Bulaşıcı Hastalıklarla Mücadele’nin Dini Boyutu

0

Son günlerde Çin’den yayılan ve bütün dünyayı tehdit eden Corona isimli bir virüs ile karşı karşıyayız. Dünya tarihinde bir çok kere bu gibi bulaşıcı salgın hastalıklar görülmüştür.

Pekiyi İslam dininin Müslümanlara bu konulardaki tavsiyesi ve uygulaması nedir ? 

Yüce Allah’a saygı, bütün yaratılmışlara şefkat ve merhamet esasına dayanan İslam, insanın maddî ve manevî gelişmesinin yanı sıra ruh ve beden sağlığını korumayı da amaç edinmiştir. 

Bu amacı gerçekleştirmek için de fert ve topluma zararlı şeyleri yasaklamış, faydalı olan şeyleri de emretmiştir. 

Peygamberler de insanlığı, tevhid inancına çağırmalarının yanı sıra insan sağlığına büyük önem vermişler ve insan hayatını tehdit eden bulaşıcı hastalıklarla dönemin şartlarına göre mücadele etmişlerdir. 

Bu durumun en açık örneğini Hz. Muhammed (s.a.s)’in hayatında görmekteyiz. 

Nitekim hadis kitaplarının “Tıbb-ı Nebevî” başlığı altında, Peygamberimizin bulaşıcı hastalıklarla mücadele ettiğini ve bu hastalıklar konusunda müminlerin dikkatli olması ve bu hastalıklara tutulanların bir başkasına hastalığı bulaştırmaması için önlemler alması gerektiğini vurgulayan birçok hadis yer almaktadır. 

Şöyleki: 

Reklam

Başta Kur’an-ı Kerim’de: “Allah yolunda sarf edin, kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın, işlerinizi iyi yapın. Şüphesiz Allah iyi iş yapanları sever (Bakara,2/195) buyurulur.

Hz. Peygamber de bir yerde veba çıktığını duyanların oraya girmemelerini, bulundukları yerde zuhur etmesi halinde ise oradan çıkmamalarını emretmiştir (Buhârî, “Ṭıb”, 30; Müslim, “Selâm”, 92). 

Cüzzamlı hastalardan kesinlikle uzak durulmasını isteyen Resûl-i Ekrem (Buhârî, “Ṭıb”, 19), kendisine biat etmek üzere Medine’ye gelmekte olan Sakīf heyetinde cüzzamlı bir hastanın bulunduğunu haber alınca onun geri dönmesini istemiş ve biatının kabul edildiğini bildirmiştir (Müslim, “Selâm”, 126; İbn Mâce, “Ṭıb”, 44). 

Hz. Peygamber, hastalıklı hayvanların sağlıklı hayvanlardan ayrı tutulması gerektiğini de belirtmiştir (Müslim, “Selâm”, 104-105; Ebû Dâvûd, “Ṭıb”, 24). 

Ayrıca Peygamberimiz (s.a.s.), Müslümanlara bulaşıcı hastalığa sebep olan zararlı hayvanlarla mücadele etmelerini ve mikropların üremesini önleyecek temizlik/hijyen kurallarına da özen göstermelerini emretmiştir. (Buhari, Libas, 51,63,64; Taharet, 49; Müslim, Selam, 126; Tıb, 44; Buhari; Tıb, 168,169)

İbret verici bir hadise

Suriye’ye gitmek üzere yola çıkan Hz. Ömer’e bölgede veba salgını olduğu haber verilince, gerekli istişâreler netîcesinde, Şam’a gitmekten vazgeçmiş ve geri dönmüştür. 

Aslında Cenâb-ı Hakk’ın ve Hazret-i Peygamber’in emrine daha muvâfık olan bu ihtiyat ve tedbir karşısında sahâbeden Ebû Ubeyde bin Cerrah (r.a.), Hz. Ömer’e (r.a.):

Reklam

“–Allâh’ın kaderinden mi kaçıyorsun?” diye sormuş, Hz. Ömer (r.a.) ise, o âlim ve fâzıl sahâbîden böyle bir suâli beklemediği için:

“–Keşke bunu senden başkası söyleseydi ey Ebû Ubeyde! Evet, Allâh’ın kaderinden, yine Allâh’ın kaderine kaçıyoruz. Ne dersin, senin develerin olsa da bir tarafı verimli, diğer tarafı çorak bir vâdiye inseler ve sen verimli yerde otlatsan Allâh’ın kaderiyle otlatmış; çorak yerde otlatsan yine Allâh’ın kaderiyle otlatmış olmaz mıydın?” (Buhârî, Tıb, 30, (Buhârî, “Ṭıb”, 30; Müslim, “Selâm”, 98; Taberî, IV, 57-58) buyurmuştur.

Hz. Peygamber’in genel olarak sağlıkla ilgili tavsiye, emir ve uygulamaları daha sonraki dönemlerde Tıbb-ı Nebevî olarak literatüre geçmiştir. 

İslam‘da insanların başlarına gelen bela ve musibetlere karşı ümitsiz ve karamsar olması hoş görülmemiş, her türlü yol, yöntem ve metodun kullanılması helal/haram sınırları içerisinde tavsiye edilmiş, hatta canın korunması noktasında haramla tedavi bile caiz görülmüştür.

Netice itibarı ile; özellikle bulaşıcı hastalıklar hakkında Hz. Peygamber’in uygulaması diğer tedavi yöntemleri yanında öncelikle karantinadır.

Nitekim “bir yerde veba çıktığını duyarsanız oraya girmeyin, bulunduğunuz yerde veba çıkarsa o bölgeden ayrılmayınız” (Buhârî, Tıbb 30; Müslim, Selâm 92; Ebû Dâvud, Tıbb 24; Muvatta, Câmi 23; Tirmizî, Cenâiz 66) buyurması karantinanın çok önemli bir yöntem olduğunu vurgulamaktadır.

Yine Hz. Peygamber’in eşlerinden birisini, gözünün iltihaplanması üzerine başkasına sirayet etmemesi amacıyla, iyileşinceye evde/karantinada bekletmesi en çarpıcı örneklerden bir tanesidir. (Kettânî, I, 359).

Bulaşıcı hastalıklarla mücadelede; “Tedbir bizden, takdir Allah’tan” sözünün ifade ettiği manayı esas almalıyız.

Vesselam.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here