“Demek ki Doğru”

10

Sabah saatlerinde Suç Örgütü Lideri Şüphelisi Sedat Peker’in sekizinci videosu yayınlandı. İzlemeyen kalmamıştır sanırım. Diğer yedi videodan farklı pek bir şey yoktu kanımca. Çok ciddi iddialar var, ithamlar var, suçlamalar var ama ben hala bir “delil” görmüş değilim. Gören varsa da lütfen bana söylesin.

Ve evet, iddiaların olması hatta malum konularda oldukça baskın iddia ile üzerine yüklenilmesi o konunun üzerine gidilmemesi, sahte olduğunun öne sürülmesi hatta iddia sahibinin sabıka ya da sabıkalarının olmasının o iddiaları halının altına süpürmek anlamına gelmemeli.

Mutlaka gidilmeli, yüklenilmeli, araştırılmalı hatta bununla ilgili komisyonlar kurulmalı. Ki iddia “gerçek midir yoksa düzmece midir” ortaya çıkmalı. Bu iddialar karşında bu şekilde sessiz kalınıp, hareket ve politika yapılmaması ne yazık ki sadece bende değil o videoları izleyen herkeste “Demek ki doğru” fikri uyandırıyor.

Ve videoların her birinde sadece ilki hariç çok ciddi iddialar mevcut. Gelgelim iddia muhataplarında bir icra yok. Yürütme de yok. İddialar kocaman ama karşı hareket yok. Tehditler var, operasyon planları var ama çıkıp da “resmi bir delil ile” çürütme yok. Ve doğal olarak hepimiz düşünüyoruz; “Demek ki doğru…”

Devamlı gök gürlüyor, şimşekler çakıyor ama bir damla yağmur yağdığı yok. Hem Sedat Peker hem de iddialara hedef olanlar tarafından.

Şurası kesin; Videoların sahibi için kesinlikle “Sağlıklı bir insan” diyemeyiz. Burası oldukça net ve tartışmaya kapalı. Biraz profesyonel bir eğitim almış herkes videolara baktığında, kamera önündeki kişinin “afektif bozukluğu” olduğunu rahatlıkla fark edecektir. Ani duygu değişimleri, yüz hatlarındaki gerginlikler ve hemen akabindeki gevşeme / rahatlama hissi bizi buna götürür. Kısmen de olsa “Anti Sosyal Kişilik Bozukluğu” da mevcut. Tipik davranış örüntüleri (ses tonu, beden dili, kullandığı terminoloji vs), başkalarının kişilik haklarına ihlal, aldatıcı davranma (mesela sık sık yemin etmesi), saldırgan tutum ve kuralları çiğneme eğilimi de bizi yine “Anti Sosyal Kişilik Bozukluğuna” çıkartır. Ve biraz da “Narsisizm” havası alıyorum ben. Tabii bu konuda diğer iki maddede olduğu gibi keskin olamam. Sadece hissettiğim bu. Sık sık su içmesi, suya yönelmesi, sıcaktan şikâyet etmesini de vücudundaki terlemeye kaynaklı olduğunu söylese de bu da başka bir teşhise çıkıyor; “Anksiyete Bozukluğu” Ortada geçerli bir neden yokken ani sinirlenme eğilimleri, gerginlik ve yoğunlaşmış heyecan bastırma hezeyanları da sanırım buna doğru ilerler. Simetri takıntısı ve çevresindeki istemsiz gelişen düzensizliklere kontrolsüz ve agresif müdahalesi de sanırım biraz “Obsesif” olduğunu gösterir.  Evet, video sahibi, kesinlikle sağlıklı bir insan değil!

Peki, “sağlıklı bir insan” olmasa bile iddialar yine de “sessiz kalınarak” ya da “hamam tasında fırtına koparılarak” mı cevaplandırılmalı. Bu teşhisleri uzman bir hekim vermiş / koymuş olsa bile bu hastalıklardan mustarip olan birisinin “şahitliği” – “vekilliği” veya “suça iştiraki” yok mu sayılacak? Elbette ki hayır. Kanunlarda hangi psikotik durumların ceza ehliyeti olmadığı çok açık ve bu saydığım anomalilerin hiçbirinin o kanunda yeri yok. O zaman, iddialar çok ciddiye alınmalıdır. Ama alınmıyor! “Demek ki doğru” fikri beynimize mermi gibi giriyor böyle olunca.

Kalkıp siz; “Müptezel Pislik” – “Mafya” – “Tecavüzcü” ya da “Deli” diyerek bu iddiaları ciddiye almazsanız üzgünüm ama halk hepsini ciddiye alır. Çünkü buna siz sebep oluyorsunuz. Bu vermiş olduğunuz sıfatların hiçbiri kanun önünde iddiaları yok sayılacak durumlar oluşturmaz. Mahkemeye çıktığında ciddiye alınır, dinlenir ve gerekli olan neyse yapılır. Eğer siz yapmazsanız bunu, bu iddiaları çürütme eğilimine imkân vermezseniz sonuçlarda da kesinlikle sizin imzanız olur. Suçlu yaratmadan, suçluyu aramadan hatta ava çıkmadan önce oturup; “Ben neyi eksik yaptım?” diye sormanız gerekmektedir. Bunu yapmazsanız biz söyleriz kendi kendimize; “Demek ki doğru” diye.

Yayınlanır yayınlanmaz bir video milyonlarca kişi tarafından anında izlenip, anında rekor beğeniler alıyorsa kabahat ne yazık ki “iddia muhataplarının” akıllı – rasyonel ve materyalist anlamda iddiaların karşısında duramamasından kaynaklanır. Esip, gürleyip bir damla yağmazsanız doğal olarak kimse sizi ciddiye almaz. Ve mırıldanırlar kendi aralarında “Demek ki doğru” diye.

Programlanmış bir TV şovunda sorulan çok basit sorulara bile cevap veremeyip, “Tamam ben her sorunuzu cevaplayacağım” , “Evet evet az sonra cevaplayacağım” , “Peki, birazdan onu da cevaplayacağım” deyip cevaplar dışında alakalı – alakasız her şeyi anlatırsanız yine belirtmeliyim ki kimse sizi ciddiye almaz. Yine aynı şeyler düşünürüz aklımızın en mahrem yerlerinde… “Demek ki doğru”

Kabul, video sahibi, “Obsesif, Anksiyete ve Afektif bozukluğu olan, Anti-Sosyal Kişilik yapısında ki bir Narsis” Tamam, bunu kabul ediyoruz. Çok ciddi klinik tedaviye ihtiyacı var. Tamam, bu da kabul. Gelgelim bazı olayları yaşamış, yakından geçmiş, tam göbeğinde olmuş, kulaktan duymuş, yan masadan işitmiş ya da her nasıl olduysa bir şekilde bu bilgilere sahip olmuş veyahut kendi hayal dünyasından çıkartıyor olsa bile her nasılsa söyledikleri milyonlarca insana gayet mantıklı geliyor ve ikna ediyor. İnandırıyor yani sizin aksinize. Ve tez olarak hepsi ulu orta duruyor. Herkesin gözünün önünde. Kocaman ve dimdik! Ve bu sefer yasaklayamıyorsunuz da onlara ulaşımı. Peki, ne yapmanız gerek? Bu iddiaları çürütmelisiniz. Peki, çürüttünüz mü? Bir tanesini bile? İnsanlar şunu diyebiliyor mu; “Evet, bu adam böyle demişti ama demek ki öyle değilmiş. Hepsi yalanmış. İşte ispatı da bu!” Hayır diyemiyor. O zaman ne düşünmeliyiz? “Demek ki doğru” Bunu düşündük diye, “Vatan Haini” – “Terörist” – “Suçlu” mu oluruz yoksa siz bir şeyleri eksik yapmış olamaz mısınız?

Ve sizler “bir delinin” ortaya attığı “hayal ürünü” iddiaları bile çürütemiyorsanız üzgünüm ama bu işlerden pek anlamıyorsunuz demektir. Bize de pek seçenek bırakmıyorsunuz doğrusu…

Bu tip “dezenformasyon operasyonlarında” , günümüz zamanında, çağ dışı kalmış Goebbels teknikleri artık işe yaramaz. Ki bunu “bir müptezel olduğunu var saydığınız” video sahibi bile fark etmiş olmalı ki sizin bu taktiğinizle alay ediyor o da. “Bir yalanı ne kadar yüksek sesle ve ne kadar çok tekrar ederseniz o kadar gerçeğe dönüşür” fikri 1950’lerde kaldı. Bırakın artık bu yöntemi.

İçinde bulunduğumuz çağda insanların evrimleşmiş zekâ ve teknoloji eğilimleri sizin bu taktiklerinize karşı rahatlıkla üstün gelmekte. Kimse yemiyor, inanmıyor ve korkarım inandırıcılığını da kaybedeli baya oldu.

Ortada bir operasyon var ise bu operasyona karşı savunma teknikleri değil saldırı teknikleri geliştirmelisiniz. Ancak bunu bot hesaplarla sosyal medyadan, maaşlı medya mensuplarının komik sorularına kaçamak cevaplardan ve hatta yeminler etmekten daha gerçekçi çözümlerle gerçekleştirmelisiniz. Kendi tarafınızda “Yanındayız” mesajı verdirmek artık yeterli gelmiyor. Sessiz kalmak sizi daha da haksız durumuna düşürüyor. Eğer ortada bir gerçek varsa bunu çekinmeden, korkmadan, kaygı ve endişelerden uzak durarak gümbür gümbür beyan etmelisiniz. Video sahibi tehdit edebilir ama sizin böyle bir lüksünüz yok! Siz tehdit değil beyan edersiniz! Yaptığınız komik ve üçüncü sınıf tehditleri bir kenara bırakıp, bu operasyonda dezenformasyonun önüne geçip, objektif, yalın ve net bilgilerle bir tv kanalında değil tüm kanalların canlı yayınladığı bir ulusa seslenişte yayınlamalısınız. Ancak o zaman ikna edebilirsiniz!

Ve ne yazık ki bu yolu uygulamadığınız sürece, kendi komik ve muzip savunma taktikleriniz yürürlükte kaldığı sürece hepimizin aklında tek bir şey olacak; “Demek ki doğru…”

10 YORUMLAR

  1. Çok çok doğru tespitler.yazarın ellerine sağlık hepimizin aklında olanları buraya dökmüş.şimdiye kadar bu konuyla ilgili okuduğum en gerçek değerlendirme

  2. demekki doğru.çok doğru.bu yazıya karşı bir fikir varmı olabilirmi merak ediyorum.varsada görmek bilmek isteriz artık.bu iddiaların hepsi sandıkta ispatlanacaktır.yok öyle binlerce daire sahibi olan şube müdürlerini daha fazla beslemek.yazıktır.günahtır.karşı koyun.tersini ispat edin bizde hakkımızı helal edelim.yoksa sandıktan ölünüz çıkacak.

    • Sayın Osman B.

      Yazımda özellikle iddiaları değerlendirmedim. Yorumunuzda belirttiğiniz durumlar kişisel fikirdir. Ancak ben kişisel fikirlerimi yansıtmaktan çok bir değerlendirme sunmak istedim. Mutlaka ki bizim de kişisel fikirlerimiz vardır ve gün geldiğinde mutlaka bizlerde yayınlayacağız. Ancak şimdi değil.

      Saygılarımla.

  3. Daha henüz iddialara bir cevap gelmeden hemen böyle iddia muhataplarını ‘bakın cevap vermediler gördünüz mü demekki doğru’ demek birazda haksızlık değilmi? Bekleyelim bakalım, henüz daha haber çok yeni. Acımasız davranılmamış mı yazıda biraz?

    • Sayın Özarslan,

      Yorumunuza kesinlikle katılıyorum. Son videodaki iddialara henüz cevap gelmedi ve bu bakımdan burada bir yargılama da bulunmak kesinlikle yanlış olacaktır. Gelgelim diğer yedi videodaki iddialara mantıklı – akla yatkın ve elle tutulur cevaplar verilmiş olsaydı belki bende bu kadar acımasız (!!!) davranmazdım.

      Saygılarımla.

    • iddialara cevap verimlerden biri SADAT “Sedat Peker’in Türkmenlere yardım adı altında terör gruplarına teslim ettiği silahlarla SADAT’ın bir ilgisi yoktur” diyerek terör gruplarına silah gönderildiğini doğrulamış oluyor. peki nasıl gönderilmiş bu silahlar? Devlet denetiminden muaf tutularak…

      • Sayın Baran;

        Türkiye’de gerçek ya da tüzel kişilerin “silahlanması” bir kanunla belirlenmiş ve oldukça net çizgilerle de belirtilmiştir.

        SADAT yönetmeliklerde “Özel Güvenlik Şirketi” gibi gözükse de “Türkiye’nin Wagner’i” gibi olduğu söylenmektedir. Yani; Paralı Asker Şirketi. Özel ve Tüzel bir kişi olan SADAT; birilerinin izni olmadan,bilerek veya bilmeyerek görmemezliği olmadan bırakın yurt dışına tırlarla silah göndermeyi bir 7.65 Mermi çekirdeğini bile çıkartamaz. Mümkün değildir.

        Sedat Peker’in iddiası doğruysa birileri mutlaka “yol vermiş, yürü buradan” demiştir. Ha SADAT açıklaması doğruysa “olması gereken tam olarakta budur” Artık taktir SİZLERİN.

        Yorumunuz için teşekkür ederim, Saygılarımla.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here