Cuma günü Adalet mi gelecek?

1

Cumhurbaşkanı Erdoğan, cuma günü bir müjde vereceğini, Türkiye’de yeni bir dönemin açılacağını söyledi.

Sonrasında bahisler açıldı, tahminler havada uçuştu.

Borsa bile gaza gelip yüzde 3 yükseldi.

Herkes merakla aklında, gönlünde ne varsa döktürüverdi.

Kimi petrol kimi doğal gaz bulduğumuzu söyledi.

Erken seçim diyen de oldu sistem değişikliği yapılacağını söyleyende.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ise “Türkiye için bir eksen değişikliği, önemli bir süreç olacağını” belirtti.

Eksenimiz gerçekten kayıyordu.

Daha çok Batı’ya değil Doğu’ya; umuda değil karamsarlığa.

Belki de Doğu Akdeniz’de altın bulmuştuk.

Anlayacağınız herkes kendini bir şekilde para bulduğumuza ikna etmeye çalışıyordu. Şu sıralar çok ihtiyacımız vardı.

Ne de olsa parayı bulup doların hakkından gelecektik. 8 ay önce yaptığı açıklamaları sebebiyle dolarları Joe Biden’ın suratına çarpacaktık.

Hikmetine sual olunmaz ama cuma günü Adaletin geleceği kimselerin aklına gelmemişti.

Belki de ülkenin artık adalete ihtiyacı kalmamıştı.

Önce para mı yoksa adalet mi?

İhtiyaca göre tercih de değişiyordu.

Gece gündüz adaleti değil parayı konuşuyorduk. Adalet ise ancak ihtiyacımız olduğunda aklımıza düşüyordu.

Oysa bilmiyorduk adaletin olmadığı bir yerde paranın hükmünün de olmayacağını. Zenginliğin, refahın, huzurun adaletten geçtiğini asırlardır anlamamıştık.

Pek anlayacakmış gibide durmuyorduk.

Sürekli ‘para varsa huzurda var’ mantığını güdüyorduk.

Yaptığımız işleri de adalet üzerine değil daha çok gelir getirici felsefeler üzerine kuruyorduk. Bu nedenle sık sık yoldan sapıyorduk. Yönümüzü adalet değil maddiyat belirliyordu.

Benim tercihim, cuma günü petrol, doğal gaz, altın veya maddi getirici şeyler yerine adaleti sağlayacak girişimlerden yana olurdu.

Çünkü adaleti sağlayan zaten en büyük zenginliğe de kavuşmuş olur.

Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti.

İşveren müteahhidine, çalıştığı konut yapım işinden ayrılmak ve büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yaşam sürmek istediğinden söz etti.

Çekle aldığı ücretini elbette özleyecekti ama emekli olmak ihtiyacındaydı.

Ne var ki müteahhit, iyi işçisinin ayrılmasına üzülmüştü. Ve ondan, kendine bir iyilik olarak son bir ev daha yapmasını rica etti. Marangoz kabul etti ve işe girişti.

Fakat gönlünün, yaptığı işte olmadığını görmek pek kolaydı. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı.

Kendini adamış olduğu mesleğine, böyle son vermek ne talihsizlikti.

İşini bitirdiğinde, işveren, evi gözden geçirmek için geldi.

Dış kapının anahtarını marangoza uzattı:

“Bu ev senin. Sana benden hediye.” dedi.

Marangoz şoka girdi.

Ne kadar utanmıştı.

Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi!

O zaman onu böyle yapar mıydı?

Bizim için de bu böyledir.

Gün be gün kendi hayatımızı kurarız. Çoğu zamanda yaptığımız işe elimizden gelenden daha azını koyarız. Sonra da şoka girerek kendi kurduğumuz evde yaşayacağımızı anlarız.

Eğer tekrar yapabilsek çok daha farklı yaparız.

Ne var ki geriye dönemeyiz.

Marangoz sizsiniz.

Her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da bir duvar dikersiniz.

“Hayat, bir ‘kendin yap’ tasarımıdır” demiştir biri.

Bugün yaptığınız davranış ve seçimler, yarın yaşayacağınız evi kurar.

Öyle ise onu akıllıca kurun!..

1 YORUM

  1. adalet bu iktidar zamanın da bu ülkede ancak bir sokak
    bir de içinde adaletin gerçek manada uygulanmadığı devasa yargılama saraylarının adı olur.
    müjdeye gelince cuma günü hilafet mi ilan edilecek acaba.
    hani ayasofyanın açılışına bırakın üst düzey katılımı alt düzey katılımın bile olmadığı lafta islam dünyası hilafet ilan edilince kurşun askerler gibi arkamızamı dizilecek.
    yoksa israil başkenti kudüs ilan edince abd nin hemen elçiliğini kudüse taşımasına alt perdeden bile ses çıkarmadığımız aklımıza geldi de 1948 den beri diplomatik ilişki içinde olduğumuzu unutup BAEmirliğine israille diplomatik ilişki kurunca elçimizi geri çekme efelenmesi yapmanın neresi diplomatik ciddiyetdir.
    israille ilişkilerimizi rahmetli Demirelin yaptığı maslahatgüzarlık seviyesine indirme müjdesimi.
    mavi marmara katliamından sonra bana mı sordunuz da gittiniz denerek o kapı kapandı.
    yoksa düşük faizli dış kredimi bulundu neredeeeeeeee
    açılacak başka ayasofyamı var.
    3 milyon kişiye iş müjdesimi.
    sakın kovit 19 aşısı bulduk demeyin.
    akdeniz de petrol doğalgaz müjdesimi var.o doğalgaz ve petrolü bize yedirirlermi.
    s400 leri rusya gerimi alıyor.
    aman ha yoksa cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden vazgeçilip parlamenter sisteme gerimi dönülüyor.
    ve ya en çok oyu alan adam cumhurbaşkanı olacak müjdesimi.
    veya milletvekillerinin bir işlevi kalmadı milletvekili sayısını 300 e düşürme müjdesimi.
    müjde deyince neden ellerimi pantalon arkasına bağlama hissi uyanıyor bende acaba.
    çünkü müjdelerden otel yapıp neredeyse üstüne para verilen milletin…….diye başlayıp malum bir şekilde biten cümleyi kuran müteahhitler faydalanıyor.
    inşallah cuma günü açıklanacak müjde bu toplumun tekrar bütün olarak hak hukuk adaletin üstün tutulduğu bir ülke müjdesi olsun.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here