Derin Devlet konuşuyor, görünen devlet susuyor belki de ürküyor

0

Bu ülkede kimin ayağına bassan o konuşmaya başlıyor.

Çeyiz sandıklarında günü geldiğinde orta yere sermek için saklanan çok şeyler var.

Nasırına basılmadıkça da herkes sus pus.

En son nasırına basılan Sedat Peker.

Resmi makamlar, açıklamalarında onun için “organize suç çetesi sözde yöneticisi S.P” diyor.

Oysa Peker, daha birkaç yıl öncesine kadar Cumhur İttifakı’nı desteklediğini açıklıyor, Bozkurt ve Rabia işareti eşliğinde miting yapıyor, silahlanma çağrısı yapıyor, insanları bayrak direklerine asmakla tehdit ediyor ve kimseler de ses çıkarmıyordu.

Kendimi zorlayarak bir videosunu izleyebildim.

YouTube kanalından seriye bağladığı çekimlerine devam ediyor.

Susmayacağım; konuşacağız diyor.

Yapılan haberlerden biliyoruz.

‘Özgür Basın’ın ilgi alanına girmese de kendini özgür sanan basının dilinde.

İddialar hakkında hergün savcılar göreve davet ediliyor.

Anlattıkları gerçekten dikkat çekici ama ne siyasetin ne de kamuoyunun gündemine yeterince oturmuş değil.

Virüs başta olmak üzere daha önemli konulardan olsa gerek.

Bozkurt işaretiyle başlayıp Rabia ile devam edip orta parmağını kurban edecek noktaya nasıl geldiğini elbette bilmiyorum.

Hayat hikayesi hiçbir zaman ilgimi de çekmedi.

‘Derin Devlet’ten bahsediyor.

Başının da Mehmet Ağar olduğundan.

Mehmet Ağar deyince de hemen akıllara Susurluk düşüveriyor.

Ağar’ın oğlundan, cinayetten, uyuşturucu kaçakçılığından söz ediyor.

İsimler veriyor.

Kuş olmayan Pelikan’ı da gündeme taşıyor.

Ortaya attığı iddiaları, resmî kurumlar birbiri ardına açıklama yapıp yalanlıyor.

Ancak o, iddialarında ısrarlı.

Parmaklarını tek tek göstererek yalan çıkması halinde kurban vereceğini söylüyor.

Sürekli “Bana yanlış yapıldı” diyor.

“Aslandan kurban olmaz” diyor.

Bir başka organize suç örgütü elebaşısı Alaattin Çakıcı ile Sedat Peker arasında bir ara “etek giydirme” tartışması yaşanmıştı.

Malumunuz Çakıcı, CHP liderini tehdit edince MHP lideri “Alaattin Çakıcı benim dava arkadaşımdır” demişti.

Sayın Bahçeli, bununla da kalmayıp Çakıcı’nın içerden çıkması için yoğun bir gayret göstermişti.

Kendini milliyetçi ve ülkücü olarak tanımlayan Sedat Peker’in konuşmaları hakkında bir değerlendirmesi olup olmayacağını zaman gösterecektir.

6 ay önce organize suç örgütü liderliğinden hüküm giyen Alaattin Çakıcı, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, emekli Korgeneral Engin Alan ve emekli Albay Korkut Eken Bodrum’da bir araya gelmiş ve fotoğraf çektirmişlerdi.

Zaman hızlı akıyor ama değişim Türkiye’ye bir türlü uğramıyor.

Derini, devletini takip ediyor.

Milliyet gazetesi 2002 yılında bir haber yapmış.

Sedat Peker bir internet sitesi açmış ve bunu da 1500 kişinin katıldığı davetle kutlamış.

Gecede Susurlukçular, sanatçılar ve siyasetçiler de varmış.

Davetlilerin tamamına, 14 ayar altından bir rozet hediye edilmiş.

Haberin detaylarına girmeyeceğim.

Merak edenler bu linkten bakabilir: (https://www.milliyet.com.tr/gundem/peker-cagirdi-unluler-kostu-246536 )

Davete katılanların isimlerini okuyunca işte Türkiye diyorsunuz.

İçişleri Bakanlığı, 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişimi sonrasında 348 organize suç örgütünün çökertildiğini açıkladı.

Organize suç örgütlerinin son kalıntılarını da 2021 yılında tamamen bitirme kararlılığında olunduğu belirtildi.

Açıklamada, “Hakkında Kırmızı Bülten talep edilen organize suç çetesi sözde yöneticisi S.P’nin yurt dışından sosyal medya üzerinden gerçekleştirdiği yayınlardaki iftira ve ithamları, güvenlik güçlerimiz ve devletimiz üzerine yeni bir organize suç faaliyeti olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle anılan kişi, ülkemize getirilip adalete teslim edilinceye kadar sürecin takibi sağlanacaktır.” denildi.

Gazeteci-yazar Abdurrahman Dilipak, “Peker’in açıklamaları Wikileaks’dan daha beter vurdu. Bu süreç Ankara’yı da vurur. Bu işten sadece AK Parti değil, diğer partiler de payını alır. Bu işten Sermaye, siyaset, bürokrasi, STK’lar, Media herkes payına düşeni alır. Mafia deyip geçmeyin. Bu iş yargıya da uzanır, akademiye de, dahasını da söyleyeyim Cemaat yapılarından bazılarına da ulaşır. Cemaat denen yapılar içinde yer alan bazı gruplar eskiden beri uluslararası istihbarat örgütleri, derin yapılarla hep kol kolaydılar. Bu konuşanları susturmak çözüm değil artık. İddiaların üzerine gitmek gerek, üzerini örtmek değil. Şimdi tevbe zamanıdır.” diyor.

“Ne dediğimiz kimleri kastettiğimi bilen bilir. Eğer temizlik istiyorsak kendi nefsimizden, en yakın çevremizden başlayacağız.” diye de ekliyor.

Bir temizlik olur mu; olursa nasıl olur?

Hesabı kim öder?

Masadan sağ kalkmayı kimler başarır?

Bilemiyoruz.

Ancak Peker, pimi çekilmiş el bombasını ortaya yere bıraktı.

Dilipak’ın dediği gibi kimse bundan sonra bir şey olmamış gibi yoluna devam edemez.

Önceki İçerikTürkiye’de Mafya Yapılanmasının Tarihi ve Oluşumu
Sonraki İçerikYine boşuna mı kapandık?
1978 yılında Erzurum'da dünyaya geldi. Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Tv ve Sinema Bölümü mezunu; Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu; Atatürk Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu mezunu. 2001 yılında gazetecilik hayatına başladı. Erzurum'daki yerel gazetelerin çeşitli birimlerinde 3 yıl çalıştıktan sonra Diyarbakır ve Ankara'da Parlamento Muhabirliği başta olmak üzere çeşitli alanlarda 11 yıl gazetecilik yaptı. 2017 yılından itibaren ise Ocakmedya'da yazmaya başladı. Halen Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümünde Yüksek Lisans yapmaktadır.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here