Cenâb-ı Allah sonumuzu hayreylesin

2

Türkiye maalesef iyi yönetilemiyor.

Her günümüz, bir önceki günümüzü aratır durumda.

Virüs salgınıyla birlikte ekonomide iyice kötüleşti.

İşsizlik katlanarak artıyor, esnaf zor zorumda, insanlar borç batağına sürükleniyor. Bankalar üzerinden verilen kredilerle vatandaş, ödeyemeyeceği kredilerin altında eziliyor.

2023 vizyonuyla yola çıkan AK Parti iktidarı, gelinen noktada memleketi yönetme kabiliyetini kaybetti.

Düşünün ki şu an ABD ile Avrupa Birliği‘nin Türkiye’ye uygulayacağı yaptırımlar ve bunların sonuçlarını konuşuyoruz.

Bugün yaşadıklarımızın asıl nedeni bilgisizlik, eğitimsizlik.

Sorgulamıyoruz, ölçmüyoruz, tartmıyoruz.

İktidarda bunu kullanarak insanları olmayan şeylere inandırmaya çalışıyor.

Daha önce çamaşır makinesi yoktu, buzdolabı yoktu, televizyon yoktu, cep telefonu yoktu, araba yoktu, yol yoktu.

Aslında hiçbir şey yoktu.

Ama şimdi var.

Üzülerek belirtmeliyim ki bu tür söylemlere günümüzde inanan ciddi bir kesim var.

‘Özgür Basın’ üzerinden bir algı operasyonu yürütülüyor.

Tüm bunların anlatılmasının nedeni ise ekonominin ne kadar iyi olduğunu göstermek.

Oysa bir ülkenin ekonomik gelişmişliği bunlarla ölçülemez.

Herkesin evi, arabası var deniyor ancak insanların ne kadar kredi borcu olduğundan bahsedilmiyor.

Bugün bankalara borcu olmayan insan, neredeyse parmakla gösterilir hale geldi.

Ekonominin ne kadar iyi olduğunu öğrenmek istiyorsanız bakacağınız şey milli gelirin yüksekliği ile kişi başına düşen milli gelirdir.

Dünyanın en geri kalmış ülkesinde yaşayan bir insan dahi bugün, geçmiş çağlardaki krallardan dahi iyi yaşıyor.

Bunun sebebi ise o ülkenin çok iyi yönetildiğinden değil; ekonominin, teknolojinin, bilimin, tıbbın ilerlemiş ve gelişmiş olmasından.

Doğal olarak bu gelişmişlikten herkese ekonomik büyüklüğü oranında bir pay düşüyor.

Ekonomik değerlendirmelerde geçmişle günümüzü çamaşır makinesiyle, arabayla, televizyonla, buzdolabıyla kıyaslamak, bizlere, gerçeklikten uzaklaşmaktan başka bir fayda sağlamaz.

Ayağı yerden kesilen, uçtuğunu sanıyor. Oysa olduğumuz yerde sayıyoruz.

Şimdi gelin durumumuzu başka ülkelere bakarak değerlendirelim!..

Mesela G20 ülkeleri arasında Türkiye‘nin milli gelirine bakalım.

Eğer bu sıralamada bir yükseliş varsa o zaman ekonomide ilerleme vardır.

Dünya Bankasının verilerine göre 1998 yılında Türkiye, dünyanın en büyük 18. ekonomisi arasındaymış.

Aradan 22 yıl geçmiş ve bugün Türkiye dünyanın 19. büyük ekonomisine sahip.

Türkiye ekonomik olarak 1998 yılından daha aşağıya düşmüş.

Şimdi söyleyin bakalım burada gelişmişlik, ilerleme nerededir?

1980’lerde Türk ekonomisi ilk 20’nin de altında; yani bugünden daha kötü durumda.

1970’lere baktığınızda 20. sırada yani bugünden hiçbir farkı yok.

1960’ta ise Türkiye’nin ekonomisi 12. büyük ekonomi.

Bugünden çok daha iyi.

Milli gelire baktığımızda bir vasatlık var ve bu vasatlık devam ediyor. Ne ileri ne geri; olduğumuz yerde sayıyoruz.

G20 ülkeleri arasında bir numarada ABD bulunuyor.

Sonra sırasıyla Çin, Japonya, Almanya, Hindistan, İngiltere, Fransa, İtalya, Brezilya, Kanada, Rusya, Güney Kore, İspanya, Avusturalya, Meksika, Endonezya, Hollanda, Suudi Arabistan ve Türkiye.

Türkiye’den sonra ise İsviçre geliyor.

Kişi başına düşen milli geliri hiç sormayın.

Türkiye maalesef ilk 50’de bile değil.

Moralleri bozmak da istemem ama durumlarımız pek iç açıcı değil.

Adalette ve ekonomide yapacaklarını söyledikleri ve adına reform dedikleri her neyse bir an önce hayata geçirseler iyi olacak.

İstifa ettikten sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Berat Albayrak, giderken ne demişti:

“Cenâb-ı Allah sonumuzu hayreylesin.”

Not: Bu yazı, Prof. Dr. Özgür Demirtaş’ın Youtube videosunda anlattığı bilgilerden de yararlanılarak kaleme alındı.

2 YORUMLAR

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here