Bugünün (9 Aralık 2016) FETÖ haberleri

0

36Son dakika: Süt devinin sahibi gözaltına alındı

Denizli’de polis, Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında Aynes Gıda firmasına operasyon düzenledi. Aralarında Yönetim Kurulu üyeleri Nevzat Serin, Mehmet Ali Özkan ile Ayhan Batur’un da bulunduğu 17 kişi gözaltına alındı.
Denizli Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, bugün erken saatlerde Acıpayam İlçesi’nde yaklaşık 1200 kişinin çalıştığı Aynes Süt Fabrikası’na FETÖ/PDY soruşturması kapsamında operasyon düzenledi. Çevik Kuvvet, Terörle Mücadele, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin katıldığı operasyonda polisler, fabrikaya gelerek idari bölüme girdi. Fabrikanın idari bölümünde önlem alan polisler, giriş ve çıkışlara izin vermedi.

Operasyon kapsamında fabrikanın ortakları Nevzat Serin, Mehmet Ali Özkan ile Ayhan Batur’un da aralarında bulunduğu toplam 17 kişi gözaltına alındı, 7 kişi ise aranıyor. Gözaltına alınan kişilerin evlerinde arama yapılırken, fabrikanın idari bölümünde de aramalar sürüyor.

AK PARTİ İLÇE BAŞKANLIĞI YAPMIŞTI

Gözaltına alınan Mehmet Ali Özkan, daha önce Ak Parti Merkez İlçe Başkanlığı yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlığı döneminde Aynes firmasına gelmiş ve yapılan ek tesisi törenle açmıştı. Ayrıca Aynes firması, 2015 yılında en çok ihracat yapan firmalar için geçtiğimiz günlerde düzenlenen ödül töreninde ödül almıştı. Mehmet Ali Özkan, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin de katıldığı törende ödülünü almıştı.

Kaynak: Hürriyet ve Cumhuriyet

35Onko Koçsel İlaçları’nın sahibine gözaltı

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde FETÖ kapsamında Onko Koçsel İlaçları Yönetim Kurulu Başkanı İrfan Koç’un da aralarında bulunduğu 3 kişi gözaltına alındı. Firmanın eski bir çalışanının suç duyurusunda bulunduğu belirtiliyor.
ESKİ ÇALIŞANI ŞİKAYETÇİ OLMUŞ

Alınan bilgiye göre, firmanın eski çalışanlarından D.Y, firma yönetimi hakkında “FETÖ/PDY üyesi olmak”, “silahlı örgüte yardım etmek”, “hükümeti ve TBMM’yi silahzoruyla ortadan kaldırmaya teşebbüs suçuna iştirak etmek” iddiasıyla Gebze Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

Yapılan şikayet üzerine Gebze Cumhuriyet Başsavcı Vekili Sıddık Ilgar’ın talimatı doğrultusunda Gebze Emniyet Müdürlüğü ekipleri firmanın yönetim kurulu başkanı İrfan Koç, genel müdürü Tuğçe Koç ve insan kaynakları müdürü Ayda Onat’ı gözaltına aldı.  3 ismin emniyetteki işlemleri devam ediyor.

SAVCILIK AÇIKLAMA YAPTI

Olayla ilgili Gebze Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan yazılı açıklamada, eski firma çalışanı D.Y’nin, 15 Temmuz gecesi insan kaynakları müdürü Ayda Onat’ın tüm çalışanlara attığı “Değerli Onko Koçsel ailesi, güvenliğiniz için evden dışarı çıkılmasını kesinlikle önermiyor, en kısa sürede ülkenin sulha kavuşmasını temenni ediyoruz. Saygılarımla insan kaynakları” şeklindeki e-posta’yı basınla paylaşmasının ardından işten çıkarıldığı ve firma tarafından “Haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişisel verilere hukuka aykırı ele geçirmek ve yaymak” suçlarından dolayı hakkında dava açıldığı belirtildi.

Söz konusu mailde geçen “sulh” kelimesinin darbe girişimi gecesi TRT 1 canlıyayınında okunan bildiride adı geçen “Yurtta Sulh Konseyi”nden esinlenerek yazıldığının iddia edildiği kaydedildi.

Kaynak: Hürriyet

34Kayyum kavgasına neden olan 350 milyon dolar ne oldu?

Hürriyet, Koza İpek Grubunun dolar mevduatını TL’ye çevrilmesi konusunda dört kayyumun kavga ettiğini kamuoyuna duyurmuştu.
Hürriyet’in haberi sonrasında herkes paranın dolara çevrilip çevrilmediğini merak ediyordu. Yetkililerden edinilen bilgiye göre aynı kayyumların kararıyla 350
milyon dolarlık mevduatın tamamı TL’ye çevrildi. Para, vadeli mevduat hesabına yatırıldı.

Kayyumların fiziki şiddete kadar varan kavga olayından sonra iki gruba ayrılarak birbirlerinden karşılıklı şikayetçi olduğu öğrenildi.

NE OLMUŞTU?

TMSF’ye yapılan devir öncesi (26 Temmuz) Koza İpek Grubu’na sulh ceza hakimliğince atanan 5 kişilik kayyum heyeti arasında önce sözlü olarak başlayan sonra fiziki tartışmaya dönen dolar kavgası karakolda son buldu. Kavganın nedeninin kayyum Hikmet Keleş’in, ‘holdingin 250 milyon dolarını TL’ye çevirme’ teklifi olduğu belirtilirken, TMSF karakolluk olan kayyum heyeti ile yollarını ayırdı.

Kaynak: Hürriyet

33FETÖ operasyonunda gözaltına alınan 2 asker ile 1 hemşire adli kontrolle serbest

Hakan ÇELİKBAŞ/ SAMSUN, (DHA)- SAMSUN’da FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alınan Üsteğmen E.G. ile Astsubay F.Ö. ve hemşire olan eski eşi A.Ö., çıkarıldıkları nöbetçi mahkeme tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Samsun Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri 2 gün önce yaptıkları FETÖ operasyonunda, Samsun Sahra Sıhhiye Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’nda görev yaptıkları sırada ihraç edilen Üsteğmen E.G. ile Astsubay Kıdemli Başçavuş F.Ö. ve bir süre önce ayrıldığı eski eşi hemşire A.Ö.’yü gözaltına alındı. 3 şüpheli polisteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından bugün adliyeye sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından nöbetçi mahkemeye sevk edilen şüpheliler adli kontrol altında tutulmak kaydıyla serbest bırakıldı.

Kaynak: Hürriyet

32THY ‘Fethullah Gülen’in yanındakileri’ bulamadı, AKP’li vekil tepki gösterdi

Darbe Komisyonu Başkanı Reşat Petek, Fetullah Gülen’in 1999 yılında ABD’ye kimlerle gittiğini THY’ye sorduklarını anımsatarak “THY’den ’21 Mart ya da 22 Mart 1999 tarihinde seyahat ettiği bilgisi var, ancak yolcu listelerine ulaşılamıyor’ cevabını aldık” dedi. AKP’li Emine Nur Günay, THY’nin listeyi bulamamasının üstüne gidilmesini istedi.

15 Temmuz ve FETÖ/ PDY Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanı Reşat Petek, Türk Hava Yollarına cevaplandırması için Fetullah Gülen’in 1999 yılında Amerika’ya giderken yanında kimlerin olduğunu sorulduğunu anımsatarak “21 Mart 1999 tarihinde Fetullah Gülen, FETÖ sözde lideri ABD’ye giderken kimlerle gittiği bunun THY kayıtlarında varsa gönderilmesini talep etmiştik. Ancak gelen cevap yazısında, 21 ya da 22 Mart 1999 tarihinde seyahat ettiği bilgilisi var, ancak yolcu listelerine ulaşılamıyor. O tarihte başka kimlerin olduğu konusunda bir bilgiye ulaşılamadığı cevabını aldık” diye konuştu.

AKP’Lİ VEKİL: NEDEN ULAŞILAMADIĞI İRDELENMELİ

Komisyonun AKP’li üyesi Emine Nur Günay ise THY’nin Gülen’in ABD’ye kiminle gittiği konusunda neden bir bilgiye ulaşamadığının irdelenmesi gerektiğini kaydederek “Mutlaka yolcu listesinin olduğu bilgisi bir yerlerde vardır. 15 yıl öncesi. Çünkü kimlerle seyahat ettiği çok önemli” dedi.

Başkan Petek ise cevaplanması gereken soruların tekrar THY’ye sorulması için not alınmasını istedi.

Kaynak: Hürriyet ve Cumhuriyet

31Eski Emniyet Müdürü Okan, tutuklandı

Bahri KARATAŞ/İZMİR, (DHA) – İZMİR Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen ‘Askeri casusluk’ adıyla bilinen gizli bilgi ve belge bulundurma davası ile ilgili kumpas soruşturmasında, üç gün önce yakalanan Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkan Yardımcısı ve Batman eski Emniyet Müdürü Hasan Ali Okan tutuklandı.
Bayraklı Adliye Sarayı’na idari para cezasını ödemeye gelen ve hakkında yakalama kararı bulunan Hasan Ali Okan, Adliye Karakol Amirliği’nde görevli bir polis memuru tarafından gözaltına alındı. Soruşturmayı yürüten İzmir Emniyeti Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekiplerine teslim edilen Hasan Ali Okan, işlemlerinin ardından bugün adliyeye sevk edildi. Olayı soruşturan savcıya ifade veren Hasan Ali Okan, çıkarıldığı mahkemece tutuklanıp cezaevine gönderildi.
Aynı soruşturma kapsamında daha önce, aralarında emekli tümgeneral Muzaffer Öztosun ve eski Mardin İl Jandarma Komutanı Erdoğan Akdeniz’in de bulunduğu 18 şüpheli ‘Silahlı terör örgütü üyesi olmak’ suçlamasıyla tutuklanmıştı. Hasan Ali Okan, İzmir’de usulsüz dinleme iddiasıyla 26 emniyet mensubu hakkında İzmir 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan iki ayrı davada tutuksuz yargılanıyor. Bu davalar kapsamında tutuklanan Okan’ı itiraz üzerine tahliye eden hakim Atilla Rahman da FETÖ/PDY operasyonu kapsamında tutuklanmıştı.
İzmir Karşıyaka doğumlu olan 50 yaşındaki Hasan Ali Okan, çeşitli yerlerdeki görevlerin ardından İzmir’de 7 yıl görev yaptı. İzmir’de İstihbarat ve Terörle Mücadele şubelerinden sorumlu müdür yardımcılığı görevini yürüttü. Daha sonra Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanlığı Daire Başkan Yardımcılığı’na getirildi. Okan’ın İstihbarat Dairesi’ne atanmasının ardından 2010’da, İzmir’deki sözde ‘Askeri casusluk’ davasıyla ilgili ihbarlar yapıldı. Okan’ın koordinesiyle yapılan bu operasyonun ardından, aralarında muvazzaf askerler ve sivillerin de bulunduğu toplam 357 kişi hakkında dava açıldı. Bir kişi dava sürürken yaşamını yitirirken, diğer sanıkların tamamı beraat etti.
2011 yılı Temmuz ayında, 1’inci Sınıf Emniyet Müdürlüğü’ne terfi ettirilen Okan, Batman İl Emniyet Müdürü olarak atandı. Hasan Ali Okan, Batman’daki görevinden de 2014 yılında alındı.

Kaynak: Hürriyet

30‘Kozmik Oda’ savcısı tutuklandı

Kamuoyunda “Kozmik Oda” olarak anılan soruşturmayı yürüten ve Fetullahçı Terör Örgütüne (FETÖ) yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan eski Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Ankara Emniyet Müdürlüğü ekiplerince sabah saatlerinde adliyeye getirilen Bilgili, soruşturmayı yürüten savcıya ifade verdi.

Bilgili, yaklaşık 10 saat süren ifade işleminin ardından, “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlarından tutuklanması talebiyle nöbetçi Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.

Ankara 3. Sulh Ceza Hakimi Ali Ramazan Bilgisiçok tarafından sorgulanan Bilgili, cezaevine gönderildi.

Kaynak: Hürriyet

29Kos’a kaçamadan yakalanan FETÖ şüphelilerinden 6’sı tutuklandı

Yaşar ANTER/BODRUM (Muğla), (DHA) – AYDIN, Antalya, İstanbul ve Manisa’da düzenlenen eş zamanlı operasyonda, Yunanistan’ın İstanköy (Kos) Adası’na geçme hazırlığı yaptıkları belirlenerek gözaltına alınan Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi oldukları ileri sürülen 8 kişiden 6’sı tutuklandı. Diğer 2 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında, FETÖ/PDY üyesi olduğu belirlenen bir grubun Bodrum’dan Yunanistan’ın Kos Adası’na kaçma hazırlığı içerisinde olduğu ihbarı üzerine, geçen 3-5 Aralık tarihleri arasında çalışma başlatıldı. Aydın, Antalya, İstanbul ve Manisa’da düzenlenen eş zamanlı operasyonla aralarında öğretmen, tekstilci, çiftçi ve ev hanımının da olduğu Ş.İ., A.E., A.S.S., İ.K., H.A., Ü.Ü.K, A.S. ve M.A, gözaltına alındı. Yunanistan’ın Kos Adası’na geçmek istedikleri tespit edilen şüphelilere ait 7 ayrı adreste, dijital materyallerin/örgütsel dokümanların elde edilmesine yönelik Bodrum Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararıyla aramalar yapıldı.
Şüphelilerin örgüt içi haberleşme aracı ‘ByLock’ ve Bank Asya hesap hareket kayıtlarının incelemeye alındı. Bodrum Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin ardından dün adliyeye sevk edilen şüphelilerden öğretmen Ş.İ., tekstilci İ.K., ev hanımları H.A., Ü.Ü.K. ve A.S. ile işçi M.A. tutuklandı. Diğer şüpheliler, A.E. ile A.S.S. ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Kaynak: Hürriyet

28Askeri ataşe FETÖ soruşturmasında tutuklandı

FETÖ’nün darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında, Türkiye’nin eski Rabat Askeri Ataşesi Albay Erceylan tutuklandı
Türkiye’nin eski Rabat Askeri Ataşesi Albay Mustafa Erceylan, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz’daki darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında tutuklandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alınan Erceylan, emniyetteki işlemlerinin ardından Ankara Adliyesine getirildi.

Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısına ifade veren Mustafa Erceylan, tutuklanması istemiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.
Erceylan, hakimlik sorgusunun ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Kaynak: Hürriyet

27Amasya merkezli 10 ilde FETÖ’den 11 kişi gözaltına alındı

AMASYA, (DHA)- AMASYA merkezli 10 ilde polisin eş zamanlı düzenlediği FETÖ/PDY operasyonunda 11 kişi gözaltına alındı.
Amasya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ/PDY soruşturmasında Amasya merkezli Sivas, Mersin, Uşak, Gaziantep, Bursa, Bitlis, Antalya, Ankara ve İstanbul’da örgüt üyelerine eş zamanlı operasyon yapıldı. Polis eş zamanlı operasyonlarda 11 kişiyi gözaltına alınırken, 8 kişi adreslerinde bulunamadı.
Kaçakçıkılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından 8 kişinin yakalanması için çalışma başlatıldı.

Kaynak: Hürriyet

26480 bin lira dolandıran sahte savcı tutuklandı

Aziz GÜVENER/ADAPAZARI (Sakarya), (DHA)- SAKARYA’da telefonla aradığı kişilere kendisini ‘savcı’ olarak tanıtıp “Adınız FETÖ örgütüne karışmış” diyerek 3 kişiyi dolandırdığı iddiasıyla gözaltına alınan İ.B., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
İstanbul’da yaşayan İ.B.’nin Sakarya’da telefonla aradığı kişilere kendisini ‘savcı’ olarak tanıttıktan sonra “Adınız FETÖ örgütüne karışmış. Temizlememiz için bana para göndermeniz gerekiyor” diyerek aradığı ilk aradığı kişiden 76 bin Euro, ikinci aradığı kişiden 50 bin Euro ve konuştuğu son kişiden de 23 bin lira aldığı tespit edildi.
Sakarya Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı Yan Kesicilik ve Dolandırıcılık ekipleri paralarını kaptıranların ihbarı üzerine dolandırıcının peşine düştü. Polis telefon görüşmeleri ve güvenlik kameralarında yaklaşık 14 bin araç üzerinde yaptıkları inceleme sonrası sahte savcının kullandığı otomobilin plakasını tespit ederek şüpheli İ.B.’yi İstanbul’da yakalayarak gözaltına aldı.
Sakarya’ya getirilerek İl Emniyet Müdürlüğü’nde ifadesi alınan sahte savcı sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Kaynak: Hürriyet

25Kınık merkezli FETÖ Operasyonu: 5 gözaltı

İZMİR’in Kınık başta olmak üzere dört ayrı ilçesinde Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda toplam 5 öğretmen gözaltına alındı.
Kınık İlçe Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Grup Amirliği ekipleri, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, bu sabah Kınık başta olmak üzere Bergama, Torbalı ve Kiraz ilçelerindeki 6 ayrı adrese eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyonlarda Kınık’ta öğretmenlik yaparken FETÖ/PDY ile bağlantısı olduğu ileri sürülen Aktif Eğitimciler Sendikası’na (Aktif Eğitim-Sen) üye oldukları için meslekten ihraç edildiği belirtilen öğretmenlerden 2’si Kınık, 2’si Bergama, 1’i de Torbalı’da gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüpheliler Kınık’a getirildi.
Cevdet ŞEN / KINIK (İzmir), (DHA)

Kaynak: Hürriyet

24Adil Öksüz, arandığını gazeteden öğrenmiş

Nursima KESKİN / ANKARA, (DHA) – FETÖ’nün uzun yıllar bölge imamı olan doktor Hasan Polat, darbe girişimi sonrası Adil Öksüz’ün kayınbiraderi Ali Sami Yıldırım ile birlikte gözaltında olduğunu kaydederek “Kayınbiraderi, Adil Öksüz’ün bir gün gazeteyi açıp baktığını ve ‘Aaa ben aranıyormuşum’ dediğini söyledi. İfadesi aynen böyle. Adil Öksüz öyle diyor sonra kayboluyor” diye konuştu.

TBMM 15 Temmuz ve FETÖ/ PDY Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu bugün, FETÖ’nün imamlarından olan 2002 yılında cemaatten kovulan, şimdiyse özel bir klinik işleten Hasan Polat’ı dinlendi. Hasan Polat, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası gözaltına alındıktan sonra götürüldüğü İstanbul Emniyet Müdürlüğünde Adil Öksüz’ün kayınbiraderi Ali Sami Yıldırım karşılaştığını bildirdi. Hasan Polat “Kayınbiraderi, Adil Öksüz’ün tutuklandığını ve daha sonra serbest bırakıldığını, rahat rahat elini kolunu sallayarak kayınpederinin evine geldiğini hiçbirşey olmamış gibi orada 2 gün kaldığını söyledi. Kayınbiraderi, Adil Öksüz’ün birgün gazeteyi açıp baktığını ve “Aaa ben aranıyormuşumö dediğini söyledi. İfadesi aynen böyle. Adil Öksüz öyle diyor sonra kayboluyor” diye konuştu

“ADİL ÖKSÜZ GİBİ YETİŞMİŞ BİR İNSAN KARŞINIZDA DURUYOR”

Hasan Polat, konuşmaya “Adil Öksüz veya Kozanlı Ömer nasıl biri, bunlar nasıl yetişiyor nasıl düşünürler sorusunun cevabını bugün bulabilirsiniz belki. Adil Öksüz veya Kozanlı Ömer gibi yetişmiş bir insan şu anda karşınızda duruyor. Aynı eğitimlerden geçmiş aynı fikir yapısına sahip uzun yıllar beraber çalışmış biri olarak karşınızdayım. “cümleleriyle başladı. Erzurum’da İmam Hatip Lisesini bitirdikten sonra Cerrahpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandığını kaydeden Hasan Polat, o zaman cemaatin evlerinde kalmaya başladığını bildirdi. Polat şöyle devam etti:

“HER EV ABİSİ KÜÇÜK BİR FETULLAH GÜLEN’DİR”

“İkinci sınıfta bir görev verilir. Her ev abisi küçük bir Fetullah Gülen’dir. Kendini öyle görür, öyle davranır. Boyun ne posun ne sakalı çıkmamış tıfıl bir delikanlı ev abisi yapılır ikinci sınıfta üniversitede. Ev abisi havasına giriyorsun. O eve liseden ortaokuldan öğrenciler geliyor. Oradaki yetkinize bakılıyor. O dönem için söylüyorum. Dershanelerin yeteri kadar olmadığı insan arayışlarından şeyin zor olduğu dönem. Bu okul sana ait diyorlar. Askeri okullara yetişecek öğrencilerde istenen şey, iki sene hazırlanmasıdır. Ortaokulda giremese lisede, o da olmasa üniversitede denenir. Bir daha bir daha denenir. İnsanlara faydalı olduğunuzu düşünüyorsunuz.”

“3 DEMEK NAMAZINDA NİYAZINDA, 5 DEMEK LİDER”

Eniştesi, amcaoğulları ve ağabeyinin FETÖ’den tutuklandığını anımsatan Hasan Polat “17-25’ten sonra günler geceler sürekli konuştuğum halde olmadı. Fetullah Gülen haindir demeyen hiçbir örgüt mensubu çözülmez. İşin ucunda Allah’tan Peygamberden olmak var. O kadar basit değil. 3 demek namaz niyazında. 6 derse herhangi bir cemaate mensup . Eğer örgüt mensubuysa o 5. Rabia lider değil, lider 5. Beş olduktan sonra ev abisi yapılır zaten” dedi.

“ORDUYA BİR İNSAN SOKMAK, OKUL YA DA YURT YAPTIRMAYA EŞ DEĞERDİ”

Ev abisi olduktan sonra bir okuldan cemaate öğrenci kazandırmak için görevlendirildiğini söyleyen Hasan Polat, seçtiği öğrencilerden dördünün harp okullarını kazandığını bildirdi. Polat özetle şunları söyledi: “Askeriyede bir tane bile müspet general yokmuş diyorlar. Cemaat, Mevlana’nın öğrencileriyle insan kazanıyor. Tamamen sevgi diniyle yaklaşıyor insanlara. Seçtiğimiz öğrencilerde 4’ü harp okullarını kazandı. O zaman büyük bir payeydi bu. Ev abisi konumundasınız ve Gülen ile görüşmeye gidiyorsunuz.Gittiğimiz zaman şunu gördüm benim gibi semt abisi yada ev abisi yüzlerce insan var. O sene askeri okullara öğrenci girdirecek insanlar. Gülen şöyle konuşuyor ‘okullar yurtlar göstermelik şeyler asıl hedefimiz orduda bir insanın olması. Bir insanın olması orada bir okul veya yurt yaptırmış oluyorsunuzö diyor. Görüyor musunuz motivasyonu. Harp okullarını kazanan öğrencilerle 15 günde bir gidip görüşüyorsunuz. 4 sene boyunca öğrencilerle görüşmeye devam ettim. Mezun olduktan sonra tamamen devriyorsunuz. Selam vermek bile ihanettir cemaat terminolojisinde.”

“BÜYÜKANIT CEMAATTE HİÇ SEVİLMEZ BEDDUA EDİLİRDİ, HAİN BİLİNİRDİ”

“Astsubayların atılmaya başladığı zaman Gülen sabaha kadar odasında dolamış ve demiş ki ‘Ben bugün çıldırmazsam hiçbir zaman çıldırmam’ Bu nedenle Büyükanıt cemaatte sevilmez. Beddua edilen hain diye bilinen bir insan. Aynı şey olmasın deşifre olmasınlar diye hücre sistemine geçiliyor. 3 öğrenciden sonra birbirini tanımayacak şekilde hareket ediliyor.”

“KURBAN BAYRAMINDA MEMLEKETE GİTMEK İHANETTİ”

“1991 yılında bölge imamı oldum. Cemaatteki ilk 10 senem senede bir gün memlekete gitmeye başladım. O da Ramazan Bayramının birinci günü. Kurban bayramında gitmek ihanetti çünkü deri toplamak vardı. Aileden koparılıyorsunuz, devşirme gibi. Konumlarımınız değişiyor. Neredeyse küçük bir Gülen olmuşsunuz ve genç yaşlarda sizi sevenler var. Ailenizi özlemiyorsunuz.”

“DAĞITTIKLARI SORULARI ‘PKK ÇALMIŞ, PARA VERDİK, ALDIK’ DEDİLER”

Hiçbir zaman soru çalmadığını, ilk kez 1989 yılında soruların çalınıp öğrencilere verildiğine şahit olduğunu anımsatan Polat şöyle devam etti: “1989′ da ilk kez soru çalmakla karşılaştım. Boğaziçi, Hacettepe’yi kazanacak öğrencilere soru veriliyor. Bunlar zaten kazanacak çocuklar, başarısız değil ki. Sınav sonrası çocukları hepsi çıktı diye kendi aralarında konuşuyor. Gittim durumu söyledim ve izah etmelerini istedim. Bana ‘PKK soruları çalmış piyasada satıyorlardı. Şimdi inançlı insanların girmesi daha iyi. Para verdik, aldık. Hocaefendi’ye sorduk ama kesinlikle böyle bir şey yapmayın dedi’. Zaten hiçbir kötülüğün arkasında gülen yoktur. Şimdi anlıyorum ben aslında o çocuklar o zamandan gebe bırakılıyor cemaate.”

“KOVULMASAYDIM ADİL ÖKSÜZ’ÜN BİR VERSİYONUYDUM”

“Cemaat fikir aşamasında çözülmedi. Şu anda çözülme olmadığını düşünüyorum 5’lik seviyesindeki insanlardan üçünde çözülme yok. Çözülenler temelden değil sonradan ilgilenenler. Ben kovulmasaydım Adil Öksüz’ün bir versiyonuydum ya da Kozanlı Ömerdim. Mustafa Yeşildim. Kıbrıs imamı olduğumda o noktaya gelene kadar onlarca süzgeçten geçmişim. Gülen’i sorgulayan insan Adil Öksüz, Kozanlı Ömer olamaz, mümkün değil. Çözülemeyen nokta ise bu cemaatin bütün söylemleri islami kaynaklara dayandırılmış söylemlerdir.”

“MİNİ FETULLAH GÜLEN’SİN, ALDIĞIN MAAŞI SORGULAYAMAZSIN”

Cemaat dışı evlilik yaptığını kaydeden Polat şunları aktardı: “Kıbrıs’ın son senesine doğru evlilik talebinde bulundum. 1999 Aralık ayında evlendim. İmam seviyesinde cemaat dışı evlilik olur. Askeriyedeki insanın dışarıdan evlenmemesiyse güvenlik amaçlıdır.Yoksa eşiniz ateist olabilir, açık olabilir. Cemaat rahatsız olmaz teşvik bile eder. Olabildiğince geç kapanmasını isterler. Çünkü onunla yapacak işleri vardır. Türkiye’nin 40 yıldır girilmedik el atılmadık noktası bırakılmamıştır. Evlendikten sonra İzmir’e tayinim çıktı. Ege bölgesi müfettişi sorumlusu olarak. Maaş alıyordum cemaatten. Ama az maaş veriyorlardı. Sen mini Fetullah Gülen’sin, bunu soramazsın.”

“ENERJİ BAKANIMIZ BERAT BEY FATİH KOLEJİNDE ÖĞRENCİMDİ, CEMAATE 180 DERECE KARŞIDIR”

Enerji BAkanı Berat Albayrak’ın Fatih Kolejinde öğrencisi olduğunu kaydeden Hasan Polat, 2002 yılında cemaatten kovulma sürecini şöyle anlattı: “Mustafa Yeşil ege bölgesi imamı bende yardımcısıyım. Buraya geldikten bir sene sonra benim önüme bir şey getirdiler. Kayınpederinin oraya cemaatten insanlar taşıyormuşsun eski öğrencilerin geliyormuş seni ziyarete İstanbul fatih kolejinden. Bu arada Berat Bey enerji bakanımız o zaman benim öğrencimdi. Cemaate 180 derece karşıdır. Hayatında bir kere cemaate küçük bir sempati duymuşsa herhalde benimle duymuştur. Berat Bey ile dargınız görüşmüyoruz iki senedir. Hiçbir şekilde alışverişimiz yok.”

“GÜLEN, MATRİX’DEKİ ADAM GİBİ, SORGULAMA ŞANSIN YOK”

“Antep’e gönderildim sürgüne. Sonra Amerika’ya tayinim çıktı. 10 gün Gülen’in yanında kaldım. Bana bu süre içinde sürekli iltifatta bulundu. Oradaki insanlar nezdinde size elini sürse kutsallaşmış oluyorsunuz. Bana tuzak kurulduğunu söylediler daha sonra. Matrix’deki gibi. MAtrix’in içindeki adamı sorgulama şansın yok ki”

“MEZUN OLUNCA DOKTORLUK MU CEMAAT Mİ DİYE GÜLEN’E DİPLOMAMI GÖNDERDİM”

Cemaatte olduğu dönemde kod adının ‘ihsan’ olduğunu anımsatan Polat, şunları söyledi: “Ev imamı olduğumuz anda listeler gider Gülen’ e. Hasan Arapçada ihsan oluyor. Sonradan anlıyorsunuz ki kod isim. 2002′ de doktor İhsan haindir diyorlar. 1992 yılında mezun oldu diplomamı gönderdim Gülen’e. Ne yapayım dedim uzman doktorluk mu yoksa cemaat mi . İl abisi olarak kalmayı tavsiye etmiş. Soru çalanlardan olmadım. ”

“CEMAATİN TÜRKİYE’DEKİ DAMARI KESİLDİ”

Hasan Polat, ikinci bir kalkışma olma ihtimalinin sorulması üzerine şu yanıtı verdi: “Cemaatin iç dinamikleri açısından böyle bir şey tahmin etmiyorum. Böyle bir harekete kalkışacak iletişim ağını kaybettiler. Türkiye’deki damarı kesildi yada uyuyan hücreye dönüştü. El altından gönderilen mesajlar vardır belki. Bir de Gülen’in konuşmaları var sadece. Cemaatin kilit noktalarının dış güçler tarafından elde edildiğini düşünüyorum. Tamamen dış güçlerin maşası olarak nasıl hareket etmelerini istiyorlarsa öyle hareket ediyorlar. Emniyetteki var olan hücrelerinin uyuyan hücreye dönüştüğünü düşünüyorum. Olduğu günden beri ülkücü görünüyor adam ama şimdi tutuklu. Siz onu öyle tanıyorsunuz 30 yıldır ancak cemaatten. Alevi dedesi referansıyla gelmişse o Alevidir. O rolü oynamaya devam eder. Felsefi arka planı genel yapılanmasının çok iyi çözülmesi lazım.”

“GÜLEN’İN MEHDİ OLDUĞUNA İNANIYORDUM”

Fetullah Gülen’in mehdi olduğuna inandığını belirten Polat şöyle dedi: “Fetullah Gülen’in mehdi olduğuna inanıyordum 90-92 yılları arasında. Bütün çevremde anlatıyordum . Gülen ise ‘bana mehdi diyen herkes mehdi. Mesih diyen kafir olur’ diyordu. Gülen bu tür şeyleri şiddetle reddeder. Fetullah Gülen şizofren değil ama şu anda alzheimer belirtileri olduğunu düşünüyorum.”

“ADİL ÖKSÜZ O GECE GÜLEN’İ TEMSİLEN BULUNUYORDU ORADA”

Hasan Polat, darbe girişiminin kara kutusu Adil Öksüz’ün 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü’nde olmasına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Adil Öksüz o gece Gülen’i temsilen orada bulunuyor. Moral ve motivasyon için. Bir anlamda Gülen ‘ben burdayım’ diyor. ABD ile irtibatı sağlıyor. Öksüz’ü çok iyi tanıyorum. Fikir olarak kastediyorum. Mutlaka bu eylem olmadan önce bilgi götürdü, talimatı alıp oraya geldi. Mutlaka konuşulmuştur. 20 yıldır askerlerle muhatap. Molla sisteminde yetişenler ciddi anlamda dini bilgili olan insanlar olup Gülen’den habersiz tuvalete bile gitmez. Öksüz seviyesindeki adamlar bu tür kritik kararlarında Gülen’den habersiz bir şey yapmazlar.”

“PAPA İLE GÖRÜŞTÜKTEN SONRA ‘MEHDİ Kİ PAPA BİLE GÖRÜŞÜYOR’ DEDİLER”

Fetullah Gülen ve Papa görüşmesine ilişkin bir soruya şu cevabı verdi: “Gülen Papa’dan randevu aldı. Bunun için baya uğraştılar. Papa’nın kabul etmesi büyük bir onurdu. Bu büyük olay olmuştu cemaat içinde. Papa islam aleminden bir alimi muhatap alıp konuşuyor. O dönem ‘Mehdi ki papa bile görüşüyor’ dediler.”

“CEMAATİN ÇÖZÜLMESİ ANCAK GÜLEN’İN ÖLÜMÜYLE OLUR”

Cemaatin teknolojiye mesafeli olduğunu kaydeden Polat şöyle dedi: “Gülen ‘Humeyni İran şahını devirmeden önce 10 yıl boyunca hiçbir zaman teknoloji kullanmadı’ derdi. Teknoloji kullanmamız istenmezdi. 1992’de e-mail , telefon kullanmayın dediler. Cemaatin çözülmesi ancak Gülen’in ölümüyle olur. BU yapı rüya ile ayakta tutulacak bir yapı değil. Arkasında ciddi bir cemaat işi var, felsefi yapı var. Cemaat pragmatik ve omurgasız bir yapı.”

Kaynak: Hürriyet ve Sabah

23Üniversitesinin tavanında jammer bulundu

Bahri KARATAŞ/İZMİR, (DHA)- İZMİR’de FETÖ/PDY’nin darbe girişimi sonrası kapatılan ve Katip Çelebi Üniversitesi’ne devredilen ve adı ‘Bakırçay Üniversitesi’ olarak değişen Gediz Üniversitesi’nin E- Blok 3’üncü katında bulunan konferans salonunun tavan arasına gizlenmiş jammer (sinyal bozucu) bulundu.
Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Cumhuriyet Savcısı Ayhan Yılmaz tarafından, kapatılan Gediz Üniversitesi’ne yönelik yürütülen soruşturmada aralarında, İzmir eski Valisi Cahit Kıraç, akademisyen ve memurların da bulunduğu 95 kişi gözaltına alınmıştı. Firari olarak arananların bulunduğu soruşturmada, üniversite yerleşkesinde E Blok 3. katta örgütün ‘Biat Odası’ ortaya çıkarılmıştı. Katip Çelebi Üniversitesi’ne devredilen darbe girişiminden sonra adı ‘Bakırçay Üniversitesi’ olarak değiştirilen Gediz Üniversitesi’nde bu kez de jammer bulundu.
Kapatılan üniversite binasının yanında bulunan jandarma karakolu ve çevrede oturan vatandaşların telefon sinyallerinin zayıf olması üzerine durum üniversite yetkililerine bildirdi. Bunun üzerine üniversite görevlileri soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Ayhan Yılmaz’a durumu aktardı. Bu durum üzerine Savcı Yılmaz, Bilgi ve İletişim Kurumu’ndan (BTK) ekip istedi. BTK görevlileri bugün, odaya çıkmak için zemin katta farklı bir asansörün kullanıldığı, asansörün ise yalnızca şifreli özel kartla çalıştığı belirlenen E Blok 3’üncü kattaki konferans salonu ile tüm katlarda bulunan odaları, Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri ile birlikte tek tek arama yaptı. Ekipler, sadece şifreli kartla giriş yapılabilen bu katta bulunan konferans salonunun tavan kısmında gizlenmiş jammer buldu. Jammer bulunan konferans salonunda, Fethullah Gülen’in yanında yetişmiş ve ‘Hadim’ ya da ‘Molla’ denilen sözde imamların katıldığı, FETÖ’nün kitaplarının okutulup, biat yeminleri edildiği ileri sürüldü. Olayı soruşturan Cumhuriyet Savcısı Ayhan Yılmaz, örgütün bu salonda gizli toplantıları yaptıklarını, buranın örgütün adeta ‘in’i olduğunu, kendi elemanlarına bile güvenmedikleri ve cihazı bunun için koymuş olduklarını, olayla ilgili soruşturmanın devam ettiğini belirtti.

Kaynak: Hürriyet

22Edirne merkezli FETÖ operasyonu: 5 gözaltı (2)

GÖZALTI SAYISI 12’YE YÜKSELDİ
Edirne merkezli, İstanbul, Gaziantep, Kayseri, Malatya ve Erzurum’da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınanların sayısı 12’ye yükseldi. Operasyonla ilgili 3 kişinin aramasının da sürdüğü belirtildi.

Kaynak: Hürriyet

21Örgütün Niğde yapısı ortaya çıktı

NİĞDE Cumhuriyet Başsavcısı Seyfullah Öselmiş, Niğde’de etkin pişmanlıkta bulunan bir kısım şüphelilerin itirafları ile örgütün Niğde yapısının ortaya çıktığını söyledi.

Öselmiş yaptığı yazılı açıklamada şu bilgileri verdi: “15/07/2016 günü FETÖ/PDY silahlı terör örgütünce cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyet Anayasasının Öngördüğü Düzeni Ortadan kaldırmaya yönelik darbe girişiminde bulunulması üzerine “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak”, suçu kapsamında soruşturma yürütülen kişilerden halen (211) kişinin tutuklu olup, (351) kişi adli kontrol altındadır. Yürütülen soruşturmalarda bir kısım şüpheliler etkin pişmanlıktan faydalanarak itiraflarda bulunmuş, itirafta bulunan şüpheliler hakkında adli kontrol kararı verilerek tahliye edilmişlerdir.Etkin pişmanlıkta bulunan bir kısım şüphelilerin itirafları ile örgütün Niğde yapısı ortaya çıkmıştır.01/12/2016 tarihinde terör suçları nedeniyle açılacak kamu davalarına yürütmek üzere Niğde 2.Ağır Ceza Mahkemesi kurulmuş ve tahsis edilen Niğde Adliyesi Ek Binasında faaliyete geçmiştir. 08/12/2016 tarihinde Niğde ilindeki FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında 5 kamu davası Niğde 2.Ağır Ceza Mahkemesine açılmıştır. FETÖ/PDY ve diğer terör örgütlerine yönelik soruşturmalar titizlikle yürütülmektedir.”

Kaynak: Hürriyet

20Anadolu Adalet Sarayı’nda “FETÖ/PDY” gözaltısı

Arzu KAYA/İSTANBUL,(DHA) Kartal’daki Anadolu Adalet Sarayı’nda görevli 11 adliye personeli FETÖ/PDY ile bağlantılı oldukları iddiasıyla gözaltına alındı.

11 ZABIT KATİBİ GÖZALTINA ALINDI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın FETÖ/PDY’ye yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında polis ekipleri, Kartal’daki Anadolu Adalet Sarayı’nda görevli olan ve haklarında gözaltı kararı bulunan şüphelileri yakalamaya yönelik çalışma başlattı. FETÖ/PDY ile bağlantılı oldukları gerekçesiyle 11 zabıt katibi polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Hakkında gözaltı kararı bulunan personelin savcılık, mahkemeler ve İcra Müdürlüklerinde görev yaptığı öğrenilirken gözaltına alınan şüpheliler sorgulanmak üzere Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

Kaynak: Hürriyet

19İstanbul Üniversitesi’ne FETÖ operasyonu

İstanbul Kaçakçılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Üniversitesi’nde FETÖ’ye yönelik soruşturma başlattı. Aralarında siyasi bir partinin genel başkanının da bulunduğu 87 kişi hakkında gözaltı kararı var
Son dakika: İstanbul Üniversitesi’ne yönelik 12 ayrı ilde eş zamanlı FETÖ operasyonu düzenlendi. Aralarında siyasi bir partinin genel başkanının da bulunduğu, Profesör, Doçent ve Yardımcı Doçent 87 kişi hakkında gözaltı kararı bulunuyor.

Habertürk’ün haberine göre İstanbul Kaçakçılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Üniversitesi’nde FETÖ yapılanmasına yönelik soruşturma başlattı.

12 İLDE 100 ADRESE EŞ ZAMANLI OPERASYON DÜZENLENDİ

Polis, İstanbul ve 12 ayrı ilde sabahın erken saatlerinde 100 ayrı adrese 87 zanlının yakalanması için eş zamanlı operasyon düzenledi.

SİYASİ PARTİ LİDERİ VE PROFESÖRLER GÖZALTINA ALINIYOR

Operasyonda, FETÖ üyesi kişiler tarafından kurulduğu ileri sürülen siyasi bir partinin genel başkanı, İstanbul Üniversitesi’nde görevli Profesör, Doçent ve Yardımcı Doçentlerin gözaltına alınacağı öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet ve Sabah

18Atina’dan her gün farklı karar: 2 askeri iade etmiyor

Darbe girişimi sonrası helikopterle Yunanistan’ın Dedeağaç şehrine kaçan 8 askerden son 2’si için Türkiye’ye iade taleplerine mahkemeden ret kararı çıktı.
Temyiz Hâkimleri Kurulu, Yüzbaşı Uğur Uçan ve Başçavuş Mesut Fırat’ın iade edilmemelerini kararlaştırdı. Temyiz Hâkimleri Kurulu, pazartesi günü Binbaşı Ahmet Güzel, Binbaşı Gencay Büyük ve Başçavuş Feridun Kurugül’ün Türkiye’ye iade edilmemelerine hükmetmişti.

Salı günü ise Yüzbaşı Abdullah Yetik, Yüzbaşı Süleyman Özkaynakcı ve Yüzbaşı Feridun Çoban hakkında iade kararı çıkmıştı. Temyiz Hâkimleri Kurulu’nun dünkü duruşmasında yine farklı 3 hâkim ve 1 savcı vardı. Savcı, 2 askerin Türkiye’ye iadeleri halinde hayatlarının tehlikede olacağını, işkence görebileceklerini iddia etti.

Ayrıca Türkiye’nin gönderdiği dosyalardaki suçlamaların da belirsiz olduğunu ileri sürdü. Temyiz Mahkemeleri Başsavcısı Andonis Logios’un pazartesi günkü kararda olduğu gibi dünkü karara da itiraz etmesi ihtimali bulunuyor. Böyle bir durumda, Yüzbaşı Uçan ile Başçavuş Fırat için kesin kararı 8 gün içinde Yargıtay seviyesindeki Yüksek Mahkeme verecek.

Kaynak: Hürriyet

17Sosyal medyada terer örgütü propgandasına 2 yıl 4 ay hapis

Durmuş SEVİNDİK/ZONGULDAK, (DHA)- ZONGULDAK’ın Ereğli İlçesi’nde, sosyal medyada terör örgütü propagandası yaptığı iddiasıyla tutuklu yargılanan 27 yaşındaki Hasan Altan Kahveci, 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Darbe girişiminin başladığı 15 Temmuz’da sosyal paylaşım sitesi Facebook hesabından darbe girişimiyle ilgili yorum ve paylaşımlarda bulunan Hasan Altan Kahveci, geçen 19 Temmuz’da gözaltına alındı. Darbe girişiminin senaryo olduğuna ilişkin yorumların yanında, darbeye karşı halkı sokağa davet eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaretlerde bulunduğu ileri sürülen Kahveci, tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Hasan Altan Kahveci hakkında Zonguldak 2.Ağır Ceza Mahkemesi’nde, ‘Terör örgütü propagandası yapmak’, suçundan 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davaya devam edildi. Duruşmaya yaklaşık 5 aydır cezaevinde bulunan tutuklu sanık Hasan Altan Kahveci ile yakınları katıldı.
Cezaevine girmeden önce piknik alanının müstecirliğini yaptığını ve sezonluk 10 bin lira geliri olduğunu belirten Kahveci, kendisine ait olduğunu doğruladığı yazdıklarının suç olduğunu bilmediğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın darbe gecesi 04.00’den sonra kalkışmanın FETÖ tarafından yapıldığını duyurduğunu belirten Kahveci, “Benim yazılarım saat 04.00’den önceydi. Bu yazıları yazarken FETÖ terör örgütünün adı geçmiyordu. Kaldı ki, ben FETÖ’cü filan değilim. Uzaktan yakından bir ilgim olamaz. Pişmanım” dedi.
Mahkeme heyeti sanık Kahveci’ye, ‘Terör örgütü propagandası yapmak’ suçundan 2 yıl 4 ay hapis cezası verdi. Sanık, tutukluluk süresi, verilen ceza miktarı ve temyiz incelemesinde geçecek süre dikkate alınarak tahliye edildi.

Kaynak: Hürriyet

16AİHM’den FETÖ sebebiyle ihraç edilen öğretmene ret

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), FETÖ üyesi olma gerekçesiyle ihraç edilen öğretmenin başvurusunu geri çevirdi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), FETÖ üyesi olmaktan 672 sayılı KHK ile ihraç edilen öğretmenin başvurusunu reddetti.

Kaynak: Hürriyet

15CHP’li Arslan: FETÖ sandık sonuçlarına da karıştı mı

Osman Nuri BOYACI/DENİZLİ, (DHA) – DENİZLİ CHP Milletvekili Kazım Arslan, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a, Fethullahçı Terör Örgütü’nün 2009 yılından bu yana yapılan seçimlerde sandık sonuçlarına müdahalesi olup olmadığını sordu. Arslan, Yüksek Seçim Kurulu’nda çalışıp FETÖ soruşturmasına tabi tutulan kişiler varsa açıklanmasını istedi.
CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın yazılı yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi vererek, Fethullahçı Terör Örgütü’nün seçim sonuçlarına müdahale edip etmediğini açıklamasını istedi. Arslan, 2009 yerel seçimlerinden bugüne kadarki tüm seçimlerde ve referandumda görev almış, il ve ilçe seçim kurullarında, YSK’da çalışıp da bugün soruşturmaya tabi olan FETÖ üyeleri varsa açıklanmasını istedi. Milletvekili Kazım Arslan, soruşturmaya tabi olan üyelerin imza attığı seçim sonuçlarıyla ilgili yasal sürecin başlatılmasını da talep etti.
2010 yılında yapılan KPSS’ye 6 yıl önce şaibesiz diyenlerin bugün soruların çalındığını açıkça kabul ettiğini belirterek, “2010 KPSS’sine 6 yıl önce şaibesiz diyenler bugün soruların açıkça çalındığını kabul etti. Peki FETÖ devletin her noktasında yuvalandıysa, AKP-FETÖ seçim ittifakları ne oldu? 2009 yerel seçimlerinden 1 Kasım seçimlerine kadar tüm sandık sonuçlarında etkili olan, birçok belediyenin kıl payı AKP’ye geçmesinde rol oynamış, seçim kurullarında görev almış hiç mi FETÖ’cü yok? FETÖ’nün siyasi ayağıyla mücadele için, geçmişten bugüne tüm seçim sonuçlarına yapılan müdahaleler de hesaba katılmalıdır” dedi.
Kazım Arslan, verdiği soru önergesiyle Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’dan, “29 Mart 2009 yerel seçimlerinden 1 Kasım 2015 milletvekili genel seçimlerine kadar gerçekleştirilen tüm yerel ve genel seçimlerde, referandumda ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde görev almış İl Seçim Kurulu ve Yüksek Seçim Kurulu üyeleri kimlerdir? Bu üyelerden FETÖ/PDY Soruşturması kapsamında gözaltına alınan, tutuklanan üye var mıdır? Varsa kaç kişidir ve isimleri nedir? Bahse konu üyelerden tutuklanan ya da gözaltına alınanlar var ise, bu üyelerin imza attığı seçimlere ilişkin sonuçlar hakkında yasal ve idari inceleme başlatılacak mıdır; yargı süreci işletilecek midir?” sorularını yanıtlamasını istedi.

Kaynak: Hürriyet

14Eskişehir’de 16 FETÖ gözaltısı

ESKİŞEHİR, (DHA) – ESKİŞEHİR’de FETÖ /PDY’ye yönelik düzenlenen operasyonda 16 kişi gözaltına alındı.
Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, İl Mahalli İdareler Müdürlüğü’nde görevli iken FETÖ/PDY soruşturması kapsamında kurumlarından ihraç edilen 16 kişiyi bu sabah gözaltına aldı. Evlerinde arama yapılan şüpheliler sorgulanmak üzere Eskişehir Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

Kaynak: Hürriyet

13Tekirdağ’da yüzlerce dini kitap sahile vurdu

Tekirdağ‘ın Yenice Mahallesi’ndeki sahil şeridinde yürüyüş yapanlar, yüzlerce dini içerikli kitabın karaya vurduğunu görüp durumu Çorlu Müftülüğüne bildirdi.

Olay yerine gelen müftülük görevlileri, sahile vuran kitap dolu çuval ve torbaları alarak resmi araçlara yükledi ve ilçe müftülüğüne götürdü. Sahile vuran kitapları yerinde inceleyen Çorlu Müftüsü Adem Gülmek, açıklamasında konuyla ilgili gerekli incelemenin yapılacağını söyledi. Kitapların arasında Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) ait kitaplar varsa gerekli işlemleri başlatacaklarını ifade eden Gülmek, şunları kaydetti:

“Vatandaşımızdan gelen ihbarı değerlendirdik. Burada, bir kısım dini yayınların denize atılmış olduğunu gördük. Bunların içerisinde Peygamber Efendimizin hayatını anlatan kitaplar var. Aralarında çeşitli dini yayınlar da mevcut. Bu kapsamda kitaplara müftülük olarak el koyduk. Bunları temizleyip kurutarak geri kazanacağız. İçinde, FETÖ terör örgütüne ait yayınlar varsa gerekli resmi işlemleri de başlatacağız.”  Öte yandan müftülük görevlileri sahile vuran kitapları toplarken, çevredeki vatandaşlar da yapılan çalışmaları izledi.

Tekirdağda yüzlerce dini kitap sahile vurdu
Tekirdağda yüzlerce dini kitap sahile vurdu

Kaynak: Hürriyet

12Besni’de öğretmene FETÖ’den tutuklama

Mustafa ÖNDOĞAN/BESNİ (Adıyaman), (DHA)- ADIYAMAN’ın Besni İlçesi’nde, FETÖ/PDY soruşturmasında, ‘ByLock’ kullandığı gerekçesiyle gözaltına alınan öğretmen İsmail Aydın, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
FETÖ/ PDY soruşması kapsamında polis, ‘Bylock’ kullandığı gerekçesiyle öğretmen İsmail A.’yı gözaltına aldı. Besni İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde sorgulanan ve işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen İsmail A., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Kaynak: Hürriyet

11Sakarya’da FETÖ gözaltısında 5 kişi adliyeye sevk edildi

Zafer TOKUŞ- Aziz GÜVENER/ADAPAZARI (Sakarya), (DHA) – SAKARYA’da, sosyal medyada Fethullahçı Terör Örgütü yanlısı paylaşımlarda bulunduğu iddiasıyla gözaltına alınan 5 kişi adliyeye sevk edildi.
Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Fethullahçı Terör Örgütü’ne yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında operasyonlar sürüyor. Sakarya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nin yaptığı operasyonda örgütle bağlantısı olduğu iddia edilen 2 ayrı radyonun yöneticisi Cevdet Y. ve Erdinç Y. gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında sosyal medya takibi yürüten polis, internetten 15 Temmuz sonrası örgüt yanlısı paylaşım yapan Mahmut T. ile Savaş E.’yi ve örgütle bağlantısı olduğu iddiasıyla Sakarya Eğitimciler Derneği üyesi öğretmen Ahmet Ö.’yü de gözaltına aldı. 5 kişi emniyetteki sorgularının ardından adliyeye sevk edildi.

Kaynak: Hürriyet

10Aydın’da 10 kişiye FETÖ’den gözaltı

Cem ULUCAN/AYDIN, (DHA)- AYDIN’da Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 10 kişi gözaltına alındı.
Aydın İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, bun sabah saatlerinde merkez ilçe Efeler’de çok sayıda adrese eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyon kapsamında, FETÖ/PDY üyesi olduğu öne sürülen 10 şüpheli gözaltına alındı. Şüpheliler, işlemleri için Aydın İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

Kaynak: Hürriyet

9Kars’ta ByLock’cu hakim tutuklandı

KARS, (DHA) – KARS’ta FETÖ/PDY’ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 1 hakim ByLock kullandığı iddiasıyla tutuklandı.
Kars Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı çıkartılan Kars adliyesinde görevli hakim M.K., ByLock kullandığı iddiasıyla Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı. Emniyet Müdürlüğünde sorgulaması tamamlanan hakim M.K., Harakani Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra adliyeye çıkarıldı. Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen M.K., tutuklandı.

Kaynak: Hürriyet

8Fethullah Gülen ‘İBDA-C’nin hedefiyim’ diyerek koruma almış

TBMM Darbe Girişimi Araştırma Komisyonu Başkanı Reşat Petek, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen’in evrakta sahtecilik ve usulsüzlük yaparak yeşil pasaport sahibi olduğunu ve Gülen’in 1996 yılında İBDA-C terör örgütünün hedefi olduğunu beyan ederek koruma talep ettiğini, 1999 yılında ABD’ye gittiği sırada bir koruma görevlisinin görevlendirildiğini söyledi.
TBMM Darbe Girişimi Araştırma Komisyonu, 20. toplantısını gerçekleştiriyor. Komisyon Başkanı Reşat Petek, 15 Temmuz darbe girişiminin her yönüyle incelenmesi amacıyla kurumlardan istenen bazı bilgi ve belgeleri Komisyon üyeleriyle paylaştı. İçişleri Bakanlığından istenen bilgi ve belge kapsamında gelen cevap doğrultusunda Komisyonu bilgilendiren Petek, FETÖ/PDY elebaşı Fetullah Gülen’in belgede sahtecilik yaparak yeşil pasaport aldığını ve Emekli Sandığı’ndan değil SSK’dan emekli olduğunu aktardı. Petek, “Fetullah Gülen’in 20 Mart 1981 tarihinde Çanakkale Merkez Vaizliğinden 6. derece kadrodan ancak 5. derecenin 7. kademesinden emekli olduğu bilgisi var. Diyanet İşleri Başkanlığının Pasaport Şubeye yazdığı 07.11.1990 tarihli yazıda, ‘Emsalleri 3. derece kadrodan 3. derecenin 1. kademesinden maaş almaktadır’ şeklinde bir yazı yazıldığı için yeşil pasaport alma şartı olarak 1,2 ve 3. dereceden emekli olmak zorunlu olduğu için böyle bir sahte yazı ile resmi olarak hak etmediği halde kendisine yeşil pasaport verilmiş” bilgisini verdi.

1990-2011 yılları arasında yeşil pasaportun süresinin 3 defa uzatıldığına dikkat çeken Petek, “2 Haziran 2011 tarihinde New York Başkonsolosluğunca verilen pasaportta şahsın imzası olmadığı için bu pasaport iptal edilerek 2 Haziran 2011 tarihinden geçerli olmak üzere yeni bir hususi damgalı pasaport verilmiş. 3 Mart 2014 tarihinde basın yayın organlarında pasaportun yasa dışı yollardan alındığına dair haberlerçıkıyor. 26 Mart 2014 Polis Başmüfettişliğince bu hususi pasaport almasının yasal dayanağı olan 7.11.1990 tarihli 39 bin 548 sayılı yazının gerçeğe aykırı olduğu Diyanet İşleri Başkanlığının yazısında açıkça ifade edildiğinden hususi damgalı pasaport alması şeklindeki idari işlemin baştan aşağı yok hükmünde olduğu, pasaportun iptal edilmesi gerektiği polis müfettiş raporunda ortaya çıkartılıyor. 28 Mart 2014 tarihinde Dışişleri Bakanlığı ve Erzurum Valiliğinden söz konusu pasaportun iptal edilmesi talep ediliyor ve pasaport sistem üzerinden iptal ediliyor. Erzurum Emniyet Müdürlüğünce pasaportun iptali işlemi gereğince Fetullah Gülen’in vekili tarafından Erzurum 2. İdare Mahkemesine açılan davada İdare Mahkemesi FETÖ’yü haklı buluyor ve idari işlemin iptaline karar veriyor. Daha sonra valilik temyiz ediyor ve Danıştay’a başvuruyor. Danıştay İdari Mahkemesi’nin kararını bozuyor ve idari işlem kesinleşmiş oluyor. 26 Ocak 2015 itibariyle de Dışişleri Bakanlığınca pasaportun iptal edildiği bilgisi ABD Dışişleri Bakanlığına sözlü olarak iletiliyor” diye konuştu.
Gülen’in 1981’de emekli oldum diyerek yeşil pasaport alabilmek için emniyete başvurduğu halde daha sonra Emekli Sandığı’ndan emekli olmadığı, SSK’dan emekli olduğu ve 1 Şubat 1990’da emekli olduğunun kayıtlarda yer aldığını kaydeden Petek, ABD’ye gittiği sırada kendisine koruma verilip verilmediği ile ilgili şu bilgileri verdi: “1996 yılında İBDA-C terör örgütünün hedefi olduğunu beyan ederek koruma talep ediyor ve 1 koruma tahsis ediliyor. 1997 yılında koruma sayısının arttırılmasını talep ediyor ve 3’e çıkartılıyor. 1999’da tekrar koruma sayısı 1’e indiriliyor. 1997 yılında koruma polisi olarak görevlendirilen Ahmet Akgün, 1999 yılında ilgili mercilerin onayı ile koruma görevlisi olarak görevlendiriliyor.”

Kaynak: Hürriyet

7Pişmanlık Yasası’ndan faydalanan 3 FETÖ’cü serbest

TOKAT’ta sürdürülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında tutuklu bulunan M.B., M.Ü. ve öğretmen M.Ş., ’Etkin Pişmanlık Yasası’ndan faydalanarak tahliyeoldu.
Kentte 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Fethullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, Reşadiye Aktif Sanayici ve İş Adamları Derneği (RASİAD) yedek üyeleri M.B. ve M.Ü. ile öğretmen M.Ş. tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Yaklaşık 4 aydır cezaevinde bulunan üç sanık avukatları aracılığıyla ’Etkin Pişmanlık Yasası’ndan faydalanmak istediklerini belirtti. 3 sanık örgüt ile ilgili verdikleri ifadeler sonrası tahliye edildi.

Kaynak: Hürriyet

6Antalyalı işadamı Naim Ünal FETÖ’den tutuklandı

Mustafa KOZAK / ANTALYA, (DHA) – ANTALYA’da Kadıahmetoğulları Asfalt İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin ortaklarından Naim Ünal, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yönelik soruşturma kapsamında tutuklandı.
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Naim Ünal, Eski otogar alanında inşa edilen Antalya’nın en büyük alışveriş merkezinin de ortakları arasında bulunuyor. Naim Ünal’ın ağabeyi Hilmi Ünal’ın ise FETÖ soruşturması kapsamında halen arandığı kaydedildi.

Kaynak: Hürriyet

5FETÖ’den tutuklanan İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Durmaz’a tahliye (2)

İTİRAFÇI OLUNCA TAHLİYE EDİLMİŞ
İzmir’in Bergama İlçesi’nde polisin Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik düzenlediği operasyonda gözaltına alınıp, geçen 29 Kasım’da tutuklanan eski AK Parti Bergama İlçe Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Mustafa Durmaz’ın itirafçı olmayı kabul edip, soruşturmayı yürüten İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı Ayhan Yılmaz’a 4 sayfalık ifade verdiği öğrenildi. Durmaz’ın avukatının itirazı üzerine değil itirafçı olması nedeniyle tahliye edildiği belirtildi.

Kaynak: Hürriyet

4FETÖ operasyonunda gözaltına alınan 2 asker ile 1 hemşire adli kontrolle serbest

Hakan ÇELİKBAŞ/ SAMSUN, (DHA)- SAMSUN’da FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alınan Üsteğmen E.G. ile Astsubay F.Ö. ve hemşire olan eski eşi A.Ö., çıkarıldıkları nöbetçi mahkeme tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Samsun Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri 2 gün önce yaptıkları FETÖ operasyonunda, Samsun Sahra Sıhhiye Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’nda görev yaptıkları sırada ihraç edilen Üsteğmen E.G. ile Astsubay Kıdemli Başçavuş F.Ö. ve bir süre önce ayrıldığı eski eşi hemşire A.Ö.’yü gözaltına alındı. 3 şüpheli polisteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından bugün adliyeye sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından nöbetçi mahkemeye sevk edilen şüpheliler adli kontrol altında tutulmak kaydıyla serbest bırakıldı.

Kaynak: Hürriyet

3Cemaat orduyu nasıl ele geçirdi / Ahmet ŞIK (2)

Darbe kalkışmasından birkaç gün önce Ankara’da hazırlanan iddianamede, “TSK, 2003’ten sonra Fethullahçı olduğunu bildiği hiç kimsenin ilişiğini kesmedi. Bundan sonra inisiyatif örgüte geçmiştir. Ergenekon ve diğer askeri davalar örgütün TSK üzerinde egemen olması için gerçekleştirilmiştir” değerlendirmesi yapılmıştı.

Gülen Cemaati, örgütlü oldukları polis ve yargı teşkilatındaki güçlerini Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki önlerine çıkan engelleri yok etmekte kullandı. AKP iktidarıyla kurulan ortaklığın sağladığı siyasal destekle, TSK içinde “darbecileri” yargılama kılıfı altında çeşitli örgüt davaları açıldı.

Ergenekon ile başlayan hukuksuzluk zinciri 2010 sonrasında Balyoz, Askeri Casusluk, Poyrazköy gibi davalarla devam etti. Bu davalar nedeniyle yüzlerce kurmay subay terfi alamadı. Kumpas davaları sırasında üç yıllık YAŞ toplantılarında sırayla 12, 37 ve 12 olmak üzere toplam 61 general ve amiral emekli edildi.

Yüzlerce subay sistemden dışlanırken eksik rekabet koşulları içinde terfi eden diğer kurmay albayların büyük bölümünün darbe girişimine karışmış olması, bu kurmaca davalardan nasıl yararlanıldığını ortaya koydu. Bu davalar karara bağlandığında ordunun atama ve terfi sıraları baştan aşağıya değişmişti.

Ilk hedef denizciler

Tasfiyeler için en işlevsel olanı kuşkusuz ki Balyoz davasıydı. Balyoz davası her ne kadar Birinci Ordu Komutanlığı bünyesinde yapılan bir plan seminerini, yani karacı subayların faaliyetini konu alıyor görünse de 194 sanık arasına Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan 22 amiralin yanı sıra yine önemli bir bölümü amiralliğe terfi sırası gelmiş ya da gelmekte olan 90 kurmay albay yer alıyordu. Balyoz süreci daha sonra iki ek iddianameyle de genişletilirken, daha sonra İstanbul ve İzmir’de açılan casusluk ve diğer benzer davalarla da 50 dolayında deniz kurmay albayı da tasfiye planlarına eklenmiş oldu. Terfilerle önleri kesilen yaklaşık 140 denizci kurmay albayın çoğu TSK’den atıldı ya da ayrılmak zorunda kaldı.

Çok sayıda denizci kurmay albayı sanık haline getirildiği Balyoz iddianamesi 2010 yazı başında düzenlenmişti. Ağustos başında yapılan YAŞ toplantısı sırasında Deniz Kuvvetleri’nde sadece 7 kurmay albay tuğamiralliğe terfi etti. Darbecilik gibi bir suçlama nedeniyle o yılki YAŞ’ta amiralliğe yükselme sırası gelmiş olan çok sayıda kurmay albay ise sanık durumuna düşürülmüş ve YAŞ’ta değerlendirmeden çıkarılmıştı. Tasfiyelerin devreye sokulan bu ilk aşamasıyla da Balyoz davasında adları geçmeyenlerin önü açılmış oldu.

Önleri açılan amiraller

Kumpas soruşturma / davalarıyla işletilen tasfiye mekanizmasıyla 2010’dan sonra devam eden yıllardaki YAŞ toplantılarında da isimleri ön sıraya çıkarılan birçok kurmay albay bu engellemelere takılmadan amirallik rütbesine terfi etmişti. Rakiplerinin örgütlü biçimde tasfiye edilmesiyle albaylıktan tuğamiralliğe terfi eden bu subayların önemli bölümü 15 Temmuz 2016 kanlı kalkışmasının da aktörleri arasına adlarını yazdırdılar. Darbe kalkışmasından önce Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda 51’i muharip, 7’si diğer alanlarda olmak üzere amiral kadrosunda 58 kişi bulunuyordu. Cemaatin darbe öncesi dönemde Deniz Kuvvetleri’nin amiral kadrolarının yaklaşık yarısına hâkim olduğu tespitini yapmamızı sağlayan veri ise 24’ünün darbe girişimine katıldığı için tutuklu ya da firari durumda olması.

Hiç etkilenmemişler

Balyoz kumpasından bu yana geçen 6 yıl içinde YAŞ’ta kurmay albaylıktan amiralliğe terfi eden denizci subayların darbe girişimi içindeki rollerini, “Cemaat’in 17-25 Aralık sonrası dönemde hükümetle açık bir çatışma hali içinde olmasına karşılık, Deniz Kuvvetleri’ndeki kazanımlarını bu durumdan hiç etkilenmeden ilerlettiği ortaya çıkıyor” tespiti yaptığı yazısında Hürriyet gazetesinde Sedat Ergin şöyle sıralamıştı:,

2010 YAŞ:

Amiralliğe terfi eden 8 kurmay albaydan biri olan Ömer Faruk Harmancık İstanbul’daki Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Kurmay Başkanı olarak 15 Temmuz darbe girişiminin Deniz Kuvvetleri cephesindeki önde gelen aktörlerinden biri olarak tutuklandı. Görev yeri İstanbul olmasına rağmen, Tuğamiral Harmancık darbenin Ankara’daki ana merkezi olan Akıncılar Hava Üssü’nde yakalanmıştı.

2011 YAŞ:

Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, Deniz Kuvvetleri Komutanı Murat Bilgel. Bu şûrada tuğamiralliğe terfi eden 7 kurmay albaydan 2’si darbe girişimine katıldıkları için geçen hafta tutuklandı, 2’si ise firari.

2012 YAŞ:

Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, Deniz Kuvvetleri Komutanı Murat Bilgel. Bu şûrada tuğamiralliğe 8 kurmay albay terfi etti. Darbe sonrası bu devreden 3’ü tutuklanırken birisi firarda.,

2013 YAŞ:

Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, Deniz Kuvvetleri Komutanı Murat Bilgel. Bu şûranın cemaat açısından bir rekor yılı olarak geçtiği anlaşılıyor. Çünkü albaylıktan tuğamiralliğe terfi eden 8 kurmay subaydan 7’si bugün darbe girişimiyle ilişkili olmakla suçlanıyor; 6’sı tutuklu, 1’i firari.

Darbe girişiminin kilit isimlerinden eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk, Balyoz kumpası sırasında çok sayıda komutan tutuklanınca 2013 yılında Orgeneralliğe yükseltilerek Hava Kuvvetleri komutanı oldu. 2015 yılında düzenlenen YAŞ toplantısında görevi Abidin Ünal’a devreden Öztürk’ün, bir yıl daha YAŞ üyeliği yapmasına karar verilmişti.

2014 YAŞ:

Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Bostanoğlu. Bu şûrada terfi eden 8 tuğamiralden 2’si darbe girişimine katıldığı gerekçesiyle tutuklu.

2015 YAŞ:

Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Bostanoğlu. Cemaat açısından bir başka verimli yıl. Bu yıl tuğamiralliğe terfi eden 7 denizciden 5’i darbeye katılmakla suçlanıyor. Ayrıca halen ABD’de firari durumda olan Mustafa Zeki Uğurlu tümamiralliğe terfi ettirilmiş bu YAŞ’ta. O yıl yükselen diğer 3 tuğamiral de bu şûrada uzatma almış; yani bir şekilde sistem içinde tutulmuşlardı.

VE KARA KUVVETLERİ

Deniz Kuvvetleri’ndeki tasfiye ve terfi operasyonları Kara Kuvvetleri için de söz konusuydu. Darbe girişiminden tutuklanan generallerin önemli bölümü, özellikle 2013 olmak üzere 2014 ve 2015’teki YAŞ toplantılarıyla terfi etmişlerdi. Darbe kalkışmasından sonra tutuklanan 21 generalden 18’i 2013 YAŞ’ında albaylıktan terfi eden tuğgenerallerdi. Dikkat çeken nokta, ilk 9 sırada terfi eden subayların hepsinin tutuklanmış olmasıydı. 2014’te, birisi kalkışma sırasında öldürülen 19, 2015’te ise 22 general darbe girişiminin şüphelisi olarak tutuklandı. 2011-2015 dönemi YAŞ kararları ile tutuklanan generallerin listesini karşılaştırarak yapılan çalışma sonucu ortaya çıkan tablo şöyle:

2011 YAŞ: Genelkurmay Başkanvekili ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Necdet Özel’di. Bu şûrada toplam 22 kurmay albay generalliğe terfi etti; bunlardan yalnızca 3’ü tutuklu. Yani darbeye karışan generaller açısından düşük bir oran.

2012 YAŞ: Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Kara Kuvvetleri Komutanı Hayri Kıvrıkoğlu idi. Bu şûrada korgeneralliğe terfi eden 5 tümgeneralden bir ve ikinci sıradaki Metin İyidil ve Erdal Öztürk 15 Temmuz’dan sonra tutuklandı. Aynı şûrada 12 tümgeneral olanlardan sadece 2’si, darbeye karıştıkları gerekçesiyle tutuklu. 2012 YAŞ’ında tuğgeneralliğe terfi ettirilen 23 kurmay albaydan 6’sı darbe girişimi sonrasında tutuklandı. Bu dönemin terfileri içinde darbe girişimine katılım oranı açısından sınırlı bir artış var.

2013 YAŞ: Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Kara Kuvvetleri Komutanı Hayri Kıvrıkoğlu idi. Bu şûrada tuğgeneralliğe terfi eden 25 kurmay albaydan 18’i 15 Temmuz sonrasında tutuklandı. Dikkat çeken nokta, ilk 9 sırada terfi eden subayların hepsinin de tutuklanmış olması.

2014 YAŞ: Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Kara Kuvvetleri Komutanı Hulusi Akar idi. Bu YAŞ’ta bir korgeneral, Adem Huduti orgeneral rütbesine terfi etti ve darbe girişimı sırasında da tutuklandı. 5 tümgeneral korgeneral rütbesine çıktı, bunlardan İbrahim Yılmaz ve Salih Ulusoy, 15 Temmuz sonrasında tutuklandı. Aynı toplantıda 11 tuğgeneral tümgeneral oldu. Bunlardan 5’i bugün tutuklu. Asıl ilginç olan: 21 kurmay albay tuğgeneral oldular ve bunların 12’si bugün tutuklu. Bu 21 tuğgeneralden, yüzde 57 oranına tekabül eden 12’si bugün tutuklu. Oran yüzde 57. Bu devrenin birincisi olan ve darbe girişiminin önde gelenlerinden Tuğgeneral Semih Terzi, 15 Temmuz akşamı Özel Kuvvetler Karargâhı’nı bastığında kendisine direnen astsubay Ömer Halisdemir tarafından vurularak öldürüldü.

2015 YAŞ: Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Kara Kuvvetleri Komutanı Hulusi Akar’dı. Bu YAŞ’ta 6 tümgeneral korgeneral rütbesine çıktı. Bunlardan 2’si bugün tutuklu. Tuğgenerallikten tümgeneralliğe terfi eden 9 generalden 2’si tutuklu. Bunlardan biri ünlü Mehmet Dişli. Albaylıktan generalliğe terfi eden 26 subaydan ise 18’i 15 Temmuz sonrası tutuklandı. Oran ürkütücü: Yüzde 70. Bu veriler yan yana getirildiğinde, 2013, 2014 ve 2015 YAŞ toplantılarının darbe girişimine karışan generallerin önünü açan bir işlev gördüğü ortaya çıkıyor.

Akar’ın en yakınındaki isimlerden yaveri Levent Türkkan, cemaatçi olduğunu kabul etti.

Birinci görev: Ordunun cemaatleşmesi

45 yıla yayılan örgütlenmesinde Gülen Cemaati’ni, herhangi bir şiddet eylemiyle ilişkilendirilecek bilindik bir örnek yoktu. Hükümet yanlısı medya organlarında Cemaat hakkında bazı suikast ve cinayetlere karıştıklarına yönelik çeşitli iddialar dile getirildi. Ancak bu iddiaların somut delilleri ortaya konulamadı. Cemaatin darbe girişimine neden kalkıştığı sorusu Türkiye siyasetini, yakın geçmişin iki önemli güç odağının ilişkilerini ve aralarındaki gerilim dolu savaşı izleyenler için anlamlı değil. Çünkü darbe girişimi olmasaydı, Cemaat’in kendini en iyi gizlediği yer olan TSK içinde örgütlenmesi, birkaç yıldır AKP’yle süren şiddetli savaşın son cephesi olacaktı. Herkesin aklını karıştıran sorulardan bir diğeri de, ordu içindeki varlığı 1980’lerin başına kadar uzandığı düşünülen Cemaat’in darbe yapacak kadar güçlü olup olmadığıydı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan “Gülen Yapılanması” ana iddianamesinde de Cemaat’in TSK içindeki örgütlenmesine ilişkin kimi savlar dile getiriliyordu. “TSK içindeki FETÖ yapılanması endişe verici boyutlara ulaşmıştır” tespiti yapılan iddianameye göre, Cemaat’in ordu içindeki örgütlenme faaliyetlerinin 1984’ten sonra hız kazandığı ve TSK içerisine yerleştirilen öğrencilerin birçoğunun kurmay albay veya general rütbesine kadar yükseldiği anlatılıyordu. 1983-2014 arasında toplam 400 TSK personelinin Gülen Cemaati üyesi oldukları gerekçesiyle YAŞ kararıyla ordudan ihraç edildiği belirtilen iddianamede, “Ancak TSK, 2003 yılından sonra Fethullahçı olduğunu bildiği hiç kimsenin ilişiğini kesmemiştir. Bundan sonra inisiyatif örgüte geçmiş ve TSK içinde bu örgütten olmayan veya muhalif olan herkesi tasfiye etmeye başlamıştır. Ergenekon ve diğer askeri davalar sivil siyaset üzerindeki askeri vesayetin kaldırılması için değil, örgütün TSK üzerinde egemen olması için gerçekleştirilmiştir. Bu gün TSK içerisinde önemli oranda kurmay subay olarak FETÖ mensubu bulunmaktadır. Ordunun cemaatleşmesi, kontrol altına alınması, örgütün siyasi hedefleri için zorunlu ve birinci görevidir. Askeri disiplin ve hiyerarşinin dışında bir de örgütlü TSK cemaat yapılanması bulunmaktadır” tespiti yapılıyordu.

AKP hükümetine ve Türkiye medyasının bütününe bakılırsa bu kanlı darbe girişiminin sorumlusu Fethullah Gülen Terör Örgütü (FETÖ) mensupları. Bu tezi destekleyen en önemli bulgular ise darbe girişiminde rol aldığı öne sürülen bazı askerlerin savcılıkta verdiği ifadeler. En önemli ifadelerden birinin sahibi ise Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın yaverliğini yapan Yarbay Levent Türkkan. Medyaya sızdırılan ifadelerinde Türkkan’ın, mensubu olduğunu söylediği Gülen Cemaati’nin darbeyi planladığı ve Orgeneral Hulusi Akar’ı da makam odasına kendi yerleştirdiği cihazla dinlediklerini anlattı. Ancak büyük önem atfedilen bu ifadenin sahibi Türkkan’ın, medyada yer alan fotoğraflarında kaburgaları ve elleri kırılmış olduğu ve ağır işkence gördüğü anlaşılıyordu.

Çeşitli soruşturmalar nedeniyle meslekten atılan ya da görevden uzaklaştırılan Gülen Cemaati’ne mensup olduğu öne sürülen bazı polislerin de darbecilerle birlikte hareket ederken yakalanması da Cemaat ile ilgili kuşkuları güçlendirdi. Bu polislerden biri olan Emniyet İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Gürsel Aktepe, savcılıkta telefonuna “Darbe oldu herkes destek için çıksın daha önce çalıştığı yerin yakınına geçsin, General Mehmet ile irtibata geçsin” mesajı gelmesi üzerine harekete geçtiğini anlattı.

Akar’ın ifadesi

Darbe girişiminin cemaatle bağlantısına dair en çarpıcı ifadenin sahibi ise Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar. Akar, 15 Temmuz gecesi rehin alındıktan sonra darbe bildirisine imza koyması istenirken, “Dilerseniz sizi kanaat önderimiz Fethullah Gülen ile görüştürürüz” denildiğini anlattı. Akar, bu teklifi yapan ismin darbenin Ankara’daki merkezi olan Akıncı Hava Üssu’nün komutanı Tuğgeneral Hakan Evrim olduğunu, ancak kendisinin “Ben kimse ile görüşmem” diyerek terslediğini söyledi. Evrim ise hem Akar’ın ifadelerini hem de suçlamaları reddettiği ifadesinde “Fethullah Gülen’i tanımam” dedi.

Kaynak: Cumhuriyet

2NATO komutanından Türkiye’ye mesaj: Hulusi Akar’a da söyledim, kaygılıyım

NATO’nun Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı Orgeneral Curtis Scaparrotti, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye’nin Brüksel’de görevli subayları görevden uzaklaştırmasının ittifakı ‘zayıflattığını’ öne sürdü. Scaparrotti,

Financial Times’ta yer alan habere göre, Scaparrotti, Brüksel’de yaptığı açıklamada, 15 Temmuz’daki darbe girişiminden bu yana NATO bünyesinde görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne mensup yaklaşık 150 üst düzey askeri personelin tutuklandığını, geri çağrıldığını ya da emekliye sevk edildiğini söyledi.

Scaparrotti, “Bu subaylar, NATO’ya önemli hizmetler verdi… Burada yetenekli ve yetkin insanlarla birlikte çalışıyordum ve şu anda ekibimde yetenek, uzmanlık ve üretilen iş anlamında bir zayıflama görüyorum” dedi. ABD’li orgeneral, çeşitli yöntemlerle NATO’daki görevlerinden uzaklaştırılan Türk subayların darbe planlamasında yer aldıklarını düşünüp düşünmediğiyle ilgili bir soruya ise ‘Hayır’ yanıtını verdi.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre, bu konuyla ilgili kaygıların Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’a da aktarıldığını belirten Scaparrotti, “Bu kişiler kıdemli personel olmalarından dolayı bizi önemli ölçüde etkiledi ve ciddi bir deneyim kaybına yol açtı. Dolayısıyla bu anlamda burada bir zayıflama söz konusu” diye konuştu.

‘EVET KAYGILIYIM’

NATO’daki görevinden alınan subaylar arasında albay, yarbay ve generaller de bulunuyor. Darbe girişiminden bu yana, daha genç subayların terfi ettirilmesiyle NATO’da görevli TSK personelinin yaklaşık yarısı değiştirilmiş oldu.

Scaparrotti ayrıca NATO’da görevli askeri personelin ve ailelerinin Türkiye’ye döndükten sonra kötü muameleye maruz kalmamaları için Türk yetkililerden güvence istediğini belirterek şunları söyledi:

“Burada bizimle birlikte çalışan insanlara neler olduğu konusunda kaygılıyım. Bu kişilere hukukun üstünlüğü çerçevesinde ve uygun muamele edilmesi konusundaki kaygılarımı Orgeneral Akar’a da ilettim. “Bu kişilere ve ailelerine yapılacak muamele konusundaki kaygılarımı (Akar’a) ilettim. Bu kaygılar, şu aşamada geleceklerinin nasıl şekilleneceği

Kaynak: Cumhuriyet

1Sabah, “Cumhuriyet’e çamur atacağım” diye darbe komisyonunu FETÖ’cülükle suçladı

Cumhuriyet’in bugün manşetten kamuoyuna duyurduğu “Diyanet MİT gibi” başlıklı haberimiz hükümet yanlısı Sabah gazetesi tarafından çarpıtıldı.

Sabah gazetesi; 15 Temmuz darbe girişiminin ardından parlamentoda tüm partilerin desteğiyle kurulan TBMM Darbe Araştırma Komisyonu’na Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından sunulan belgeleri “FETÖ’cü hainler servis etti” başlığıyla çarpıttı.

Komisyon’a FETÖ’cü hain suçlaması

Sabah gazetesi; gazetemiz Cumhuriyet’in manşetinde yer aldığı haberin kaynağı olan AKP’li Reşat Petek’in başkan olduğu TBMM Darbe Araştırma Komisyonu’nu “FETÖ’cü hainler” olarak tanımladı. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez imzasıyla 7 Kasım 2016 tarihinli yazıyla komisyona gönderilen belgelerde 5 sayfa rapor, 43 adet CD ve DVD, 6 adet dergi, 2 adet makale, 2 adet genelge, 2 adet hutbe, 2 adet talimat yazısı, 3 sayfa FETÖ mektubu, 4 sayfa 9. Avrasya Şurası Sonuç Bildirgesi bulunuyor.

Sabah gazetesinin çarpıtarak gazetemiz Cumhuriyet’i hedef aldığı haber ayrıca bugünkü (8 Aralık 2016) Milliyet gazetesinin 15. sayfasında “Diyanet, MİT gibi çalışmış” başlığıyla da yer alıyor.

[Haber görseli]

Kaynak: Cumhuriyet

NATO’daki her iki Türk subaydan biri FETÖ’cü

15 Temmuz darbe girişiminin ardından yürütülen soruşturmalarda NATO karargâhlarının FETÖ yuvası haline geldiği ortaya çıktı. Örgütle bağı olduğu ortaya çıkan NATO’da görevli 237 Türk subayından 200’ü kayıplara karıştı
15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren FETÖ’nün çeşitli ülkelerde faaliyet yürüten NATO karargâhlarında da örgütlendiği ortaya çıktı. NATO bünyesinde görev yapan 462 subaydan aralarında generallerin de bulunduğu 237 kişi hakkında FETÖ ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle soruşturma yürütüldü. FETÖ’cü ‘askerlerin’ ağırlıkta bulunduğu ülkelerin başında ise ABD, Almanya, Belçika ve Yunanistan’ın geldiği belirlendi. Şüphelilerden 200’ünün firari olduğu, 17’sinin ByLock kullandığı, 58’inin eşinin ise KPSS şüphelisi olduğu tespit edildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcı vekili Necip Cem İşçimen koordinesinde Savcı Mustafa Gökçe’nin NATO subaylarına ilişkin yürüttüğü soruşturmada çok çarpıcı ayrıntılara ulaşıldı. Soruşturma dosyasına yansıyan bilgilere göre, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından NATO karargahlarında sürekli ve geçici olarak görev yapan FETÖ şüphelisi subayların görevlerine son verilerek, “Türkiye’ye dönün emri” verildi. Birçok ülkede faaliyet gösteren NATO karargahlarında bulunan 462 subaydan, 237’si hakkında FETÖ ile iltisaklı oldukları gerekçesiyle adli ve idari işlem başlatıldı.

18’İ TUTUKLANDI
Bu kapsamda ilk dalgada, 189 NATO subayı hakkında gözaltı kararı verilerek, bunlardan 18’i tutuklandı. Savcılık ikinci dalga kapsamında dün de Hollanda, İtalya, Belçika’nın da aralarında bulunduğu ülkelerde görevli 38 kişi için düğmeye bastı. Yurt içinde de Ankara, İstanbul, İzmir, Adana’nın aralarında bulunduğu 18 ildeki adreslerde de gözaltı, arama ve el koyma işlemi yürütüldü. Şüphelilerden 1’i gözaltına alınırken, 37’sinin ise kayıp olduğu ve aranmalarının devam ettiği bildirildi. FETÖ ile bağlantısı tespit edilip soruşturma açılan 237 şüpheliden, 200’ünün Türkiye’nin emrine uymayarak dönüş yapmadığına dikkat çekildi. Şüphelilerin büyük bir kısmının sağlık raporu alırken bazılarının da görevli bulundukları ülkelerden iltica talebinde bulundukları belirlendi.

BANK ASYA’DA HESAPLARI VAR
Soruşturma dosyasında yer alan 237 şüpheliden 17’sinin örgütün kripto haberleşme programı ByLock’u kullandığı tespit edildi. Bu şüphelilerin özellikle programın aktif kullanıcıları oldukları yani “kırmızı kategoride” yer aldıkları vurgulandı. Şüphelilerden 58’inin eşinin 2010 KPSS soruşturmasında ‘şüpheli’ olmaları dikkat çekti. Ankara Başsavcılığı’nın 15 Temmuz öncesi Genelkurmay’a gönderdiği 400 kişilik KPSS şüphelisi asker eşinin içinde bu 58 kişinin de olduğu öğrenildi. Bank Asya’da hesapları da tespit edilen subaylardan bir kısmının da yine örgütün ‘mahrem hizmetler’ sınıfında yer aldığı kaydedildi.

İŞTE NATO’DAKİ FETÖ’CÜ SUBAYLAR VE GÖREV YERLERİ
BELÇİKA: 140 NATO subayından 78’i hakkında işlem yapıldı.
ALMANYA: 77 NATO subayından 32’si hakkında işlem yapıldı.
ABD: 39 NATO subayından 26’sı hakkında işlem yapıldı.
İTALYA: 62 NATO subayından 25’i hakkında işlem yapıldı.
HOLLANDA: 32 NATO subayından 17’si hakkında işlem yapıldı.
İSPANYA: 16 NATO subayından 8’i hakkında işlem yapıldı. Diğer NATO Karargahlarında da 51 FETÖ’cü subay hakkında işlem yapıldı.

462 NATO’DAKİ TÜRK SUBAY SAYISI
237 FETÖ’CÜ SUBAY
17 BYLOCK KULANICISI
58 SUBAYIN EŞİ KPSS ŞÜPHELİSİ

Kaynak: Sabah

AB’nin kalbinde AB’ye çağrı… Yılanları beslemeyin

Londra ve Washington’un ardından AB’nin başkenti Brüksel’de 15 Temmuz’u anlatan SABAH ve Daily Sabah yazarları, “Avrupa’nın tutumu hayal kırıklığı… AB terör örgütlerini korumaya devam ederse, sonunda kaybeden kendisi olur” mesajı verdi
SABAH Yazarlar Kulübü, 15 Temmuz ihanet girişimini Londra ve Washington’un ardından bu kez Avrupa Birliği’nin başkenti Brüksel’de anlattı. Yazarlar, AB’nin kalbinde AB’ye “Terör örgütlerini korumayın. Yılanları beslemeyin” mesajı verdi.

MESİYANİK TERÖR…
Uluslararası Basın Merkezi’nde önceki gün düzenlenen panelde, SABAH yazarları Şeref Oğuz ve Okan Müderrisoğlu ile Daily Sabah yazarı Ozan Ceyhun konuşmacı olarak yer aldı. Moderatörlüğünü aHaber spikeri Duygu Leloğlu’nun yaptığı 15 Temmuz toplantısına, Belçika’nın başşehri Brüksel’deki düşünce kuruluşları, akademi ve iş dünyasından birçok isim katıldı. Yaklaşık iki saat süren panelde Brüksel’de bulunan Türk vatandaşları da yazarlarımızı yalnız bırakmadı. Okan Müderrisoğlu konuşmasında 15 Temmuz ve FETÖ gerçeğini ele aldı. Avrupalılar’a seslenerek “Türkiye’yi anlamak isteyen herkesin 15 Temmuz sosyolojisini analiz etmesini isterim” diyen Müderrisoğlu, AB’nin yaptıkları ile beyanatları arasındaki ciddi bir fark olduğunu, bunun Türk toplumunda ciddi bir tepki yarattığını belirtti.

AB İÇİN BÜYÜK UTANÇ
Müderrisoğlu, FETÖ ile ilgili “mesiyanik terör” tanımlamasının yapıldığını vurgulayarak, “Kendisini mehdi olarak gören biri tarafından yönetilen, takipçilerinin her şeyini feda etmeye hazır olduğu, kendini gizleyebilen bir yapı bu. Bulundukları her ülkede Truva Atı rolü oynayabilirler” diye konuştu. Müderrisoğlu’nun ardından söz alan Daily Sabah yazarı ve eski AP Milletvekili Ozan Ceyhun da sözlerine, “Şans eseri 15 Temmuz’da Ankara’daydım ve o gün bir terör örgütü nasıl olur, gözlerimle gördüm” diyerek başladı. AB’den gelen açıklamaları gördüğünde Türkiye’de olan bitenin AB’nin çok da umurunda olmadığını düşündüğünü belirten Ceyhun, bunun samimiyetsizlik olduğunu söyledi. Ceyhun, “Eğer darbe başarılı olsaydı, tıpkı Mısır’da Sisi’ye yaptıkları gibi, Türkiye’yi ele geçiren darbeci diktatörü de rahatlıkla muhatap alacaklardı. Bu benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Aynı zamanda AB için de büyük bir utanç” dedi.

TÜRKİYE YALNIZ BIRAKILDI
Ozan Ceyhun konuşmasında DEAŞ, PKK, YPG ve FETÖ gibi terör örgütleriyle mücadele eden tek ülkenin Türkiye olduğunu da vurgularken AB’nin bu mücadelede Türkiye’yi yalnız bıraktığını söyledi. Ceyhun, “AB birtakım yılanları beslemeye devam ederse ne yazık ki kaybeden Belçika, Almanya gibi ülkeler olacak” diye konuştu.

AB İLE YENİ TÜR İLİŞKİ…
SABAH yazarı Şeref Oğuz ise 15 Temmuz’a rağmen Türk ekonomisinde pozitif süren ekonomik değerleri sunum eşliğinde anlattı. AB’nin Türkiye için “caddedeki tek dükkân” olmadığını vurgulayan Oğuz, “Türkiye artık ‘Benim için sadece AB var’ demiyor. Dünyanın farklı yerlerindeki gelişmeleri de okuyor” dedi. Oğuz, Avrupa Müslüman Girişimi adlı sivil toplum örgütünün genel sekreteri Bashy Quraishy’nin Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere yönelik sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Türkiye, AB’yi yakın gelecekte kenara koymaz. Ancak ilişki kurma biçimini gözden geçiriyoruz. AB’den kopmadan başka yerlere de bakmaya başladık. Artık AB ile eşit partner olan bir Türkiye’den bahsediyoruz.”

DAİLY SABAH DA LONDRA’DAKİ PANELDEYDİ…
Daily Sabah da İngiliz Parlamentosu’nda “15 Temmuz Darbe Girişimive Yeni Dönemde Türkiye ve Avrupa Birliği İlişkileri” konulu panel düzenledi. Milletvekili Geoffrey Clifton-Brown’ın ev sahipliğinde İngiliz Parlamentosu’nda düzenlenen panele, AK Parti Milletvekili Talip Küçükcan ve Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Gülnur Aybet konuşmacı olarak katıldı. Toplantı, Daily Sabah Centre ve Democracy for All Inisiyatifi’nin

TÜRKLER BASKI ALTINDA
Brüksel ‘de yerel medya sahibi olan bir katılımcı, 15 Temmuz gecesi sokaklara çıkarak FETÖ’yü protesto eden Türkler’in Avrupa’da baskı altına alındığını, kimi Türk kökenli siyasetçilerin de FETÖ’yü eleştirdikleri için partilerinden dışlandığını belirtti. Bunun üzerine Ozan Ceyhun, SABAH’ın bu toplantıyı AP’de yapmak istediğini ancak tüm girişimlere rağmen bunun gerçekleşemediğini söyledi. AP’nin PKK yandaşlarına AP’de toplantı hakkı verdiğini vurgulayan Ceyhun, “Gazetecilerimizi engelleyen o kafa insanlarımıza da ne yazık ki farklı davranmıyor” dedi.

LİRAYI İTİBARSIZLAŞTIRMA ÇABASI
Toplantıda katılımcılar, yazarlarımıza sorular yöneltti. En çok merak edilen konulardan biri Türkiye-AB ilişkileri olurken, BNP Paribas bankasından finans uzmanı Jamal El Houdafi’nin dövizdeki dalgalanmayla ilgili sorusuna Şeref Oğuz yanıt verdi. Türk ekonomisini itibarsızlaştırma girişimleri olduğunu vurgulayan Oğuz, “AK Parti ve MHP başkanlıkla ilgili düzenlemeyi TBMM’ye götürmeye karar verince dolara aşırı bir yüklenme oldu. Kriz çıktı diye düşündüler. Faizlerin artırılması gerektiği birileri tarafından vurgulandı. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, liraya sahip çıkıp dolar bozdurma çağrısına vatandaşlar destek verdi ve hava bir anda değişti” dedi.

SIRADA BERLİN VAR
15 Temmuz ihanet girişimini konuşmak üzere SABAH Yazarlar Kulübü, Berlin’e gidecek. Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün desteği, THY’nin ulaşım sponsorluğuyla düzenlenen toplantıların Almanya ayağı gelecek ay gerçekleşecek.

Kaynak: Sabah

A Takımı listesindeki 59 isimden 29’u yakalandı

FETÖ/PDY’nin Türkiye, bölge, il ve kurumlardan sorumlu imamlarının da aralarında bulunduğu “A Takımı”na yönelik 59 kişiye operasyon düzenlendi. İstanbul merkezli olmak üzere 16 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda şüphelilerden 29’u yakalandı. Örgütün emniyetten sorumlu imamı “Kozanlı Ömer” lakaplı firari Osman Hilmi Özdil ise hakkında yakalama kararı çıkarılanlar arasında. Özdil hakkında Ankara’daki çatı davasında da yakalama kararı bulunuyor.

24 KOMİSER, ’33 ABİ -İMAM’
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nca terör örgütü FETÖ’ye yönelik olarak sürdürülen soruşturmalar kapsamında örgütün 59 üst düzey yöneticisinin yakalanması için dün 66 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Şüphelilerden 24’ünün komiser, 2’sinin polis memuru, 33’ünün de örgütte “abi” ve “imam” seviyesinde olduğu belirtildi. Şüpheliler arasında örgütün “Marmara Bölge imamı” ve emniyet imamı oldukları iddia edilen kişiler de var. Operasyonlarda şüphelilerden 29’u yakalandı. Operasyonlar kapsamında farklı illerde gözaltına alınan şüpheliler, İstanbul Emniyeti’ne getirildi. Firari şüpheliler hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Özdil hakkında Ankara’daki çatı davasında da yakalama kararı bulunuyor. Şüpheliler listesindeki 9 kişi, üst düzey imam, diğerleri ise meslek imamları. Gözaltı listesinde bulunan FETÖ üyeleri, doktor, öğretmen, subay, mühendis, muhasebeci, esnaf, araştırma görevlisi ve emniyet personeli gibi değişik meslek gruplarında çalışıyor. Öte yandan Kartal’daki Anadolu Adalet Sarayı’nda dün üçüncü dalga FETÖ/PDY operasyonu yapıldı. Haklarında gözaltı kararı çıkartılan katip ve özel kalem 12 şüpheliden 11’i gözaltına alındı. Şüphelilerin evlerinde ve adliyedeki odalarında arama yapıldı. Şüphelilerin cep telefonları ile bilgisayarlarına incelenmek üzere el kondu. Daha önceki iki dalgada 105 kişi yakalanmıştı.
FETÖ’NÜN YURT YÖNETİCİSİ VE ŞİRKETLERİNE BASKIN: 60 GÖZALTI

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) öğrenci yurtlarına yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında Ankara Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi Müdürlüğü ekipleri, 18 ilde eş zamanlı operasyon başlattı. FETÖ ile bağlantısı bulunan, Kanun Hükmünde Kararnamede FETÖ/PDY aidiyeti, iltisakı ve irtibatı belirlenerek kapatılan 29 öğrenci yurdunun yöneticileri, çalışanları ve bu yurtların bağlı bulunduğu şirketlerin ortakları ve kurucu temsilcilerine yönelik operasyon başlatıldı.

ADRESLERİNİ SAKLIYORLAR
Operasyonda, hakkında yakalama kararı bulunan 45’i kadın 136 şüpheliden 60’ı gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerin adreslerinde arama yapıldı. Bir çok örgüt mensubunun kendini gizlemek için evini taşıdığı ve ikametini yeni adreslerine almadığı saptandı. Şüphelilerden birinin ABD’de bulunduğu tespit edildi. Şüphelilerden, birçoğunun telefonunda FETÖ’nün şifreli haberleşme programı ByLock yüklü olduğu belirlendi. Hakkında gözaltı kararı verilen kişilerin, 30’unun şirket yöneticisi, 28’inin kurum temsilcisi ve 56’sının müdür pozisyonunda bulunduğu belirtildi. Şirket yöneticisi ve kurum temsilcilerinin genelinin esnaf olduğu ve örgütün mütevelli heyetinde yer aldıkları tespit edildi. Müdür pozisyonundaki örgüt mensuplarının ise üniversiteyi bitirip örgüte kendini adamış kişiler olduğu ortaya çıktı. Polisin operasyon düzenlediği şirketler arasında FETÖ ile bağlantılı olan Başkent Eğitim Yayın ve Ticaret AŞ, Başak Grup Eğitim Ltd. Şti, Eksen AŞ. ve Sena Ltd. Şti bulunuyor. Operasyon düzenlenen FETÖ yurtları arasında İffet Yükseköğretim Kız Öğrenci Yurdu, İhtiyat Yükseköğretim Erkek Öğrenci Yurdu, Recep Şurgun Kız Öğrenci Yurdu, Ülkü Ulusoy Kız Öğrenci Yurdu ve Temkin Yükseköğretim Erkek Öğrenci Yurdu yer alıyor.

Erkam ÇOBAN/ ANKARA Emir SOMER-Ferit ZENGİN-Fatih ULAŞ/SABAH

Kaynak: Sabah

Gülen’in her şeyi sahtecilikle dolu

TBMM FETÖ’nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu, AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek başkanlığında toplandı. Petek, toplantı öncesinde yaptığı konuşmada, darbe girişimine ilişkin bilgi talebinde bulundukları kurumlardan gelen yanıtları üyelerle paylaştı. Petek, “Fetullah Gülen’in, pasaport almasından kimliğine kadar sahtelik ve sahteciliklerle dolu. Bu bilgiler tamamen şu anda kayıtlarda olan bilgiler, bunların doğruluğu soruşturma konusu hususlar” dedi

Kaynak: Sabah

Bahçekapılı’nın çantasının çalınmasında FETÖ parmağı!

TBMM Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı’nın Almanya’da çantasının çalınması Arka Plan programında değerlendirildi. Çanta çalınma olayında mutlaka FETÖ parmağı olduğunu iddia eden Gazeteci-Yazar Latif Erdoğan, FETÖ’cülerin oyununa kurban gitti dediği Bahçekapılı’nın çevresindeki FETÖ’cülere dikkat etmesi gerektiğini ifade etti. İşte o çarpıcı açıklama…

Kaynak: Sabah

Georgetown’da gaziler paneli

ABD’nin başkenti Washington’daki Georgetown Üniversitesi’nde önceki gün gerçekleştirilen “15 Temmuz Gazileri Paneli”nde konuşmacılar, darbe girişimi gecesi Türk halkının gösterdiği direnişin örnek teşkil edecek değerde olduğunu vurguladı. Darbe girişimine tanıklık eden öğrenciler Hümeyra Selçukbiricik (Georgetown Üniversitesi), Ömer Faruk Koç (Boğaziçi Üniversitesi), Safia Latif (Boston Üniversitesi) ve Rushain Abbasi’nin (Harvard Üniversitesi) 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını aktardığı panele, üniversite öğrencileri ve öğretim üyeleri katıldı.

AKIN AKIN SOKAĞA DÖKÜLDÜK
O gece Ankara’da olduğunu anlatan Hümeyra Selçukbiricik, Türkiye’nin büyük bir badireyi milletin basiretiyle atlattığına dikkati çekti. Öğrencilerden Ömer Faruk Koç ise mutfaktan bir bıçak alıp babası ve kardeşiyle dışarı çıktığını, insanların kısa süre içinde akın akın caddelere döküldüğünü dile getirdi. Yüzlerce kişiyle İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gittiklerini kaydeden Koç, darbe girişiminin başarılı olması durumunda ülkede neler yaşanabileceği sorusunu o gece aklından hiç çıkarmadığını ifade etti. Öğrencilerden Rushain Abbasi ise “İnsanların oylarıyla iktidara gelmiş bir yönetimin, bir gece darbesiyle askerlerin eline geçtiğini düşünün. Bu kabul edilemez” ifadesini kullandı.

Kaynak: Sabah

Akıncı’da darbe hazırlığı günler önce başlamış

Konya’daki FETÖ soruşturmasında ifade veren bir pilot: Ramazan Bayramı’nda görev sona erdiği halde uçaklardaki mühimmat indirilmedi. Kalkışmada bu uçakların kullanılacağı önceden belliydi
Konya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alınan pilotlar, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesinde şüpheli olarak alınan ifadelerinde, darbe girişiminden günler önce Akıncı 4. Ana Jet Üssü’nde yapılan hazırlıklara ve o gün yaşananlara yer verdi. Şüpheli pilotlardan biri, “Darbe girişiminde etkin rol alan pilotlardan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve önündeki kavşağı bombalayan Müslim Macit’in, Gölbaşı Havacılık Dairesi’ne bomba atan Mehmet Çetin Kaplan’ın, kalkışmada üsten F-16 uçağıyla uçan Adem Kırcı’nın girişimden bir ay öncesinde 4’lü kol uçuş eğitimleri hızlandırıldı. Bu kişilerin 4’lü kol uçuşlarının hızlandırılması özellikle seçilerek ve bilerek yapılmıştır. Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanlığı 141. Filoya, ‘yerde mühimmatla bekler’ görevi verilmişti. 5 Temmuz’da Ramazan Bayramı’yla görevin sona ermesine rağmen uçaklara yüklenen mühimmat indirilmedi. Kalkışmada mühimmat yüklü bu uçakların kullanılacağının bayramda belli olduğunu düşünüyorum” dedi. İhraç edilen şüpheli pilotlardan biri ise üs komutanından gelen emirle 15 Temmuz öğleden sonra uçuş olmayacağının söylendiğini dile getirerek “O dönem üs komutanımız Tuğgeneral Hakan Evrim’di. 10.00 gibi program dahilinde eğitim uçuşumu yaptım. Evrim 15 Temmuz’da bayrak törenine katılarak konuşma yaptı. Havanın çok sıcak olduğunu ve öğleden sonra uçuş olmayacağını, mesainin bittiğini söyledi. Bunun üzerine tüm üs personeli, ben de dahil eve gittik. Sonra eve gttim. Yaklaşık bir ay boyunca lojmandan dışarıya çıkmadım. Bu sürede Akıncı’da mesai yapılmadı, beni de çağıran olmadı” diye ifade verdi.

Kaynak: Sabah

FETÖ üçüncü şahıs hesaplarına 500 milyon lira aktarmış!

Maliye Bakanlığı, savcılıklar tarafından gönderilen FETÖ’ye ilişkin 400 dosyada yer alan 30 bin şüpheli kişiye ilişkin analiz raporlarını tamamladı. Bu çalışmalar sonucunda FETÖ’nün ekonomideki saadet zinciri kırılırken son 5 yıllık mali hareketlerine yönelik incelemelerde de örgütün gizli para transferleri ortaya çıkarıldı ve gerekli tedbirler alındı. Mali Suçları Araştırma Kurumu (MASAK) yetkililerinden alınan bilgiye göre tamamlanan incelemeler sonucunda terörü finanse etme, kara para aklamadan değeri 300 milyon liraya yaklaşan binin üzerinde finansal işlem askıya alındı, üçüncü şahısların hesabında 500 milyon lira çıktı. Bu isimlerin mal varlıklarıyla orantısız para transferleri gerçekleştirdikleri belirlendi. Listedeki bazı isimlerin 17-25 Aralık sonrasında Bank Asya üzerinden yaptıkları transferleri gizlemek için bazı kayıtları yok ettikleri görüldü. Bu yıl 600’e yakın isim hakkında da savcılıklara suç duyurusunda bulunuldu, son 6 aylık dönemde yaklaşık 3 bin hesap donduruldu. Örgüt yöneticilerinin paralarını kaçırmak için farklı isimler üzerinden çok sayıda mevduat hesabı açtığı belirlendi.

Kaynak: Sabah

Pasaport Akbulut’tan koruma Yılmaz’dan

CHP’lilerin FETÖ’nun AK Parti hükümetleri tarafından korunup kollandığı iddialarına karşılık, Gülen’in yeşil pasaportu ve polis korumalarının ANAP iktidarı döneminde verildiği ortaya çıktı.

TBMM 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu, CHP’li üyelerin sık sık gündeme getirdiği, FETÖ’nün elebaşı Fethullah Gülen’in AK Parti hükümetleri tarafından korunup kollandığı iddialarını boşa çıkartan nitelikte belgeler ulaştı. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün İçişleri Bakanlığı’nın komisyona gönderdiği belgelerde, Gülen’e devlet tarafından sağlanan hizmet ve iltimasların çok uzun yıllar öncesine dayandığı ortaya çıktı. Gülen’e, usulsüz yeşil pasaportun ve polis korumaların ANAP Hükümeti dönemlerinde verildiği belirlendi.

USULSÜZLÜK YAPILMIŞ

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yazısında, ilkokul mezunu olan Gülen’e emekliye ayrılmış olmasına rağmen ‘görevdeki emsalleri örnek gösterilerek’ ve 7 Kasım 1990 tarihinde ‘yeşil pasaport’ verildi. Üstelik pasaport başvurusunda Gülen’in imzası bulunmuyordu. O dönem Emniyet Genel Müdürlüğü, memuriyet derecesi daha alt seviyelerdeyken istifa eden Gülen’e  ‘görevde olan emsalleri 3. derece kadrodan 3. derecesinin 1. kademesinden maaş almaktadır’ gerekçesiyle TR-A 108450 seri numaralı hususi damgalı yeşil pasaport verdi. Gülen’in imzası pasaportun üzerinde de yoktu. O tarihte iktidarda ANAP Hükümeti ve vardı ve Başbakan Yıldırım Akbulut, İçişleri Bakanı ise Abdülkadir Aksu’ydu.

TEHDİT EDİLDİĞİ İDDİASI

FETÖ’nün elebaşı Fethullah Gülen, 1996’da basın yayın organlarında adının geçmesi ve İBDA-C terör örgütünün hedefi olduğu iddiasıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden koruma istedi. 14 Mayıs 1996 yılında Gülen’e devlet tarafından koruma tahsis edildi. O dönem de, kısa süre iktidarda kalan ANAP Mesut Yılmaz Başbakanlık koltuğunda oturuyordu. İçişleri Bakanı ise Ülkü Güney’di.

HUKUK MÜCADELESİ VERİLDİ

Gülen’e usulsüz yeşil pasaport verilmesi ve polis koruma tahsis edilmesi, yıllar sonra AK Parti Hükümeti döneminde açılan soruşturmalar ile gündeme geldi. Gülen’in yeşil pasaportunun iptali için 2011 yılından itibaren uzun bir yargı mücadelesi yaşandı. Danıştay tarafından iptal edilen yeşil pasaportun ardından verilen normal pasaporta ilişkin Gülen’in yaptığı itirazlarla uzayan yargı süreci, 2015’te sonuçlandırılarak Dışişleri Bakanlığı tarafından ABD Dışişleri Bakanlığı’na iletildi.

Kaynak: Star

Adil Öksüz’le 177 kez görüşmüş

FETÖ elebaşıları Adil Öksüz ve Kemal Batmaz ile 15 Temmuz öncesi Eskişehir Hava Harekat Merkezi’nde nöbetçi komutan olarak görevli olan Tuğgeneral Recep Ünal’ın bağlantısı deşifre oldu.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Akıncı Üssü’nde yakalanan sivil imamlara yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında tutuklu imam Kemal Batmaz, dördüncü kez ifade verdi. Soruşturma Savcısı Ramazan Dinç’in Adil Öksüz ile aynı tarihlerde ABD’ye gitmesiyle ilgili soru üzerine Batmaz, “ABD seyahatlerinin aynı tarihe denk gelmesi tamamen tesadüf. Görüntülerde yan yana yürüyor olmamız da tesadüftür” yanıtını verdi.

Öksüz ve Batmaz’ın HTS kayıtlarını inceleyen savcılık, ikilinin 2010 yılı itibariyle 925 görüştüğünü tespit etti. Ayrıca Batmaz’ın Öksüz’ün kayın biraderi Abdülhadi Yıldırım’ın kullandığı hatla 2010 yılı sonrasında bin 100 kez görüşme yaptığı belirlendi. Savcı Dinç’in bu görüşmelere ilişkin sorusu üzerine ise Batmaz, “Adil Öksüz ile görüşme yaptığımı hatırlamıyorum. Abdülhadi Yıldırım’ı 8-10 yıldır tanırım. Öksüz’ü tanımam” diyerek geçiştirdi. Dinç, Batmaz’a darbe gecesi Eskişehir Hava Harekat Merkezinde nöbetçi komutan olan Tuğgeneral Recep Ünal’ı tanıyıp tanımadığı sordu. Batmaz’ın “Hayır, tanımıyorum” demesi üzerine ise Dinç, “Tuğgeneral Ünal ile Öksüz arasında 177 kez, senin kullandığın hat ile de 62 kez görüşme yaptığın tespit edildi” dedi. Batmaz, buna karşılık, “Recep Ünal’ı tanımıyorum. Şirket hatlarımdan ya da başkası adına kayıtlı ve benim kullandığım iddia edilen hatlardan Ünal ile görüşme yapmadım” dedi. (Yeni Şafak)

Kaynak: Star

FETÖ’nün ‘itirafçı olmayın maddi destek verelim’ planı

Başkent’te FETÖ’nün yargı ayağına ilişkin soruşturmada gizli tanık olan hâkim, örgütteki itirafların engellenmesi için tutuklu hâkim ve savcıların ‘abla’lar tarafından ziyaret edildiğini, maddi destek sağlama sözü verildiğini söyledi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın FETÖ’cü savcı ve hâkimlere yönelik soruşturmasında bir hâkim itirafçı oldu ve önemli açıklamalarda bulundu. Hâkim tanık ‘Sinop’un ifadesinde öne çıkan başlıklar şöyle:

FETÖ İLE İRTİBAT:

Ben adli yargıda hâkim olarak görev yapmaktayım. Yargı yapılanması hücreler şeklinde 3-4 kişiden oluşan ve unvanlı görev yapanların ayrı toplandığı, grupların birbirleri ile temas kurmadıkları ve son 4, 5 yıl içinde gruplara meslek mensubu olmayan sivil abilerin dahil olduğu, yukarıya doğru hiyerarşik olarak devam eden, üzüm salkımı yahut piramit şeklinde ifade edebileceğim bir teşkilatlanmadır. Bu piramidin içerisinde bal peteği şeklinde hücreleri düşünebiliriz.

HAS ELEMANLAR:

Örgütün insanları 1 ile 5 arasında bir sınıflandırmaya tabi tuttuğunu duymuştum. 1 örgüte yakın olmayan, başkaca menfi ya da müspet görüş ifade edilemeyecek kişileri, 2 örgüte yakın olmamakla birlikte sağ görüşten olanları, 3 ülkücü veya AK Partili olarak değerlendirilecek kişileri, 4 başka dini gruplara dahil olup örgüte sempati duyanları, 5 has elemanlar yani örgüt toplantılarına katılan, evlerinde dershanelerinde yetişmiş sağlam mensupları ifade eder. Ayrıca 7 olarak sınıflandırılan insanlar ise örgüte düşman olan ve zarar verebilecek kişileri anlatmaktadır.

İMAMLARI TEŞHİS ETTİ:

(Tanık Sinop’a örgütün sivil yapılanmasında yer alan şahısların fotoğrafları gösterildi) Fotoğraflarda İ.T. ismi yazılı olan kişi, benim Erdal kod adıyla bildiğim ve unvanlı hâkim-savcıların sohbet toplantılarına gelen, belirli bir bölgeden sorumlu abidir. Yine fotoğraflardaki İ.Ö. isimli kişi de bildiğim sivil abilerdendir. 2011 yılından sonra yapılan hâkim-savcı sınavlarında ve özellikle avukatlıktan mesleğe geçiş sınavı dönemlerinde örgüt üyelerinin Ankara’da belli yerlerdeki villalarda toplandığını, 15 gün dışarıya çıkmaları yasaklanarak 3-5 kişilik gruplar halinde sınav soru ve cevapları verilerek sınava hazırlandıklarını söylemişlerdi. Soru ve cevapların o evde verildiğini, soru ve cevaplar ezberlenirken tamamının doğru yapılmamasının belirtildiğini anlatıyorlardı.

ABLALAR DEVREDE:

Benim soruşturmaların geldiği bu aşamada medyadan takip ettiğime göre örgüt mensubu hâkim-savcılardan bir hayli itirafçı çıkmaktadır. Örgüt bu durumu önlemek için şu an alanda aktif bir şekilde ablaları kullanmakta. Tutuklu hâkim ve savcı eşleriyle görüşen bu ablalar vasıtasıyla itirafta bulunulmaması halinde her türlü maddi desteğin sağlanacağı belirtilmektedir. Bu konuda benim ismen bildiğim ve bu şekilde hâkim-savcıların ailelerini dolaşan Ü.S.’nin halen Yargıtay bünyesinde görev yaptığını biliyorum. Bu şekilde ablaların örgütün direncini bir arada tutmak maksadıyla hareket ettiğini düşünüyorum. Diğer tüm meslek gruplarında da aynı durum söz konusu. Birkaç ay içinde cezaevinden çıkacaklarını da ailelerine söyleyerek, ümitlerini diri tutmaya çalışmaktadırlar.
Kaynak: Akşam

Polis cinayetinde FETÖ parmağı

Mersin’in Tarsus İlçesi’nde 4 yıl önce bir polisi vuran define çetesinin evinde başlatılan kazı bir FETÖ ihanetini daha ortaya çıkardı. Şehit polis Mithat Erdal’ın şebekeyi çökerttiği, ancak FETÖ’den tutuklanan amiri Yaşar Aksoy’un kaçak eserlerden pay aldığı için olayları sümen altı ettiği iddia edildi…

Mersin’in Tarsus İlçesi 82 Evler Mahallesi’nde, gecekondu türündeki bir evde Özel Harekat polisleri gözetiminde 20 gündür kazı çalışması yapılıyor. 4 yıl önce öldürülen polis memurunun zanlıları olan define çetesiyle ilgili olduğu belirlendi. Ancak olayın FETÖ bağlantısı da ortaya çıktı. 20 gündür devam eden kazı için sokağın giriş ve çıkışı kapatıldı. Yüksek noktalara keskin nişancılar konuşlandırıldı. Modern cihazların kullanıldığı kazıda, 24 saat esasına göre 20 kişi çalıştığı belirtildi, ancak kazıyla ilgili hiçbir açıklama yapılmadı. Kazının 2012 yılında Tarsus’ta, tarihi eser kaçakçılığı şebekelerini araştırırken öldürüldüğü iddia edilen polis memuru Mithat Erdal cinayeti ile ilgili olabileceği konuşuldu.
Tarsus eski Emniyet Müdürü FETÖ’den tutuklandı

KAÇAKÇILIK ÇETESİ İLE ÇALIŞTILAR
O tarihte önce kendi tabancası ile vurulduğu açıklanan polis memuru Mithat Erdal’ı öldürdüğünü itiraf eden Hüseyin Yasak, 25 yıl hapse çarptırılmıştı. Polisin eşi Sibel Erdal ise kocasının cinayetiyle ilgili soruşturmanın dönemin emniyet yetkilileri tarafından engellendiğini iddia ederek, geçtiğimiz günlerde üst makamlara dilekçe ile başvurdu. Eşinin bir suç şebekesi tarafından öldürüldüğünü öne süren kadın şu açıklamalarda bulundu:

FETÖ’CÜ MÜDÜR İŞİN İÇİNDE
“Kazı 4 evin ortak kullanım alanı olan avluda yapılıyor. Bu evlerden 3’ü tarihi eser kaçakçılığından gözaltına alınan kişilere ait. Biri ise daha önce kirada kaldığımız ev… Eşim 5 yıl önce 7 defineciyi tutuklatmıştı. Bu olaydan sonra defineciler kocamı hedef aldılar. O dönemde emniyet müdürü olan Yaşar Aksoy eşime ‘Kaçakçılık Amiri’ne git’ demişti. Eşim ise ‘Bunlar da işin içinde’ dedi. Ankara’ya gidip her şeyi anlatacağını söyledi. O dönemde bir kazıda 32 şamdan, sikkeler ve altın taslar bulunmuş, ancak o müdürler ‘Kazı boş çıktı’ diye rapor düzenlemişlerdi. Eşim sürekli ‘Başıma bir şey gelirse emniyetteki amirlerim sorumludur’ diyordu. Bu sözleri söyledikten 11 gün sonra öldürüldü.” Dönemin Tarsus Emniyet Müdürü Yaşar Aksoy, FETÖ soruşturmasında Mersin’de tutuklanmıştı. Bu da FETÖ’nün tarihi eser kaçakçıları ile hareket ettiği ve polisin vurulmasında parmağı olduğu iddialarını güçlendirdi.
Polis memuru Mithat Erdal, kaçakçılık çetesini çökertince öldürüldü
Kaçakçıların ve öldürülen polisin oturduğu binanın avlusunda 20 gündür MİT ve Özel Harekat tarafından gizli bir çalışma yapılıyor..

Kaynak: Takvim

FETÖ’nün 34 milyarı TMSF’de.

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, FETÖ’nün kirli para ağına ilişkin son rakamları paylaştı. Bugüne kadar TMSF bünyesine 46 grup olarak toplam 692 şirketin FETÖ kapsamında devralındığını söyleyen Canikli, “Bu şirketlerin toplam aktif büyüklüğü 34,1 milyar lira civarında, ciroları 14,2 milyar ve öz kaynakları toplamı da 16 milyar liradır. Bunlar son derece önemli kuruluşlardır ve bu önemlerine binaen o anlamda çok dikkatli bir şekilde TMSF tarafından yönetilmektedirler” dedi.

Kaynak: Takvim