Çavuşoğlu: Kıbrıs’ta iki devletli çözümün olması gerekiyor

0

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile ortak basın toplantısı düzenledi. Kıbrıs meselesine ilişkin Çavuşoğlu, “Egemen eşitliğin müzakere edilmesi, iki devletli çözümün olması gerekiyor.” dedi.

Kıbrıs sorununun çözümü konusunda 52 yıldır sonuç alınamadığını ve federasyon üzerine yapılan müzakerelerin tüketildiğini söyleyen Çavuşoğlu, garantör ülkeler ve adadaki tarafların kendi görüşlerini ortaya koyduğu bir müzakerenin gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti. 

Bu konuda Birleşmiş Milletler (BM), Kıbrıs’taki taraflar ve garantör ülkelerden oluşan gayriresmi 5+1 toplantısı teklifinde bulunduklarını hatırlatan Çavuşoğlu, “Önce neyi müzakere edeceğimizi görüşmemiz lazım. ‘Müzakere zemini varsa müzakere çerçeve belgesinin bu doğrultuda belirlenmesi gerekiyor’ dedik. Şimdi 5+1 toplantısının gerçekleştirilmesi için süreç devam ediyor.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği Özel Danışmanı Jane Holl Lute’un Türkiye’nin ardından bugün Kıbrıs’ı ziyaret ettiğini belirterek “Türkiye ve KKTC’nin bu konudaki tutumu son derece nettir. Bugüne kadar siyasi eşitlik olmadı, egemen eşitliğin müzakere edilmesi gerekiyor. Yani iki devletli bir çözüm olması gerekiyor.” şeklinde konuştu. 

Yunanistan’la Türkiye arasındaki istikşafi görüşmelere ilişkin de değerlendirmede bulunan Çavuşoğlu, bugüne kadar 60 görüşme yapıldığını ve 5 bin sayfadan fazla doküman ortaya çıktığını vurguladı. 

Çavuşoğlu, Aleksis Çipras’ın Yunanistan’da başbakan olmasıyla görüşmelerin durduğunu ancak Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelerin ardından görüşmelerin tekrar gündeme geldiğini anlatarak “İstikşafi görüşmelerin gündemi belli. Daha önce 60 tur neyi görüştüysek, ki Yunanistan’la ihtilaflı olduğumuz konular bu kapsamda görüşülüyordu, bundan sonraki süreçte de bunu görüşeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Almanya gibi bazı Avrupa Birliği ülkelerinin Yunanistan’a görüşmelere başlama konusunda uyarıda bulunduğunu ancak Yunanistan’ın 11 Ocak’tan sonra müzakereye başlayabileceğini açıkladığını da hatırlatan Çavuşoğlu, şunları söyledi:

“Bugün 11 Ocak ve Türkiye olarak açık bir davette bulunmak istiyoruz. Bugün itibarıyla ocak ayı içinde ilk toplantısı gerçekleştirilmek üzere Yunanistan’ı istikşafi görüşmelere başlamaya davet ediyoruz. Ev sahibi ülke biziz ve tarihini bu müzakereleri yürütecek arkadaşlarımız, heyetlerimiz Yunanistan’daki muhataplarıyla beraber belirleyecektir. Ama biz bugünden itibaren hazırız ve tüm meseleleri her zaman olduğu gibi, kendine güvenen bir ülke olarak görüşmeye hazırız.”

Çavuşoğlu, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın kendisini Yunanistan Dışişleri Bakanı Niko Dendias’la Tiran’da buluşturmak istediğini ancak Dendias’ın bu dönemde karantinaya girdiğini de belirterek “Bu ilk görüşmeden sonra da Rama’nın daveti üzerine Tiran’a giderek Dendias’la görüşmeye hazırım. Bu bir davettir, umarım Yunanistan bu fırsatı, bu daveti geri çevirmez ve istikşafi görüşmeler en yakın zamanda başlar.” diye konuştu. 

“52 yıl biz iyi niyetle federasyon için müzakere yaptık ama olmadı”

Daha önce de KKTC Dışişleri Bakanı olarak görev yapan Ertuğruloğlu’yla ikili ilişkileri görüştüklerini aktaran Çavuşoğlu, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının beklentilerinin karşılanması için yeni kurulan hükümetle de yakın iş birliği yürüteceğini ve Kıbrıs müzakereleri bağlamında taraflar arasındaki temasların artacağını belirtti.

Çavuşoğlu, Kıbrıs meselesinde önemli bir dönemeçte olunduğunu altını çizerek, “52 yıldır müzakereler yapıldı. Her seferinde Rum kesiminin siyasi eşitliği benimsemesi, dahası hiçbir şeyi Kıbrıs Türk halkıyla paylaşmak istememesi sebebiyle bu müzakerelerden bir sonuç çıkmadı.” değerlendirmesinde bulundu. 

Türkiye ve KKTC’nin savunduğu iki devletli çözüm önerisinin daha önce Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Anastasiadis tarafından da dile getirildiğini anımsatan Çavuşoğlu, “Gerçekçi olmak gerekir, 52 yıl biz iyi niyetle federasyon için müzakere yaptık ama olmadı. Olmayacak olanı zorlamanın da hiçbir anlamı yok.” dedi. 

Çavuşoğlu, Crans Montana’da yürütülen müzakerelere değinerek, “Burada kaldığımız noktadan müzakerelere devam etmeyeceğiz. 5 artı BM toplantısı kapsamında, yeni bir müzakere zemini var mı yok mu ve artık federasyon üzerinden müzakere yapmayacağımıza göre, neyi müzakere yapacağımıza karar vermemiz gerekiyor.” diye konuştu.

Kapalı Maraş

Çavuşoğlu, Kapalı Maraş’ın açılma sürecine ilişkin KKTC Dışişleri Bakanlığının himayesinde yürütülen çalışmalar bağlamında önce kamu alanlarının açıldığını, envanter çalışmalarının sürdüğünü dile getirdi. 

“Türkiye olarak bu çalışmalara her türlü desteği vermeye devam edeceğiz.” diyen Çavuşoğlu, KKTC’nin söz konusu çalışmalarından Rum yönetiminin rahatsız olduğunu ancak Rum halkının memnuniyet duyduğunu vurguladı. 

Doğu Akdeniz 

Mevkidaşıyla Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri de ele aldıklarını kaydeden Çavuşoğlu, Türkiye’nin AB liderlerine bir konferans teklifinde bulunduğunu hatırlattı. 

Bu çerçevede, Türkiye’nin konferans konusundaki önerilerini ilettiğini belirten Çavuşoğlu, “Kıbrıs’ın katılımı konusunda da ‘ya iki taraf da bu konferansa katılsın, KKTC katılmayacaksa Rum tarafının katılmasına izin vermeyiz’ dedik.” ifadesini kullandı. 

Çavuşoğlu, konferansta hakça paylaşımın konuşulacağını, bu nedenle iki tarafın da katılmasının en sağlıklı seçenek olduğunun altını çizdi. 

Doğu Akdeniz’de hem Türkiye’nin hem de KKTC’nin haklarını korumaya devam edeceklerine işaret eden Çavuşoğlu, konferansta düşünce ve tezlerini ortaya koyacaklarını belirtti.

Yunanistan’la istikşafi görüşmeler

Çavuşoğlu, Yunanistan’la istikşafi görüşmelerin tekrar başlatılmasıyla ilgili “Biz her zaman önkoşulsuz bir şekilde istikşafi görüşmeleri tekrar başlatmaya hazır olduğumuzu söyledik.” dedi.

Yunanistan’ın Mısır’a giderek bir anlaşma yaptığını ve Atina’nın Oruç Reis gemisinin o dönemki faaliyet alanında olduğu sürece istikşafi görüşmelere başlayamayacaklarını söylediklerini aktaran Çavuşoğlu, “Gemi, oradaki çalışmalarını tamamladı, başka bir alanda faaliyetlerine başlıyor, yeni alanda faaliyetler yaklaşık 6 ay sürecek. Yunanistan’ın şu anda elinde başka bir mazeret de yok.” diye konuştu.

AB’yle ilişkiler

Gerçekleştirilen İspanya ve Portekiz ziyareti ardından Pakistan ve Brüksel ziyareti gerçekleştireceğini bildiren Çavuşoğlu, “Portekiz ve İspanya’yla Türkiye-AB ilişkilerini görüştük. Biz Türkiye olarak, daha sağlıklı, daha pozitif bir atmosferde AB ve AB üyesi ülkelerle ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Aynı samimiyetin ve kararlılığın hem Portekiz hem de İspanya’da olduğunu gördük ve mutlu olduk.” ifadesini kullandı.

Portekiz dönem başkanlığında AB ile temasların artacağına dikkati çeken Çavuşoğlu, AB Konseyi Başkanı Charles Michel ile AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in bu ay içinde Türkiye ziyareti gerçekleştireceğini söyledi. 

Çavuşoğlu, İspanya ve Portekiz’le olan ilişkilerin daha da geliştirilmesi için çalışıldığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

“İki ülkeyle de hükümetler arası zirve mekanizmamız var. İki ülkeyle de bu zirve toplantılarının ev sahipliği sırası bizde. Her iki ülke de bu yılın ikinci yarısında bu zirveleri Türkiye’de gerçekleştirmeye hazır. Bunun hazırlıklarını başlattık. Müzakere ettiğimiz anlaşmalar var. Diğer taraftan zirve öncesi yapacağımız toplantılar var, diğer bakanlarımız bir araya gelecek. Ayrıca zirve öncesi gerçekleştireceğimiz bir ortak ekonomik komisyon toplantısı var.” 

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Yarın AB üyesi ülkelerin Ankara’daki büyükelçileriyle önce ben bir araya geleceğim, sonra da Cumhurbaşkanımızın onları kabul etmesi planlanıyor. Bu şekilde yoğun diplomasimizi devam ettireceğiz. Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi 2021, Türk dış politikasının şahlanış yılı olacak.” diye konuştu.

Pakistan ziyareti

Zirve marjında iş forumları gerçekleştirileceğini de belirten Çavuşoğlu, Avrupa dışındaki bölgelerdeki ülkelerle ilişkilere ilişkin de açıklama yaptı. 

Bu kapsamda yarın Pakistan’a bir ziyaret gerçekleştireceğini söyleyen Çavuşoğlu, burada Türkiye-Pakistan-Azerbaycan üçlü toplantısının yapılacağını kaydetti. 

Çavuşoğlu, Pakistan’ın başkenti İslamabad’da Azerbaycanlı mevkidaşı Ceyhun Bayramov’la ikili bir görüşme yapacağını söyledi. 

Yılbaşından bu yana gerçekleştirilen görüşmelere de değinen Çavuşoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımız yılbaşından sonra Türk cumhuriyetlerinin cumhurbaşkanlarıyla telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Bu görüşmelerde önümüzdeki süreçte gerçekleştireceğimiz toplantılar ve ziyaretler ele alındı.” dedi. 

Türkmenistan ile hem ikili ziyaretlerin hem de Türkiye-Türkmenistan-Azerbaycan ve Türkiye-Türkmenistan-Afganistan üçlü zirvelerinin ele alındığını vurgulayan Çavuşoğlu, “Martta da Özbekistan’a bir ziyaretimiz olacak. İlişkilerimizi geliştirmek konusunda en üst düzeyde kararlılık var.” ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Türk dünyasıyla, Asya ülkeleriyle, Afrika’yla ve Latin Amerika’yla ilişkilerin geliştirileceğinin altını çizdi.

Ertuğruloğlu: Toplumlar arası görüşmeler süreci bitmiştir

Kıbrıs konusunda federasyonu görüşmenin söz konusu olmadığını vurgulayan Ertuğruloğlu, “Toplumlar arası görüşmeler süreci bitmiştir. Toplumlar arası görüşmeler süreci diye bir süreç söz konusu değildir. Federasyonu görüşmek söz konusu değildir. Egemen eşitlikten bahsediyorsak, egemen eşitlik derken federasyon hedeflemek zaten siyaset bilimine aykırıdır. Federasyonda egemenlik yoktur.” diye konuştu. 

Ertuğruloğlu, egemen halkların federasyon kurmayacağını belirterek, “Egemen halklar egemen devlet sahibi olarak bir ortaklık kurulacaksa, konfederasyondur. Dolayısıyla federasyon görüşme diye bir olasılık söz konusu değildir.” ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde 5+1 toplantılarının hedefinin federasyon dışında “neyin görüşüleceğinin ortaya çıkması” olduğunu kaydeden Ertuğruloğlu, bunun iki devletin varlığı ve egemen eşitlik temelinde olması gerektiğini dile getirdi. 

Ertuğruloğlu, bu konuda ortak vizyon olması durumunda sürecin bir şansı olabileceğinin altını çizerek, Kıbrıs konulu 5+1 gayrı resmi toplantısı öncesinde bugün KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile görüşen BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği özel danışmanı Jane Holl Lute’a verilecek mesajın da bu doğrultuda olacağını ifade etti.

Bakan Ertuğruloğlu, “Crans Montana’da bırakıldığı yerden devam yoktur, söz konusu değildir. Hep ifade edilmiştir. Aynı şeyleri tekrarlayarak farklı netice beklemek doğru değildir.” dedi. 

Türk tarafının iyi niyetiyle ve görüşme sürecine olan bağlılığıyla 52 yılı bu yönde harcadıklarına işaret eden Ertuğruloğlu, şöyle devam etti: 

“Bütün müzakere süreçlerinde uluslararası camianın gündeme getirdiği anlaşma modeline Türk tarafının olumlu bakarak ama her defasında da Rum tarafının reddettiği süreçlerden geldik. Bütün süreç Türk tarafının iyi niyetiyle gündeme gelmiştir, 5+1 önerisi de aynıdır, Türk tarafının önerisidir. Ama artık boşa harcayacak 52 yılımız yok. Boşa harcayacak bir yılımız da yok. Ortak vizyon var mı yok mu? Bu ortak vizyon da iki ayrı egemen devletin egemen eşitliği zeminidir. Bu varsa konuşulur. Bu yoksa beraber oturup ana vatanımızda izleyeceğimiz yola beraber karar vereceğiz. Ulusal davada beraber karar verilir.” 

“Kıbrıs konusu ulusal bir davadır, Türk milletinin davasıdır”

Türkiye’de ağırlanmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Ertuğruloğlu, buranın ana vatanı olduğunu ve bu bilinçle yaşamını sürdürdüğünü dile getirdi. 

Ertuğruloğlu, Çavuşoğlu ile Kıbrıs konusunun geçmişi, bugünü ve bundan sonrasına yönelik değerlendirmeler yaptıklarını aktararak, “Her şeyden önce Kıbrıs konusu ulusal bir davadır, Türk milletinin davasıdır. Sadece Kıbrıs Türkü’nün davası olarak görülmemelidir. Ulusal davada birlikte karar verilir, birlikte savunulur. Bu anlayışla buradayız.” dedi. 

Kıbrıs meselesinde 50 yılın boşuna harcandığını vurgulayan Ertuğruloğlu, bugün konuşulan iki devletli politikanın neden iki devlet temelinde olması gerektiğinin açılması gerektiğini belirtti. Ertuğruloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ diye bir üye devlet oturduğu sürece, Kıbrıs Türkü de o sözde devletin bir toplumuymuş gibi muamele gördüğü sürece ve o kurulda oturan sözde Kıbrıs Cumhuriyeti de bizi izolasyonlarla, boyunduruğu altına alma politikasını amansızca yürüttüğü sürece, herhangi bir görüşme sürecinin asla başarı şansı olmadığını 52 senede herkesin görmüş olması gerekir. 52 yıldır sürdürülen toplumlar arası görüşmeler sürecinde ısrar etmenin ne kadar anlamsız bir çaba olduğunun ortaya çıkması gerekir.”

“Görüşmelerin başarı şansının olabilmesi için eşitler arasında yürütülmesi gerekir”

Kıbrıs konusunda müzakerelerin başarı şansının olabilmesi için eşitliğin önemine vurgu yapan Ertuğruloğlu, “Görüşmelerin başarı şansının olabilmesi için eşitler arasında yürütülmesi gerekir. Eğer o süreçten eşitlikle masadan kalkma öngörülüyorsa, bir taraf devlet, diğer taraf o devletin bir toplumu olarak muamele gördüğü sürece o sürecin en ufak bir başarı şansı yoktur.” şeklinde konuştu. 

Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türkü’nün bugüne kadar cezalandırıldığını ve bu cezayı hak etmediğinin altını çizerek, “Kıbrıs Türkü bir toplum değildir, Kıbrıs Türkü devlet sahibi bir halktır. Eğer Rumlarla yeni bir ortaklık gündeme gelecekse, bunun egemen eşitlik temelinden başka bir yolu yoktur.” dedi. 

Birleşmiş Milletler öncülüğünde 5+1 toplantı sürecinin doğru algılanması gerektiğine dikkati çeken Ertuğruloğlu, “Bu, yeni bir görüşme süreci başlıyor şeklinde yorumlanmaması gerekir. Bundan sonra görüşmeleri sürdürebilmenin ortak vizyonu var mı, bunun belli olacağı bir gayrı resmi çalışma ortamıdır. 52 yıldır sürdürülen sürecin bir başka modeliymiş gibi algılanmaması gerekir. Bu çok önemli bir detaydır.” değerlendirmesini yaptı. 

“Osmanlı vakıf arazilerinin mülkiyet hakkı da gündeme gelmeli”

Ertuğruloğlu, Kapalı Maraş’ın açılma süreciyle ilgili de açılan bölgenin kamu bölgesi olduğunu ve kişisel mülkiyeti etkilemeyen bir alan olduğunu kaydetti. 

Kapalı Maraş’la ilgili envanter çalışmalarının KKTC Dışişleri Bakanlığı ve Doğu Akdeniz Üniversitesinin ortak çalışmalarıyla sürdüğünü belirten Ertuğruloğlu, “Bu süreç benim görevi almamdan önceki dönemde başladı, devam ediyor. Tam olarak şu tarihte bütün Maraş açılır diye bir tarih vermek mümkün değil. Bu zaman içerisinde ortaya çıkacaktır. Envanter çalışması bitecektir.” değerlendirmesinde bulundu. 

Mülkiyet konusunun sadece Rumları ve yabancıları ilgilendirmediğinin altını çizen Ertuğruloğlu, “Osmanlı vakıf arazilerinin mülkiyet hakkı da gündeme gelmesi gereken bir konu olarak ele alınmalı. Bu olaya sadece Rumların oradaki mallarını geri alma süreci diye bakan arkadaşımız varsa yanlış değerlendiriyorlar.” dedi. 

Ertuğruloğlu, malların eski sahiplerine iadesinden bahsedilirken bu kapsamda Osmanlı vakıf mallarının gündeme gelmesi gerektiğinin altını çizerek, bunun çok boyutlu çalışma gerektirdiğini ve hemen netleşecek bir konu olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here