Davutoğlu: AK Parti kullanılan bir araç haline gelmiştir

0

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Radyo Karakutu’da yayınlanan Bidebunuizle programında konuştu. “Basın özgürlüğü insan onurunun ayrılmaz bir parçası.” diyen Davutoğlu, şunları söyledi:

“Düşünce özgürlüğü ve ifade özgürlüğü bir bütün. İnsanlara düşünün ama ifade etmeyin demek aslında düşünmeyin demektir. Düşünceyi izole edin demektir. Vidaları sıkmak isteyen dünyadaki bütün liderler düşüncesini ifade etmek isteyenleri terörle veya ihanetle suçlar. Bende geçmişte köşe yazarlığı yapmış ve 28 Şubat’ı yaşamış birisi olarak ben o zamanlar herkesin düşüncesini özgürce açıkladığı bir ülke hayal ediyorduk. İhanet kavramını bu kadar sık kullanmamak lazım. O zaman gerçekten ihanet edenleri ayırt edemeyiz. Düşünce suçu kavramını tümüyle ortadan kaldıracak yeni bir düzenlemeye ihtiyaç var.

Açık söyleyeyim. Ben AK Parti’den ayrılmakla mutlu olmadım. Uzun yıllar hizmet verdikten sonra oradan ayrılmak bana mutluluk vermedi. 28 Şubat’ın fedailerinin AK Parti’yi biz yönetiyoruz dediği bir dönemde bizi ihanetle suçlamaları bizim ihanet ettiğimize teşkil etmez, AK Parti’nin nerede durduğuna teşkil eder. Bugün AK Parti kullanılan bir araç haline gelmiştir.

Biz insanız melek değiliz, şeytan da değiliz. Fikirlerimde hiç hata yapmadım diyen birisinin akademisyen olması mümkün değil. Mutlaka hatalarımız olur. Tarih akarken siz onu anlamaya çalışıyorsunuz. Yeter ki ilkesel tartışma olmasın. Türk siyasetinin en temel meselelerinden birisi siyaseti bir rekabet alanı halinden çıkarıp bir husumet alanı haline dönüşmesi. Şimdi de Cumhur İttifakı, Millet İttifakı olarak bölünüyor.

Siyaseti topluma hizmette yarış olarak görmeliyiz. Herkesin birbirini anlamaya, empati yapmaya ayarlı olması lazım. Sayın Cumhurbaşkanı bir gün ayrı, başka bir gün ayrı bir şey söylese, her ikisi de dogmalaştırılıyor. Ülkenin tamamında her kesim için her şeyi ben biliim anlayışı var. Aslında bizim tek tek insan olduğumuzun ve insan olarak herkesin hata yapabileceğini kabul eden bir zihinsel devrim lazım.

Ben düşünce özgürlüğü konusundaki sınırsız tutumu hep zikretmekteyim. Ama düşünçe ifade ederken dikkatli bir dil kullanmak lazım. Başka insnaları rencide etmemek lazım. Diyanetişleri başkanı söylediğmiz için söylediğimiz kural Ankara Barosu için de geçerlidir. Ben Ankara Barosu’nun açıklamasını okuduğumda bu bir hukuk dili değil. Diyanet’in açıklaması hukuk dili değilse, o da değil. Böyle bir konuyu Noel Yortusu’nda böyle bir açıklamayı baro yapsa ona da karşı çıkarım. Bu ağır bir eleştiridir. Karşılığında ben görüş beyan ederim. Ama görüşümü devlet adına beyan etmem, bir Müslüman olarak beyan ederim. Devleti arkama alıp barolarla uğraşmam.

Şunu derim. Bu hukuk dili değil, bu dili kullan ama bil ki yaptığı n açıklama cahilcedir, İslamı bilmeden yapılan tipik oryantalist açıklamadır. Bizi rencide ediyorsun. Ramazan’a böyle girmemek lazımdı. Bu konuyu Diyanet İşleri Başkanı gündeme getirilebnilir ama onu da hikmetli bir sözle doğru zamanda gündeme getirmesi lazımdı.Hiçbir konu üstünü örterek yok sayılamaz. Burada dikkat etmemiz gereken toplumsal saygı ölçüsünü korumak lazım. Bu kutuplaşma ortamına sokmadan meseleleri konuşmamız lazım. Ben baronun metnini gördüğümde onlara, ‘Hangi cadı avını gördünüz Müslümanlıkta’ diye entelektüel bir şekilde sormak isterdim.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here