yaşamlarını yeni yerlerde sürdürme imkanı bulurlar. Maalesef ülkemizde öyle değil. Irkçılığın ve ötekileştirmenin her alanda bu kadar normalleştiği bir toplumda mülteciler ve göçmenler de en ağır şartlarda yaşamak zorunda kalıyorlar.

En ağır şartlarda yaşamak zorunda kaldıkları ülkeden birinde bulunuyorlar. Günlük hayatta karşılaştıkları pek çok olayı belki bizlerin duyması bile söz konusu olmuyor. Sayılarını bile bilmiyoruz. Kayıtlı olanlar ne kadar, kayıtsız olanlar ne kadar? Bu çalıştayın bütün bu sorunlarla daha yakından uğraşmaya vesile olacağına inanıyorum.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here