CHP ve “Sosyal Bilimler Kurulu”

0

Ülkemiz siyasetinin geldiği ve gittiği yön!

24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması imzalanmış, yeni Türk Devleti’nin bağımsızlığı kabul edilmişti.

Bu yeni devlet, 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet’i ilan etmiş, yüzlerce yıllık eski yönetim şeklinden vazgeçerek, “Egemenlik Kayıtsız ve şartsız Milletindir” diyerek ilk adımlarını atmaya koyulmuştu.

Tarihimizin çok da eskilerine kadar uzanmadan, mevcut devlet sistemimizin başlangıcından itibaren değerlendirdiğimizde, yani 1923 yılında Cumhuriyeti’in ilanından itibaren süregelen dönemi hatırda tutmak ve hatırlatmak isterim sadece.

1923 – 1946 yılları arasındaki yıllar, kurucu iradenin “Tek Parti” varlığı ile sürdü.  

1946’dan itibaren de 74 yıldır ülke yönetiminde “Çok Partili Siyasal Sistem” ile bir mücadele(!) sürdürülüyor. 

Ve bu 74 yıldır süregelen, serbest seçimler ile halkın tercihlerini belirleyen seçim sonuçları, istisna örnekleri dışında hep “sağ” diye tanımlanan siyasi partilerin galibiyeti(!) ile sürdü.

Tarihinde hep “tek aile” ve “tek adam” ile yönetilmeyi bilen toplum, her ne kadar seçilerek de gelse yine eskilerin devamı niteliğinde veya hasretinde bir yönetim seçti kendisine… 

Alışkanlıklar..

Kolaycılıklar..

Geleneksellikler..

Sistemin avantajı ile makam ve mevki çıkar mevzileri de katıldı yönetim yarışları sürecine.

Ekonomik çıkarlara dayalı çıkar mevzileri..  

Babadan oğula geçen algılar..

Belli kesimlerin güdümüyle yönlendirilen toplumlar..

Adına siyaset dediğimiz, toplum yönlendirme, idare etme, hizmet etme ve yönetme süreçlerinin her bir çeşidi içinde yer alan kişi ve kurumların varlık nedenleri…

Her bir siyasi parti, her bir siyasi partiye gönül verenler, kendi tercihleri ve önceliklerine göre konumlarını belirleyerek hayatlarını sürdürürler.

Nedenleri, niçinleri de, kısaca yukarıda saydığım şekilde gerekçelendirilir.

Bu kesim dışında, bir de Cumhuriyet’in kurucuları mirasında bulunan, farklı iddialarıyla, söylemleriyle faaliyetlerini yürüten siyasi partiler, bu siyasi partiye gönül verenler vardır.

Bu kesim içinde kendini konumlandıranlar da tercihleri ile hayatlarını sürdürürler. 

İlerici..

Özgürlükçü..

Demokrat..

Sosyal demokrat..

Halkçı..

Yenilikçi..

Aslında tek partili dönemde yapılanların, gerçekleştirilenlerin ve söylemlerin, toplumun her kesimine ve her alanına üretime dayalı katkıları da asla inkâr edilemeyecek önemde.

Ve hatta bugünlere kadar gelinmesinin güvencesi, şansı, kazancı oldu.

Ve şimdi siyaset sahnesinde yeniden bir değişim söz konusu.

Kısa zaman önce değiştirilen devlet yönetim şeklimizin (Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi), toplumu getirdiği yer, sağ-sol parti kavramlarının yerine başka değerler, varlıklar, beklentiler, hesaplar ile tercihlerde bulunulmasını da bir anlamda zorunlu kıldı.

İttifaklarla kenetlenen hayaller, dillendirilen vaatler, topluma sunulan gelecek beklentileri, eski alışkanlıklardan daha bilinçli bir şekilde vazgeçilmesini, ya da farkındalıkların artmasını sağlayabilecek çalışmalar yapılmasını zorunlu kılıyor…

Şu bilimsel çalışmaların yapılması ve sonuçların uygulamalarıyla, örneklemeleriyle halka anlatılması, kanımca kesin olarak bir zorunluluk! 

Tıpkı “psikolojik savaş” ve “psikolojik harp” gibi…

Siyaset psikolojisi..

Psikolojik siyaset..

Toplumun sandık tercihlerini etkileyen, bilinç altı şartlandırılmanın önlenmesine yönelik bu iki ana bilim dalı ile (ve elbette ki arttırılabilir) birlikte, kurumsallaştırılarak çalışmalar yapılması, ülkemizin “demokratik”, “laik”, “sosyal”, “hukuk” düzenine en büyük katkı olacağını düşünüyorum.

Ve bu kurulu, mevcut düzenin de en güçlü kesimi olan, Cumhuriyeti kuran iradenin temsilcisi CHP’nin başlatmasını bekliyorum.

Haydi CHP!

Toplumun siyasal tercih bilincinin farkındalıklarını arttıracak çalışmalarda bulunarak, siyasal söylem, eylem ve adımlara yönelik çözüm önerileri hizmeti sunacak, “Sosyal Bilimler Kurulu” kurulması girişimine bekleniyorsunuz…

Önceki İçerikÖlenlerin sayısı 116 bin 63’e yükseldi..
Sonraki İçerikAyasofya’yı açmak hem sizin tarihe hem ceddinize vazifenizdir..
16 Ağustos 1970 Kocaeli-Gölcük-Değirmendere’de doğdu. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi, İktisat Bölümü ve Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nün, “Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi” dalında Yüksek Lisans’ını tamamladı. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi Anabilim Dalı, “Siyaset ve Sosyal Bilimler” Doktora (Ö) Öğrencisi olarak dersler aldı. 2010 yılında “Öteki Siyaset”, 2013 yılında da “9. Köy’den Sonra” isimli kitapları Vadi Yayınlarından yayınlandı. 2011 yılında, Kocaeli’ndeki yerel gazete ve dergilerde yazarlığı başladı. Aynı zamanda “Kocaeli TV” televizyon kanalında, “Öteki Siyaset” isimli TV program hazırlayıp sundu. 2016 yılından itibaren de Ocak Medya’da yazarlık yapmaktadır. Özel sektörde, aynı zamanda halen yöneticilik yapmakta olan Kalabalık, Demokraside Birlik Vakfı, İnsani Değerler Derneği, Türkiye Yazarlar Birliği ve Gazeteciler Cemiyeti üyesidir.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here