Bu haldeki bir insanı cezaevine almak cinayettir..

0

HDP Kocaeli Milletvekili Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, keyfi gerekçelerle insanlara denetimli serbestlik verilmediğini söyledi. Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun görevini yapmadığını vurgulayan Gergerlioğlu, şunları söyledi:

“Kendisine yönelttiğimiz, yöneltilen birçok hak ihlali başvurusu konusunda gerekli tetkikleri, raporları yapmıyor ve bu konuda yapılması gerekeni de biz yapmak durumunda kalıyoruz ve bundan dolayı da birçok hak ihlalini gündeme getirerek çözüme kavuşması için yetkili mercilere mesajlar vereceğiz.

Denetimli serbestlik, koşullu salıverilme konusunda çok büyük sıkıntılar var. Türkiye’de yüzbinlerce insan mahpus, mahpus yakını çok büyük sıkıntılar yaşıyor. Keyfi gerekçelerle insanlara denetimli serbestlik verilmiyor. 25 Nisan 2020’de çıkan infaz indirim yasası görüşmelerinde biz cezaevi gözlem kurullarının yetkilerinin arttırılmasının oldukça sıkıntılı durum olduğunu söylemiştik ve bunun yoruma açık bir şekilde gözlem kurulları tarafından istismar edilebileceğini söylemiştik.

Korkumuz gerçek oldu maalesef ki Anayasa’yı çiğneyen bir yönetmelik çıkarıldı 29 Aralık 2020’de ve koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik konusunda cezaevi gözlem kurulları son derece keyfi kararlar ile insanların özgürlüklerini gasp etmeye başladı.

‘Aylar sonra tekrar değerlendiririz, 1 ay sonra tekrar değerlendiririz’ diye cezanın tamamı bitirilene kadar insanları keyfi gerekçelerle niyet okuyarak oyalamaya başladılar. İnsanların koğuş değiştirme gerekçelerini niyet okuyarak iptal ettiler, yaptıkları açlık grevlerini bir disiplin cezası olarak niteleyerek onları cezalandırdılar. Kendilerine gelen mektuplar gerekçe gösterildi ve bütün bunlardan sonra çok afaki nedenlerle denetimli serbestlikler, koşullu salıverilmeler inkâr edildi ve insanlar büyük mağduriyet yaşadılar! Bunu kabul etmiyoruz, birçok şikâyet duyuyoruz bunlarla ilgili bunları gündem etmeye devam edeceğiz.

Ağır hasta bir kadın Ayşe Özdoğan. Bu kadın maksiller kanser yani elmacık kemiğinde kanser var, sol elmacık kemiğinde kanser olan bir kadın ve vücuda da yayılmış durumda. Eşi de cezaevinde, kendisi de ceza almış ve cezaevine girmek üzere. Aslında kendisine Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi cezaevinde kalamaz raporu vermiş ama İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan bu rapor teyit edilmediği için şu anda bir bekleyiş halinde, her an cezaevine alınabilir.

Oldukça kötü bir halde, iltihaplı bir yarası var, bu haldeki bir insanı cezaevine almazlar, bu bir cinayet olur, çok zor durumda kanserli, eşi de cezaevinde olan ve yatalak durumunda olan bir kadını Türkiye Cumhuriyeti’nde cezaevine alacaklarsa el insaf diyorum. Bir an evvel İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun infaz erteleme kararı vermesi lazım. İnsanlığımız vicdanımız ölmemeli diyorum. Bu kadın aylardır büyük sıkıntılar çekiyor ve biz de bunu gündem ediyoruz, her an cezaevine girebilir. Girmemesi için bir gündem yapıyoruz ve yetkilileri duyarlılığa çağırıyoruz, adli tıp kurumunun bir an evvel karar vermesi
gerektiğini söylüyorum.

Cemal Yıldırım KHK ile ihraç edilen bir kardeşimiz, KHK ile ihracına karşın direndiği için çeşitli defalar tehdit edildi, gözaltına alındı ve biz de kendisinin eylemlerinde destek verdik yoğunlukla. Cemal Yıldırım geçtiğimiz günlerde bir tweet atarak kendisinin tehdit edildiğini ve ardından gözaltına alındığını söyledi. Her gün ülkemizde vatandaşların böyle şikayetlerini duyuyoruz. Vatandaşlar emniyetle, huzurla güvenle bu topraklarda yaşayamayacak mı? Gecenin bir yarısı sabahın körü alınıp, birileri tarafından götürülecek endişesi ile mi yaşayacak. Bunlar normal demokratik bir hukuk devletinde olmaması gereken hususlardır.

KHK ile ihraçlar konusu devam ediyor. Yüz binlerce kişi büyük bir sıkıntı yaşıyor! Yurdun dört bir tarafına gittiğimiz zaman yüzbinlerce KHK’lının çaresiz, umutsuz, bezgin, üzgün bir şekilde adalet beklediklerini görüyoruz! Yurdun dört bir tarafında en küçük ilçeye de gitseniz, çeşitli illere de gitseniz her yerde KHK zulmüne uğrayan yüzbinlerce insanı görüyorsunuz. KHK’ların iptal edilmesi, hukuka dönülmesi, OHAL’in bitirilmesi, bu ülkede Anayasa’ya dönülmesi gerekiyor. OHAL üzerinden 5 yıl geçti halen OHAL’i devam ettirmeye çalışıyorlar, KHK meselesi de halen devam ediyor.

Cezaevleri ile ilgili hak ihlalleri yoğun bir şekilde devam ediyor. Bize yoğun başvurular geliyor, onları da gündem etmek istiyoruz. Mesela Haziran ayında çıkan bir yasa ile kapalı görüşlerde görüş süresi 1.5 saate çıktı! Bunu çok iyi biliyoruz çünkü ben de o sırada cezaevindeydim! Yasa çıktığı halde bize 45-50 dakika görüş yaptırıyorlardı. 1.5 saat yaptırmıyorlardı. Haziran’ı geçtik, Temmuz, Ağustos şu anda bile 1.5 saatlik görüş yaptırılmıyordu. Yasa çıkmış, resmi gazetede yayınlanmış ama vatandaşlar 1.5 saat görüşü yapamıyor!

Bandırma Cezaevi’nde ise en fazla yarım saat sürüyor kapalı görüşler. Bu kadar keyfilik olur mu değerli arkadaşlar! Cezaevi yönetimleri ali kıran baş kesen olmuş. İstediğini yapıyor, istediğini yapmıyor, kimse ondan bir şey sormuyor. Zaten İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun öyle bir uğraşı yok. İş bize kalmış, burada biz soruyoruz. Düşünün vatandaşlar bize başvuruyor! İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na da başvuruyor ama orada hiçbir işlem yapıldığı yok ve maalesef bu ihlaller devam ediyor. Olacak işler değil o yüzden biz canhıraç bir şekilde sonuna kadar bu ihlalleri burada gündem etmeye devam edeceğiz ve bunları da bitirmeyi de başaracağız.

Şerif Mesutoğlu’nun durumunu tekrar hatırlatmak istiyoruz. Şerif Mesutoğlu halen cezaevinde! Kırşehir Cezaevi’nde ve Kaymakam Muhammed Safitürk’ü öldürmekle suçlanıyor ama dosya bomboş, Anayasa Mahkemesi’nin adil kararı ile bu kişi özgürlüğüne kavuşabilir ama Anayasa Mahkemesi halen karar noktasında bekliyor!

Selçuk Kozağaçlı Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı ve çok nitelikli, dürüst, onurlu bir hukukçu maalesef ayrımsız bir hak mücadelesi ve savunuculuk yaptığı için cezaevinde!

Kırşehir Cezaevi’nde bize mektupları gelen Mazlum Dönder maalesef çok ağır şartlar altında mahpusluk hayatını sürdürüyor. Koğuşta WC, yatak, yemek yeme hep aynı ortamda. Koğuşta ne priz, ne TV, ne su ısıtıcısı var. 20 dakika ancak havalandırmaya çıkıyor. Zindan içinde zindan yaşıyor!

Mehmet Bal Batman’dan İstanbul’a gelmişti ve kaçırıldı! Nerede olduğu aylardır, yıllardır bilinmiyor ama biz hiç onu unutmadık gündem etmeye devam ediyoruz.

Gökhan Türkmen işkence altında ifadesinin alındığını söyledikten sonra mahkemeleri kapalı yapıldı ve halen cezaevinde bu haksız ve hukuksuzluğu da unutmuyoruz! Kaçırılan bir kişiydi!

Gülistan Doku aylardır, yıllardır bulunamıyor! Dersim’de maalesef sürekli hatırlatmalarımıza rağmen Gülistan Doku bulunamıyor.

Hürmüz Diril eşi Şimoni Diril’in cesedi bulunduktan sonra Hürmüz Diril maalesef bulunamadı! O da aylardır çok uzun süredir maalesef kendisi bulunamayan bir insan!

Yusuf Bilge Tunç ise 2 yılı aşkın; 25 aydır ortada olmayan bir insan! Korkunç bir durum! Bu insan nerede? Ne ölüsü ne dirisi var ortada ve hiçbir yetkili açıklama yapmıyor! Bu açıklamaların yapılmaması bu kaybolmanın devlet görevlileri eliyle yapılma şüphesini çok güçlendiriyor çünkü buna benzer hadiseleri öncesinde de çok görmüştük! Bu konuda defalarca sorduğumuz halde devlet görevlileri bir açıklama yapmıyor ama biz de konunun peşinde koşmaya devam edeceğiz! Düşünün 25 aydır ne ölünüz ne diriniz ortalarda! Ailenizin sorduğu tüm sorulara devlet yetkilileri cevap vermiyor! Cevapsız bırakıyor! Uluslararası kuruluşların sorduğu sorulara da cevap vermiyorlar!!!

Hüseyin Galip Küçüközyiğit 29 Aralık 2020’den beri kayıp! O da halen bulunamıyor! Tıp Fakültesi’nde okuyan kızı aylardır onu arıyor, perişan bir şekilde onu arıyor ama o da Yusuf Bilge Tunç gibi tamamen bilinmezlik alemine atılmış durumda! Hiçbir yetkili cevap vermiyor! Hiçbir işlem yapılmıyor; bütün bunlar bize resmi kurumlar, kişiler tarafından; Hüseyin Galip Küçüközyiğit’in kaçırıldığına dair önemli bulgular ve şüpheler olduğunu hatırlatıyor.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here