Demokrasi ve Müslümanlar

23

Benim en üzüldüğüm şeylerden biri, Türkiye’mizde de, Balkanlarda da “Müslümanların demokrasiyi önemsememesi” ve “demokrasinin geliştirilmesine katkı vermeyi” lüks olarak görmesi.

İslam konusunda okumuş yazmış Müslümanların bir kısmı, “Allah’ın nizamı ile yönetilmeyi isterim, demokrasi kul nizamı” gerekçesini ileri sürüyor. Söz konusu aydınlarımız “devlet yönetiminin İslam’a göre nasıl olacağı” konusunda hayli kafa da yormuşlar, muhtelif alternatifler de üretmişler.

Ancak dikkati çeken bir husus, söz konusu alternatiflerin, toplumlara ve coğrafyalara göre farklılıklar göstermesi, tek bir şablona sahip olmaması.

Daha az okumuş, ortalama cami cemaati durumundaki Müslümanlar ise, “devlet en iyisini bilir, devlete asi olunmaz” noktasından değerlendiriyorlar, demokrasiyi. Devlet düzeni ve güvenliği sağlar, birey onun sınırları içinde gündelik hayatını sürdürür diye düşünüyorlar. Pek etliye-sütlüye karışmak istemiyorlar. Dahası demokrasiyi biraz da “anarşist” olarak görüyorlar.

Bu bakış açısını etkileyenin, Sünni anlayışın “Ulu’l emre itaat” kavramı olabilir. Türklerin “devletin başına itaat etmek gerek” kültüründen geldiğini ve Müslümanların “bozguncu olmamak” tercihini sürekli yaptığını da dikkate alırsak, ortalama cami cemaatini anlayabiliriz.

Allah’ın nizamının nasıl olması gerektiği konusunda derinleşmiş olan bazı Müslümanlar da gördük son devirlerde. Onlar ise “kitabını yazmışlar bu meselenin” ve sözüm ona “teori ve pratiğini” hazırladıklarını iddia ettikleri “İslam Devletini” de kuruverdiler, Irak’ta, Suriye’de, Kafkaslarda, Afganistan’da. Öncelikle kendilerine kötülük ettiler, sonra toplumlara, en sonra da İslam’a. 

Hali hazırda, Müslüman entelektüelinin ortaya koyduğu İslami yönetim modelleri de farklı farklı.

Söz gelimi Müslüman Kardeşler organizasyonu, seçimlere dayanan parlamenter sistem içinde iktidar mücadelesi ve başarılı olabilirse devletin yönetimini kabullenebiliyor. Mısır’da rahmetli Mursi’nin liderlik ettiği Özgürlük ve Adalet Partisi, Tunus’ta Gannuşi’nin liderlik ettiği Nahta Partisi, buna oldukça pozitif örnekler olmuşlardır.

Buna karşılık; Suudi Arabistan gibi selefi geleneği uygulayan ülkeler krallıklar ile idare edilmekte, Şii geleneğini uygulayan İran ise seçilen bir parlamentoya sahip olmakla birlikte, “devrim rehberi” tek adam, tek karar verici, tek güç konumunda.

Malezya ise, “parlamenter monarşi” ile yönetilmekte. Parlamentonun önemi daha fazla.

Görüldüğü gibi, hepsi Müslüman olan bu topluluklar, birbirlerinden oldukça farklı yönetim anlayış ve yönetim modelleri oluşturmuşlar. Tek doğrudan bahsetmek mümkün değil.

Parlamenter demokrasi ile yönetilen ve demokrasi konusunda “Demokrat Partiden bu yana” hayli mesafe kat etmiş Türkiye’de de ortalama Müslümanlar, demokrasiyi çok fazla önemsememekte. Demokrasinin azaltılmasına da herhangi bir tavır koymamakta. Yönetime dahil olmak konusunda pasif bir duruşları var. Oy vermekle sınırlı görülüyor demokrasi.

Demokrasi’nin elbette muhtelif “kalite seviyeleri” var. 

Çoğunlukçu anlayışta bir demokrasi modeli uygulanabildiği gibi, çoğulcu bir anlayışla da demokrasi modeli uygulanabilmekte. Ayrıca, demokrasiyi özümsemiş toplumlar “kaliteyi” daha da ileri götürmeye gayret etmekte ve adına “katılımcı demokrasi” denen modele geçmekte.

Türkiye’de halen “çoğunlukçu demokrasi” modeli var. Hatta son yasa değişikliği ile tek adamın her türlü mekanizmada, yasama-yürütme-yargıda, tek karar verici haline getirmiş bir modele geçilmiş olmasıyla, bu seviyenin dahi altına düşüldü. “Tek adam demokrasisi” gibi bir şey.

Halbuki Türkiye’deki Müslümanlar, demokrasi konusunda en fazla tecrübeye sahipler. Hatta demokrasi eksikliği nedeniyle çok da cefa çekmiş bir toplum. Dini özgürlükleri oldukça geç elde edebildi. Gerçi diğer özgürlükler için de bu geçerli Türkiye’de.

Bu nedenle, Türkiye’deki Müslümanların demokrasinin kıymetini daha iyi bilmeleri beklenir. Hatta daha fazla demokrasi talep etmesi, katılımcı demokrasi için çaba göstermesi beklenir. Zira otoriter, tek parti rejimlerinde çektiği sıkıntılar hala taze. 

Türkiye’deki Müslümanlar ayrıca bir Avrupa demokrasisi tecrübesi de yaşadı. Almanya, Belçika, İsviçre, Fransa gibi ülkelere, 1950’lerden bu yana çalışmak için giden Müslümanlar inançlarını ne kadar “özgür” yaşayabildiklerini, sivil toplum teşkilatlanmalarını ne kadar özgür gerçekleştirebildiklerini, söz söyleme ve hak talebi gibi özgürlüklerini ne kadar rahat yapabildiklerini de fiilen gördüler.

Oralarda devletin “hizmetçi” olduğunu, efendinin toplum olduğunu yaşadılar. En azından oralarda dünyaya gelen sonraki jenerasyonlar, kapalı büyütülmediler ise, Avrupa standardında demokrasiyi daha iyi anlayabilmişlerdir diyebiliriz.

Bütün bu tecrübelere rağmen, Türkiye’deki Müslümanlar demokrasiyi önemsemiyor.

Hükümete hesap soramıyor, haklarını arayamıyor, özgürlüklerini talep edemiyor, her seviyedeki yönetimlere katılmakta çekingen davranıyor, fikrini söylemekten kaçınıyor.

Son depremde de yaşadığımız gibi, eleştiri hakkını, hükümetten hesap sorma hakkını kullananlar için “soruşturma başlattık” sözlerine muhatap olabiliyor.

Pahalılıktan, geçim sıkıntısından inim inim inliyor, ama susuyor.

Ne kadar hazin değil mi? 

Kendilerinden “deprem vergisi” adı altında, telefon-internet-kablo tv gibi bazı kalemlerde ortalama % 7,5 vergi veren vatandaş, vergilerini kullananlara, milletin vekili-hizmetçisi olmak zorunda olanlara, “arkadaş ne yaptın bu deprem vergilerini” diyemiyor. Niye etkili tedbirler almadın diyemiyor. Derse, düzen bozmaktan soruşturmaya tabi olabiliyor.

Ben şimdi Müslümanlara soruyorum.

Demokrasiden ne zarar gördünüz?

Ülkenizin geri kalmasında sizin bu duruşunuzun da etkisi yok mu? Ekonominin, gelişmenin, kalkınmanın, eğitimde başarının, bilimde başarının, hepsinin gelişmiş demokrasiye bağlı olduğunu bilim adamları bas bas bağırıyor.

Sopa ile yönetilen toplumların kalkınmalarının çok sınırlı süreler için olduğu tarihin tespit ettiği gerçekler. Özgür-demokratik ülkelerin her türlü alanda kalkındıklarını da gözlerimizle görüyoruz. Avrupa’da çalışmış olanlarınız bunu bizzat yaşadı. Bilimde-sanayide-refahta bizleri ne kadar geçtiler. 

Demokrasimizi geliştirmezsek, toplum olarak başarılı olma şansımız çok az. 

Demokrasilerin, inançlarımızı daha iyi yaşamamıza imkan verdiğini yine Avrupa ülkelerinde gördük. Hatta AK P’nin ilk on yıllık yönetim süresinde gerçekleştirilen özgürlükçü açılımlarla da bu ispatlandı. Başörtülü kızlarımız bu özgürlükler çerçevesinde okuyabildiler, devlet memuru olabildiler. Yani yaşayarak gördük. Ellerimizle dokunduk.

Buradan geriye dönülür mü? Dönersek yine her fikrin, görüşün, inancın kısıtlandığı zamanlar gelmez mi? Bu gün sana yakın iktidar varken bu durum seni ürkütmeyebilir, ya yarın başka bir görüş iktidara gelirse, yeniden 28 Şubatı mı yaşayacaksın?

Sakın size Müslümanlık adı altında, yanlış şeyler öğretiliyor olmasın?

Müslüman bu gerçeğin farkına varmazsa, bu topluma demokrasi zor gelir. Demokrasiyi geliştiremezsek de ne kalkınma olur, ne zenginlik, ne ilerleme.

Türkiye’nin Müslümanları, Türkiye’de “İslami rejim” kuracağız ısrarında iseler, başımıza gelenlerden daha fazla kötü şeyler yaşayacağız demektir.

Allah’ın onlardan istediğinin bu olduğunu sanmıyorum. Eksik yorumla böyle bir şeyin peşine düşüyorlarsa, bu toplumun % 90’ı ile kapışacaklar, kavga edecekler, ya da bu kadar insana zulmedecekler demektir.

Onlara Allah’ın böyle bir mesuliyet verdiğini sanmıyorum.

Herkesin dini kendine. Tebliğ mesuliyetinden fazlasına sahip değilsin.

Böyle bir toplumda, böyle bir dünyada, özgürlükçü-katılımcı demokrasi “ortak payda”.

Müslümanlar demokrat olursa, bu ülkede barış olur, huzur olur, güzellik olur.

Vesselam.

23 YORUMLAR

  1. İNNE’D-DÎNE İNDELLAHİ EL-İSLAMU إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ
    ÂLİ İMRÂN-19 Ayeti Türkçe Meali: “Muhakkak ki Allah’ın indinde dîn (YANİ DÜZEN), İslâm’dır.”
    MÜSLÜMANLAR
    “DİN” KELİMESİNİ/KAVRAMINI “DÜZEN/SİSTEM” OLARAK ANLAMADAN
    “DEMOKRASİ” SORUNUNU ÇÖZEMEZLER;
    ANLAMALARINA KADAR BEKLEYECEĞİZ…
    Anlamak isteyenlere http://www.akevler.org sitemiz tavsiye olunur…
    Ve’s-SELAM/BARIŞ mea’d-DUA…
    RNE

  2. Adelina hanım, merhaba! Bugün kangıran olmuş bir yarayi açmışsınız.

    Kendilerini Müslüman olarak kabul eden! Erkekler ve kadınlar İslam’n (İ) sini dahi anlamiyorlar, bilmiyirlar, veya bilenlerde pratikte uygulamiyorlar.

    Allahın yaskladıklarının hepsi kendini MÜSLÜMAN olarak kabul edenlerde fazlası ile mevcüt.
    Örnekler! İsraf edenleri Allahu Taâla lanetliyor… Yalan söyleyen şirke girenle eş değerde.
    Gurur, kibir, iftira, İnsanlari ve meslekleri küçük görme, veya aksi olan meslekleri ve insanlari yüceltme, dedikudu etme. Hepisini yazarsam burdan Türkiyeye yol olur.
    Babadan oğula geçen,”KIRAL, Padişahlik” gibi liderlerin hepsi Müslüman ülkelerde var ayni zamandada haram yemeyede bayılıyorlar.

    Esas islamin olmasa olmazlarını batılı milletler uyguluyor.

    Müslüman kadinlarda evlere şenlik, kendi vazifeleri olan çocuk eğitimini babaya bırakiyorlar, zaten babada kendi babasından gõrdüğünü iyi bir sey zannederek çocuklarına uyguluyor.
    Erkekler yaparsa el kiri kizlar yaparsa namusuz oluyor.

    Hele bizim osmanlıdan miras kalmiş Türkiye Cumhurriyetindede devam ettirilen yüz karası “ZİNA” sertifikasi ile sertifikasız erkeklerle zina yapan kadınlardan vergi alan devleti değil islam hiç bir din kabul etmez! Ama biz kabul ediyoruz! Hemde o paralarla cami dahi yaptıriyoruz.
    Elehemdūlilah Müslūmanız ya;

    Dünyadaki Müslüman devletlerinin liderleri hepsi Din cambazları, Dini yaşamaz ve yaşatmazlar! Fakat kullanmasını iyi becerirler.
    Türkiyede millet acından ölüyor, bunlar dünyaya şatafatlı camiler yaptırıyorlar!
    Peki bunu neden yapiyorlar? Kendilerine dişarda yatırım yapmak için.
    Yolsuzluk, hırsızlık ile köşe dönmenin bir numaralı kullanma aracı Din satişı.
    Sağlıklı ve mutlu kalin.

    • Nurdan hanım merhaba. Durum yazdıklarınız gibi maalesef. Öyle olunca da bu tür defektli toplumlardan kalitesiz yönetimler ortaya çıkıyor. Bırakın yeni bir medeniyet oluşturabilmeyi, dünyaya katkı bile verilemiyor. Kolay gelsin.

  3. Adelina hanım ;çok güzel makul ve nazik yazıyorsunuz.İşinizin çok zor olduğunu da biliyorsunuz. Allah size ve kaleminize güç versin ,biz okuyanlara da akıl insaf hakikata karşı saygı ve merhamet versin .Ne mutlu orta halli olanlara selamlar.

    • Yakup bey valla yukarda nurdan hanımın yazdıklarını, onları da aynıyla onaylayan sayın yazarın cevabını görünce ve sizin yorumunuza bakınca duanızın özellikle “okuyanlara da akıl insaf” dileyen kısmına amin dememek ne mümkün..!

  4. Örnek olarak verdiğiniz ülkelerin islami veya demokrasi olmasa bile bir tarifi var ama ben hala Türkiye’nin idari tarzının ne olduğunu anlayabilmiş değilim.yıllarca devlette bir yerlerde çalışmama rağmen ortada bir kurum(lar) ve kural(lar)manzumesi göremiyorum.Yani şu anki idare sistem(sizliği)imiz ne deveye benziyor ne de kuşa.Bahsettiğiniz cami cemaatı ya da yönetimi tam olarak şartsız bir şekilde destekleyen Sivil Devlet Kurumları özellikle mevsim gereği gaz ve elektrik fiyat düzenlemelerinden inim inim inliyorlar ama 12 adayı,Libya’yı,Suriye’yi Osmanlı topraklarına katacakları günleri can havliyle bekleyip Diriliş,Payitaht dizileri ve Barbaros hayrettin Paşa hikayeleriyle meşguller.

    • Kazım bey tepkiniz bence gayet yerinde; sayın yazarın saydığı bölge veya ülkelerin hangisinde ve ne zaman bir islam devleti(iran gibi bişey heralde?)kurulmuş ben hatırlamıyorum, bildiğim kadarıyla afganistan ve ırak yıllardır amerikan tarzı demokrasiyle yönetiliyor; suriyede ise rus tarzı demokrasi her devirde geçerliydi, kafkaslar zaten öyle..! Yalnız türkiyenin yönetim şekli ve idari sistemiyle ilgili kafakarışıklığınız sadece size mahsus değil kelli felli parti liderlerinde bile olan bi durum; en güzeli açıp tc anayasasından ilgili maddeyi bi kerecik olsun okumaktır, kolay gelsin…

    • Kazım bey merhaba. Değerli katkılarınız için teşekkür ederim. Kurulan onca büyük devlete rağmen geride kalan koca bir sıfır olmuş. Haysiyetsizce bir hayatı marifet sayan toplumlar ve insanlar yaratmışız, bütün coğrafyalarda. İnsan olmak nedir tanımlayamamışız. Üstelik en son dinin şerefine ermişler olarak. Kolay gelsin.

  5. Sayın yazar hangi avrupa ülkelerinde başörtülü kızlarımızın rahatça öğrenim gördüğünü de açıklarsa daha güzel olurdu..?

  6. Biz yeni bir pars/fars yazısı beklerken iran ve abd arasındaki kayıkçı kavgasının bikaç gün içersinde sönüvermesinden olsa gerek bambaşka bir konuyla burun buruna geldik. Araya giren elazığ depremi her ne kadar canımızı yaktıysa da, kosova başbakan yardımcısının tc dışişleri bakanına hitaben “deprem bölgesindeki güvenliği sağlamak için askeri yardım” önermesi de bi o kadar can sıkıcıydı; utanmaz herif..! Yetmiyormuş gibi şimdi de demokrasi terbiyesi veren bir başka can sıkıcı durumla karşı karşıyayız; sayın yazarımız bir bayan olarak türk demokrasisinden bahsederken türk kadınının birçok avrupa ülkesinden çok daha önce kendi demokratik haklarına kavuştuğundan bile bihaber görünüyor..! Üstüne üstlük bir de demokrasi dersine girişte çoğulcu demokrasimizin tek adam demokrasisi olduğunu da eklemiş ki evlere şenlik; en azından “azınlık diktasından iyidir” heralde..?

  7. Adelina hanım bizde genellikle demokrasi batıdan geldiği için makbul sayılmıyor.Ama yerine koyacağımız sistemi ne biz nede İslam ülkeleri bulamadık.Eleştiri yapınca fitne çıkarmayın deniliyor.Aslında kime göre fitne çıkardığımızda belli değil.Siyasi partiler içinde olsun,cemaatler içinde olsun,stk lar içinde olsun hesap sormaya kalktınmı fitnecisin hainsin.Bu durum soldada var sağdada var.Biz aslında samimi değiliz.KHK larla bir sürü insan atıldı,bir sürü vakıfa el konuldu,İstanbul şehir üniversitesi ve vakfı gündeme gelince bazıları seslerini yükseltmeye başladı.Oysa Rabbimiz buyuruyorki bir kişiye veya bir topluluğa kininiz sizi adaletten alıkoymasın.Gelir adalesizliği hat safhada.Yine peygamberimiz [sav] veda haccında işverenlere çalışanlarınıza yediğinizden yedirin buyuruyor.Her cuma imam Allah cc adaleti emreder diye seleniyor.Bu durumda Adeline hanım ben nasıl davranacağımı şaşırdım.Allahım bütün inananları ve beni rızanı kazananlardan eyle diye duacıyım.

    • Halil bey merhaba. Para karşılığı ona buna hakaret eden insanların olduğu bir toplumda yaşıyoruz. İyilerin ayakta durması kolay değil. Vatanın bekasını korumak zorundayız. Bu milleti parçalatmayacağız. Demokrasi ve özgürlükler hep birlikte geleceğimizi müşterek şekillendireceğimiz önemli iklim olacak. Kemik için havlayan-saldıran köpeklere bu vatanı bırakırmıyız? İster Türkiyede ister Balkanlarda olsun. Bırakmayız. Bölücülere, hainlere, vatan düşmanlarına terk edilir mi bu meydan Allah aşkına. Terk edilmez. Onlar emperyalizmin Türkiyeyi bölme planının taşeronları olmaya devam etsinler bakalım. Kolay gelsin.

    • Halil bey demokrasi batıdan gelmiş de ne olmuş, alt tarafı yunanistandan gelmiştir diiycem, yav zaten coğrafi olarak demokrasinin vatanında, hatta kalbinde yaşıyoruz, güldürmeyin insanı; avrupanın yarısı daha 1990dan itibaren demokrasiyle tanışmış oldu, siz de milli iradeye sahip çıkmak için kendini darbeci tanklarının önüne atan asil türk milletini mi beğenemiyorsunuz..?

  8. Bize göre DEMOKRASİ sadece ve sadece İslam düzeninde, Kur’an düzeninde yani Adil Düzen sistemimizde var…
    Batıda ve dünyada hiçbir yerde demokrasi yoktur, demokrasinin uygulama olarak sadece sahtesi vardır, çünkü “ekseriyet demokrasisi” yani yüzde 51-49 uygulaması bize göre kesinlikle demokrasi değildir, Sömürü Sermayesi’nin beş asırdır bütün dünyayı uygulattığı sömürme dayatmasıdır…
    Detayları ve bilgilenmeyi arzu edenler, bu ve benzer konulardaki yarım yüzyıllık çalışmalarımıza yayın sitemizden http://www.akevler.org ulaşabilirler…
    Ve’s-SELAM/BARIŞ mea’d-DUA…

    • Reşat bey o yazdığınız sözde Müslümanların tahakküm için uyguladığı çoğunlukçu demokrasi. Adaletli insan, gerçek Müslümanlar katılımcı demokrasiyi oluşturmaya çalışıyor. İnsanlık bunun kavgasını veriyor. Sizin dediğiniz ancak eğitimsiz, merhametsiz, diktatörlük hevesleri kursaklarında olan, halkın ve milletin servetlerini tahakkümle çalmaya gayret eden insanların olduğu ülkelerde oluyor. Açık toplumlarda, hukukun egemen olduğu toplumlarda, halkın yönetime doğrudan da katıldığı toplumlarda, gerçek müslümanların olduğu toplumlarda, fazilet, insanlık, hakkaniyet katılımcı demokrasi ile adalet dağıtılmaya çalışılıyor. Tıpkı Osmanlının Balkanlarda kurduğu adil sistem gibi. Kolay gelsin.

      • Sayın yazarın yorumcu rne ye cevaben yazdığı “Tıpkı Osmanlının Balkanlarda kurduğu adil sistem gibi.”ifadesi, kazım beye verdiği cevaptaki iddiasıyla tamamen çelişiyor gibi: “Kurulan onca büyük devlete rağmen geride kalan koca bir sıfır olmuş. Haysiyetsizce bir hayatı marifet sayan toplumlar ve insanlar yaratmışız, bütün coğrafyalarda. İnsan olmak nedir tanımlayamamışız.” Tutarlılık önemlidir.

  9. Hadis:
    “Kişinin namazına, orucuna bakmayın; konuştuğunda, doğru konuşup konuşmadığına, kendisine emniyet edildiğinde, güvenilirliğini ortaya koyup koymadığına; dünya kendisine güldüğünde, takvayı elden bırakıp bırakmadığına (menfaat anındaki tavrına) bakıp öyle değerlendirin.” (Kenzul-Ummal, h. No: 8435)

    “Kişinin namazı, orucu sizi aldatmasın. Dileyen oruç tutar, dileyen namaz kılar. Fakat güvenilir olmayanın dini de olmaz.” (a.g.e., h. No: 8436)

    Din Samimiyet ister.

    Ancak ihlâs sahibi olanlar kurtulur.

    Bu hakîkat, Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle beyân edilir:

    “(Azâbdan) ancak Allâh’ın hâlis kulları istisnâ edilecek…” (es-Sâffât, 40)

    “Ey îmân edenler! Siz kendinize bakın. (İhlâs sahibi olun ve cemâat hâlinde bu halinizi de muhâfaza edin! Böyle yaparsanız), size, doğru yoldan sapan kimse zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allâh’adır. Artık O, size yaptıklarınızı bildirecektir.” (el-Mâide, 105)

    İhlâs, niyetlerin temiz ve samîmî olmasıdır ki, ibâdetlerin sıhhat ve bereketi buna bağlıdır.

    Yazının Devamı:
    https://www.ocakmedya.com/dini-degil-din-algimizi-degistirmek/

    • Yusuf bey merhaba. Değerli katkılarınız için teşekkür ederim. Hadis diye belirttiğiniz sözler, her aklı başında insanın değer vereceği, düşüneceği ve tavsiyede bulunacağı sözler. Bütün bunlar özgür bireylerin oluşturduğu demokratik toplumlarda daha mükemmel ve gerçekçi yaşanabileceği yönünde. Demokrasi olmadan kaliteli müslüman toplum olunması çok zor. Kolay gelsin.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here