Dedikodu ve Dış İlişkiler

3

Türkiye gündemini takip etmek için ulusal gazete ve medya kuruluşlarını takip etmek, durumu daha da içinden çıkılmaz bir hale sokuyor. Özellikle dış ilişkilerimizde. Medyamız öylesine bir pazara dönmüş ki, herkes kendi cebinin derdine göre haber yapıyor. Gerçek haber neydi, nasıldı, neredeydi bunu hatırlayamaz olduk.

Önceleri Avrupa kaynaklı haber sitelerinden takip ederdim dış haberleri ancak ne yazık ki oralarda satılmış ya da satın alınmış. Bu o kadar belli ki. Diyecek – yazacak bir şey bulamıyorsunuz.

Oradan bir haberi alıp değerlendirdiğinizde “dış mihrakların” kalemşoru olabilme ihtimaliniz de var. Yüksek ihtimal üstelik. Muhalif haber ajanslarına bakarsanız ülkenin durumu içler açısı, ölmüşüz ve ağlayanımız yok. Havuz medyasına bakarsanız uçuyoruz tek kanadımız eksik. Peki, biz olan biteni nereden ve nasıl öğreneceğiz?

O iş biraz yaş gibi. Kendi yeteneklerinize, çevrenize, bağlantılarınıza hatta ahbaplıklarınıza kalmış. Yoksa bunlar, sizin durumunuz baya yaş.

Neyse ki hepimiz o kadar şanssız değiliz.

Gelin ben size “Haberleri” vereyim. Gerçek haberleri ya da dedikoduları. Gerçekten dünyada neler olup bittiği ile ilgili dış basından haberler yazayım. Ülkemizle ilgili. Veyahut hakkımızda konuşulanları. Gelgelim ben “Dış İlişkilerde” dedikoduları gerçek bilgilerden daha önemli bulurum. Çünkü bir dedikodunun ortaya çıkması için belli doneler lazımdır. Bunlar yoksa ortada dedikodu falan dolaşmaz. Bir kıpırdanış, bir hareketlilik hatta bir kelebeğin kanat çırpması bir dedikodunun doğmasına sebep olur. Bu yüzden önüme gelen “%100 Doğru Bilgi” olduğu konusunda imzalar atılmış evraklardansa çay ocaklarında, sosyal tesislerde hatta barlarda konuşulan dedikoduları daha ciddi bulurum. Onların gerçek çıkma ihtimali diğerine göre her zaman daha yüksektir. Bu naçizane benim görüşüm tabii ki. Dedikodulara bayılırım!

Rusya ile Ermenistan arasında Salı günü imza edilen bir antlaşmadan kimsenin haberi yoktur muhtemelen. “Karşılıklı Çıkar Antlaşması” Taraflar belli Rusya & Ermenistan. Antlaşma maddeleri? O biraz karışık. Dedikodu düzeyinde bilgiler. Ermenistan’ın toprak bütünlüğünün Rusya tarafından güvence altına alınması karşılığında, Rusya’da talep ettiği anda Ermeni doğal ve yer altı kaynaklarından dilediği kadar alabilmesi. Artık ne çıkarsa? Karşılıksız. Komik değil mi? Dediğim gibi; Dedikodu diyelim.

Başka bir dedikodudan bahsedeyim; Ermenistan ile Fransa arasında. Buna kimsenin şaşıracağını sanmam. Ancak şöyle bir duyum var; Fransa’daki Ermeni asıllı Fransızlar kendi aralarında ciddi bir havuz oluşturmuşlar. Ve bu havuzda oluşan mevduatı bir şekilde Fransa resmi kanalları üzerinden Ermenistan’da üretilen malları almak için kullanacaklarmış. “Made in Armenia” yazması yeterli. Ürünün ne olduğunun ise zerre önemi yok. Bu ciddi bir bakiye efendiler. Milyar dolarlardan bahsediliyor. Tabii ki dedikodu.

Diğer bir dedikoduya geçelim; İsrail, Ortadoğu’da ki Ermeni asıllı vatandaşları Ermenistan topraklarına sevkiyatı için çok ciddi çalışmalar yapmaya başlamış. Hatta bu Lübnan Liman Patlaması sonrası ben yine bu köşede yazmıştım. Bundan aylar önce. “Ermenistan, Lübnan’lı Ermeni asıllı vatandaşlarını Karabağ bölgesine yerleştiriyor” diye. Kimse ciddiye almadı. Ya da aldı. Bu benim sorunum değil. Ancak bu konuda İsrail’in hummalı bir çalışmaya girmesi sadece bir “dedikodu”. Yaparlar mı yaparlar… Bunu kimse bilemez.

Komşumuz İran’da, Azerbaycan’ın kazanacağı muhtemelen bir zaferin ülkesine yaratacağı “Türk Direniş” etkisinden korktuğu için İran’da ki PKK uzantılarının Ermeni saflarına geçme şartıyla serbestçe ülkeden ayrılmaları konusunda gizli bir pazarlığa girmiş. Elbette ki bu da dedikodu.

Yunanistan… Ah bizim uslanmaz, yerinde durmaz, yaramaz komşumuz. Atina’da kiliselerde Ortodoks kardeşleri Ermeniler için para toplanmaya başlamış. Yunanistan aşırı sağ partisinin “suç örgütü” olmasının Yunanistan mahkemelerinde kabul edilmesi sonrası birçok ikmal ve mühimmat depolarının Ermeni ordusuna kaydırılmak üzere lojistik çalışmalar yapılıyormuş. Yoksa Yunan devleti el koyacak orada ne var ne yoksa. En azından dost eline geçsin diye düşünüyor olmalılar. Güney Kıbrıs – Suriye ve oradan İran üzerinden Ermenistan’a… Dedikodu tabii ki.

ABD’de de Ermeni Diasporası son hız çalışmalarına devam ediyor. Ve mazlum hatta “Üçüncü Sınıf Arabesk Edebiyatı” ile taraf toplamaya çalışıyorlar. Aslında oldukça da başarılı sayılırlar. Küçümsememek gerek. Birçok Katolik, Hıristiyanlık kavgası olduğunu sanıp Ermenilere destek vermeye başladı. Muhtemelen teknolojiye karşı olan, ağır Katolik Amishlerden başkası değildir bunlar. Çünkü diğer insanların oturdukları yerden bilgiye ulaşabilip, objektif bir karar verdiklerine eminim. Tabi bunun için ilk ve en önemli organ; Beyin gerekir. Bu yoksa zaten yapacak bir şey kalmamıştır

Başka bir dedikodu; Avustralya’da ki Aborjin kabileleri de Ermenistan’a destek kararı almışlar. Ve ellerinde tüm ok ve yayları sallarla okyanusu aşıp Ermenistan’a ulaştırmak için çalışmalara başlamışlar.

Meksika Aztek kökenli vatandaşlar da binlerce yıllık mabetlerinde Ermenistan’ın mutlak zaferi için köyün bakire kızlarını kurban etmeye başlamışlar. Elimizde kanıt yok ama ne yazık ki…

Cidde’de “Öz ve Hakiki Mekke’liler” derneği başkanı Müslüman dünyasını, Müslüman Azerbaycan için birleşme çağırısında bulunmuş. Bu haberi duyduğunuza emin değilim. Böyle bir şey var mı bundan da emin değilim. Şimdi uydurmuş olabilirim ve kaynak gösteremem. Ama dedikodu işte.

Hangisi gerçek, hangisi mantıklı, hangisi akla yatkın, hangisi daha real karar sizin. Hangisi gerçek bilgi hangisi gerçekten dedikodu? Bunu anlamak için uzman olmaya ihtiyacınız yok. Dış İlişkiler konusunda bilmem kaç yılı geride bırakmanıza gerek yok. Birazcık düşünün ve neyin doğru – neyin yanlış olduğunu sizde göreceksiniz.

Göremeyen, bilmeyen, ciddiye almayan Dış İlişkiler uzmanlarımıza inat lütfen bakınız ve değerlendiriniz.

3 YORUMLAR

  1. meksika aztek,aborjinler ve öz ve hakikik mekkeliler dedikodu haberleri hariç diğer dedikodu haberlerin ciddiye alınmasında yarar var.
    peki ciddiye alacak bir dışişleri kadromuz varmı acaba.
    azerbaycan rusya ermenistan ateş kes masasında türkiye yok.
    peki aliyev türkiye masada yoksa ben de oturmam diyebilir miydi.
    türkiyenin aliyeve masada biz yoksak sen de oturma gibi bir tavsiyesi olmuşmudur.
    alın işte bir sürü soru işareti.
    hele israilin lübnan daki ve orta doğudaki ermenileri dağlık karabağa yerleştirme dedikodu haberi ciddiye alınmalı.hadi canım denmesin.israilin filistinde nasıl ince ince işleyip yahudi yerleşim bölgeleri kurduğu unutulmamalı.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here