Cami ve Mescidlerde Devlet Hizmetleri

0
gündogdu
  1. Kamu Yönetimi

İslâm dininin tebliğcisi olduğu gibi İslâm devletinin de başkanı olan Hz. Peygamber’in evi mescide bitişik bulunuyordu ve cami ile evi dinî ve idarî münasebetler yönünden âdeta bütünleştirmişti.

İslâm açısından din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmazlığının bir ifadesi olan Hz. Peygamber’in bu uygulaması, daha sonraki dönemlerde de uzun bir süre devam etti.

Camiler ilk dönemden itibaren idarecilerin halkla bir araya geldiği yerlerdi. Asr-ı saâdet’te her türlü istek ve meseleler burada dile getiriliyordu.

Müslümanlar Hz. Peygamber’e, ilk halifelere ve diğer idarecilere namaz öncesinde ve sonrasında talep ve şikayetlerini kolayca intikal ettirebiliyorlardı.

Bir vali hakkında merkeze şikâyet ulaştığında müfettişler camileri gezerek tahkikat yaparlardı (Belâzürî, Fütûhu’l-büldân, s. 287).

Hz. Peygamber’in devlet yönetimiyle ilgili meseleleri mescidde görüşüp kararlar alması ve orada bu kararları halka duyurması sünneti kendisinden sonra devam etmiş, devlete ait idare binaları yapıldığında da bu âdet sürmüştür.

Halifeler başşehrin merkez camiinde imâmet görevini yerine getiriyor ve idarede minberden büyük ölçüde faydalanıyorlardı.

Minber başlangıçta merkezî idarenin bir sembolü idi ve sadece Mescid-i Nebevî’de bulunmasına izin verilmişti.

Hz. Ebû Bekir’den itibaren halifeye biat minberde yapılıyordu.

Halife de biattan sonra idarede takip edeceği genel prensipleri minberde okuduğu ilk hutbe ile ilân ederdi. Bu hutbeler günümüzdeki balkon konuşmasını ve  resmî gazete yayımlanan kanun ve  kararnamelerin bir benzeridir.

Minber bu fonksiyonuyla anayasaya sahip toplumlarda üzerinde devlet siyasetinin açıklandığı kürsülere benzetilmiştir (Hasan İbrâhim, II, 242).

 Hz. Osman muhaliflerine karşı kendi icraatını minberde savunmuş ve bu âdet ondan sonra da devam etmiştir.

Halifeler hacca gittikleri zaman Mekke ve Medine’deki camilerin minberlerinden, İrad ettikleri hutbelerle İslâm dünyasının her tarafından gelen müslümanlara ulaşma imkânı buluyorlardı.

Daha sonraki dönemlerde, “Dârülimâre” denilen hükümet konakları cami yanında inşa edilmeye başladı. Yeni kurulan Kûfe, Basra ve Fustat’ta böyle yapıldı. Dımaşk’ta olduğu gibi fethedilen şehirlerde de cami ve dârülimâre çoğunlukla yanyana bulunuyordu.

  • Ekonomi ve beytülmâl hizmetleri

Hz. Peygamber’in iktisadî hayata dair söz ve uygulamaları hadis kitaplarında büyük bir yer tutar. Mukaddes kitaplar içinde devlet bütçesi ve harcamaları ile ilgili hükümler ihtiva eden tek kitap olan Kur’an’ın bu iktisadî hükümleri Asr-ı saâdet’te cami/mescidte yürütülürdü.

Vergilerin tahsili ve tevziine bizzat nezaret eden Hz. Peygamber, mescidde toplanan malları gerekli yerlere ve ihtiyaç sahiplerine dağıtırdı. Bu gelenek Hulefâ-yi Râşidîn döneminde de bir süre devam etti.

Hz. Peygamber devrinde Mescid-i Nebevî’ye bitişik “meşrebe”, “gurfe” veya “hizâne” adlarıyla anılan bir oda beytülmâl olarak kullanılıyordu (Muhammed Hamîdullah, İslam Peygamberi, II, 1121).

İdarenin cami ile olan ilgisinden dolayı başlangıçta beytülmâl genellikle camiye bitişikti, hatta bazan caminin içinde yer alırdı.

Hz. Ali döneminde Basra beytülmâli aynı zamanda şehrin büyük camii durumundaydı. Muâviye Basra’daki adamları vasıtasıyla Hz. Ali’ye karşı harekete geçtiği zaman Vali Ziyâd b. Ebîh,  beytülmâli Huddân kabilesi camiine nakletmiştir (Taberî, V, 110-111). Fustat’ta maliyeden sorumlu Üsâme b. Zeyd, 97 (716) veya 99 (718) yılında Amr b.  s Camii’nde minberin karşısında sütunlu ve kubbeli bir beytülmâl yaptırdı.(Taberî, IV, 45).

  •  Adalet Hizmetleri

İslâmiyet’in kendine has hukuk sistemi mescidlerdeki ders halkalarında tâlim edilmiştir. Ashâb-ı kirâm hukukî konuları mescidlerde müzakere ederdi (Dârimî, “Muḳaddime”, 51)

Asr-ı saâdet’te mescid  mahkeme  faaliyetlerin yürütüldüğü bir mekân olarak da hukuka hizmet etmiştir.

Bazı âlimler, “Sana o davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvardan mescide tırmanmışlardı” (Sâd 38/21) meâlindeki âyeti, mescidlerde kazâî faaliyette bulunulabileceğine delil göstermişlerdir.

Hz. Peygamber’in, “Benim şu minberimin dibinde kim yalan yere yemin ederse cehennemdeki yerine hazırlansın” (Ebû Dâvûd, “Îmân”, 3) meâlindeki hadisi, davalara Mescid-i Nebevî’nin minberi yanında bakıldığını göstermektedir.

Ayrıca çeşitli kaynaklarda dört halifenin mescidlerde davalara baktıkları kaydedilmektedir.

(Devam edecek)

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here