DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan: Hiç kimse Meclisi kendi partisinin dar çıkarları için kullanamaz

0

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, T24 Canlı Yayınında konuştu. “Pandemi sürecinin yönetilmesinde mutlaka yerel yönetimler işin içinde olmak zorunda. Merkezi yönetim, yerel yönetime ilkeleri çizmeli ve sonra onları denetlemeli. Hükümetin bu ülkenin insanlarına güvenmesi lazım. Ben her şeyi herkesten daha iyi bilirim anlayışı çok yanlış.” diyen DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, şunları söyledi:

“Herkesin risk altında olduğu salgın gibi bir konuda mutlaka toplumsal mutabakat aranması gerekiyor. İktidar dar bir kadro ile tek bir karar mercii ile yönetiyor. Salgın krizi kesin ve yaygın bir sokağa çıkma yasağı ile çözülebilecekse ekonomideki etkileri de kısıtlı tutulabiliyor bununla ilgili çalışmalar da var.

İnfaz yasası maalesef tek bir perspektiften hazırlanmış bir yasadır. Hırsızlar, kaçakçılar serbest bırakıldı ancak düşüncesini ifade edenler hâlâ hapiste. Partilerin yakın çevresine ve onların çıkarlarına dönük böyle bir düzenleme kabul edilmez. Kimse TBMM’yi kendi partisinin çıkarlarına göre kullanamaz. Hırsızlar, yolsuzluğa bulaşanlar, kaçakçılar serbest bırakılmış durumda. Sadece düşüncesini ifade ettiği için hapse giren vatandaşlarımız hala içeride. İnfaz yasasında yapılan son düzenleme adalet kavramından tamamen uzak. Belli bir yönetici kadronun ‘kimi serbest bırakıp, kimi içeride tutalım’ diye hazırladığı bir tekliftir.

Meclis tamamen devre dışı bırakılmıştır. Kararlar muhalefetin ve STK’ların değerlendirmesine müsaade edilmeden çok hızlı çıkarılıyor. Hiç kimse TBMM’yi kendi partisinin dar çıkarları için kullanamaz. Maalesef şu andaki yönetim sistemi Meclisi neredeyse tamamen devre dışı bırakmıştır. Meclis sadece dar bir kadronun, tek bir karar merciinin arzusunu yerine getirme makinası değildir. Böyle bir meclis kabul edilemez.

Türkiye’de şuan bir yönetim krizi vardır. Alınan bütün kararlarda istişare mekanizmalarını çalıştırmak şarttır. Eğer bu yönetim tarzı düzeltilmezse, güçlendirilmiş bir parlamenter sistem getirilmezse Türkiye’nin içinde bulunduğu sıkıntıları aşması çok çok zor. Ortak akıl oluşturmak lazım.

Türkiye ekonomisi için 0 ile yüzde 5’lik küçülme tahminleri var. Tahmin aralığının genişliği hükümetin ne yapıp ne yapmayacağı konusundaki belirsizlikten kaynaklanıyor. Salgından önce de ciddi bir güven sorunu vardı. Ekonomi demek, güven demek. Güvenin olmadığı ortamda dünyanın en iyi iktisatçılarını da getirseniz, en iyi programı da uygulasanız faydası olmaz. Türkiye döviz kaynağı bulamazsa kriz derinleşir.

Hiç kimse çıkıp da ‘Türkiye’nin sigortası benim’ demesin. Biz bize kuşkusuz yeteriz ama ne zaman yeteriz, ortak aklı çalıştırdığımız zaman yeteriz. Türkiye şu anda felç olmuş durumda, paralize olmuş durumda.

TBMM’nin 100. yılını kutlayacağız. Savaş yıllarında bile her şeyi ben bilirim diye bir şey yoktu. Atacağı her adımda siyasi meşruiyet arayan ve bir hukuk zemini arayan bir yönetim anlayışı vardı. Savaşın ortasında bile o Meclis çalışmıştır. Savaş zamanı bile mecliste hukuk vardı.

Salgından önce de ciddi bir güven sorunu vardı. Ekonomi demek, güven demek. Güvenin olmadığı ortamda dünyanın en iyi iktisatçılarını da getirseniz, en iyi programı da uygulasanız faydası olmaz. Batı düşmanlığı, yabancı düşmanlığı şu anda bu iktidarı öyle bir köşeye sıkıştırdı ki söylemleri ile öylesine bir dar alana sıkıştılar ki çıkıp dışarıda ne olup bittiğine bakacak konuşacak kimsenin yüzü yok.

Kamu-özel ortaklığı proje, sürekli bir nakit akarı varsa yapılmalı. İhaleleri yaparken maalesef fırsat eşitliğiyle yapılmadı. Projeler pahalıya mal oldu, faiz maliyeti çok yüksek oldu ve bu milletin sırtına yük olarak bindi. Bu yıl 129 milyar faiz ödemesi olmasa şu anda bu kaynak ile neler yapılabileceğini bir düşünün.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here