Bu ne güzel demokrasi böyle…

0

Eskiler “Edep Ya Hu” demiş.

İnsan, insana hakaret eder mi?

Ya da aklından diline düşen her şeyi söyler mi?

İftira atar mı, kanıtı olmayan, ispatlamayacağı şeyleri pervasızca söyler mi?

Siyasetinden sosyal medyasına kadar geniş bir alanda, sınırların kalktığı bir hakaret ve iftira kültürü oluştu.

Ağzı olan konuşuyor.

Bu ülkede iki kişi dışında, isteyen istediğine gönlünden ne kopuyorsa söyleyebiliyor. Söylemlerinin karşılığında ise bir yaptırım çıkmıyor.

O iki kişiye yönelik yapılacak söylemin yaptırımı ya kanuni veya şiddet içerikli oluyor. Ancak ikisinin de birbirine söyleyeceği her şey serbest.

Üçüncü kişiler hariç.

“Liste yaptım, 50 kişinin hakkından geliriz”“Karılarınızı, kızlarınızı nasıl koruyacaksınız?” diyen kişiler hakkında dahi bir kanuni müeyyide uygulanmıyor.

Biz hala mumla adalet arıyoruz. 

‘Özgür Basın’ ellerinde, işlerine gelen şeylere cin, istenilmeyen şeylere kör.

Bozulan üslubumuz mu yoksa kişiliğimiz mi; tahmini zor.

Siyasetteki bozukluk, toplumun kılcal damarlarına kadar işliyor.

Darbe söylentileriyle işe başlandı. Mesele ete, kemiğe büründürülemeyince, bu defa devreye cami hoparlörlerinden müzik yayını girdi. 

Ülkenin karıştırılmak istendiği belliydi. Lakin bunu çözmesi gereken, faillerini bulmaktan sorumlu iktidar değil tabii ki, CHP idi. 

CHP’nin de feraseti yetmiyordu.

Normal koşullarda kavgada dahi söylenmeyecek açıklamalar yapıldı, suçlamalar yöneltildi. Geçmiş defterler açıldı. Atalarından, mirasçılarından bahsedildi.

Proje dendi, vatan haini dendi, satılık dendi, dış güçler dendi, iç güçler dendi. Amerika’dan Afrika’ya uzanıldı.

Bunlar söylenirken de ortada hiçbir kanıt yoktu. Sadece kelimelere yüklenen ağır hakaretler vardı.

Her ne kadar iktidar ortağı desek de iktidarın asli sürükleyici gücü olan partinin lideri, Allah ne verdiyse yağdırdı.

Yıllarca kendi partisinde görev yaptıktan sonra ayrılan siyasetçilere demediğini bırakmadı. Partilerin İYİ’sinden başladı, Gelecek’inden çıktı, DEVA’sını anlattı. 

“Cumhur İttifakı’nın ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin 2023 yılındaki yapısına karşı güçlü bir muhalefet unsuru oluşturmak maksadıyla düşünülmüş bir şeydir” dedi. 

İşte o şeyin ne olduğunu bir türlü bulamadık. 

Güçlü bir muhalefet unsuru.

Demokrasilerde muhalefet partileri olabilir, yeni partiler kurulabilir ama bizimki gibi demokrasilerde bunlar asla iktidara yan gözle bakamazlar, eleştiremezler. Yönetimi hayal edemezler, iktidarın çizdiği çerçevenin dışına çıkamazlar. 

“Otur” deyince oturacak, “kalk” deyince kalkacak, “in” deyince inecek, “bin” deyince binecek bir siyaset tarzı gerekiyor. Aksi durum, ülkenin bekasına yönelik kirli emellerdir.

Türk usulü demokrasi.

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), “İktidarın küçük ortağı adına, her zamanki hakaretamiz ve tehditkâr üslupla, Partimizi ve Genel Başkanımızı hedef alan iftira dolu bir açıklama yapılmış. Bu tür izansız açıklamaları cevap vermeye değer bulmuyoruz. Biz, ülkenin büyüyen sorunlarına çözüm üretmek için çalışıyoruz” açıklamasını yaptı.

Kim bilir iktidarın küçük ortağını rahatsız eden de bu üsluptur. Hırçınlaşmadan nazik bir dille karşılık vermek.

Siyaset sertleşmeye başlamışsa anlayın ki seçim yakındır. Seçim öncesi her şey söylenir, sonrasında unutulur.

Madem iktidar ve ortakları yeni partilerden bu kadar rahatsızlar, o zaman yapılacak şey acilen bir kanun çıkarıp sadece gönüllerinden geçen partilerin seçime girmelerini sağlamaktır. Tüm seçimlerde birinci gelecek şekilde bir kanuni düzenleme şarttır.

İktidar hep birinci gelince doğal olarak ikincilik de sürekli muhalefete düşecektir. Böylelikle demokrasiye çağ atlatmış oluruz. 

Aslına bakarsanız seçime dahi gerek yok. 

Boşuna ülke hazinesine masraf.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here