- Ruhlarımız fazla mesai yapıyor/Unsere Seelen machen… - 17 Ocak 2026
- Sahne Değil, Hesap Kapandı/ Keine Bühne, sondern… - 10 Ocak 2026
- Karanlığa rağmen umut/ Hoffnung trotz Dunkelheit - 3 Ocak 2026
Afrin’de yürütülen Zeytin Dalı harekâtıyla ilgili Türk Tabipler Birliği’nin yapmış olduğu açıklama sonrası 11 yöneticisi hakkında gözaltı kararı verildi.
Öncelikle insan sağlığını korumak ve kollamak üzerine ant içmiş kişilerin bu tür bir açıklama yapması aslında gayet normal. Ayrıca, demokrasiyle yönetilen bir ülkede herkesin kendi düşüncesini dile getirmesinin anayasal bir hak olduğu da su götürmez bir gerçek. Ancak bu denli hassas bir süreçten geçerken zamanlaması ile ilgili büyük bir hata yapıldığını düşünmemek elde değil.
Diğer taraftan hükümet yetkililerinin yükselen her farklı sese karşı bu denli tahammülsüz oluşu ise kendileri açısından negatif bir görüntü veriyor. Bu durum hem toplum tarafından kaygıyla karşılanıyor, hem de tüm dünyaya yansıyan imajımızı zedeliyor.
Hükümetin görevi hiç kimseyi dışlamadan herkesin kendi görüşünü özgürce açıklayabileceği bir ortam oluşturmak değil midir?
Bırakın açıklanan düşüncelere katılıp katılmamaya herkes kendi hür iradesiyle karar versin.
Yapılan açıklama sonrası insan, gözaltına alınan doktorları duyduğu an ister istemez hemen bu ülkede özgür olup olmadığını sorgulamaya başlıyor. Sonuçta hiçbirimiz savaş sevici değiliz. Ve hükümetin tüm icraatlarını desteklemek zorunda da değiliz.
Ancak; Twitter hesabından Afrin harekâtıyla ilgili ‘ Savaş bir halk sağlığı sorunudur’ açıklaması yapan Türk Tabipler Birliği yetkilileri yıllardır binlerce askerimizi şehit eden, kundaktaki bebeği bile acımadan katleden, harekâtın başladığı andan itibaren sivil halkın üzerine 52 kez roket atan ve 5 masum insanımızın ölümüne neden olan PKK/PYD’li teröristler hakkında ne düşünüyor inanın ben bunu da çok merak ediyorum.
Daha dün hayatının baharında yatağında uykudayken PKK ve PYD’li canilerin attığı roketle yaşam hakkı elinden alınan Fatma Avlar(17) için niçin sesiniz yükselmiyor ey barışsever yetkililer? Neden el ele verip ölen masum insanlar için de ‘yaşam hakkı’ diye haykırmıyorsunuz?
Sivil halkın üzerine onlarca roket atılırken gıkını çıkarmayacaksın, sonra ‘savaşa karşı’ olduğunu belirten açıklamalar yapacaksın. E kusura bakma ama adama ‘Sen kimin yanındasın?’ diye sorarlar.
Şimdi bunu söyleyince bana da hükümet savunucusu diyecekler. Ne derlerse desinler inanın umurumda bile değil.
Kim ki aziz şehitlerimizin kanıyla sulanmış bu kutsal topraklara bir tek sözle dahi halel getirecekse biz ucunda ölüm olsa dahi onun karşısında oluruz. Bu da böyle biline!
Hapis Cezalı Reklam
Gülben Ergen aleyhinde konuşması mahkeme tarafından yasaklanan Seren Serengil karara uymadığı gerekçesiyle önümüzdeki günlerde üç gün cezaevine girecekmiş.
Günlerce ekranlar aracılığıyla bir kadının özel hayatı çarşaf çarşaf gözümüzün önüne serildi. Benim gördüğüm sadece Seren değil bir dolu TV kanalı leşe üşüşmüş akbabalar gibiydi ve günahı kendi boynuna olan bir kadın masaya yatırılıp parça pinçik edildi. Yani demem o ki bir fatura kesilecekse tüm kanallar bu hesabı ödemeliydi. Ancak sadece Seren günah keçisi seçildi. Bu biirrr.
Ardından bu hapis olayını bile PR çalışması haline getiren Seren Serengil’e verip veriştireyim mi yoksa gözümde canlanan demir parmaklıklar ardındaki haline acıyayım mı bilemedim. Bu iki.
Her yeni gün dört ayaklı bir dostumuza karşı suç işleyenler ellerini kollarını sallaya sallaya ortalıkta dolaşırken. Ağzı dili olmayan o masum hayvanlara uygulanan şiddet, taciz ve tecavüzler yapanların yanlarına kâr kalırken. Suçları ufak bir para cezasına çevrilip, paçayı kurtarıyorlarken Seren Serengil için hapis cezası verilmesi ise gerçekten hayret verici bir hadise oldu. Bu da üç.











