Cumhuriyet ile artan sorumluluğumuz

0

Turkiye ekonomisinin cazibeli olduğu dönemlerde, sanayinin ve sanayicinin şehir yaşamında çok büyük yer ve önem arz ettiği şehirlerimizden Kayseri ile ilgili bir anekdot hep hafızamdadır. Ülkede yaşanan müreffeh durumdan duyduğu gururu ve memnuniyeti ifade ederken bir devlet büyüğümüz, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ile olan diyaloğunda Kayseri’de insanların biraraya geldiği her toplantıda sözün dönüp dolaşıp ticarete ve yeni teşebbüslere geldiğini öğrenmiş ve bunun başarının arkasında temel etken olduğuna inandığını ifade etmişti.

Gerçekten öyledir, Kayserililer ticaret ile yatar ticaret ile kalkarlar… 

Ben de insanların hangi konuyla daha çok ilgilenirlerse, hangi konulara daha fazla kafa yorarlarsa o konuda daha çok geliştiklerine inananlardanım. 

Kişiler böyle de ülkeler, daha doğrusu ülkeleri oluşturan topluluklar, nasıl?

Yukarıdaki örnekten de çıkaracağımız üzere bahsini ettiğim durum topluluklar için daha geçerli. Toplumlarda hangi konular daha ön planda tartışılır ve üzerine fikir jimnastiği yapılırsa, muhakkak o alanlarda ilerleme kaydediliyor. Bunun en çarpıcı örneği küçücük nüfusu ile en fazla girişimciliğin ve teknolojik yeniliğin olduğu ülkelerden birisi olan İsrail. Askerliğini tamamlayan her İsrail vatandaşı kafayı hangi fikri ticari bir teşebbüse çeviririm derdinde. 

Bu konuyu bugün ele almamım bir sebebi var. Bugün 29 Ekim 2019, Cumhuriyet Bayramı, cumhuriyetimizin 96. yıldönümünü gurur ve mutlulukla kutluyoruz. Cumhuriyet halkın temsilcileri vasıtasıyla veya doğrudan kendi kendisini yönettiği bir sistem. Bu sebeple cumhuriyetimizin 96. yıldönümünü gurur ve mutlulukla kutlamamız en tabii hakkımız.      

Cumhuriyet bizlere, o sisteme sahip ülke haklarına, büyük bir sorumluluklar da veriyor. Ülkelerde var olan toplumsal sorumluk ve bilinç, cumhuriyet sistemine sahip olan ülkelerde yöneticilere de aynı sorumluluk ve bilinci yüklüyor. Bir başka deyişle, toplumların gündeminde var olanlar iktidarda olan kadroların da gündemini beliriyor. 

Ülkemiz, Türkiye, özelinde de bu durum böyle…

Reklam

Peki bizler neyi tartışıyor neleri konuşuyoruz? Gündem konularımız neler?

Kayseri ve onun gibi ticaretin toplumsal hayatta çok önemli bir yer edindiği şehirlerimizde biliyoruz ki, ticaret sürekli konuşulan bir konu.

Ankara genellikle meclis ve bürokrasinin etkisiyle de devlet yönetimine dair konuların, siyasetin çokça konuşulduğu şehrimiz diyebiliriz.

İstanbul, sahip olduğu büyük nüfus ve çeşitlilik ile, ülkemizde ne tartışılırsa, ne konuşulursa orada da tartışılan ve konuşulan bir şehrimiz.

Hepimiz etrafımıza baktığımız zaman rahatlıkla söyleyebiliriz ki, en çok tartışılan konumuz siyaset. Daha çok iktidar ve muhalefet tartışmaları ve mücadeleleri. Haliyle hepimizin uzman olduğu konu particilik özelinde siyaset ve siyasi mücadeleler.

İyi mi sizce bu durum?

Kendi kendisini yöneten bir toplum olarak ne istediğimize bağlı bu sorunun cevabı. Eğer bizler adına yönetimde bulunan kadroların da gündeminde çoğunlukla kısır siyasal tartışmalar olmasını istiyorsak, toplum olarak kendimizi başarılı sayabiliriz. 

Ancak, siyasilerin, ülkemizi yöneten kadroların gündeminde daha çok bilim, kültür-sanat, teknoloji, hep daha ileri bir demokrasi, hukuk, teknoloji ve dolayısıyla ekonomik kalkınma ve müreffeh bir hayat olmasını istiyorsak, toplum olarak başarısısız. İyi bir durumda değiliz velhasıl…

Reklam

Kendimizi hesaba çekebiliriz: Sohbetlerimizde bilimsel çalışmalara ve gelişmelere; ticaret ve yeni yatırımlara; kültür ve sanat faaliyetlerine; hukukun üstünlüğüne; daha ileri bir demokrasiye; teknolojiye ve yenilikçiliğe ne kadar yer arıyoruz? 

Cumhuriyet ile yönetildiğimiz için bu sorunun cevabı önemli. Bugün özellikle hatırlamalıyız ki sorumluluk bizlerde!

Cumhuriyet Bayramınızı kutlar, ülkemiz için esenlikler dilerim… 

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here