Cumhuriyet Bayramı Nasıl, kimin ve kaçıncı

0

Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında yaşayan tüm yurttaşlarımızın bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. 

Cumhuriyetimizin 96. yılını kutluyoruz. 

Sizleri bilmiyorum ama ben bu kutlamalara ve teneffüs edilen atmosfere bakınca bir gariplik görüyorum. Belki de normaldir, belki de toplumun bütün kesimleri 100.yıl kutlamalarına odaklandıkları için aradaki yılları geçiştirme derdindedirler. 

Cumhuriyet, yönetim ve idarenin halk tarafından yapılmasıdır. Krallıkların, monarşinin hakimiyeti yerine, toplumu oluşturan insanların yönetimde söz sahibi olması da diyebiliriz. Cumhur kelimesi her ne kadar yığın manasına gelse de, asıl önemli olan toplumu oluşturan bireylerin yönetime katılmasıdır. 

Peki toplum nedir?

Toplum, belli bir toprak parçası üzerinde, birbirleri ile iletişim halinde yaşayan canlı yapı. Toplumu oluşturan bütün bireylerin ortak paydada buluştuğu yere de, devlet deriz. Bu devletin yönetim şekli de cumhuriyettir.  O halde cumhuriyet, o toprak parçası üzerinde yaşayan her bireyin ORTAK paydası olan yönetim şeklidir. 

96. yılı kutlanırken bu ortak payda ruhunu tam manasıyla alamadığım için bana biraz garip geliyor. 

Nasıl, kimin ve kaçıncı dememin sebebi de bu. 

Reklam

Mesela şimdi 1923’de kurulan cumhuriyetin bayramını mı kutluyoruz, yoksa Başkanlık sistemine geçilen Türkiye’nin mi? 

Eskiden dindarlar/muhafazakarlar cumhuriyet bayramlarını önemsemezler ve toplum baskısı sebebiyle de pek olumsuz cümleler kullanmazlardı. Nedeni de şu: Devleti yani yönetimi elinde bulunduranların toplumun bazı kesimlerini dışlamaları. Cumhuriyeti elinde bulunduranlar da o zamanlar dindarları dışlamışlardı. 

Bugün dindarlar/muhafazakarlar devleti ellerinde bulunduruyorlar ve cumhuriyeti de sahipleniyor ama onlar da toplumun bazı kesimlerini dışlıyorlar ve hatta yetmiyor yaftalıyorlar. 

Buna başka bir örnek daha vereyim: 

Dün yazımda bahsettiğim kişi, rahmetli Ahmet Kaya. Kendisine de ödül verilen bir program düzenlenmişti. Konuşmasını izleyen sanatçı güruhu sanki mide bulandırıcı bir nesneye bakar gibi bakıyorlardı ve sonrasında da ‘bu ülkenin sahibi bizleriz’ diyenler mikrofonu alıp gövde gösterisi yapmışlardı. Şimdi sormak vardı bu güruha: ‘Yaptığınıza değdi mi?’ 

Sadece bu soru mu, tabii ki hayır. ‘Sizler neyi paylaşmakta sorun yaşıyorsunuz? 

Her gelen cumhuriyetin sahibi oluyor ve sonrasında toplumun diğer kesimlerini yok sayıyor. 

Cumhuriyet demek, toplumun hepsinin ortak paydası demektir. Siz birilerini dışlarken, aslında cumhuriyeti de bozuyor ve küçültüyorsunuz, o zaman da bu 1923’te kurulan cumhuriyet olmuyor. 

Reklam

29 Ekim 1923 yılında kurulan Cumhuriyet, bu ülke toprakları üzerinde yaşayan toplumun bütün kesimlerinin ortak noktasıydı. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde bir araya gelen farklı millet ve dinden olan insanlar topyekün bir mücadeleden başarıyla çıkmışlar ve bu aziz Cumhuriyeti ihdas etmişlerdi. 

Türkü, Kürdü, Arabı, Zazası, Lazı, Rumu, Arnavudu, Pomağı, Süryanisi, Gürcüsü, Çerkezi, Romanı….

Müslümanı, Hristiyanı, Yahudisi, dindarı, dindar olmayanı, dinlisi, dinsizi, Ateisti, Deisti, Mecusisi…

Türkiye Cumhuriyeti, bütün bu milletlerin ve inanışların (ya da inanmayışların) ortak noktası ve değeridir. 

Kimsenin ama kimsenin tek bir bireyi bile dışlama hakkı yoktur ve olmayacaktır da… 

‘Devletin ve Cumhuriyet’in gerçek sahibiyiz’ diye toplumu bölen, bölmeye meyleden, bölecek imalarda bulunan, bölücü iğrenç bakışlar atan ve bölmeye sebep olan beğenmemeyi yapanlar; şunu unutmasınlar ki, bu Cumhuriyet kimsenin tapulu malı değildir…. Sadece unutmamakla kalmasınlar, sürekli de zihinlerinde canlı tutsunlar. Gün gelir beğenmediğiniz, dışladığınız insanlar; sizlerin de HUKUK’unu ayakta tutan cumhuriyet güçleri olurlar…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here