Çocuklarda korku

1

Korku sadece bizim yani büyüklerin sorunu değil aynı zamanda çocukların da sorunu.

Çocukların korkularını pek önemsemeyen anne-babalar var. ‘Çocuktur ne korkusu olacak’ diyenler çocukları büyüdüklerinde psikolojik travma yaşadıklarında şaşırmamaları gerekir. Çünkü çocuklukta korkular sağlıklı bir şekilde tedavi edilmezlerse ileriki yaşlarda travma olarak ortaya çıkarlar.

Psikolojide Davranışçı ekole büyük katkılar yapan psikolog John B. Watson, çocukların doğuştan getirdikleri iki korkuyu ele alır:

  1. Düşme
  2. Yüksek ses.

John B. Watson bebek ve çocuk psikolojisinde önemli araştırmalar yapmış Amerikalı psikologdur. Bebeğin ve çocuğun psikolojik bakımı isimli bir kitabı da var.

Watson çocukların bu iki korkuyu öğrenmediklerini ve doğuştan bu korkularla doğduklarını ifade eder. Bebekler ve çocuklar üzerindeki araştırmalarla bu fikre gelmiş sanırım.

Çocuklar ayakta duramadıkları için onu öğrenip yürüyünceye kadar düşme korkusunu her zaman taşırlar.

Ani, bir anda olan, çocuğun öngörmediği bütün yüksek sesler karşısında da çocuklar korkarlar. Zaten bu korkuyla doğduğu için hemen tanırlar.

Diğer bütün korkular ise çocukların öğrendiği korkulardır.

Tartışma ve kavga olan evlerdeki çocuklar yüksek ses korkusunu tanıdıkları için zaten korku içindeler. Bir de bu korkularının üstüne gördükleri şiddet örnekleri de korku olarak gelir. Çocuklar şiddet korkusunu çevreden öğrenirler.

Tartışma ve kavga olan ailelerdeki çocukların diğer korkusu da anne-babalarının ayrılmalarıdır. Çocuklar bu korkuyu da öğrenirler çünkü evde kavga ve tartışma vardır.

Çocukların diğer ve en önemli korkusu dinlerin öğretilerindeki korkulardır. Çocuklar bu korkuyu anne-babalarından, camilerden, camilerdeki kurslardan, kreş ve okul arkadaşlarından öğrenirler.

Bazen bu korku sebebiyle çocuklar geceleri kabus görürler ve uyku problemi yaşamaya başlarlar. Bazı çocuklar da kabuk görmemek için uyumak istemezler. Bu korkuyu anne-babalarından öğrendikleri için de onlara söyleyemezler.

Söylediklerinde neler oluyor?

Danışanlarımdan edindiğim tecrübeler şöyle:

Çocuklar dine dayanan korkuları anne-babalarına söylediklerine, o anne-babalar konuyu daha iyi anlatmak için ayrıntılı örneklerle çocukları daha da korkuya esir ediyorlar.

Dinlerden kaynaklanan korkular çok çeşitli.

İlk korku ölüm ve ayrılık.

İkincisi cehennem ve cehennemdeki ateş.

Üçüncüsü şeytan ve kötü ruhlar.

Dördüncüsü de ölüm sonrası yalnızlık.

Dinlerden kaynaklanan bu korkular öğrenilmiş korkular. Bu korkuları öğretmek için yapılan süreç ise din dersleridir. Okuldaki ve camilerdeki din dersleri pedagojik açıdan doğru değilse daha sonraki yaşlarda travmalara sebep olacak korkuları başlatır.

Çocuklardaki öğretilmiş korkular ergenlik dönemindeki başka öğretilmiş korkulara da öncülük ederler. Çocuklar daha tecrübeleri olmayan insanlar oldukları için baş edebilecekleri bu iki korkuyu zaten içlerinde taşırlar. Bunlar eğitimle aşılabilen korkular ama bu korkulara başka korkular da eklenirse çocuklar erken ergenlik dönemlerinde travmaya girerek hırçınlık ve asabiyet sergilemeye başlarlar.

Erken ergenlik döneminde sorun çıkarak çocuklara sizler de bir bakın.

Onların yaşadıkları korkuları sorun ve kadar fazla sayıda olduklarını sizler de görürsünüz.

Hoşçakalın

1 YORUM

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here