Davutoğlu: Dünya 5’ten büyüktür deyip Çin’e karşı bu kadar sessiz kalmak kabul edilemez

0

Gelecek Partisi, “Dünya Ayakta, İktidar Sessiz! Doğu Türkistan Sahipsiz Değil!” adlı bir toplantı düzenledi. Toplantıya katılan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, insanların Urumçi’de ‘Selamın Aleyküm’ demekten dahi korkar halde olduğunu söyledi.

“Bilinsin ki Doğu Türkistan’daki başlar eğik ve bu acılar yaşanırken bizim yüreğimiz yanar.” diyen Davutoğlu, şöyle devam etti: “Aynı şekilde Kırgızistan’da kardeş kavgası var. Yüreğimiz yanıyor. Bişkek’ten gelen haberler soydaşlarımızın, kardeşlerimizin birbirine düştüğünü gösteriyor ve dün Gence’ye düşen Ermeni füzelerinden yüreğimiz yanıyor.

Azerbaycan’ın ay yıldızlı gök bayrağı ebediyen göklerde dalgalanacak. Bu, Çin ile ilişkilerin olumsuz seyretmesi gerektiği anlamına gelmez. Çinliler ile yaptığım her görüşmede, -ki defalarca Pekin’e gittim- Her seferinde kendilerine ifade ettim: Çinliler ile Türkler iki büyük kurucu medeniyettir. Her meseleyi oturup konuşuruz. Eşitler olarak konuşuruz.

Karşılıklı saygı olarak konuşuruz. Çin medeniyeti üzerine ders vermiş bir akademisyen olarak da Çin medeniyetine saygı duyarım ama bilinsin ki saygı duyduğumuz medeniyetlerden de saygı bekleriz. Saygı duyduğumuz devletlerden de saygı bekleriz. Son dönemlerde yaşananlar gerçekten acı vericidir. 2009 yılında Urumçi’de saldırılar olduğunda o zaman en sert tepkileri vermiş ama Çin ile ilişkileri kesmeden 2010’de Cumhuriyet Bayramımızı Urumçi’de kutlamıştık.

Bugün gelen haberler o günkü haberlerden daha acı. O günlerde şehitlerimiz vardı ama her eve bir Çinli yerleştirilerek aile mahremiyeti daha yok edilmemişti, şehitlerimiz vardı ama toplama kamplarında Uygur Türkleri, dillerini, kimliklerini asimile edecek bir toplama kampı gerçeğiyle karşı karşıya değillerdi. Bugün tablo her zamankinden daha acıdır. Ama 2009’da ses veren Türkiye, o zaman başbakan olan Erdoğan, Çin’i soykırımla suçlamıştı. Şimdi sessiz ve olayları gözlemci olarak bile izlemekten kaçınmıştı.

Buradan iktidarın büyük ortağına ve küçük ortağına sesleniyorum. Ötekine bir şey demiyorum. O zaten sahibinin sesi olarak Uygur’daki Türklere yönelik bütün katliamların savunculuğunu yapıyor ama AK Parti’ye ve MHP’ye, mazlumların sesi olduğunu söyleyen Sayın Erdoğan’a ve kırk yıllık bir geleneğin sözcüsü olduğunu söyleyen Bahçeli’ye bir çift sözüm olur. Şimdi yapılması gerekenler şunlardır.

TBMM, derhal Doğu Türkistan özel oturumuyla toplanmalı ve bütün partilerin imzasıyla ortak bir bildiri kabul edilmelidir. Eğer Doğu Türkistan’da yaşananlar AP tarafından kınanmış ve ortak bir bildiri yayınlanmışsa, Amerikan Kongresi tarafından kınanmış ve Amerikan – Çin ortak komite toplantılarında gündeme getirilmişse, TBMM’nin, adında Türkiye lafzı olan ve Divan-ı Lugat-it Türk’ün Türkiye lafzını barındıran TBMM’nin birinci ve asli görevi Uygur kardeşlerimize sahip çıkmak ve ortak bildiriyi derhal kabul etmektir. Batı merkezlerine ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diye haykırdıktan sonra bu beşin içindeki bir ülke olan Çin’e karşı bu kadar sessiz kalınması, o beşin içindeki diğer ülkeler bir kınama kabul etmişken Türkiye’nin sessiz kalması kabul edilemez.

Haziran 2019’da TBMM’ye sunulan bir tasarı, AK Parti’nin red, MHP’nin çekimser oylarıyla reddedildi. Bu tasarıya red veren bütün milletvekilleri için bir yüzkarasıdır ve hayatları boyunca da o yüzkarası sicillerinde yer alacaktır. Onların arasında tanıdığım, bu meselelerdeki hassasiyetini bildiğim arkadaşlara sesleniyorum: Yeni bir teklif gelirse -ki gelmeli- talimata değil, yüreklerindeki sese ve dillerindeki Türkçe’ye baksınlar, Divan-ı Lugat-it Türk’ün hakkını vererek Doğu Türkistan konusundaki bir teklife bir daha hayır deme cesareti göstermesinler.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here