Davutoğlu’nun Hedefi Ne? Erdoğan’a Karşı, Erdoğan’a Rağmen, Erdoğan İçin

0

Davutoğlu’nu dinlemek mi istersin okumak mı istersin?’ deseler tereddütsüz okumak derim. Dün gecemin neredeyse tamamını Sn. Davutoğlu’nun benim de bu akşam olacağım ekrandaki programını pür dikkat takibe ayırdım
Gerçekten yorucu ve meşakkatli bir iş oldu. Her şeyden önce bu gün bize verilen gündem de Davutoğlu’nu konuşmak olduğu için bunu bir yandan mecburi bir görev olarak da hissettim.

Davutoğlu’nun manifestosunu heyecan içinde sanal bir röportaja teşmil etmek için gösterdiğim çabaya da güvenerek son tartışmalara dair kaleme aldığım yazıda manifestoya doğrudan atıf yapmıştım. Davutoğlu’nun manifesto ile aslında kendisinin de büyük ölçüde AKP’deki iflah olmazlıkları ifşa ettiğini düşünüyordum. Buna rağmen Davutoğlu son olarak gündemi sarsan “defteri açma” söyleminde düşük bir profili tercih etti.

Öncelikle ben kendi akıl yürütmemi açıklayayım :
-Kayyum atamalarını Davutoğlu eleştirdi.
-Davutoğlu’nun eleştirisi AKP ve MHP cenahından teröre destek suçlaması ile karşılandı.
-Davutoğlu bu suçlamaya karşılık 7 Haziran – 1 Kasım arasındaki süreçle ilgili defterleri açtığında insan içine çıkamayacak kişiler olacağını ifade etti.

Yeri yerinden oynatan bu açıklamalardaki akışa bakıldığında anlaşılması gereken kayyum sürecinin yanlışlığını savunan Davutoğlu’nun, hala karanlık yönleri olan 2015 yazına dair de bazı detayları gündeme getirebileceği idi.
Ben de manifestodaki açıklamalara istinaden bu görüşü savunanlardandım.

Davutoğlu kendi ağzından konuya dair konuştuğunda ise insan içine çıkmaması gerekenlerin kendisi terörle mücadele ederken koalisyon yapmayan MHP’liler ve siyasi ikbal peşinde koşan AKP’liler olduğunu anladık.
Buna göre; MHP geçmişinde AKP’ye olmadık sözler söylediği halde bugün tam techizatı ile AKP müttefiki olabilmiş iken, Davutoğlu ile ortaklık yapmadığı için ve siyasetçiler de ikbal peşinde koştukları (yani aslında en doğal faaliyetlerini yaptığı için) insan içine çıkamayacaklarmış.

Davutoğlu’nun kastının farklı olduğu bizim gibi düşünenlerin hatalı olduğunu iddia edenlerin dahi aklından geçirmediği bu senaryoya gülelim mi ağlayalım mı bilemedim.

Türkiye siyasetinde bu ithamlarla kimi sokağa çıkamaz hale getirebilirsiniz bilemem ama bunlardan bir tanesi MHP ya da AKP’de olsa sanırım bugün bambaşka şeyler konuşuyor olurduk.

Sonuçta Başbakan olacağını bile olduğu gün öğrendiğini ifade eden Sn. Davutoğlu bizim bunu iyi bir durum olarak kabul etmemizi beklerken ona karşı MKYK oluşturan partidaşlarından neden mutsuz olduğunu da anlatabilirdi. Neticede her şey zaten onun dışında gerçekleşiyorsa tabii ki bir şekilde oyun dışı kalması kaçınılmaz olacaktır.

Yine de ben manifestonun söz gibi uçmayan mürekkebine değer vermeye devam edeceğim. Gerçi bu konuda da Sn. Davutoğlu bir marj verdi ve eğer bir mukabele alır ise, AKP ile manifestonun hayata geçirilmesini konuşabileceğini ifade etti.
Ama umutsuz olduğunu da ekledi.

Davutoğlu AKP’nin aldığı o halin belki deterministik biçimde bu hale evrildiği gerçeği ile sıkça yüzleşiyor.
Bir taraftan acaba derken diğer taraftan ama diyor. Neredeyse konuşmanın tamamına hakim olan bu ikircim haline empati göstermemek zor. Bir taraftan partim beni ihraç etti zaten derken, diğer taraftan beni dinlerler mi diyerek mesaj gönderip yanıt umuyor.

Özetle Davutoğlu bir ışık görürse suya atlamaya hazır görünüyor.
Ama koşulları da var.
Sadece ışığı tutmak yetmez diyor bana tek tek iddialarıma dair düşüncelerinizi söyleyeceksiniz.

AKP’yi yenildiğine ikna etmeye çalışıyor bir bakıma. MHP ile bütünleşik olarak ‘yenik değil galibim’ diyen AKP için bu en azından şu ana kadar gündeme hiç gelmedi. Tam da tersine seçim sonuçları bile yetmedi AKP’ye yenildiğini anlatmak için. Bütün bunlara rağmen yine de şansını denemek için sonuna kadar uğraşacağını gizlemedi Davutoğlu.
AKP’nin varolmayan bir parti içi muhalefeti gibi. Kongreye katılıp Tayyip Erdoğan’ı yenmek değil amaç. Bu herhalde Anka Kuşunun kanadından tüy çalmak olurdu.

Tayyip Erdoğan’a rağmen, Tayyip Erdoğan için, Tayyip Erdoğan’a karşı olmak…
Ben Davutoğlu’nun bu imkansız hedef için biraz daha çabalayacağını sonrasında yeni yoluna revan olacağını anladım dün geceden.

AKP’nin kısa ama yoğun macerasının Davutoğlu gibi bir figür çıkarması ne şaşırtıcı ne tuhaf ne de mantıksızdır. Davutoğlu AKP’nin yaratabildiği parti içi muhalefet olarak tarihe adını yazdırmıştır.

Normal bir demokraside ve normal bir partide olsa başkanlığa aday olacakken olağandışı demokrasinin olağan dışı partisinde ancak bu gördüğümüz tabloyu bize sergilemektedir.
Buna da Türk tipi demokrasi diyebiliriz.

Not 1: Sn. Davutoğlu Vize serbestisi konusunda yazık ki 72 kriterden tamamlanmayanlar içinde sadece siyasi etik konusuna değindi oysaki tam 6 kriter var ve bunlar içinde en sorunlu olan terörle mücadele yasası. Bu konuda keyfi davranması hiç yakışık almadı.

Not 2: Parti içi kurumsallaşma ve vefa konusunda CHP’den yapılan örneklemeler AKP için ibretlik oldu. AKP’yi kendi silahı ile vuran Davutoğlu gerçekten bu konuda göz doldurdu.

Not 3: HDP konusundaki istikrarsız söylem yazık ki umut kırıcı oldu. Bu konuda HDP’li belediyelere uygulanan tavrı twitle eleştirdikten sonra HADEPE söylemine geçmek tuhaf kaçtı.

Not 4: Mayıs 2016’da Başbakanlığı bıraktıktan/bırakmak zorunda kaldıktan sadece 2 ay sonra 15 Temmuz’un olması bana ilk defa bu kadar tuhaf göründü. Hissiyat diyelim. Burada bırakalım.

Sn. Davutoğlu’nu konu ettiğim son dönem yazılarım:
https://www.ocakmedya.com/coban-umuttan-davutogluna-siyaset-dersleri/
https://www.ocakmedya.com/vize-serbestisinin-sarimsakla-alakasi/
https://www.ocakmedya.com/vize-serbestisidemokratiklesme-mhpbahceli/
https://www.ocakmedya.com/veysi-dundar-eski-basbakan-ahmet-davutoglunun-ak-parti-manifestosuna-aracilik-ediyor/
https://www.ocakmedya.com/davutoglunun-pandora-kutusu-ve-cubbeli-ahmet-bize-demokrasi-ogretiyor/

Analiz, Veysi Dündar 29.8.2019

9Sent from my iPhone

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here