Bu ülkenin demokratikleşmesi Ortadoğu’nun demokratikleşmesidir..

0

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin Urfa İl Örgütü’nün 3’üncü Olağan Kongresinde konuştu. “Bu topraklarda yine o bir arada yaşama iradesi, barış iradesi, Demokratik Cumhuriyet iradesi yeşerecek ve büyüyecek.” diyen Temelli, şunları söyledi:

“Bizler HDP olarak bu topraklardan bu kötülüğü söküp atacağız. Bu adaletsizliğe bu zulme mutlaka son vereceğiz. Büyük bir adaletsizlik, büyük bir zulüm var. Bunun farkındayız. Ama umut ve cesaretle yürüyoruz. O yüzden bir kez daha sesimizi yükseltelim. Biz, bu faşist iktidardan, bu zalimlerden korkmuyoruz. Bugünden sonra zulüm bizden korksun, bu zalimler bizden korksun! Tam 5 yıldır bu ülkeyi inim inim inlettiler. Diyeceksiniz ki 5 yıl öncesi çok mu iyiydi? Tabii ki değildi. 100 yıllık bir tarihten bahsediyoruz. Yüz yıllık bir tarihi mücadeleden bahsediyoruz.

1920 meclisinde 72 Kürt vekil vardı. Arap vekil, Ermeni vekil vardı. Lazistan vekilleri vardı, Kürdistan vekilleri vardı. Güçlü bir ülkeyi ortak bir iradeyi var etmek için bir araya geldiler. İttihatçı akla karşı belki de Demokratik Cumhuriyetin ilk adımlarının atıldığı bir meclisti. Bu iradeyi yok sayanlar, tekçiler; geride bıraktığımız 100 yıla yakın süredir o tekçiliği dayatarak, 1920 iradesini yok sayarak o ittihatçı aklı, o zulmü büyüterek geldiler. Son 5 yıla baktığımızda o zulmün katmerlendiğini görüyoruz. O zulmün Saray olduğunu görüyoruz, zalimlik abidesi olduğunu görüyoruz. Ama and olsun ki o abideyi hep birlikte yıkacağız.

Bir kez daha söylüyoruz. Bu iktidar, artık katedecek yolu kalmamış bir iktidardır. Bu iktidar tükenmiş bir iktidardır. Bu iktidar acze düşmüş bir iktidardır O yüzden de adalet, demokrasi mücadelemizi biz yükseltmeliyiz. Bir seçenek yaratmalıyız. O seçenek demokratik çözümü, demokratik anayasayı, bir arada yaşama iradesini barındırmalı. O seçenek bir üçüncü yolu açmalı. Özgür siyasetle bir arada yaşama iradesiyle üçüncü yolu hep beraber açacağız. Bu iktidardan kurtulacağız, faşizmi yıkacağız. Bu ülkeyi mutlaka ama mutlaka demokratikleştireceğiz.

Bu ülkenin demokratikleşmesi Ortadoğu’nun demokratikleşmesidir. Bu ülkede toplumsal barışı inşa etmek Ortadoğu’nun demokratikleşmesidir. Bakın bugün iktidar bir Washington’a, bir Moskova’ya gidiyor. Nereye gideceğini şaşırmış durumda. Neden? Sırf Kürtlerle barışmamak için ama artık yolun sonuna geldiler. Nereye giderlerse gitsinler tükenmişliklerini ifşa ediyorlar.

S-400 aldılar, F35 anlaşması yaptılar. Afrin’e girdiler yetmedi, geldiler şimdi yeni bir cep oluşturacaklar. Kimin toprağını kimden alıyorsunuz? Kimin toprağında demografik değişim yapıyorsunuz. Bu uluslararası mahkemelerce de suçtur. Siz 400 bine yakın insanı yerinden yurdundan ettiniz. Neden? Kürt düşmanlığı. Kürt düşmanlığı üzerinden bir iktidar inşa ettikleri için, savaş politikalarından beslendikleri için Suriye’nin en huzurlu bölgelerini bile kıyamet alanına çevirdiler.

Bugün Türkiye’de ne iç siyaset ne dış siyaset kaldı. Ne ekonomi ne sosyal barış kaldı. Bu iktidar bütün değerleri çürüten bir iktidar. Savaşı dayatarak çürüten bir iktidar. Bugün Rojava’da yaşananlar Türkiye’nin her yerinde yaşanıyor. Ne demişti: ‘Bir mermi kaç para biliyor musunuz’ demişti AKP Genel Başkanı. Ona Cumhurbaşkanı diye seslenmiyorum artık. Çünkü bir ülkenin cumhurbaşkanı ayrımcılık yapmaz. Ayrımcılık yapıyorsa cumhurbaşkanı değildir. Anlamak istemediler.

Hem cumhurbaşkanı hem parti başkanı olacağım diye dayattı. Cumhurbaşkanı cumhurun başkanı olacaksa herkesle bir rabıtası, hukuku olmalı. Siz ayrımcılık yaparsanız, işçiye, emekçiye, köylüye, kadına düşmanlık yaparsanız cumhurbaşkanı olamazsınız. Evet bir partinin başkanı olursunuz ama inanın o partide dayanmaz dağılır. Bak içlerinden partiler çıkıyor. O partiyi bırakıp gidenler, o partiden umudunu kesenler her geçen gün artıyor. Çünkü o ayrımcılıkla yol almak mümkün değil.

Reklam

Gelin savaşa karşı çıkalım. Çıkmazsak savaş bütün kapıları çalar. Çaldı. Fatih’te çaldı, Antalya’da çaldı. Kürt’e mermi Türk’e siyanür düştü. Ölüm her yerde, acı her yerde, zulüm her yerde. Savaş herkese eşit ölüm getirir. O yüzden ölüme karşı yaşamı savunmalıyız. O yüzden herkese sesleniyoruz, emekçilere, kadınlara sesleniyoruz. Ne yaşamınızdan ne mücadelenizden vazgeçin. Hakkınızı elinizden alanlara karşı mücadele edin. İntihar çözüm değil. İntiharı düşünmeyin. Yaşamınızdan vazgeçmeyin. Mücadelenizi yükseltin. Bu iktidardan mutlaka kurtulacağız. Yaşamlarımıza sahip çıkacağız. Her eve aş da girecek iş de girecek. Biz mermi istemiyoruz; top, tüfek, savaş istemiyoruz. Biz bir arada eşit yurttaşlar olarak yaşayacak bir ülke istiyoruz. O ülkeyi de hep birlikte var edeceğiz.

Kayyım, talandır, gasptır. Halkın kaynaklarını üzerine çöreklenmektir. Hakkımızın gasp edilmesini kabul etmeyeceğiz. Kayyım şiddettir, zulümdür. Bu şiddete demokratik siyasetle demokratik mücadele ile mutlaka karşı çıkacağız. 31 Mart’ta dedik ki kayyımları süpürüp atacağız, süpürüp attık. Bu yüzsüzler bu utanmazlar hala kayyım atıyorlar. Buradan diyorum ki, en yakın zamanda, kaçamazsınız o seçimde bu kayyımlarla birlikte bu sefer bu iktidarı da süpür atacağız.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here