“Dert etme Dua et”

0

Dua kelimesi, “çağırmak, seslenmek, istemek; yardım talep etmek” mânasındaki da‘vet ve da‘vâ kelimeleri gibi masdar olup, “küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya vâki olan talep ve niyaz” anlamında isim olarak  kullanılır.

İslâm literatüründe ise Allah’ın yüceliği karşısında kulun aczini ve fakrını itiraf etmesini, sevgi ve tâzim duyguları içinde lutuf ve yardımını dilemesini, kulun  istek ve arzularının, Yüce Allah tarafından yerine getirilmesi daveti ve talebini ifade eder.

Kulunun davetine icabet eden yüce Allah duaları kabul kapısını her zaman açık tutmaktadır.

Mümin sûresinin 60. ayetinde yüce Allah; “Rabbiniz şöyle dedi: Bana dua edin, duanıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir” buyurmak suretiyle kulun dua etmesi hâlinde Allah’ın kabul edeceğini vaat etmiştir.

Böylece ne zaman dua yapılacağı konusunda herhangi bir ayırım yapılmamıştır.

Yüce Allah insanı hatasıyla kabul ettiğini, duasını kabul edeceğini açıklamakla insanlara olan rahmetini göstermektedir.

Bu husus Bakara suresinin 186. ayetinde; “Kullarım, beni senden sorarlarsa (bilsinler ki) gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler” şeklinde ifade edilmektedir.

Bu ayette Allahu Teala’nın özellikle biz kullarına çok yakın oluşu dile getirilerek bu anlayışla rabbimize yönelmemiz gereği üzerinde durulmuştur. Bu kadarıyla da kalmayıp “Dua edenin duasını kabul ederim” açıklamasıyla da insan için fırsatların devam ettiği, kurtuluşun Allah’a yönelişte olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Bizler dua kapılarının açık olduğunu unutmamalıyız. Hatta hatamızı anlayıp Allah’a yöneldiğimiz zaman ayrı bir değer de kazanmaktayız. Furkân suresinin 77. ayetinde; “(Ey Muhammed!) De ki: Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin.” buyurulması da duanın önemini, hatta hayatın bir parçası olduğunu göstermektedir.

Dua hem kişinin kendi istek ve arzularıyla hem de karşılaştığı olaylarla ilgili olabilir. Hangisi olursa olsun duada samimiyet esastır.

Peygamber efendimizin ibadetin özü olarak tarif ettiği Dua, kulun  yaratan Allah ile olan yakınlık ve münasebetidir. O halde her zaman bu yakınlık canlı tutulmalıdır. İnsanın insana olan ilgisi nasıl sadece ihtiyacı olduğu zaman hoş karşılanmaz ise kulun da yalnızca zorda kaldığı durumda duaya yönelmesi hoş bir şey olmaz.

Dua; kul ile Allah arasında olması gereken en önemli bağdır. Ama insanlardan bazıları buna daima ihtiyaç duyup dua ve ibadetten kopmazken bazıları yalnızca sıkıntılı ve problemli olduğu zamanlarda duayı araç olarak kullanıp Allah’a yalvarmaktadırlar.

Nitekim “İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, rablerine yönelerek ona dua ederler. Sonra Allah onlara kendinden bir rahmet tattırınca da, bir bakarsın ki içlerinden bir grup Rablerine ortak koşuyorlar.” (Rûm, 30/33)

Kişiyi yalnızca içinde bulunduğu şartların yönlendirmesi hâlinde duaya yönelmesi insan için yeterli değildir. Hâlbuki insanın her zaman duaya ihtiyacı vardır. Yalnızca mecbur olduğu zaman dua eden insanın bu davranışı hoş karşılanmamaktadır.

Yukarıda zikredilen Rum suresinin 33. ayettinde “İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rablerine yönelerek dua ederler.” şeklindeki açıklama insanların acziyetinin, çaresizliğinin ifadesidir. Bu acziyet ve Allah’a karşı güçsüzlük hâli her zaman var olan bir durumdur.

Dolayısıyla bu bilinç ve anlayışla daima dua kapısı aralanmalıdır. Aksi halde Allah’a karşı samimiyet değil, adeta çıkarcılık anlayışı hâkim olmaktadır.

Bizler böyle olmaması gerektiğini bilmeli, Allah’ı unutmayıp hep bu gücü yanımızda hissetmeliyiz. Zararın giderilmesinin Allah’tan olduğu bilicine sahip olup,  Allah’ın lütfunu da unutmamalıyız. Şayet unutulursa ahirette bu gerçeğin ortaya çıkacağını hatırlamalıyız.

Bütün bu izahlar sonrasında aczimizi ve fakrımızı bilerek Allah’a yakınlık oluşturan kulluk bilincimizi ve ibadet hayatımızı başta dua ile daima canlı tutmamız gerekmektedir.

Kul Allah’a daima muhtaçtır. Bu nedenle her zaman O’nun yardımını dilemeli ve isteklerini O’na sunmalıdır. Çünkü Allah yaratıcıdır, kul ise yaratılandır.

Onun için  “Dert etme Dua et”…

Kaynak: İslam Ansiklopedisi “Dua” mad; Diyanet, Kuran’dan Öğütler-II,22.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here