Çoklu Baro olacaksa, çoklu Diyanet de olsun. Çoklu İslam ve hatta kişiselleştirilmiş İslam

3

Çoklu baro tartışması hızlanarak devam ediyor. Konuyu ele almamın sebebi, tartışmanın bir ayağının da dine yani İslam’a birleştirilmesi.

Nasıl mı?

Ankara Baro’sunun demecini kıstas alarak, böyle demeç veren baroya üye olmak istemeyen kişilerin başka baro kurma haklarının olduğu ve dini duygulara saygı gösteren baro kurma arzusu.

Çoklu baro tartışması bu kadar alevlenince doğal olarak kutuplaşma da başladı. ‘Hangi baro, kimin barosu’ konuları da tartışılmaya başladı.

Yok efendim, senin baron.

Yok efendim, benim barom.

Şunu diyenler de çıktı ve açıkçası şaşırdım da: ‘Avukatlığı abartmayın, avukatlık marangozluk gibi bir meslek…’ Bu cümleyi kullanan kişi de Yeni Şafak gazetesi yazarı Hasan Öztürk.

Hasan Öztürk’e sormak lazım: ‘İmamlık da marangozluk gibi bir meslek mi?’

Reklam

‘Ne alakası var’ diyenleriniz olacaktır biliyorum. İşte bu yüzden de ilk girişte belirtmiştim, hukukla ilgili bir mesleğin ve bu mesleği yürüten kişilerin üye oldukları kurumların, din tabanlı demeçlerine binaen alternatifler düşünülüyorsa, demek ki konuyu dinle anlamaya çalışacağız.

Yok eğer politikayla anlayalım dersek, durum çok daha vahim.

Neden mi?

Hukukun politikaya alet edilmesi ve politik çıkarlar için kullanılması demektir ki, bu durum adaleti ve sonra da bütün halde devleti bitirir.

Tekrar konumuza dönelim.

Çoklu baro isteği olunca, toplumun çeşitli kesimlerinden şu istekler de duyulur:

Çoklu baro olacaksa, çoklu diyanet de olsun’

Ben de hemen fikrimi beyan edeyim: ‘Kişiselleştirilmiş İslam’ isimli kitabım alt yapı olsun ve çoklu diyanet olsun.

Reklam

Çoklu diyanet demek, çoklu İslam demek.
‘Çoklu İslam mı olur?’ diyenler o kadar fazla ki, biliyorum. Hem dindar/Muhafazakar kesimden ve hem de diğer kesimlerden. Ve temel dayanakları da şu: ‘Allah bir tane ve gönderilen din de bir tane. Birden fazla İslam mı olur?’

Çoklu İslam demek şu: ‘İslam’ın farklı anlayışları ve uygulamaları’.

Örnek verelim:

Hz. Peygamber’in uygulamasında Teravih namazı 8 rekattı ve evde kılınıyordu. Ve hatta tam sekiz rekat da değildi. Kimi zaman iki, kimi zaman dört.

Hz. Ömer bunu 20 rekata çıkardı ve camilerde cemaatle kılınmasını istedi ve uyguladı.
Bunlardan sonra Muaviye adındaki halife kendi keyfine göre uygulamalar yaptı.

Yani Hz. Peygamber’in şeriatı, Hz. Ömer’in şeriatı

Muaviye’nin şeriatı.

Şimdi Müslümanlar Muaviye’nin şeriatına uymak zorundalar mı?
Hayır.

‘Muaviye’nin İslam’ına uyacağıma, kendi İslam’ıma uyarım’ diyen ne günaha girer ve ne de yanlış yapmış olur.

Bu noktadan yukarı doğru çıkalım.

Çoklu İslam anlayışları ve çoklu diyanet.

Hasan Öztürk gibi, avukatlık marangozluk gibi bir meslektir demeyelim de şunu diyelim.

Avukatlık imamlık gibi bir meslektir.

Çoklu baro olacaksa, çoklu diyanet de olsun.

En az 2000 imamı bir araya getirebilen diyanet kurabilsin.

Hangi imam hangi diyanete üye olmak isterse, ona üye olsun.

Nasıl avukatlık için çok seslilik olsun deniyorsa, imamların neyi eksik. İmamlar için de çok seslilik olsun derim.

30 bin kişilik baroyu yönetmek zorsa, 110 bin kişilik Diyanet’i yönetmek de zor olsa gerek…

Bu konuyu daha önce de işlemiştim, hem de 2016 yılında.  

Arzu edenler tekrar okuyabilirler: https://www.ocakmedya.com/baskanlik-sistem-tartismalarina-benden-bir-teklif-buyrun-samimiyet-testine-diyanet-isleri-baskanligi-kaldirilip-yerine/

Sevgi ve Bilgiyle kalın

3 YORUMLAR

  1. Sanırım AKP’nin de tam olarak yapmak istediği bu.

    Sıra ona da gelecektir illaki..

    İslam dininin içinde barınan tarikatlar, cemaatler, inançlar ile farklı çatıların kurulma taleplerinin başlangıcına adım atılması, yine “islami” olduğunu ifade edilen bir siyasal parti olan AK Parti (AKP) tarafından sağlanıyor…

    UYAN eeeyyy millet…

    UYAN eeeyy dindarlar…

  2. Hele şükür! Olur olmaz her konuya her yoruma maydanoz olanlar elenmiş ki tek bir yorum yayında. Sevindirici. AKP iktidarda olduğu sürece şu genel yorumumu her uygulamasına, her çıkardığı, çıkarmayı düşündüğü kanuna yapabilirsiniz; kılavuzu din olanlardan bu kadar…

  3. hiç bir iktidar bilhassa muhafazakar iktidarlar asla ve asla çoklu diyanet den yana olmazlar.
    her cuma tüm camiler de istediğin şekilde hutbe okut vaaz irad ettirme imkanını ne diye ellerinden kaçırmak istesinler.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here