CHP Sözcüsü Öztrak: Kimse milleti kör, alemi sersem sanmasın

0

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında parti genel merkezinde toplandı. Toplantı sürerken açıklamada bulunan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, toplantı gündeminde, Moskova’da imzalanan İdlib mutabakatı ve ekonomik durum olduğunu belirtti.

Öztrak dün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olduğunu hatırlatarak hayat veren, yaşamı dönüştürüp anlamlı kılan, dünya üzerindeki her güzellikte emeği olan tüm kadınlara minnetlerini ve şükranlarını iletti.

Türkiye’de kadın olmanın zorluğuna işaret eden Öztrak, resmi istatistiklere göre 2019 Kasım döneminde, kadın işsizlik oranının yüzde 16,6 olduğunu bildirdi. Kadınlarda gerçek işsizlik oranının yüzde 30’a yaklaştığını savunan Öztrak, rakamlara ev işleriyle meşgul olduğu için çalışma hayatına dahil olmayan 11,7 milyon kadının da dahil olmadığını dile getirdi.

Türkiye’de kadına yönelik şiddetin ciddi bir sorun olarak varlığını sürdürdüğünü söyleyen Öztrak, sivil toplum kuruluşları tarafından yayımlanan verilere göre, 2019’da 474 kadının cinayete kurban gittiğini, 2020’nin ilk iki ayında erkekler tarafından öldürülen kadın sayısının 49 olduğunu kaydetti.

Öztrak, “Bu arada devlet de kadına şiddet uygulama konusunda erkeklerden geri kalmıyor. Dün Taksim Meydanı’na yürümek isteyen kadınlarımıza yapılan sert polis müdahalesini kınıyoruz.” diye konuştu.

“AK Parti heyeti, Kremlin Sarayı’nda ülkemizi temsilde sınıfta kalmıştır”

İdlib’de son bir ayda 59 Mehmetçiğin şehit olduğunu belirten Öztrak, “Vicdanı kuruyanlar, şehitlerimizi ‘birkaç tane’ diye sayabilir. Kalbi titremeyenler için şehitlerimiz sıradan rakamlar gibi görülebilir. Ama her bir şehidimiz babalarının aslan parçaları, analarının kınalı kuzuları, yavuklularının eşleri, nişanlıları, sevgilileri, evlatların babaları, yeğenlerin dayıları, amcaları.” ifadesini kullandı.

Son bir ayda ülkesine, ailesine çok şeyler verebilecek kahramanların, Türkiye sınırlarının dışında, İdlib topraklarında kaybedildiğini belirten Öztrak, ülkeyi yönetenlere 59 Mehmetçiğin İdlib’de ne uğruna kaybedildiğini sorduklarını dile getirdi.

Faik Öztrak, şöyle devam etti: “Mehmetçiğimizin tek bir tırnağı İdlib’den, Suriye’den, Libya’dan daha değerlidir dedik. Millet İttifakı’nın iktidarında şehitler tepesi boş kalacak dedik. Dün, bunu dedik diye partimize, genel başkanımıza etmedik hakaret bırakmayanlar, bugün Moskova dönüşünde ‘ateşkese en çok CHP üzülecek’ diyebildiler. Ülkeyi yönetenler, yalanı gerçek gibi anlatan müflis bezirgan siyasetine kendilerini öyle bir kaptırdı ki vatandaşımız bu ikiyüzlülüğü görmez sanıyor.

Reklam

Bu arada, Erdoğan’ın konuşmasında defalarca tekrarladığı ‘ateşkes’ sözünü, biz mutabakat metninde görmedik. Biz askerimizin ayağına taş değmesin dedik. Onlar ‘Yansın Suriye, yıkılsın İdlib’ diye nutuk attılar. Putin çağırınca da koşa koşa Moskova’ya gittiler. Putin’in kapısında dakikalarca bekletildiler. Rus haber ajanslarına eğlence malzemesi oldular. Sonra da adama kendilerini kabul ettiği için bin bir teşekkür ettiler.

Osmanlı toprağı Kırım’ı ilhak eden Çariçe 2’nci Katerina’nın heykeli altında, heyet olarak kıyama durdular. AK Parti heyeti, Kremlin Sarayı’nda ülkemizi temsilde sınıfta kalmıştır. Bu bir değil, iki değil. Bu yönetime ‘Dış politikada bize yaşattığınız zilletin sorumluluğunu yerine getirin’ diyeceğiz ama oralı dahi olmayacaklarını biliyoruz.”

5 Mart 2020’den Kremlin Sarayı’na kadar giden sürecin Cumhuriyet tarihinin en büyük fiyaskosu olduğuna işaret eden Öztrak, daha fazla şehit vermemek için sahada askeri faaliyetlerin durdurulmasının sevinilecek tek şey olduğunu söyledi.

Öztrak, bir an evvel kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını, silahların susmasını ve askerlerin sağ salim evlerine kavuşmasını dilediklerini kaydetti.

Moskova’ya giderken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e dört soru sormasını istediklerini hatırlatan Öztrak, bu soruları sorarken, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın 28 Şubat’taki beyanını esas aldıklarını söyledi.

Öztrak, Erdoğan’ın bu soruları Putin’e soramadığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Ama Putin kameralar önünde ‘askerlerinizin nerede olduğunu bilmiyorduk’ dedi. Putin’in kapısında ‘two minutes’ bekletilen Erdoğan, Putin’e bir ‘one minutes’ çekemedi. Salona boş boş baktı. Putin’in önünde kıyama duran tüm heyet ise ‘dut yemiş bülbül’ gibi sustu.

Biz Putin’den özür beklerken AK Parti heyeti Putin’in bir taziyesine bayram etti. Şimdi soruyoruz, kim yalancı? Eğer Putin, kameraların önünde, Erdoğan’ın gözünün içine baka baka yalan söylediyse, milletimizin hukukunu korumak için Erdoğan bu yalana neden bir cevap veremedi? Yok eğer millete doğru söylemeyen Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ise Erdoğan, Akar hakkında hangi işlemi yaptı? 36 askerimizin, 36 şehidimizin canı bu kadar mı ucuz? Bu hesap verilecek. Kimse milleti kör, alemi sersem sanmasın.”

Her askeri operasyonun mutlaka bir stratejik hedefi olduğunu dile getiren Öztrak, Erdoğan’ın şubatın başından itibaren yaptığı konuşmalarda, “Şubat sonuna kadar rejimi gözlem noktalarının dışına çıkarmakta kararlıyız.” ifadelerini kullandığını dile getirdi.

Reklam

Öztrak, “İdlib’de 59 şehit verdikten sonra, Suriye Arap Cumhuriyeti Ordusu gözlem noktalarının olduğu bölgenin dışına çıkarıldı mı? Çıkarılmadı. İdlib’de Soçi ve Astana süreçlerinde belirlenen 6 bin kilometrekarelik çatışmasızlık bölgesinin 2 bin kilometrekaresi artık Suriye Arap Cumhuriyeti’nin kontrolüne geçti. 59 şehit ve onlarca yaralıdan sonra 9 gözlem noktamız etrafındaki kuşatma hafiflemedi tersine daha da ağırlaştı. Peki, bu durumda askerlerimiz ne için ve ne uğruna şehit oldu?” değerlendirmesinde bulundu.

Askere gitmeyen havuz medyası kalemşorlarının, bedelli askerlik yapmış maaşlı trollerin, “Yansın Suriye, yıkılsın İdlib” naraları attığını belirten Öztrak, şimdi aynı naraları atanların, ateşkes oldu diye bayram ettiğini aktardı.

Öztrak, şunları kaydetti: “Erdoğan da mikrofonu kapıp cami avlusunda cuma namazı kılmaya gelen yurttaşlarımıza hitap ediyor. ‘Müslüman’ın Müslüman ile böyle bir savaşı yapması da bitmiş oldu’ diyor, böyle bir vaaz veriyor. Peki, Müslüman’ın Müslüman ile savaşmaması gerektiğini biz defalarca söyledik. Sizin bunu anlamanız için illa Putin’in huzuruna kabul edilmek mi gerekiyordu? Biz ‘barışa giden en kestirme yol Ankara ile Şam arasındadır.’ dediğimizde, ‘Esad ile siz konuşun, ben konuşmam’ dediniz. Ama Kremlin Sarayı’nda Çavuşoğlu ve Lavrov’a dönüp, ‘Şu anda Esad ile konuşuldu değil mi?’ diyen de yine sizsiniz. Böylece kapalı kapılar ardında, Rusya aracılığıyla Esad ile konuştuğunuzu dünya aleme beyan eden de siz oldunuz.”

“Kurtuluş Savaşı vermek kim, bunlar kim?”

İktidarın ikircikli tavırları, içeriye başka dışarıya başka sözleri olduğunu öne süren Öztrak, bu durumun da ülkenin itibarına, Orta Doğu’da çekinilen şanlı Türk ordusunun caydırıcılığına da zarar verdiğini savundu.

Bunlar olmasın diye iktidarı uyardıklarını hatırlatan Öztrak, 4 Şubat’ta, 59 şehit verilmeden önce kendilerine beş maddelik bir yol haritası verdiklerini aktardı.

Öztrak, “O gün bizim söylediklerimize küfürle cevap veren Erdoğan, geçtiğimiz hafta Moskova’da, Putin bizim dediklerimizi söyleyince beş maddenin çoğunu kabul etti. Şimdi ’59 kahraman askerimiz İdlib’de neden şehit oldu?’ diye, biz sormayalım da kim sorsun?” şeklinde konuştu.

“Onlarca yiğidimizin göz göre göre şehit olmasına neden göz yumdunuz?” sorusunu yönelten Öztrak, şöyle devam etti:

“Devletimizin kurucu harcı Lozan’ı beğenmeyen bu kifayetsiz muhteris zihniyet ve bunların maaşlı klavye amigoları, İdlib üzerinden kendilerince yeni bir Kurtuluş Savaşı destanı yazacaklarını zannediyorlar. Kurtuluş Savaşı vermek kim, bunlar kim? Bir de Atatürk’ün adını ağızlarına alıp, ‘O da böyle yapardı’ deme cüretinde bulundular. Büyük Atatürk, böyle ehliyetsiz, liyakatsiz bir kadroyu, Kurtuluş Savaşı’nda elbette hiçbir zaman yanında tutmaz ve hele Lozan’a hiç göndermezdi. Çünkü bilirdi ki bunları Lozan’a gönderse, onlar başkentimizi Kayseri’ye taşır bir de utanmadan ‘Ankara’da Yunan ve İngiliz ordularıyla ortak devriye atıyoruz’ diye millete caka satarlardı.”

Öztrak, İdlib’de silahların şimdilik susmasını olumlu bulduklarını ve önemsediklerini belirterek sahadaki dengelerin de son derece kırılgan olduğuna işaret etti.

Rejim unsurlarının gerisinde kalan 9 gözlem noktasının, vakit kaybedilmeden lojistik desteğin rahat yapılacağı daha güvenli yerlere çekilmesi gerektiğini vurgulayan Öztrak, Türkiye’nin, Moskova’da imzaladığı metinle Birleşmiş Milletlerin terörist saydığı silahlı unsurlarla savaşma yükümlülüğünü teyit ettiğini bildirdi.

Bu teröristler tamamen kırılıncaya kadar Rusya’nın mücadelede ısrarcı olduğunu anlatan Öztrak, “Askerlerimizin sahadaki konumunu tehlikeye düşürmeden, teröristlerle mücadele Rusya ve Suriye Arap Cumhuriyeti güçlerine bırakılmalıdır. 7 günlük süre 15 Mart’ta bitiyor. Heyetlerin yapacağı müzakereler sonunda varılacak mutabakatı göreceğiz.” dedi.

Faik Öztrak, bu anlaşmanın ömrünün kısa olabileceğini belirterek askerlerin güvenliğini sağlayacak tedbirlerin hızla alınmasını istedi.

“Merkez Bankası kaynaklarıyla bu türbülansı karşılayamazsınız”

Ülkede ağırlaşan ekonomik buhran olduğunu savunan Öztrak, milletin bu yüzden perişan olduğunu vurguladı. Türkiye’deki Suriyelilerin hayat pahalılığı ve işsizlikten şikayet ederek kaçtığını iddia eden Öztrak, “Ama bu memleket bizim. Bizim gidecek başka yerimiz yok.” dedi.

Milli gelirin 11 yıl öncesinin altında olduğunu ifade eden Öztrak, işsizliğin çığ gibi büyüdüğünü söyledi. Öztrak, vatandaşların borcun altında ezilmeye başladığını, bankaların takipteki alacaklarının 2019’da 54 milyar lira artarak 151 milyar liraya ulaştığını kaydetti.

CHP Bilim Yönetim ve Kültür Platformunun bir çalışma yaptığını anlatan Öztrak, bu çalışmanın bulgularına göre, son üç yılda psikiyatri kliniğine başvuranların sayısının 8 milyonu bulduğunu, toplumda antidepresan kullanımının hızla arttığını, işsiz gençlerin yüzde 60’ının geleceğinden umutsuz olduğunu belirtti.

Öztrak, 2002-2018 arasında geçim sıkıntısı nedeniyle yaşamına son verenlerin sayısının 5 bin 485’e ulaştığını, 2019’da ilk kez toplu intiharlar yaşandığını ifade etti.

Ekonomik zorluklar ve ağırlaşan geçim sıkıntısının toplumsal cinneti tetiklediğini, toplumsal ve sosyal dengelerin tehdit altında olduğunu dile getiren Öztrak, “Saray iktidarı bunların konuşulmasını önlemek için elinden geleni ardına koymuyor. TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla, havuz medyasının toz pembe manşetleriyle, hamasetle, gerçek ötesi müflis bezirgan söylemiyle milletin gerçek gündeminin üstünü örtmeye çalışıyor.” görüşünü savundu.

Öztrak, petrol fiyatlarının, küresel borsalar ve küresel faizlerin dibe oturduğunu belirterek dünyanın daha önce hiç görmediği bir krize doğru hızla ilerlediğini kaydetti. Olağanüstü zamanların, olağanüstü tedbirleri gerektirdiğine işaret eden Öztrak, küresel iş birliği ve dayanışmanın önemli olduğu bir dönemden geçildiğini söyledi.

Hiç kimsenin yaklaşan küresel ekonomik türbülansa karşı bağışıklığa sahip olmadığına dikkati çeken Öztrak, “Üretimi ithalata bağımlı ve şirketleri ve aileleri borca batmış bizim gibi ekonomiler, ciddi bir arz şokuyla karşı karşıya kalabilir. Bu buhranı, şirketleri ve vatandaşları daha fazla borçlandırarak aşamazsınız. Merkez Bankası kaynak ve imkanlarıyla bu türbülansı karşılayamazsınız.” dedi.

Öztrak, iktidar ve ekonomi yönetiminin bir an önce bir kriz masası oluşturması, küresel ekonomideki bu yeni süreci izlemesi, tedbirleri derhal alması gerektiğini vurguladı. İktidarın ülkeyi yönetemediğini iddia eden Öztrak, iktidarın ülkeyi yönetme kabiliyetini yitirdikçe içeride daha da sertleştiğini savundu.

İktidarın seçimle alamadığı CHP’li belediyelere yargıyı kullanarak el koyduğunu ileri süren Öztrak, Yalova Belediye Başkanının görevden uzaklaştırıldığını kaydetti. Öztrak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Yetmedi kendi partilerinden bir başkanvekilini de AK Parti ve ortağının çoğunlukta olduğu belediye meclisine seçtirdiler. Yalova’da milletin iradesini gasbettiler. Sonra da Erdoğan dün çıktı mızıkçılıkla Yalova’yı nasıl gasbettiklerini ballandıra ballandıra anlattı.

Peki Yalova’da yaptığınızı neden Urla’da yapmadınız? Urla’da görevden aldıkları belediye başkanımız için nedense aynı prosedürü uygulamadılar. Orada belediye meclisinde çoğunluk bizde diye, kaymakamı belediyeye kayyum atadılar. Urla’da başkanımız FETÖ üyeliğiyle suçlandı diye hakkında kesinleşmiş herhangi bir yargı kararı yokken görevden alındı. Ama Adana Pozantı’da FETÖ’den 2 yıl 1 ay ceza almış kişiyi belediye başkanı olarak koltukta oturtmaya devam ediyorlar.”

“Hukuk önünde herkesin eşit olup olmadığını göreceğiz”

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç için yürütülen sürecin büyük bir hukuk skandalı haline geldiğini söyleyen Öztrak, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Özkoç’un kullandığı ve kovuşturmaya konu olan sözler, birkaç saat önce bizzat Erdoğan tarafından Sayın Genel Başkanımız için kullanılmıştır. Kendisi Cumhurbaşkanı zırhına bürünüp ağzına geleni söyleyebiliyor ama aynı sözler kendisine söylendiğinde rahatsız oluyor. Şimdi hukuk önünde herkesin eşit olup olmadığını hep birlikte göreceğiz. Anayasa’nın 83. maddesinin birinci fıkrasındaki yasama dokunulmazlığının, saray iktidarı için, yargı için ne anlama geldiğini görmeye başladık.

Sarayın ve vesayeti altındaki yargının unuttuğu, parlamentonun itibarına, iktidar muhalefet demeden tüm milletvekillerinin sahip çıkması milletimizin ortak arzusudur. Yaşananların, bazıları hariç milletvekillerinin de içine sinmediğini biliyoruz. Vekillerin vicdanlarının yaşananlardan rahatsız olduğunu görüyoruz. Zaman, gerginliği artırmama, TBMM’nin hukukunu koruma, milli iradeye sahip çıkma ve birlik olma zamanıdır.”

Odatv’ye yönelik sansür uygulandığını ileri süren Öztrak, “Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Hülya Kılınç, Murat Ağırel ve diğer gazeteciler, Meclis’te aleniyet kazanan, Libya’da şehit düşen vatan evlatlarını haberleştirdikleri için tutuklandılar. İktidar şehit haberlerinin kamuoyu tarafından bilinmesini, sorgulanmasını demek ki istemiyor. Bunun için gazetecilere yargı sopasını kullanarak gözdağı vermeye çalışıyor.” ifadesine yer verdi.

Yargıda bir dönem F tipi yapılanmanın hakim olduğunu, şimdi ise yargıda P tipi yani pelikan tipi bir yapılanma olduğundan bahsedildiğini belirten Öztrak, “Yargıtay Başkanı çıkıyor, ‘Toplumun yargıya güven duymadığı bir hukuk sisteminde, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlanamaz’ diye itirafta bulunuyor. Yargıyı nalıncı keseri gibi kullanan bugünün muktedirleri şunu unutmasın, terazisiyle oynadığınız adalet gün gelir sizi de tartar.” dedi.

Öztrak, korku salarak var olmaya çalışan her iktidarın, önünde sonunda yıkılmaya mahkum olduğunu vurgulayarak “Ülkeyi yönetemiyorsanız, yasaklardan, baskılardan ve hukuku sopa gibi kullanmaktan medet ummayacaksınız. Gideceksiniz emaneti millete iade edeceksiniz. Millet de alacak o emaneti ehline verecek. Ülkemizin tüm demokratik, vatansever kesimlerini CHP’nin ve Millet İttifakı’nın etrafında kenetlenmeye çağırıyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

“Bu durumu şiddetle kınıyoruz”

Öztrak, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. “Dün Taksim’de kadınlara yapılan müdahaleyi nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Öztrak, “Kadınlar, Kadınlar Günü’nde şarkılarla pankartlarla gayet barışçı bir şekilde Taksim’de yürümek istiyorlar. Böylesine barışçı bir gösteriye polisin bu kadar sert müdahale etmesini anlayabilmemiz mümkün değil. Bu ülkede kadına şiddetten şikayet ederken maalesef o gün polis, kadına görüp görebileceğimiz en büyük şiddetlerden birini uygulamıştır. Bu durumu şiddetle kınıyoruz.” cevabını verdi.

“Geçen hafta içi Meclis’te Genel Kurul’da yaşanan bir kavga olayı vardı. O kavgayla ilgili AK Parti Milletvekili Vahit Kiler’in de bazı açıklamaları oldu Sayın Engin Özkoç’a yönelik. Değerlendirmeniz ne olur?” sorusu üzerine Öztrak, şu yanıtı verdi:

“Bu Beyefendi Meclis’teki bir konuşmadan bahsediyor. Kimse gerginliği artırmamalı. Herkes, hele hele milletvekilleri TBMM’nin hukukuna sahip çıkmalı. İlginç dönemlerden geçiyoruz. Tek adam parti devleti rejiminde şu anda Meclisimizin hukuku, itibarı çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya. Bunu aşabilmek için tüm milletvekilleri iktidar, muhalefet el ele vermek durumundayız. Eğer birileri kalkıp da öç alma peşine düşerse, bu tür tehditler, ifadeler kullanırsa bunun bu ülkede hiç kimseye faydası olmaz. Hele hele bu lafları iktidardan gerçekten olağanüstü nemalar elde eden birileri söylüyorsa bunun arkasında ne olduğuna da bakmak lazımdır. Ben Millet Meclisi’nde milletvekili arkadaşlarımızın tamamına yakınının bizim gibi düşündüğü kanaatindeyim.”

Engin Özkoç’un dokunulmazlığının kaldırılacağına ilişkin bir soruya karşılık Öztrak, “Bugüne kadar çalıştırılmayan Karma Komisyon bugün çalıştırılırsa bunun Meclis’e verilen emirle çalıştırıldığı ayan beyan ortaya çıkar. Ben şunu açıkça buradan bir kere daha ifade ediyorum, zaman Meclisimizin birlik beraberlik içinde olmasının, Meclis’in hukukuna sahip çıkılmasının zamanıdır. Ülkede herkesin bu sorumluluk içinde hareket edeceğini düşünüyorum.” diye konuştu.

Öztrak, “Geçen hafta bir iddia ortaya çıktı. Sayın Kılıçdaroğlu’nun Engin Özkoç’a yönelik ‘özür dile ya da ortamı yumuşat’ dediğine yönelik. MYK’de bununla ilgili ne konuşuldu?” sorusuna, “Böyle bir şey konuşulmadı. Genel Başkanımızın Engin Özkoç’un yapmış olduğu konuşmayla ilgili olarak ‘keşke dediği hiçbir ifade yoktur.'” yanıtını verdi.

“Kurultayda Genel Başkanın tavrı hep çarşaf listeden yanaydı. Farklı bir durum söz konusu olur mu yoksa yine çarşaf liste uygulamasını mı göreceğiz?” sorusu üzerine Öztrak, tüzükte esas olanın çarşaf liste olduğunu hatırlattı.

Blok liste uygulamasının tamamen kurultaydaki delegelerin iradesine kalan bir husus olduğunu dile getiren Öztrak, “Benden burada delegelerimizin iradesiyle ilgili hususta görüş belirtmemi herhalde beklemiyorsunuzdur. Kurultay günü belli olur.” ifadesini kullandı.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here