Canım sosyal medyam, balım sosyal medyam

2

Sosyal medya ve biz artık ayrılmaz bir ikili olduk.

Sevdiklerimizin doğum gününü internet aracılığı ile kutluyor, ilişki durumumuzu an be an güncelliyor, kaybettiğimiz biri olduğunda taziyelerimizi on line olarak bildiriyoruz.

Biz artık birini yakından tanımak için merhaba demeden önce, hemen sosyal medya hesaplarını inceliyoruz. Mesleği nedir, hangi okul mezunu, kaç dil biliyor, evli mi değil mi, kaç çocuk sahibi şıp diye gözlerimizin önüne seriliyor. Sosyal statüsü ne âlemde, hobisi – fobisi var mı, cinsel yönelimi nedir, kimi seviyor ya da nelere çıt çıkarmadan susuyor tüm bunları inceleyip kişiler hakkında üç aşağı beş yukarı fikir sahibi oluyoruz.

Silikon Vadisindeki dev şirketlerden Tahtakale’deki küçük esnafa kadar birçok işveren artık kendilerini bir üst basamağa taşıyacak olan çalışanını yüzünü bile görme gereği hissetmeden, internet aracılığı ile belirliyor. Bu sayede hesaplarını etkin biçimde kullanan, genç bir yetenek birden dünyaca ünlü bir şirketin Ceo su konumuna getirilebiliyor. Artık sosyal medyanın öneminin farkında olan bazı sanatçılarımız da kendine maaşlı bir sosyal medya uzmanı tutarak etkin bir vitrin yapmayı ihmal etmiyor.

Sonuçta aklınız varsa yenidünya düzeninde internet paylaşımlarınız artık sizin kartvizitinizdir.

Çoğu kişi sizi ne kadar çok kişinin izlediğine bakarak sözünüzü dikkate alıyor ya da es geçiyor. Bunun farkında olanlar işi sıkı tutup takipçi sayılarını doların önlenemez yükselişi misali gün be gün arttırma peşinde.

Artık işyerleri sosyal medya hesaplarınızı inceleyip sizin, kendi iç politikalarına uygun olup olmadığınızın kararını veriyor. Haber kaynaklarında, kişinin tek bir paylaşımı nedeniyle işini kaybettiğini okuyor ya da cv sinde göremediğimiz ama sosyal medyasında açık ve net olarak gözler önüne serilen kişiliği nedeniyle o işi hiç alamadığını okuyoruz.

Amerikan Başkanının dahi attığı bir tivit onun karanlıkta kalmış faşizme yakın olan ruh dünyasını bir anda gözler önüne serebiliyor. Yahut kelli felli bir üniversite rektörünün yaptığı canlı yayın sırasında kadınlara bakış açısı, elli yıllık karizmasında sittin sene silinmeyecek gedikler açıyor. Düşünmeden yaptığınız abuk sabuk bir paylaşım yıllarca emek verdiğiniz işten bir anda kapı önüne konmanıza, bir anlık boşluğunuza gelip yaptığınız lâkırdılar siz evde göbeğinizi kaşırken bir anda hukukla karşı karşıya kalmanıza neden oluyor.

Kaderimiz adeta sosyal medya elinde oyuncak olmuş durumda.

Siz, ‘’Ben kapalı yaşıyorum.’’ Deseniz de kim kiminle ne yapmış etmiş diyen herkes sizin o anki ruh hâlinizi, yetmiyor huyunuzu suyunuzu, bitmedi zekâ seviyenizi, o da yetmez zaaflarınızı dahi biliyor. Kullandığınız hesaplar sayesinde amansız bir entelektüel mi yoksa iflah olmaz bir kara cahil mi olduğunuz artık tek bir cümle ile gözler önünde.

Hani ‘’Ben hiç paylaşım yapmam ki.’’ Diyorsunuz ya bunun bile bir anlamı var. Sonuçta insan konuştuğu şeylerden çok, nelere susuyor oradan tanınıyor.

Yaa, canım sosyal medyam, balım sosyal medyam.

Bir arkadaşınızın paylaşım yaptığı, görmezden geldiğiniz ‘’en mutlu anı’’ sizin hep saklamaya çalıştığınız o haset tarafınızı ayan beyan gözler önüne seriyor. Ya da ortak takip ettiğiniz bir hesaba biteviye attığınız likelar sayesinde birdenbire kişiler sizin gizlemeye çalıştığınız fikriniz zikriniz hakkında bilgi sahibi oluveriyor.

Bir gün içinde, ard arda bombardıman şeklinde tozu dumana kattığınız onlarca paylaşımınız sizin bile farkında olmadığınız manik dönemi tak diye gözler önüne seriyor. Ya da size yapılan övgü dolu sözlere öylece bakıp, hiçbir tepki vermemeniz karşı tarafın sizi kaba saba olarak algılamasına neden oluyor. İnternette hayalet gibi dolanıp, storylere gizlice bakıp! Bir Allah’ın kuluna tek bir beğeni atmamanızı kimse fark etmiyor sanıyorsunuz değil mi? Hayır, yanıldınız. Fark ediliyor.

Kıyıda köşede saklanmayı seçen, az takipçili pembe beyaz bir lolita mısınız, yoksa bilmem kaç milyon takipçili ortamların Alain Delon’u mu artık sosyal medya hesaplarınız sizin adınıza konuşuyor. Sosyal medyanın bir raconu, kendi oluşturduğu lügati var. Artık eskiden güzel bir kadın geçince çalınan ıslıklar yerine flört etmek istediğiniz kişiyi beğeni yağmuruna tutuyorsunuz. Her iki tarafta sessizce ne denildiğini anlıyor. Yok öyle yağma, sosyal medyan varsa takibe takip yap ki bozulmasın aralar. Ya da sana yazdığım yoruma like at ki beni önemsediğini hissedeyim.

Herkes, artık her şeyi biliyor. Öyle görmedim, duymadım, bilmiyorum diyen üç bilge maymunu oynamakla olmuyor. Sosyal medya artık hepimizin aynasıdır. Mutlu mu mutsuz mu olduğumuz, kiminle flört ettiğimiz, gündemdeki konu hakkında ne düşündüğümüz, yüzümüze botoks mu yaptırmışız kaş mı kaldırmışız, o tatile kiminle çıkmışız, mantalitemiz, sevdiklerimiz, sevmediklerimiz, işitsel, görsel ya da yazılı paylaşımlarımız aracılığı ile yalansız dolansız anlaşılıyor. Hadi bakalım kolaysa şimdi ayıklayın pirincin taşını.

Paylaşım yapmanızın, yapmamanızın, uzun aralıklarla soluk almanızın, hiç yorulmadan koşmanızın, durup öylece bakmanızın, bir fotoğrafı es geçip diğerine like atmanızın, birdenbire ortadan kaybolmanızın, hiç susmadan takipçilerinizi yormanızın, yeni aldığınız arabanızı gözümüze sokmanızın, aylar önce paylaştığınız resmi arşive atmanızın, ilgi açlığınızın, teşhirciliğinizin, ya da tümden ketumluğunuzun hepsinin, hepsinin diğerleri tarafından bir anlama geldiğini unutmayın.

Oh mon Dieu! Yani sosyal medya candır. Gerisi yalandır.

Sosyal hesaplarınız artık sizi torunlarınıza bile aktaracak, anlatacak bir günlük niteliği taşımakta. Ha sakın söylediklerim gözünüzü korkutmasın. Durun, kasmayın canım.  Asayiş berkemal.

Her şey kontrol altında.

Siz artık susun. Şimdi sosyal medyanız konuşsun.

Aysun Saygı Köknar

(İllustrasyon : Aykut Aydoğdu)

2 YORUMLAR

  1. Evet Aysun hanım Aynen yazdığınız gibi!
    Ben 47 yaşına kadar Türkiye’de yaşadım, buralardakí (Kanada ve Amerika) Türklerle tanışın’ca şok olmuştum bunlar Türkiyelimi diye.
    Sosyal medya da aynen sizin dediğınız gibi, bir kaç dakíkada Dünyayi turluyorsunu, ve taniyorsunuz.

    Sosyal medyanín tek bir tarafıní sevmiyirum. Õlúm haberleri.
    Birde zaman farkí var ve geceyarısı birilerinin massages ile uyanniyor ve sevdiklerinizin õlúm haberini okuyorsunuz.
    Ben bu yõnünú sevmiyorum.
    Onun için Facebook ve Twitter kullanmiyorum. Sadece WhatsApp kullanıyorum.

    Aydınlatıcı ve zevkle okunan bir yazí.
    Elkerinize sağlík
    Esenlikle kalın.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here