Denizde balık olmak

0

Ege veya Akdenizde denize atlayıp yavaş yavaş su üstüne çıkmaya başlayınca insan bir renk cümbüşünün içinde kalır. Egenin mavi, turkuvaz ve yeşil renkleri dipte daha koyudur. Hava kabarcıkları eşliğinde yukarı doğru süzülürken bu inanılmaz renklerin içinden geçersiniz.

Akdenizde ise mavi rengin tonları arasından su üstüne çıkılır. Bu iki denizde de dalışları yıllarca gerçekleştirmiş bir kişi olarak dipten yukarı doğru çıkmanın verdiği zevki o renkler arasından geçmenin yarattığı mutluluğu ancak deneyerek edinebilirsiniz diyebilirim.

Bugünlerde Akdenizde dalış yapıp su üstüne çıktığınızda ilk göreceğiniz Papa Francesco‘nun Kıbrıs’a doğru yol alan uçağıdır. 2-6 Aralık 2021’de Kıbrıs Rum kesimi ve Yunanistan’ı ziyaret etmekte olan 85 yaşındaki Papa Francesco’nun amacının göçmen sorununa dikkati çekeceği Katolik ajanslarda yer almakta. Kıbrıslı Katolikler, nüfusun % 4,75’i yani 38.000 kadar. Kıbrıs, Ortodoksların  çoğunlukta, Katoliklerin ise azınlıkta olduğu bir ada. Katolikler o kadar az ki ne bir piskopos ne de bir din adamı var. Kudüs’deki Latin Katolik Kilisesi Vikarı Fransisken tarikatı üyesi Polonyalı Peder Jerzy Kraj aynı zamanda Kıbrıs’dan da sorumlu Katolik din adamı. Kıbrıs Rum kesiminde ayrıca çoğu Lübnanlı olan Katolik Maroni cemaati de var. 1975’teki Lübnan savaşından sonra Maroni Katolikler Kıbrıs’da sayıca artmış ve 2019’da Maroni Katolik sayısı 13.000’e ulaşmış. Maronilerin en büyük istekleri ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kalan çok kutsal saydıkları bir kiliseyi ibadetleri için kullanabilmek. Katolik Ermeniler ise Kıbrıs’a Birinci Dünya Savaşı, Filistin’in 1948’de bölünmesi ve 1975 Lübnan savaşından sonra Adaya gelenlerden. Sayıları bugün 3000-4000 civarında. Kıbrıs’da en kuvvetli ve cemaati en fazla olan Kilise Ortodoks Kilisesi. Kıbrıs Ortodoks Kilisesi Ortodoks Kiliseler arasında son sıralarda gelen otosefal yani özerk bir Kilise. Birinci sırada İstanbul’daki Fener Ortodoks Patrikhanesi ” Eşitler arasında Birinci” (Primus İnter Pares) Kilise. “Evrensel Kilise” savı olan Katolik Kilisesinin ruhani lideri Papa Francesco da Ada’da barışın tesisi konusuna atıfta bulunacağı şüphesiz.

Kıbrıs 1570 -1878 arasında Osmanlı yönetiminde kalmış. Bu dönemde Adadaki Fransisken tarikatı Katoliklerden sorumlu olmuş. Fransisken tarikatı, bugün Cizvit tarikatına bağlı Papa Francesco’nun ruhani olarak ismini aldığı Aziz Francesco’nun kurucusu olduğu tarikat. 1878’den 1960’a “Kıbrıs Cumhuriyeti“ olarak bağımsızlığına kadar İngiltere’nin yönetiminde kalan Adaya  İngilizlerin de göç etmesi sonucu Anglikan Kilisesi de açılmış.

Kıbrıs’ı 2010 yılında ziyaret eden o zamanki Papa XVI. Benedikt ise bu ziyaretin Adayı hristiyanlaştıran Aziz Paul ile Havarilerden Aziz Lazarus ve Aziz Barnabas’ın izinden gitmek amacıyla yaptığını duyurmuştu.

Papa Francesco’nun bu ziyaretinin ise göçmen sorununa dikkat çekmek amacıyla yapıldığı Katolik medyada yer aldı. Onu karşılayanlar arasında bulunan Vatikan nezdindeki Kıbrıs Rum Kesimi temsilcisi George Poulides‘i ise son 30 yıla yakın bir süredir Vatikan’da görev yapan ben dahil Türk diplomatları tanır. Geniş bir çevresi, sempatik kişiliği ile sevilen bir diplomattır. Aynı zamanda da Vatikan nezdindeki büyükelçilerin duayenidir. Ziyaret vesilesiyle verdiği röportajda, KKTC’ndeki ibadet yerlerinin durumu ve tahrip edilen veya kaybolan dini objelerden, 1974 müdahalesinden söz etmiştir.

Papa 4 Aralık’ta da Yunanistan’a giderek başta kendisini karşılayacak olan Patrik Bartholomeos ile görüşecektir. Papa XVI. Benedikt’in 2010 ziyaretinde Ortodoks Kilisesi çevrelerinden ziyaretle ilgili ağır eleştiriler yapılmıştı. Ancak bu ziyaretlerin “dostlar alışverişte görsün” kabilinden yapıldığı konusunda şüphem yok. Katolik Kilisesinin “Ortodokslarla birleşme” yani burada birleşme anlamına gelen ekümenizm hayalleri halen Katolik Kilisesinin temel ilkelerinin başında gelir.

Papa Francesco‘nun, Avrupa’daki en büyük göçmen kampının bulunduğu Midilli (Lesbos) adası ziyareti ile Suriye ziyaretinde yaptığı gibi birkaç göçmen Müslüman aileyi de İtalya’ya götüreceği gelen haberler arasında.

Akdenizde yüzerken Doğu Akdenize bakarsanız göreceğiniz manzara, ABD ve Rusya‘nın Suriye ve Kürtler arasında bir anlaşma sağladığı yönünde. Ayrıca Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri Suriye’nin bir an önce Arap Ligine dönmesi için büyük kulis yapıyorlar. Türkiye ise yine masada yok. Halbuki Türkiye’nin bölgede oyun kurucu olması gerekirdi. Türkiye şu sıralarda Türk Lirasının dalgalanan değeri konusunda  “dış güçlere karşı ekonomik kurtuluş savaşı” ile meşgul.

Bu ara sakın Karadeniz’in serin ve ismi gibi kara sularında yüzeyim demeyin. Zira Ukrayna ve Rusya’nın arasındaki gerilim artarak sürüyor. Bu nedenle Karadeniz siyasi bakımdan etrafımızdaki en sıcak deniz. Buna bir de ABD’nin Karadenize çıkan savaş gemileri ile Ukrayna’yı destekleyen ve Rusya’yı tehdit eden mesajları eklenince bu sularda hiç yüzülmez. Karadenizde suların durulmayacağı, hatta 2022’de, Ukrayna’nın Rusya tarafından işgal edileceği olasılığı ABD’li dış politika uzmanlarınca dile getiriliyor.

2014 devriminden sonra batı ile yakınlaşmak isteyen Ukrayna’nın bu girişimleri üzerine Ukrayna’ya bağlı Kırım’ın tartışmalı bir referandum ile Rusya’ya bağlanması gerilimin temelini teşkil etmiştir. Bunu takiben Donbas (Donetsk) ve Luhansk bölgelerinin Rus yanlısı ayrılıkçılar tarafından kontrolü gerilimin daha da artırmıştır. 1991’de, Rusya’dan bağımsızlığını ilan eden Ukrayna’nın ve dolayısıyla Kırım’ın kaybı Rusya tarafından büyük bir hezimet olarak kabul edilmişti. Zira Ukrayna’nın doğusu sanayi bakımından çok zengin bir bölge. O nedenle bu bölgenin kaybı Rusya için bir yıkım olarak görülmüştü. Kırım ise Rus donanmasının Karadenizdeki en kuvvetli üssü idi.

Tekrar Egeye dalacak olur ve başımızı denizin üstünden Yunanistan’a çevirecek olursak Yunanistan’la olan sınırlarımızda ABD askeri varlığı ile karşılaşırız.

Avrupa’nın en büyük sıkıntısı göçmen sorunu. Belarus Cumhurbaşkanı Lukaşenko, batıyı ülkesi üzerinden Avrupa’ya Afrikalı göçmenleri göndermekle tehdit ediyor. Yunanistan sınırımıza göçmen geçişini önleyecek yüksek duvar inşa etmekle meşgul. Türkiye’de ise göçmen sayısının 5-6 milyon civarında olduğu yazılı ve görsel medyada yer alan haberlerde kayıtlı.

Yine en iyisi Ege sahillerinde yüzmek ve önümüzdeki yazı beklemek.

Önceki İçerikFincancı Katırları…
Sonraki İçerikHayata nasıl tutunacağız şaşırdık kaldık
Ocak 2019'da emekli olmuştur. Dışişleri Bakanlığı Statejik Araştırma Merkezi Başkan Yardımcılığı ve Başkan (2011- 2012). Vatikan Büyükelçiliği Birinci ve daha sonra Elçi Müsteşar (2006-2011). Protokol Daire Başkanı (2001-2005). İsveç Stokholm Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı (1998-2001). Slovenya Ljubljana Büyükelçiliği Müsteşarı (1996-1998). Boru Hatları ve Enerji Dairesi Başkanı (1994-1996). Kafkas İşleri Dairesi Şube Müdürü (1992-1994). Hollanda Deventer Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı (1988-1992). Enformasyon Dairesi Başkatip (1986-1988). Endonezya Cakarta Büyükelçiliği İkinci Katip (1984-1986). Londra Büyükelçiliği İkinci Katibi (1980-1983). Kıbrıs Siyasi İşler Dairesi İkinci Katip (1978-1980). Papalık Gregoryen Üniversitesi Temel Teoloji Lisansı Diploması(2007-2010). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü SBF Master Derecesi (1988). Basılı Tez: “İngiliz İmparatorluğundan Commonwealth'e:İki Dünya savaşı Arasında Çanakkale Krizi 1919-1939”. "London School of Economics"'de misafir öğrenci (1988). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Lisans Diploması (1976). Ödüller İtalya Cumhurbaşkanı G. Ciampi tarafından Ankara'da tevdi edilen “Şövalye” ünvanı (Cavallieri Stella Stara per la Solidarita Italiani) Eylül 2005. İran Büyükelçisi Dowlatabadi tarafından tevdi edilen Humeyni Altın Nişanı Eylül 2005. Dinlerarası diyaloga katkılarından dolayı Papalık Tiberina Akademisi Şeref Üyeliği Kasım 2007. İngilizce, Maley dilleri (Bahasa Endonezya ve Maley) İtalyanca bilmektedir.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here