Davutoğlu: İhalelerde neler döndüğünü gördüm, parti içi darbe oldu

0

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, ekonomi kurmaylarıyla birlikte partisinin ekonomi manifestosunu açıkladı. “Yaygın bir şekilde korku ve denetim kültürü yaygınlaşıyor.” diyen Davutoğlu, şunları söyledi:

“Popülist yönetimlerin salgın sürecinde son derece başarısız olduğu görülmüştür. Gelecek Partisi’ni, insan hak ve özgürlüklerini savunmak, yanlış seyrettiğine inandığımız ekonomi politikalarını doğru bir düzleme oturtmak için kurduk. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kapsamlı kadrosu Gelecek Partisi’ndedir. 6 ayın 3 ayında evler de olmamıza rağmen 56 il, 220 ilçede örgütlendik.

2001 krizi içsel bir krizdi. Yani küresel bağlamda bir kriz yoktu. 2008 ise dışsal bir krizdi. Şimdi ise hem dışsal bir kriz var hem de içsel bir kriz var. Bu içsel krizde tıpkı 2001’deki gibi bir yönetim krizi ve demokrasi açığı var. Daha Avrupa’da korona tahvili yokken biz gündeme getirmiştik. Sistemik ve bütüncül bir paket sunduk, noktasal değil. Onlar ise çoğu kredileri içeren 200 milyarlık bir paket ile halkı daha da borçlandırdı. Demokrasi olmadan da yabancı yatırımcı çekilebileceği düşüncesi cahilliktir. Hukuka güven olmayan bir ülkeye yabancı sermaye gelmeyeceği gibi yerli sermaye de kaçar.

Atamalara baktığınız zaman artık kimse liyakatten söz edemez. Her kuruşu, milletin devlete emaneti olan kamu bankalarının yönetimine dünya şampiyonu da olsa bankacılıktan bihaber insanların getirilmesi kurumsallığın bittiğini gösteriyor. Türkiye’de demokratik değerleri yok sayan veya zayıflatan sanki güvenlik için özgürlüğün askıya alınması gerektiğini düşünen bir yönetim anlayışı var. Gelecek Partisi’nin durduğu yer ise Türkiye’yi dünyaya açan bir anlayıştır.

Eski kavramlar ve kalıplarla yeni siyaset inşa edilemez. Sol politikaları benimseyen merkez sağ partisi tanımlamasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Eğer o partinin devamı olsaydık orada kalırdık. Orada bir düzeltme imkanı olsaydı orayı düzeltirdik. Bu imkan kalmayınca Gelecek Partisi’ni kurduk. Çoğunlukçu değil çoğulcuyuz.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi teklifi daha ilk çıktığında bu anayasal çerçevenin demokratik olmadığını, AK Parti’nin doğasına ters olduğunu bizzat cumhurbaşkanına anlattım. Hiçbir yerde bu sistemi savunmadım.

Atanmış hiçbir kimsenin kamu otoritesi kurmaya hakkı yoktur. Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki memurlar diğer partileri hedef alan açıklamalar yapmaktadır. Siyaset ile bürokrasi arasındaki çizgiler kaybolmuştur. Kuvvetler ayrılığının uygulandığı, tam ve güçlendirilmiş bir parlamenter sisteme geçilmesi gerekiyor.

Bütün ihaleleri kontrol altına alacak düzenlemeler yapacaktık. Çünkü ihalelerde neler döndüğünü gördüm. Fakat sonrasında bir parti içi darbeye maruz kaldım.

Yaş olarak yeni bir partiyiz ama tecrübe olarak değil. On yıllara dayanan bir birikimi temsil ediyoruz. Uluslararası anlaşmalar gözden geçirilebilir. İtibar kaybına yol açmadan. Kamulaştırma gibi sert hamleler benimsediğimiz yöntemler değil. EYT meselesi ile ilgili 2-3 aydır kapsamlı bir çalışma yaptık. Verileri elde ettik ve bütüncül bir yaklaşımla ele aldık. Türkiye’nin sınır tanımadan teknolojik dönüşümü gerçekleştirmesi lazım. Eski teknolojilerle yeni dünyaya intibak edemezsiniz.

Rusya ile girilen yeni ilişkiler nedeniyle hiçbir karşılık alınmadan Akkuyu’ya vergi muafiyeti tanındı, bunun ekonomiye bedeli ağır oldu. 2016’da vize muafiyetini gerçekleştirseydik, bir genç elinin altında pasaport ile istediği Avrupa kentine gidebilseydi Türkiye ile bağı daha çok artardı, yurt dışına gitmek istemezdi. Gençlere verebileceğiniz en büyük destek özgürlük.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here